Sayın sitemizin okuyucuları! Rusya’nın Sesi (RS FM) isminin değiştiğini ve yeni web sayfasına kavuştuğunu sizlere memnuniyetle bildiriyoruz. İsmimiz artık Sputnik Haber Ajansı ve Radyosu’dur. Tüm güncellemeleri, son haberleri ve yorumları http://tr.sputniknews.com sitesinden takip edebilirsiniz. Yer imlerinizi güncelleyin ve bizimle kalmaya devam edin!
17 Aralık 2014, 13:27

2015, Türkiye-AB ilişkileri için kilit

Kolaj: rsfmradio.com

Kolaj: rsfmradio.com

Audio faylı indiriniz

İstanbul Kültür Üniversitesi’nden Can Baydarol ve Bilgi Üniversitesi’nden Emre Gönen, Avrupalı önemli siyasetçilerin ardı ardına Türkiye'ye gerçekleştirdiği ziyaretleri, Ceyda Karan’la Eksen'de yorumladı.

Türkiye, ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’la başlayan üst düzeyde diplomasi trafiğinde, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ardından geçen hafta Avrupa’dan önemli konuklar ağırladı. AB’nin idari organı Avrupa Komisyonu’nun yeni ekibi Ankara’yı ziyaret etti. Yeni Dışpolitika şefi İtalyan kadın siyasetçi Federika Mogherini başkanlığında genişlemeden sorumlu üye Johannes Hahn ile insani yardımlardan sorumlu üye Christos Stylianides, Cumhurbaşkanı ve Başbakan'ın konuğu oldular. AB heyetinin ziyaretini İstanbul Kültür Üniversitesi’nden Can Baydarol ile Bilgi Üniversitesi’nden Emre Gönen ile değerlendirdik.

Can Baydarol, AB heyetinin ziyaretinin Rusya lideri Putin’in hemen ardından gelmesine dikkat çekerek, Brüksel’deki havayı “Biz Türkiye’yi biraz fazla üzdük galiba, dolayısıyla tekrar güveni nasıl artırabiliriz havası var” sözleriyle aktardı.

Emre Gönen ise, AB ve Rusya arasındaki enerji krizi başta olmak üzere pek çok konudaki dinamikler nedeniyle Türkiye’nin hiçbir şey yapmadan zemin kazandığını söyleyip, “Güçlü pozisyonu kendi dış politikasının fevkalade yetenekli olmasından kaynaklanmıyor. Bütün diğer dinamikler olayları öyle bir çıkmaza soktu ki, şu aşamada sağlam durarak çok ciddi zemin kazanmak mümkün. Biz de onu yapıyoruz” dedi.

BAYDAROL: ASKERİ STRATEJİK’TEN ENERJİ STRATEJİK’E...

Baydarol, Rusya liderinin Türkiye’ye gelip Günye Akım’ı iptal etmesinin Avrupa’da birkorku yarattığı görüşünde: “Putin'in Güney Akım’ı iptal edip AB’ye de çok sert mesajlar vermesi sonrasında sanki Türkiye’nin stratejik önemi ‘asker stratejik’ olmaktan bu sefer ‘enerji stratejik’ öneme doğru değişmiş oldu, bu yoğun diplomasi trafiği içinde. Avrupa şu anda korkuyor, yani enerji meselesi Avrupa’nın en ciddi sorunu haline döndü çünkü sonuçta bütün sanayinin dönmesi, kış aylarında havalar soğuyunca üşümemek filan alt alta yazılınca, Rus doğalgazına bağımlı bir Avrupa görüyoruz. Bunun alternatif yollarını da ararken, bir anda Güney Akım iptal olunca, elde bir tek Türkiye kalmış oldu. Yani Kafkas doğalgazı için düşünülen Türkiye, şimdi Rus doğalgazının da geçiş noktası haline geldi.”

AB heyetinin ziyaretinde Türkiye’den Rusya’ya “ambargo uygulama” talebinin gündeme taşındığını ancak Ankara’nın bunu nazik biçimde reddettiğini anlatan Baydarol, “Zaten Suriye söz konusu olduğunda güneydoğu sınırlarının bu kadar kapalı olan bir Türkiye’nin neredeyse tek çıkış noktası AB pazarı, sonrasında Rusya. Yani ben, AB’nin bu girişimini umutsuz bir vaka olarak değerlendirdim” dedi.

GÖNEN: RENZİ’NİN TAAHHÜDÜ RUMLAR İÇİN TEHLİKE İŞARETİ

Gönen ise AB heyetinin hemen ardından dönem başkanı İtalya’nın Başbakanı Matteo Renzi’nin de Ankara’ya geldiğini ve uzun süredir Rum Kesimi’nin bloke ettiği enerji faslının açılması taahhüdünü dile getirdiğini anamsatırken, “Dolayısıyla İtalya’nın bu çıkışı yapmış olması da bana Güney Kıbrıs üzerinde dolaşan kara bulutların daha da karardığı hissiyatı yarattı. Açılacağını zannetmiyorum ama çok büyük bir baskı var, o da ortada” yorumunu yaptı. Güney Kıbrıs’ta ciddi sorunlar bulunduğunu Yunanistan’ın da Rumlara destek olabilecek durumu olmadığını söyleyen Gönen, “Türkiye’nin şu anda neredeyse bir şey yapmayarak zemin kazandığı bir döneme girdik. Bu tür dönemler de tehlikelidir çünkü biz bir şey yapmamayı çok severiz. Ama bir takım kapılar açılabilirse Türkiye şu anda güçlü pozisyonda. Güçlü pozisyonu kendi dış politikasının fevkalade yetenekli olmasından kaynaklanmıyor, bütün diğer dinamikler olayları öyle bir çıkmaza soktu ki şu aşamada sadece sağlam durarak çok ciddi zemin kazanmak mümkün. Biz de onu yapıyoruz” ifadelerini kullandı.

BAYDAROL: AB ÇIKARLARI İÇİN RUMLARA BASKI YAPACAK

Baydarol da enerji meselesinin AB için yaşamsal önemi olmasına karşılık Kıbrıslı Rumlar yüzünden ilerleme sağlanamadığını aynı şeyin Avrupalıların Türkiye’den beklentilerinin bulunduğu demokratikleşme ile insan hakları meseleleri için de geçerli olduğunu anamsattı: “Yani siz bir taraftan Türkiye’yi bu kadar eleştireceksiniz öbür taraftan da çözüm için gereken başlıkları da Kıbrıs veto edecek. Bu da çok saçma bir görüntü. Yani dolayısıyla ne yapıp edip AB’nin kendi yaşamsal çıkarları için Kıbrıs üzerinde baskı kurması gereken bir döneme de girmiş vaziyetteyiz” diye konuştu. Kıbrıslı Rumların pozisyonlarının zayıfladığı görüşüne katılan Baydarol, Türkiye iyi değerlendirebilirse adada çözüm için 2015’te bir hareketlenmenin gündeme gelebileceğini de ekledi.

GÖNEN: KOPENHAG KRİTERLERİ İŞLESE...

Peki Türkiye’deki uygulamalar nedeniyle insan hakları, demokratikleşme ve hukukun üstünlüğü konularında AB’den yapılan eleştiriler nasıl yorumlanmalı? AB’nin bu meselelerde Türk hükümetine ödün vermesi mümkün mü?

Gönen “herkesin her şeyden ödün verebileceğini” anımsatsa da bu meselelerin dönüp Türkiye’yi de vurabileceği ikazında bulundu: “23. ve 24. başlıklar hukukun üstünlüğü temel hak ve özgürlükleriyle ilgili başlıklar ve doğrudan Kopenhag siyasi kriterlerinin yerine gelip gelmediği, yani Türkiye’de işleyen bir sistem olup olmadığına dair değerlendirme süreci. Şimdi onu kullanmak iki uçlu bir silah, hani oradaki sorunların nereye çıkabileceği konusunda her iki tarafın da çok dikkatli gitmesi gerekir. Volkan Bozkır “Bu AB muktesebatına tamamen uygundur” dedi. Neyin ne kadar uygun olduğuna sadece bakarak karar vermek pek mümkün değil. Bir defa AB hukukunda ceza hukukunun uyumu söz konusu değil ama bir takım ilkeler vardır ki onların çiğrenmesi veya çiğnenebilecek bir eşiğe gelmesi herhangi bir şekilde kabul edilebilir değil. Eğer o fasıllar açıldığında şu an bir miktar afaki konuştuğumuz işte kanunlar çıkıyor, uygulamalarda sorun var gibi meseleler bir anda kurumsal bir platforma taşınacak. Bu çok ciddi bir şey. Türkiye ile AB ilişkilerinde bugüne kadar teknikalite konuşuyoruz, fasıllar olmadığı için hiçbir şey konuşamıyoruz, bir anda o üyelik müzakereleri olması gereken işlevi yapmaya başlar.”

BAYDAROL: 23’ÜNCÜ VE 24’ÜNCÜ BAŞLIKLAR AÇILSA...

Can Baydarol da demokrasi ve hukukun üstünlüğü meselelerinin son derece karmaşık bir görüntü verdiğine dikkat çekerken, reel politiğin tezahürü olarak Gezi olayları sırasında AB’nin üyelik müzakerelerini askıya almamış olmasına dikkat çekiyor. “Ama AB bu yola sapmadı, bu da aslında AB’nin kendi çıkarları açısından Türkiye ile müzekereleri kesmeme niyetinin ciddi bir göstergesi” diyen Baydarol, 23. Ve 24. fasıllar açılırsa Türkiye’deki tartışmanın boyutunun değişeceğini vurguladı.

"GÜMRÜK BİRLİĞİ ALARMI"

Baydarol diğer yandan da Türkiye’de üzerinde fazla durulmayan AB ile ABD arasındaki ticaret ve yatırım ortaklığı anlaşmasına dikkat çekti. Bu sürecin Türkiye’nin Gümrük Birliği sürecini etkileyeceğini anımsatan Baydarol, “1995’ten beri hatta gümrük birliği müzakerelerinin yürütüldüğü 1993’ten beri ortaya koydukları kamu ihalelerinin şeffaflaştırılması ve açılması meselesi var. Şimdi Türkiye bu kamu ihalelerinin açılması konusunda özellikle siyaset dünyanı ne kadar hazırlıklı, bunu da test etme şansımız olacak. Çünkü bahsettiğimiz kamu ihaleleri bir anlamda Türkiye ekonomisinin neredeyse yüzde 7.5-8’ini oluşturuyor ve siyaset dünyası biraz da buradan besleniyor. Dolayısıyla samimiyeti de test etme şansı olacak” dedi.

"TÜRKİYE’NİN BU ŞEKİLDE DEVAM ETME ŞANSI YOK"

Baydarol 2015 yılında hem teknik hem de siyasi açıdan AB ile ilişkilerin zorlu olacağı öngörüsünde bulundu: “Şunu da hemen söyleyeyim; bir taraftan AB standartlarına uyacağız, Kopenhag kriterleri olmuyorsa Ankara kriterleri falan diyeceğiz... Ama öteki tarafta da travmatik diyebileceğim bir ruh haliyle, inanılmaz düzenlemelerin de altına imza attığınız zaman, bu tabii ki AB konusunda ne kadar samimi olduğunuzu da sorgulatır hale geliyor. Umarım bu psikolojiden hızla çıkacağız. Çünkü Türkiye’nin bu şekilde devam etme şansı da kalmadı. Şu anda pek hissetmiyoruz ama dünyadaki yeni gelişme trendleri, ekonomik olgular aslında Türkiye için zor geçmesi beklenen bir 2015 ekonomik yılını da bize bir şekilde hatırlatıyor.”


Ceyda Karan’la Eksen özel dosyalarında ise ABD Senatosu'nun 11 Eylül sonrası terör şüphelilerine yönelik CIA işkencelerini raporla ortaya çıkarması, 160 ülkenin Viyana'da bir araya gelerek nükleer silahların ortadan kaldırılmasını masaya yatırması ve Almanya lideri Merkel'in Hristiyan Demokrat Parti'deki zaferi var. Eksen’in ikinci bölümünü dinleyebilirsiniz:

Audio faylı indiriniz

  •  
    Ve paylaş