23:35 20 Ocak 2019
Canlı Yayın
    Seyr-i sabah

    Doç. Dr. Çelik: Asgari ücret 18 yıldır devlet ve işveren oylarıyla belirleniyor

    Seyr-i Sabah
    URL'yi kısaltın
    Zafer Arapkirli
    0 02

    Doç. Dr. Aziz Çelik, Seyr-i Sabah programında asgari ücret komisyonu çalışmaları ve yöntemlerini değerlendirdi. Çelik, son yıllarda işçi, devlet ve işveren tarafından oluşturulan komisyonda asgari ücretin devlet ve işveren oylarıyla belirlendiğini dile getirdi.

    Asgari ücretin belirlenmesi çalışmalarında sona gelindi. Ancak tartışmalar bitmek bilmiyor. Gerek ücretin belirlenme kriterleri, işçinin mi yoksa ailesinin mi esas alınacağı, işçilerin masa başında belirlenen fiyata karşı çıkma hakkının olmaması ve özel ve kamu sektöründeki düşük sendikalaşma oranı tartışma ekseninden aşağı inmiyor. Kocaeli Üniversitesi'nden Doç. Dr. Aziz Çelik, Seyr-i Sabah programında bu tartışmaları değerlendirirken bu ücretin kimler tarafından belirlendiğine bakılması gerektiği vurguladı. Çelik, devlet, işveren ve işçi tarafından oluşturulan yapıda son 18 seferdir sadece devlet ve işverenin sunduğu teklifler çerçevesinde karar alındığını dile getirdi:

    ‘İŞÇİ AİLESİ DEĞİL TEK KİŞİ ESAS ALINARAK ÜCRET BELİRLENİYOR'

    "Asgari ücretin bir belirlenme yöntemi, hangi organ tarafından belirleneceği şeklinde bir dünya uygulaması var. Hükümetlerin tek başına belirlediği, işçi işverenlerle belirlediği ve toplu iş sözleşmeleriyle belirlenmesi gibi yöntemler var. Neyi esas alması gerektiği yönünde uluslararası standartlar var. Bunlar insan hakları evrensel beyannamesinde, uluslararası çalışma örgütünde görüyoruz. Buradaki kriter işçi ve ailelerinin iyi bir yaşam elde etmesi insan onuruna yakışan bir yaşam elde etmesi için gerekli ücret olarak kabul ediliyor. Asgari standartlarda besin içi besin dışı yaşam sürdürülebilmesi için gerekli ücret. Bunun saptanması için çeşitli ülkelerde yöntemler belirleniyor. Uluslararası sözleşmelerde bunun ayrıntıları yer almıyor.

    Türkiye'de asgari ücret ortalama ücret oldu. Bunun altında 1.8 milyon işçi var. Bunun civarında çalışan 10 milyon işçi var. Asgari ücret saptanırken dar bir kitlenin değil ülkedeki ortalama ücret seviyesinin saptanması söz konusu oluyor. Bizde ailesi yokmuş gibi işçi tek başına dikkate alınıyor. Onlardan vergi ve sigorta primi kesilerek hesaplanıyor. Saptanan ücretten vergi ve kesinti var bu da onu insani bir ücret olmaktan çıkarıyor. Üretimin ne kadarının ücrete ne kadarının kara gideceği standardı yok. Katma değerin sınıflar arasında nasım paylaşılacağına bakılarak ortaya çıkıyor. Son derece farklı özelikler gösterebilir. İşverenler 1800'lü yıllardan itibaren ücrete müdahale edilmemesi gerektiği yönünde fikirler savunmuşlardır. Yeni liberal iktisatçılar asgari ücretin ekonomiyi bozduğunu söylüyorlar. Asgari ücretin kaldırılması konusunda işverenler zaman zaman fikirler dile getiriyor. Başlangıçtan itibaren asgari ücrete bir kamusal müdahale olmasına karşı çıktı. Bu, insanların yaşaması için devletin getirdiği olmazsa olmaz bir düzenlemedir. Bunu rekabet koşullarına bıraktığınız zaman insanlar aç ve sefil koşullarda yaşayacaklar.

    Asgari ücret belli oldu
    © AA / Halil Sağırkaya
    Bunlar arz yanlı iktisatçıların yaklaşımları. Asgari ücretin bir gelir olarak artması piyasada canlanmaya neden olur. Ama 30-40 yıldır liberal düşence bizi bundan uzaklaştırmıştır. Maliyet konusunda asgari ücretin artışı kadar işverenlere maliyeti artmıyor, tersine azalıyor. Bunun nedeni asgari ücret artarken işverenlere yardımlar gidiyor. Asgari ücretin maliyetinin bir bölümünü kamu üstleniyor. Şu anda asgari ücretin maliyeti konusunda sınırlı davranmalarının nedeni bunun maliyetinin işsizlik sigortası tarafından karşılanmasını sağlamak. Türkiye'de herhangi bir sektör ve bölge ayrımı gözetmeksizin tek tip olarak hesaplanıyor. TÜİK'in yaptığı hesaplama şuna dayanıyor: Bir işçinin yaşamını sürdürebilmesi için besin için ve dışı tüketimleri hesaplanıyor ve bunu ücret önerisine çeviriyor. Besin içi kalıpları hesaplarken farklı çalışanlar için farklı kaloriler hesaplıyor. Bugün bunun üst sınırı alınıyor. İşe göre bir farklılaştırma hukuken mümkün değil. Beslenme kalıplarının ihtiyaç duyduğu kalorilerin oluşturduğu bir fark var.

    Asgari ücret tespit komisyonunda 5+5+5 yöntemi uygulanıyor: Beşini çeşitli hükümet temsilcileri oluşturuyor. Beşini TİSK belirliyor beşini de Türk-İş belirliyor. Dünyanın çeşitli ülkelerinde benzer mekanizmalar kullanılıyor. İşçi tarafın temsilen sadece bir örgütün olması sıkıntılı. Komisyonun kararları çoğunlukla alınmakta. Asgari ücret tespit komisyonunun aldığı 18 kararının işveren ve hükümet kararlarıyla çıkıyor ve işçiler buna muhalefet ediyor. Bu karara itiraz edilmesi mümkün değil, buna yönelik itiraz ve protesto etmek, iş durdurmak mümkün değil. Değişmesi gereken mekanizma budur. Tarafların tepkisini göstermesi mümkün değil. Hükümet + işveren bloku istediği kararı alabiliyor. Asgari ücretin masaya sıkıştırılmaması gerekiyor. Masada kaldığı sürece, herhangi bir yaptırım gücü olmadığı sürece asgari ücrette farklılık olmayacak. Özellikle kuzey ülkelerinde kullanılan, bunun toplu pazarlık yoluyla belirlenmesi ve topluma mal edilmesi mümkün olmuyor. Pazarlıklar masaya hapsoluyor. Şu anda sendikalaşma yüzde 7, özel sektörde ise yüzde 5 civarında. Her 100 işçide 5'i sendikalı. Fransa'da da sendikalı işçi sınırlı ama orada sendikalar işçileri arkasına alabiliyor. Sendikaların politikaları ısrarla savunmaları mümkün olabiliyor.

    Türk-İş'in talebi çok net değil ama 2280 liraya karşılık gelen bir rakamdan söz ediliyor. DİSK, 2800 istiyor. TÜİK, 2213 liralık bir üst sınır öneriyor. Ancak TÜİK'in önerdiği rakamların altında kalınıyor her seferinde. Buna baktığımızda ben komisyondan çıkacak kararın düşük olacağını düşünüyor. İşveren 1900 bandında bir şey istiyor. Hükümet 2000 civarında olsun istiyor. Ben 1900-2000 arasında bir rakam çıkacağını düşünüyorum. TÜİK'in rakamının çıkması mümkün değil gibi geliyor bana."

    Etiketler:
    TÜİK, Asgari ücret, Aziz Çelik
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın