05:20 27 Temmuz 2021
Canlı Yayın
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 10
    Abone ol

    Doç. Dr. Çağdaş Devrim Son, Kovid-19 hakkında ODTÜ’de gerçekleştirdikleri ilaç çalışmalarını ve İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Prof. Dr. Osman Küçükosmanoğlu ise İçişleri Bakanlığı’nın aldığı kararları RS FM’de Ali Çağatay’la Seyir Hali programında değerlendirdi.

    Orta Doğu Teknik Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Çağdaş Devrim Son, RS FM’de konuk olduğu Ali Çağatay’la Seyir Hali programında üniversitelerinde gerçekleştirdikleri ilaç çalışmalarını anlattı. 

    Yeni koronavirüsün bulaşmasını engelleyecek kimyasallar üzerinde çalışan Orta Doğu Teknik Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Çağdaş Devrim Son, yaptığı çalışmalarda gösterdikleri yaklaşımı “Bizim yaklaşımımız da mevcut kullanılmakta olan kimyasal moleküllerin bu hastalık üzerinde bir etkisi olup olmadığını araştırmak aslında. Kimyasal dediğimiz zaman biraz korkutucu olabiliyor. Çevremizdeki birçok şey kimyasal moleküllerden oluşuyor, koku molekülleri de bunlardan biri. Çiçeği kokladığımız zaman ya da bir parfümü kokladığımızda hissettiğimiz şey aslında bir kimyasal molekülün beynimizde uyandırdığı duygulardır. Bu koku molekülleri zaten kullanılan moleküller, eğer bunların virüs üzerinde bir etkisi bulunabilirse birçok çalışmayı hızlandırarak önleyici ya da ileriki aşamalarda bir ilaç olma olasılığı var diye düşündük” diye açıkladı. 

                                 

    ‘Bulduğumuz moleküllerin bir kısmı virüsün hücreye girişini, bazıları ise çoğalmasını engelleyecek potansiyele sahip’

    Buldukları moleküllerin bir kısmının virüsün hücreye girişini, bazılarının ise çoğalmasını engelleyecek moleküller olduğunun altını çizen Son, “Moleküllerin bağlandığı değişik proteinler var. Virüsün belli sayıda proteini var. Bunlardan bir kısmı virüsün hücrelere girişini sağlıyor. Bir kısmı da virüsün çoğalması için gerekli olan proteinler, bu virüs insanın içine girdikten sonra çoğalıyor ve insan hücrelerini öldürüyor. Bulduğumuz moleküllerin bir kısmı virüsün hücreye girişini engelleyecek potansiyele sahip. Bir kısmı da çoğalmasını engelleyecek moleküller. Bunların karışımının kullanılması öngörülüyor. Hem hücrelere girmesini hem de kendini çoğaltmasını engelleyecebilecek bir karışım kullanılması düşünülüyor. Böylece virüs sayısı azaltılarak insanda enfeksiyonun çok az düzeyde ya da hiç olmaması şeklinde bir öngörümüz var” dedi.

    ‘Güvenli bir doz bulunduğunda hastanede doktor gözetiminde kullanması mümkün olacak’

    Şu anda süren araştırma sürecinin insanlara zararı olmayan kimyasal molekülleri tespit etmek ve ‘doz belirlemeye’ yönelik olduğunu vurgulayan Doç Dr. Son “Bu zaten bir eleme yöntemi, ilk başta çok fazla molekülle başlanıyor. Bu kimyasallar insanlara verilmeden önce belirli deneylerden geçirilmesi gerekiyor ancak bunu binlerce moleküle yapmanız mümkün değil. Biz bunu eledikten, 5-10 moleküle indirdikten sonra hayvan, faz 1 ve faz 2 deneylerinin yapılması çok daha mantıklı bir süre içinde yapılabilecek düzeye geliyor. Şu anda o aşamadayız. Seçtiğimiz 10’a yakın molekül içinde insana zararlı olmayanları tespit ediyoruz. Bunların hiçbiri belirli dozlarda zararlı değil ama bunun belirli bir dozu olması lazım. Parfüm olarak ya da koku olarak kullandığınız doz sizi tedavi etmeye ya da korumaya yeterli mi, değil mi? Bunu şu aşamada bilemiyoruz. Eğer öyleyse çok rahatlıkla herkesin kullanabileceği moleküller bunlar. Tedavi edecek düzeyi yüksek dozlarsa bu faz 1 ya da hücre kültürü çalışmalarında çıkacak. Güvenli bir doz bulunduğunda hastanede doktor gözetiminde kullanması mümkün olacak” ifadelerini kullandı. 

    ‘Şu anda bizim istediğimiz doz ve hayvan çalışmaları Etik Kurulu onayı bekliyor’

    Etik Kurulu onayı beklediklerini söyleyen Son, denemeler sonrası yüksek doz gerektirmeyeceği ortaya çıkarsa kullanıma çok hızlı başlanabileceğini ifade etti. Son, umutlarının düşük dozda etkisini gösterebilecek bir molekül olması olduğunu söyledi ve aksi takdirde çalışmaların aylarca uzayabileceğinin altını çizdi: 

    “Birçok kişiye ulaşmaya çalışıyorduk. Biraz bu konularda çekingen davranılıyor. İnsan hayatı söz konusu sonuçta çok dikkatli yapılması gerekiyor, oldukça da maliyetli. Birkaç kişi bizimle haberlerden sonra iletişime geçti ve şu anda bizim istediğimiz doz ve hayvan çalışmaları Etik Kurulu onayı bekliyor. Ardından 5-6 molekül denemeye başlayacak. Yüksek doz gerektirmezse kullanıma çok hızlı başlanabilir. Eğer yüksek dozların gereksinimi ortaya çıkarsa, o biraz daha uzun sürecektir.

    ‘İnsana kullanılmak yerine ortam sterilizasyonu için kullanılabilir’

    Parfüm dozlarında ‘Bunu kullandığınız zaman yüzde yüz korunmayacaksınız belki ama bir miktar koruyuculuğu var’ dedikten sonra bugün bile kullanılabilir. Fakat bu çalışmalardan sonra bu dozun yetersiz olduğu çıkarsa ve yüksek dozlara çıkılması gerekirse bu aylar sürebilir. Umut ediyoruz ki düşük dozlarda da etkisini gösterebilecek bir molekül olduğunu düşünüyoruz. İnsana kullanılmak yerine ortam sterilizasyonu için kullanılabilir.”

    Prof. Dr. Osman Küçükosmanoğlu: Şu anki durumda fabrikalar çalışıyor, hastalık en çok işyerlerinde ve işçi sınıfının olduğu mahallelerde yayılıyor

    İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Prof Dr. Osman Küçükosmanoğlu ise katıldığı Seyir Hali’nde İçişleri Bakanlığı’nın Kovid-19’la mücadele kapsamında yeni aldığı önlemleri değerlendirdi: 

    “Bu alınan tedbirler önemlidir. Muhtemelen birkaç hafta içerisinde etkisini göreceğiz. Şu andaki bulunduğumuz durumda işçiler ve fabrikalar çalışmaya devam ediyor. Hastalık en çok işyerlerinde ve işçi sınıfının olduğu mahallelerde yayılıyor. Sosyo-Ekonomik destekle insanların kayıpları karşılanarak üretimin en az iki hafta tam kapanmasını önermiştik. En az 14 gün diyoruz, kuluçka süresini kapsayacak uzunlukta olmalı.14 gün sonrasında değerlendirmeyle uzatılabilir.”

    ‘Hastaneler bir aydan beri dolu, sağlık hizmetine ulaşamamak bir insan hakları ihlalidir’

    Prof. Dr. Küçükosmanoğlu, alınan tedbirlerin bir ay evvelden alınmış olmasının daha etkili ve yeterli olacağını söyleyerek “Bu tedbirler bir ay önce alınsaydı daha etkili ve yeterli olurdu. Bugün hastaneler bir aydan beri dolu, sadece İstanbul değil tüm Türkiye'de böyle. Ek yataklar konuyor. Bir sürü insan yatakların boşalmasını bekliyor. Hastaneye yatma fırsatı bulan herkesin iyileşmediğini aklımızda bulundurmamız lazım. Hastaneler kayıplarımızın bir kısmını önleyecek bir destek tedavisi ama hastalığın kesin bir tedavisi yok. Bu bir salgın hastalık, tedavisi olan bir hastalık değil. Yaptığımız destek tedavisiyle sadece ölümleri azaltabiliyoruz ancak bu tıkandığında kaybedebileceğimiz en fazla hastayı kaybetmeye başlayacağız demektir, bu gerçekten bir insan hakları ihlali. Sağlık hizmetine ulaşamamak bir insan hakları ihlalidir” diye konuştu. 

    ‘Aşı için 14 Aralık iyimser bir tahmin olur, umarım diyoruz’

    14 Aralık’ta yapılması planlanan aşı konusunda Prof. Dr. Küçükosmanoğlu, “Ümitli olmak lazım, gelecek olan aşının Çin aşısı ile anlaşma yapıldığı söyleniyor. Faz-3 dediğimiz insanlarda yan etkilerinin ve istenen etkisinin hangi boyutta olduğu bir yandan araştırılmaya devam ediliyor. Ortada acil bir durum olduğu için bu çalışmalar tamamlanmadan daha yaygın kullanılması konu olabilir, buna bilim insanları karar verecek. Bu işin önlenmesi için en önemli aracın aşılanma olduğunu biliyoruz, bu koşullarda aşılanma başlamalı. 14 Aralık iyimser bir tahmin olur, umarım diyoruz” dedi.

    Yazıda ifade edilen görüş ve düşünceler, Sputnik'in görüşlerini yansıtmayabilir.

    Etiketler:
    Yerli ilaç, Koronavirüs ilacı, Koronavirüs, Kovid-19, Ortadoğu Teknik Üniversitesi, İstanbul Tabip Odası, kapanma kararı, kapanma, Karantina, Kısıtlama
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın