00:16 26 Haziran 2019
Canlı Yayın
    Seyr-i sabah

    Emekli Tuğgeneral Solmaztürk: Büyük devletler dış siyasetini iç siyasetten farklı ele alarak yapar

    Seyr-i Sabah
    URL'yi kısaltın
    Zafer Arapkirli
    0 0 0

    Emekli Tuğgeneral Haldun Solmaztürk, Seyr-i Sabah programında Türkiye’nin Suriye’de attığı adımlarla ABD ve Rusya ilişkilerini değerlendirdi. Solmaztürk, şu anda Türkiye ve ABD’nin dış politikalarını iç politikalarının yönlendirdiğini vurgularken, büyük devletlerin böyle yapmayacağını dile getirdi.

    Recep Tayyip Erdoğan
    © AA / Cumhurbaşkanlığı / Cem Öksüz
    Suriye'de yaşananlar ABD'nin bölgeden çıkmak istediğini söylemesi, ardından bölgedeki Kürtler konusunda yaptığı açıklamalarla kilitlenme noktasına geldi. Siyaset Bilimci emekli Tuğgeneral Haldun Solmaztürk, Seyr-i Sabah programında yaptığı açıklamalarda bölgedeki duruma açıklık getirdi. Solmaztürk, Türkiye'nin Suriye'deki manda isteğini vurgularken bu bakış açısının Rusya, İran ve Arap dünyası tarafından kesinlikle kabul görmediğini söyledi. Solmaztürk buradaki en önemli faktörü ABD ve Türkiye'nin iç siyaset yüzünden aldığı kararlar olarak tanımladı:

    ‘ÜLKELERİN BEYANLARI ÖRTÜŞMÜYOR'

    "Görünenle kapalı kapılar ardında konuşulanlar ve beyanlar örtüşmüyor. Başkan Trump'ın Suriye'den çekiliyoruz dediği anda ABD hükümetiyle Türk hükümeti arasında bir anlaşma noktasına gelinmişti. Başkan Trump'ın açıklaması bunu bozdu. Trump'ın değil Suriye'de dünyada neler olup bittiği konusunda net bir bilgi ya da algısı olduğunu sanmıyorum. Bütün gelişmeler bunu gösteriyor. Böyle bir açıklama yapınca oyun planı bir kenara kondu ve herkes kartları tekrar dağıtmaya çalışıyor.

    ABD başkanı askerleri çekin emrini verse bile bu olamaz demiştim ben. Şu anda Türkiye ABD'yi çekilmeye zorluyor gibi gelmiyor. Türkiye Suriye'de manda istiyor. Manda bir ülke veya toprak parçasının kendini yönetecek bir devlet gücü yoksa bir başka devlete BM tarafından başka bir ülkeye yetki verilmesi. Bunları kendi kendini yönetecek konuma getirip aradan çekil deniyor. Bunun kapsamını Erdoğan New York Times'e makale olarak yazdı. Orada bir konsept açıklıyor. Bu vizyonda diyor ki bir kısmına girdik. Fırat'ın doğusu için de bize engel olmayın. Buranın yönetim sorumluluğunu biz alalım, aşama aşama teröristlerin içinde çocuklar var, onları ayıklayacağız, altyapıyı geliştireceğiz diyor. Suriye'nin yüzde 45 gibi bir bölgesini Türkiye gibi yönetme çabası var. Rusya, İran ve Arap dünyası da bunu kabul edecek diyor.

    Bu kadar safiyane bir yaklaşımla ülkenin dış politikası şekillenmez. Şu anda Türkiye'de her şey iki ay sonrasının yerel seçimlerine endeksli. Burada bir zafer hikayesinin yaratılması lazım. Ama öbür tarafta ABD de güç durumda. Başkan da 2020'deki seçimlere yönelik pozisyon almaya çalışıyor. Bir de bölgede gerçekler var. Buradaki meşru hükümetin, Rusya, İran ve Arap dünyasının neleri kabul edebileceği de var. Bütün dünyaya rağmen Türkiye buraya girip kendi toprağı gibi bir manda yönetimi sorumluluğu üstlenemez buna kimse izin vermez. Türkiye orada operasyon gerçekleştiremez. Bu olabilecekmiş izlenimi vermek hiç hoş değil. Birkaç gün içinde operasyon başlanacak denmişti üstünden kaç ay geçti. Türk hükümetinin istediği mandadır. Ne ABD ne Rusya bize bunu vermeye hazır değil. Menbiç'te Rusya ve ABD karşımıza çıkmıştı, yine karşımızdalar.

    ‘GERÇEKLİKTEN FARKLI HİKAYELER OLUŞTURULUYOR'

    Görüşme iki saat sürmüş bunun çevirmenli olduğunu düşünüyorum. Bir saatlik görüşmede yarım saat bir tarafa yarım saat diğer tarafa kalır. 4 kişi toplantıya katılıyorsa adam başı 5 dakika düşer. Bunun çözüme yönelik gerçek bir görüşme olmadığı ortada. Her iki toplantıda da Rus ve ABD tarafında bize buraya girme dendi. Moskova'da yapılan basın toplantısında Rus dışişleri bakanlığı tarafından yapılan açıklamayla bizimki örtüşmüyor. Yine Bolton'un basın karşısına çıkmaması da bunun göstergesi. Biz girmek istiyoruz diyebiliriz ama mevcut durum bunu göstermiyor.

    Bir zafer hikayesine ihtiyaç var. Bunun olması için askerin girmesi şart değil. Mesela 24 Haziran'da Türk askeri Menbiç'te dendi. Menbiç bölgesinin dışında temas hattına paralel bizim askeri araçlarımız gittiler geldiler. Hikaye Türk askeri Menbiç'te oldu. Kandil'e bayrak dikiyoruz dedik, orada da bir operasyon emaresi yoktu. F35 teslim edildi törenlerle. Hikayeler yaratılıyor gerçeklikten ayrı olarak. Bunlar belli bir seçmen grubu tarafından satın alınıyor. Bunların yaratılması için askerin girmesi şart değil. Asker sembolik olarak Menbiç'e girdi pozisyonu sağlanabilirdi. Dimyat'a pirince giderken eldeki bulgurdan olmak gibi bir durum var.

    ‘TÜRK HÜKÜMETİ KENDİNE TUZAK HAZIRLIYOR'

    Moskova vitrine oynamıyor. Bu işler bağırarak çözülecek şeyler değil. ABD ve Türkiye'nin bağırış çağırışı iç politikayla ilgili. Rusya için ise dış politika. Onların kafasındaki sınır açık olarak belli: ‘Sen ABD ile anlaşıp oraya giremezsin bizim bunu kabul etmemiz mümkün değil.' Türkiye, ABD yönetimi ile ilişkilerine daha çok önem veriyor Rusya'ya göre. Çünkü kafadaki manda bakış açısı ABD vizyonuyla daha yakın. Rusya buna tamamen karşı, bizim vizyonumuzla tamamen çelişiyor.

    Türk hükümeti YPG ve PYD'yi kullanarak kendine tuzak hazırlıyor. Yarın PYD ve YPG görünümden çekilir ve Kürt yönetimi kurulursa Türk hükümeti ile ABD hükümetini karşı karşıya getirecek hiçbir şey yok. Hükümetimiz kendi kendine tuzak kuruyor. PYD YPG olmasa Kuzey Irak'taki gibi bir Kürt devletini kabul edecek miyiz? İbrahim Kalın açıklamalarına bakınca kabul edeceğiz gibi gözüküyor. Rusya, İran ve Şam hükümetinin bunu kabul etmesi mümkün değil. BM Güvenlik konseyi yaptığı atıflarda meşru hükümeti gösteriyor. ABD'nin Suriye vizyonuyla bizimki örtüşüyor. Tek sorun PYD/YPG. Bu ortadan kalkarsa biz batıyla aynı saflara geçmiş olacağız, Rusya ve İran karşımızda olacak.

    Ben şu anda Rus — Türkiye ilişkilerini 2015'te düşürülen uçak dönemindeki seviyeye çok yakın görüyorum. Şu anda kontrol edilmeye çalışılıyor. Ama Moskova'daki toplantıdan sonra iki dışişleri bakanının yan yana durduğu fotoğraf konmuştu ona bakarsanız her şey daha anlaşılır olur. Rus tarafının tonu çok sert: Buraya girmeyeceksin, orada atacağın her adımı oradaki Rus komutanlarla konuşacaksın. Bunun hala muğlak gibi olmasının nedeni iç seçimler çok önemli. 31 Mart'tan itibaren kıyamet kopacak. Büyük devletler dış siyasetlerini iç siyasetinden farklı ele alarak yaparlar aynı Rusya'nın yaptığı gibi. ABD de böyleydi, Trump ile birlikte iç politikaya endeksli yapmaya başladı. Buradan nasıl çıkılır? Bu hükümetle çıkamazsınız. Çünkü kendilerini çok bağladılar. Hükümet kendini siyasi söylem olarak askeri harekat olarak o kadar bağladı ki buradan geri adım atması mümkün değil. İdlib orada bir arı kovanı gibi duruyor. İdlib Fırat'ın doğusundan daha yakın. Ödemeler dengesinde bu kadar sıkışmışlık varken hükümetten makul kararlar almasını beklemek nafile olur. Bu iki ayda sonra iç muhalefet kendini toparlayabilirse aklıselim bir siyaset bulunabileceğini sanıyorum. Bu ülkenin bir Suriye siyaseti yok. Olduğunu sanıyorlar ama bunlar sadece siyasi kararlar. Siyaset olmadığı için suyun akışına göre bugünden yarına farklı kararlar veriliyor."

    Etiketler:
    Türkiye-ABD ilişkileri, Haldun Solmaztürk, Suriye, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın