14:42 21 Ekim 2018
Canlı Yayın
    Seyr-i sabah

    HDP’li Bilgen: Süleyman Soylu, Buldan tehditlerini basına kendi vermiş

    Seyr-i Sabah
    URL'yi kısaltın
    Zafer Arapkirli
    0 02

    HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Pervin Buldan’ı arayarak tehdit etmesi konusunu Seyr-i Sabah programında değerlendirdi. Bilgen, haberin ilk çıktığı gazetelere bakarak tehditlerin bizzat Soylu tarafından verildiğini anladıklarını dile getirdi.

    Seçimlerden önceki propaganda süreçleri boyunca AK Parti ve MHP, HDP'ye karşı sert yaklaşımlarıyla dikkat çekti. Seçimlerden hemen sonra verdikleri demeçler de bu tutumun devam ettiğini gösterdi. İddialara göre Ağrı'nın Doğubeyazıt ilçesinde bir kişinin PKK tarafından öldürülmesinin ardından HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan'ı arayan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, "O köyde taş taş üstünde bırakmayacağım. O teröristleri yakalayacağım. Sizi CHP bile kurtaramayacak" dedi. HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, Seyr-i Sabah programında yaptığı değerlendirmede hiçbir vatandaşın öldürülmesinin kabul edilemeyeceğini ancak yargılama süreci sona ermeden kesin bir hükümle sorumlu belirlenemeyeceğini söyledi:

    ‘İLETİŞİM DİYEMEYECEĞİMİZ BİR GÖRÜŞME…'

    "Bir infazın olması konusunda doğruluğu ortaya çıkarmak ve sorumluluk hükümet ve yargıya aittir. Kimsenin siyasi görü yüzünden böyle bir şeye maruz kalması kabul edilemez. Olayın sıcaklığının üzerinden geçmeden, yargılama süreci bitmeden olayı kesin bir hükümle sorumlu belirlemek, tehdit etmek kabul edilebilir değil.
    PKK ya da bir diğer terör örgütünden henüz bir üstlenme yok. Orada on binlerce AKP'li var. Müşahit olarak çalışanlar var. Bir kişinin müşahit olması böyle bir durumu doğurmaz. İster infaz olsun isterse tamamen spekülatif başka bir operasyona maruz kalmış olalım Suruç gibi… Bunu cezalandırmak, faillerini ortaya çıkarmak devletin görevidir. Kim yapmış olursa olsun bunu kınıyoruz. Bunu eş başkanlarımız dün defalarca ifade etti. Buradan hareketle partimize yönelik yargısız infaz yapılmasını da kabul etmeyiz.

    Önceki gün sabah saatlerinde bakan arayıp eş başkanımıza konuşma fırsatı bile vermeden 'Bunun hesabı sorulacak, ister Avrupa'ya sığının, ister CHP'ye verin isterseniz bunu medyaya verin" diyor. Yöneticilere yönelik çok sert bir tavır, iletişim diyemeyeceğimiz bir görüşme. Bunun bir kaydı yok. İsterseniz bunu basına verin sözlerini ilginç bulduk. Sanki basına verilmesini isteyen bir hareket var. Sadece Soylu değil muhatap. Bir genel başkanın tehdit edilmesi bir ülkenin gündemi olmalıdır. Gördük ki bunu medyaya bizzat Soylu iletmiş. Bunu medyaya Yeni Şafak vermiş. Belli ki buradan bir başka hesap yapılıyor. Yeni bir hükümet kurulurken yeni bir görevlendirme yapılırken bu vaka kişisel siyasi hesapların aracı yapılıyor. HDP böyle bir görevin şamar oğlanı haline dönüştürülüyor.

    'Köyde taş taş ütünde bırakmayacağız' dedi. Bütün köyün ve bütün sivillerin cezalandırılması meşrulaştırılabilir mi? İnfazlara verilen tepki en az infazlar kadar kabul edilemez. Partimizi itham etmek nasıl kabul edilemezse bütün köyü cezalandıran işler de olmaz. Biz etkin, hukuka bağlı bir soruşturma süreci için çaba sarf edeceğiz. Meclis açılınca da bunun peşinde olacağız. Sağduyu ve sükunet çağrısı yapıyoruz. Bizim temel görevimiz kimsenin zarar görmemesidir. Bunun pratik uygulamaya düşmesi hükümetle ilgilidir. 2015 Haziran seçimlerinden beri birçok çirkin olaylar gerçekleşti. Biz soru önergesi araştırma komisyonu kurulmasını önerdik. Ama her seferinde konu örtüldü. Suruç'ta parti töhmet altında bırakılıyor sonra videolar ortaya çıkıyor… Kim erken davranıp gürültü çıkarıyorsa kendi sorumluluğunu örtmeye çalışıyordur.

    ‘GÜVENLİK KONUSU ÖZGÜRLÜKLERDEN FARKLI OLAMAZ'

    Hangi yaklaşımla hareket edeceğimiz önemli. Bugüne kadar gelen yaklaşım, güvenlik sorunu olarak algılamak, neden yapamadığımızın gerekçelerine dönüştü. Güvenlik konusu toplum güvenliği konusudur özgürlüklerden farklı olamaz. Güvenlik sorunu toplumu tehdit ediyorsa o zaman bu konu istismar ediliyor demektir. Demokratikleşmeyle alakalı ciddi adımlar atılırsa daha iyi olur. Türkiye'nin genel demokratikleşme ihtiyacına yönelik adımlar atılmalıdır. Sadece bir bölgeden oy alan parti değil… Türkiye'deki bütün toplumsal beklentileri cevaplayacak bir parti haline düşmeyi hedefliyoruz.

    Sorunu doğru analiz etmek sonuca atılan önemli adımdır. Silahlı örgütlerin durumunun sebep olarak algılanmaması gerekiyor. Bu kanı durdurmanın yolu çağrı yapmaktan geçmiyor. Biz çağrıları önemsiyoruz ama siyasetin sorumluluğu bunun ötesinde olmalıdır. Bu tür olaylar olduğunda mecliste hemen kınama mesajı yayınlanır kanı yerde kalmayacak diye. Ama ne yapılması lazım siyasetçi hangi riskleri almalı buna odaklanmak istemiyoruz. Bu sorunun çözümü HDP'nin siyasi hayatına mal olsa da biz buna varız. Dünyada bu sorunun çözümüne yönelik çalışmış bazı çözümler var. Türkiye'de yaşayan herkesin kabul edebileceği konsepti geliştirmek hepimizin sorumluluğunda. Bu seçim kampanyası boyunca Erdoğan'ın en yaygın cümlesi bu partiye çok oy verdiniz 80 milletvekili çıkardılar. Sokağa çıkıp 80 kişi öldü diyor. Ama Erdoğan'ın bahsettiği bu terör olayı 2014 yılında yaşandı. Tarihi tepetaklak ederek sorunları çözemeyiz."

    Etiketler:
    Ayhan Bilgen, Süleyman Soylu, Pervin Buldan
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın