01:46 23 Ağustos 2017
Ankara+ 15°C
İstanbul+ 19°C
Canlı Yayın
    IŞİD

    'IŞİD, Amerikan işgalinin bir ürünü'

    © AP Photo/ File
    Röportajlar
    URL'yi kısaltın
    Nikolaos Stelya
    0 92440

    Arap coğrafyası ve Osmanlı tarihi çalışmalarıyla ön plana çıkan Yunanistan'ın sayılı Arap profesörlerinden Aleksandros Koutsis, Suriye'deki gelişmeleri an be an takip edip kayıt altına alıyor. Sputnik, Profesör Koutsis ile Suriye'deki son gelişmeleri masaya yatırdı.

    Suriye
    © Sputnik/ Dmitriy Vinogradov
    IŞİD denilen oluşumun kökleri hangi gelişmelerde aranmalı? Örgütün mali kaynakları nelerdir? Örgütteki Çeçen ve Baas unsurlarının rolü nedir? IŞİD-Türkiye bağlantısına dair ipuçları nerelerde aranmalıdır? Koutsis bu sorulara önemli cevaplar verdi.

    Yunanistanlı profesör Sputnik'e demeci çerçevesinde Suriye'nin geleceğini de mercek altına aldı. Rusya'nın Suriye krizine angaje olmasıyla birlikte bölgede dengeler nasıl değişecek? Bu durum Yunanistan'ı, Kıbrıs'ı ve Doğu Akdeniz'i nasıl etkileyecek? İsrail-Türkiye boru hattının geleceği ne olacak?

    IŞİD'İN DÖRT MALİ KAYNAĞI

    — IŞİD'in para kaynakları nelerdir? Örgüt kısa zamanda hangi kaynaklardan para bulup bu denli güçlenebildi?

    IŞİD'e değinirken İslam Halifeliği ismini kullanmayı tercih ediyorum. Bu örgüt bir devlet yapılanmasına evirilmeye çalışıyor. Şu an bir geçiş aşamasında. Egemenliğini kazanıp, belirli bir nüfus kazanana ve BM'de bayrağının dalgalanmasına dek uzun bir mesafe kat etmesi gerekmekte. Bu nedenle, şu an içimizde bulunduğumuz süreçte bu yapılanmanın üyeleri bir çeşit halifelik tesis etmeyi hedeflemekteler. Bu yüzden de İslam Halifeliği ismini daha doğru bulmaktayım. İslam Halifeliğinin mali kaynaklarına dönecek olursak, dikkatimizi şu noktalara yoğunlaştırmak durumundayız: Suriye'deki ve Irak'taki yer altı kaynakları. Özellikle Irak'taki petrol ve mazot. Bu yer altı kaynakları Türkiye üzerinden yabancı pazarlara satılıyor. İkinci kaynak olarak İslam Halifeliğinin yönettiği bölgelerde insanlara empoze ettiği vergileri gösterebiliriz. Bir üçüncü kaynaksa hakimiyetleri altına aldıkları bölgelerdeki bankalarda bulmuş oldukları para rezervleridir.

    — Özellikle Musul'da bulunan para rezervleri örgütün kasalarını doldurdu. Öyle değil mi?

    Evet, kesinlikle. Son olarak, İslam Halifeliğinin mali kaynakları ile ilgili olarak bir dördüncü kaynağı da yurtdışından örgüte bağış olarak gönderilen paraları gösterebiliriz. Diğer üç kaynakla karşılaştırdığımızda bu bağış miktarının oldukça küçük miktarlarda olduğunu görürüz.

    'IŞİD, IRAK'TAKİ AMERİKAN İŞGALİNİN BİR ÜRÜNÜ'

    — İslam Halifeliği oluşumunu hangi yabancı güçler desteklemekte?

    Resmi düzeyde bu oluşumun yabancı ülkelerden destek aldığına inanmamaktayım. Hiçbir hükümet resmi kanallardan bu oluşuma destek sunmuyor. İslam Halifeliğini incelerken bu oluşumun bir siyasi boşluk içerisinde doğmuş olduğunu göz önünde bulundurmak durumundayız. Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri Suriye'deki muhalefeti desteklemeye çalıştılar. Ilımlı İslami grupları desteklemeye çalışırken, bu muhalefetin bazı unsurları kontrollerinden kaçtı. İslam Halifeliği bu şekilde ortaya çıktı. İslam Halifeliğinin kökleri Irak'tadır. Amerikan işgaline karşı oluşmuş olan muhalefetin bir parçası olarak ortaya çıktı. İlkin Irak El Kaidesi ismini kullanmaktaydı. Irak El Kaidesi zamanla Esad rejimiyle savaşmak için bir Suriye kolu oluşturdu. Bu şekilde El Nusra örgütü sahneye çıktı. Aslında Suriye El Kaidesinden farklı bir örgütten bahsetmiyoruz. Irak El Kaidesi El Nusra ile kısa zaman zarfı içerisinde fikir ayrılığına düşmüştür. Suriyelilerden oluşan El Nusralılar örgütleri içerisinde Afganlar ve Çeçenler gibi Arap olmayan unsurların barınmasına itiraz ettiler.

    IŞİD'DEKİ ÇEÇEN VE BAAS UNSURLARI

    — Özellikle Çeçenlerin örgüt içerisindeki aktiviteleri oldukça dikkat çekici. Öyle değil mi?

    Kesinlikle. Çeçenlerin Suriye'deki faaliyetleri El Nusra-Irak El Kaidesi çekişmesindeki ve İslam Halifeliğinin oluşmasındaki rolü yadsınamaz. İslam Halifeliğinin lideri, halifesi Bağdadi Çeçenler gibi çeşitli unsurların desteğini arkasına alarak kendi örgütünü oluşturdu. Günümüzde İslam Halifeliği Arap ve Arap olmayan cihatçılardan ve Saddam Hüseyin'in ordusunun mensuplarından oluşmaktadır.

    — Baas rejiminin subayları ve askerleri bu yapılanmada yer almakta. Bu oldukça önemli bir gelişme değil mi?

    Kesinlikle. Baasçılar dünya görüşlerini bir kenara bırakıp İslam Halifeliği saflarında mücadeleye atılmışlardır.

    IŞİD'İN TÜRKİYE GÜZERGAHI

    — İslam Halifeliği petrolü hangi kanallardan yabancı piyasalara satıyor?

    Türkiye yoluyla dış pazarlara satmaktadır. Petrolün fiyatının yüksek olduğu süreçte düşük fiyatlarda Türkiye üzerinden dünyaya petrol sattılar. Petrolün fiyatının düşüşe geçtiği bugünlerdeyse fiyatlarını düşürmek durumundalar. Ancak şunu bir kez daha vurgulamak durumundayız. İslam Halifeliği kontrolü altındaki petrolü Türkiye üzerinden pazarlamaktadır. Bu satış petrol tankerleriyle yapılmaktadır.

    'RUSYA, ESAD GİTMELİ ANLAYIŞINI TARUMAR ETTİ'

    — Rusya'nın Suriye'deki iç savaşa angaje olmasıyla beraber Suriye'deki gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Rusya'nın soruna dahil olması Suriye'deki dengeleri etkilemiş ve değiştirmiştir. Daha düne kadar gittikçe zayıflayan bir Esad hükümeti söz konusuydu. Ordusu zayıflamaktaydı. Ordudan kaçışlar had safhaya ulaşmıştı. Ayrıca, orduya yeni katılımlar gerçekleşmemekteydi. Hizbullah örgütü de zayıflamaktaydı. İran krize pek angaje olmamıştı. Tüm bu gelişmeler hem ABD'nin hem de Türkiye'nin çıkarınaydı. Türkiye, IŞİD'e saldırı öncesinde, Esad'ın devrilmesi için ABD'nin aklını çelmeye gayret etmekteydi. Türkiye IŞİD'in varlığını Esad'ın iktidarına bağlamaktaydı. Ankara'ya göre Esad giderse İslam Halifeliği daha kolay bir şekilde devre dışı bırakılabilirdi. ABD bunu kabul etmemekteydi. Tam bu süreçte, Rusya'nın krize taraf olmasıyla ülkede yeni bir sinerji oluştu. Rusya, Suriye'de ülkenin bütünlüğünün korunması, küçük devletçiklerin oluşmaması için savaşıyor. Ayrıca, krize siyasi çözüm arıyor. Rusya siyasi çözüm olmaksızın Suriye sorununa çözümün mümkün olmayacağını vurguluyor. Beri yandan, Rusya ABD'yi, Türkiye'yi ve Suudi Arabistan'ı Esad'lı bir geçiş süreci için fikir üretmek zorunda bıraktı. Resmi ağızlardan bu dile getirilmese bile, yeni süreçte bu üç ülke bu gerçeği göz önünde bulundurmak durumundalar. Resmi düzeyde ‘Esad gitmeli' demeye devam ediyorlar. Ama, reel ölçekte Rusya'nın soruna angaje olmasıyla beraber dengeler değişti. Pasif bir tutum takındıkları takdirde Suriye'de Rusya'nın empoze ettiği çözüm geçerli olacaktır. Bunun olmaması için bu üç ülke, kendi ilkelerinden bazı tavizler verip, çözüm sürecine katılmaları gerekiyor. Yeni sürece İran da katılmakta. Suudi Arabistan böyle bir gelişmeyi arzu etmezdi. Ama anlaşılan ABD bu durumu kabul etmiş durumda.

    'AVRUPA, SURİYE'DE BİR AN EVVEL ÇÖZÜM İSTİYOR'

    — Suriye'deki kriz Yunanistan'ı ve Kıbrıs'ı nasıl etkilemektedir? Suriye'deki gelişmelerin bölgemizde ne türlü bir akis yaratmaktadır?

    Krizin dolaylı yoldan etkisi söz konusudur. Bu sürecin ürünü mülteci sorunudur. Mülteci sorunu neden gündeme geldi? Bu sorun BM'nin gerekli mali kaynaklara sahip olmasından dolayı bu günkü düzeylere geldi. BM Suriye'ye komşu ülkelerdeki mülteci kampları destekleyecek durumda değil. Türkiye'de 2.000.000, Lübnan'da 1.500.000, Ürdün'deyse 800.000 mülteci bulunmakta. BM bu mültecilere yardım edemiyor. Yemek ihtiyaçlarını, sağlık ihtiyaçlarını karşılayamıyor, onlar için okullar işletemiyor. Böylesi bir ortamda bu insanların başka ülkelere yönelmesi doğaldır. Mülteci krizi Yunanistan'ı derinden etkilemektedir. Yunanistan bu insanlar için Batı'ya giriş kapısıdır. Bu kriz Yunanistan'ın büyük bir ekonomik krizle karşı karşıya kaldığı bir süreçte gündeme gelmektedir. Öte yandan, mülteci krizi Suriye Krizi'nin çözümü için Avrupa'da yeni bir olguyu su yüzüne getirmiştir: Suriye Sorununun bir an evvel çözümü için yeni bir baskı söz konusudur. Geçmişte biz Avrupalılar ‘bu sorun Amerikalıları ve Suriye'nin komşu ülkelerini bağlar' düşüncesiyle harekete etmekteydik. Yeni süreçteyse Yunanistan ‘bu sorun sadece Amerikalıların değil, benim de problemim, bu yüzden de bir an evvel çözülmeli' demektedir. Kıbrıs için elimde somut veriler olmasa da, bu ülke için de ilerleyen süreçte mülteci sorununun gündemde olacağı kanısını taşımaktayım.

    'RUSYA, DOĞU AKDENİZ'DE DENGELERİ DEĞİŞTİRİYOR'

    — Suriye krizinin bölgenin geleceğine yönelik etkisi ne olacaktır?

    Suriye'deki çözüm bu ülkede Rusya'nın etkin varlığını gözetiyor olursa —tüm göstergeler buna işaret ediyor, Rusya'nın halihazırda Suriye'de iki deniz üssü bulunmakta-, yeni süreçte Rusya şayet Suriye'nin garantörü pozisyonuna gelirse, Suriye'deki diplomatik etkisi sürmeye devam ederse, Doğu Akdeniz'deki dengeler tümden değişecektir. Bu durumda İsrail gazının Türkiye yoluyla Avrupa'ya satışını unutmak zorunda kalacağız. Ayrıca, yeni süreçte Doğu Akdeniz'de hiçbir deniz vasıtası Rusya'yı dikkate almadan hareket edemeyecek. Rusya bölgenin doğalgazını Uzak Doğu'ya satmayı hedeflemekte. Bu noktada şu hatırlatmada bulunalım. Rusya yakın zamanda İsrail'in doğalgazının Uzak Doğu'ya satışı için önemli bir anlaşma imzaladı. Tam bu süreçte Süveyş Kanalı genişletildi. Bu nedenle bölgede yeni bir jeostratejik durum oluşmuş durumdadır. Rusya yeni süreçte, hoşumuza gitse de gitmese de, bölgenin genelinde daha yoğun bir şekilde rol oynayacaktır.

    İlgili konular:

    'IŞID petrolünü Kuzey Iraklı ve Türk işadamları pazarlıyor'
    'Yüzlerce IŞİD militanı Türkiye’ye giriyor, Antep Peşaverleşebilir'
    Türkiye'nin aradığı IŞİD'lilerin şaşırtan özelliği
    IŞİD’in Türkiye’ye kaçak petrol boru hattı mı var?
    'El Nusra ve IŞİD güçlerini birleştirme kararı aldı'
    Ali Semin: IŞİD petrolü işadamları üzerinden satıyor
    Etiketler:
    mülteci, El Nusra, El Kaide, IŞİD, BM, Beşar Esad, Vladimir Putin, Suudi Arabistan, Yunanistan, İsrail, Irak, Suriye, Türkiye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın