08:58 24 Ekim 2019
Canlı Yayın
    Seyr-i sabah

    'Kendisine oy verilirse sandığın itibarını koruyan, ama sandığa değiştirme gücü vermeyen demokrasiye kimse inanmaz'

    Seyr-i Sabah
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 53
    Abone ol

    İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu, Seyr-i Sabah programında Türkiye sathındaki barolar ve tüm Türkiye’deki avukatlar olarak seçimde yapmayı planladıklarını anlattı. Durakoğlu, yenilenme kararı çıkan İstanbul seçimleri için “Kendisine oy verilirse sandığın itibarını koruyan ama sandığa değiştirme gücü vermeyen demokrasiye kimse inanamaz” dedi.

    31 Mart seçimlerinin tekrar edilme kararının ardından tüm partiler ve sivil toplum kuruluşları 23 Haziran seçimlerinde yapacaklarını birbiri ardına anlatmaya başladı. Bu aşamada ilk açıklamaları yapanların başında İstanbul Barosu ve diğer illerin baroları oldu.

    İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu, Seyr-i Sabah programında, her sandığın başına bir avukat getirme ihtimaline kadar tüm yapmak istediklerini anlattı:

    ‘SEÇİM DEĞİL ALINAN KARARLAR ŞAİBELİ’

    “Seçim değil asıl verilen karar şaibelidir dedik. Seçimin kendisine özgü bir hukuku var. Bunu YSK ve benzeri kurumlar şekillendiriyor. Aldıkları kararlar, geçmişten bu yana oluşturdukları istikrar her şeyi belirleyen unsur haline geliyor. Ne kadar istikrarlı olursa o kadar güveniliyorlar. Bu güven de son derece önemli. Tam kanunsuzluk şöyle bir şey: Örneğin seçilmesi mümkün olmayan bir hükümlü ya da kısıtlının hali gibi kanunda açıkça belirtilen hallerin sonrasında ortaya çıkmış olması. Örneğin sahte bir belge kullanıp aday olmuşsa, kısıtlı olduğunu saklamışsa, seçimi kazanmış olsa dahi bunların her birinin bir müeyyidesi oluyor. Geçen seçimde kanunda çok açık bir biçimde mühürsüz oy zarflarının geçersiz olduğu yazıyordu. YSK bir değerlendirme yapıp bunun sonunda o seçim kurullarının yapması gereken bir damgalama işlemi seçmenin iradesini yok eden bir şey değil ki. Ortada bir kanunsuzluk var gibi gözüküyor ama seçmenin de kabahati değilse burada böyle davranmayalım dedi. Maç oynanırken saat beşe doğru gönderdiği SMS ve yayınladığı kararla bu pusulaların geçerli olduğunu söyledi. Bir usulsüzlük ortaya çıkmışsa, bu da seçmen iradesini etkilememişse oyların geçersiz sayılması gibi bir noktaya gelmemeliydik.

    Oysa bu seçimde aynı YSK çok farklı bir karar verdi. Üstelik benzeri bir kararı Bursa için vermişti. Seçmen listeleri artık kesinleşti, seçmen listeleri için bir itiraz yapılamaz denmişti. İtirazlar kesinleşmiş vaziyetteydi.

    ‘HAYATIMDA İLK KEZ GEREKÇELİ KARARI MERAK ETMİYORUM’

    Müessir oyların aradaki farkı kapatacağını kanıtlamak gerekiyordu. Usulsüzlük olarak tespit edilen oyların farkını alırsanız çok zor, o sandıkta kullanılan bütün oyları değerlendirecek sanırım gerekçeli kararda. Aradaki fark 13 bindir, sandıkta toplamda 20 bin oy var diyecekler.

    Hayatımda ilk defa bir gerekçeli kararı merak etmiyorum. Galiba ben gerekçeyi biliyorum, sorun buradan kaynaklanıyor. Bu gerekçe orada yazılı olan gerekçe olmayacak. Bu gerekçe bir gün önce Cumhurbaşkanı’nın söylediği gerekçe olacak. Bunun hukuka uygun bir biçimde yazılabilmesi mümkün olan bir karar değil.

    İYİ Parti ve CHP’nin geçmişe yönelik seçimlerin geçersiz olması itirazları da var. Mantık olarak bunlar da geçersiz sayılabilir. Seçilen kişinin yeniden seçilmesinden bir sene öncesine kadar YSK resen inceleme yetkisine sahiptir. Teorik olarak böyledir ama bu olağanüstü bir biçimde ortaya çıkacak bir eksikliğin olması gerekir. Usulsüzlük olduğu tespit edilen sandık görevlisi ve başkanlarının kamu görevlisi olmadığı belirlenen şu kadar adet sandıktaki kamu görevlilerinin 2014 ve 24 Haziran seçimlerinde de görev alıp almadıklarını bilmiyorum. Eğer aynı kişiler varsa, bunlar çakışıyorsa şimdiki kararla, YSK kendi içinde çelişecek demektir. YSK bu tercihte bulunan yargıçlarla dahi soruşturma açılmasını bizzat talep etti. Bu saatten sonra seçim ve sandık kurullarına görevli bulmak çok zor olacak. Böyle bir tabloyla karşı karşıya kalabiliriz. Kimse bana 25 Ağustos’ta yeni bir seçim yapmayacağımızı söyleyemez. Buna hukuki anlamda kılıf arayan kurumların da varlığı ortada. Bir hukukçu olarak soruna hukuki olarak bakıyorum. Bu kararı verenler benim kadar aramıyorlar. 2017 ekiminden bu yana İstanbul kayyumlarla yönetiliyor. Seçilmiş bir insan yok.

    ‘SANDIĞA SAHİP ÇIKMANIN HUKUKİ YOLU…’

    Yaklaşımımızın temelini anlatayım: Bu seçimlerde sandığın değiştirme yeteneğini kaybetmekte olduğunu gördük. Sandık değiştirebildiği takdirde demokrasi enstrümanı olabilir. Bu gücün yok edildiği atmosfere doğru sürükleniyoruz. Kendisine oy verilirse sandığın itibarını koruyan, ama sandığa değiştirme gücü vermeyen demokrasiye kimse inanamaz. Bu seçimlerin bu biçimiyle YSK kararının sanki varmış gibi görünerek ona hukuki anlamda tartışma vermeden yapılmasının demokrasimizin geleceği açısından son derece önemli olduğuna inanıyoruz. Biz önümüzdeki 23 Haziran’ı belediye başkanı seçmekten öte anlamlar taşıyan bir seçim olarak düşüneceğiz. İstanbul’a bir belediye başkanı seçeceğiz ama demokrasiye sahip çıkmak onun işlerliğini sağlamak açısından bir tercihte bulunmak zorundayız. Oy kullanmaktan farklı bir şeyin anlatımı bu. Sandığa sahip çıkmanın hukuki mücadelesini yapmak gerekiyor.

    Her şeyi düzgün biçimde yapıp onlara başka bir karar verme imkanı tanımazsanız işler yürür. Binali Yıldırım meclis başkanlığından istifa etmeyecek dendiğinde ben edecek demiştim ve etti gerçekten de. Bazen yargıç olarak kendinizi dirençsiz bulsanız da öyle bir nokta gelir ki yurttaşların yüzüne bakacaksanız saygınlığın taşınması gerekir. Nasıl olsa orada tarafını belli etmiş 7 kişi var ben de teslim olayım dememek gerekiyor. Biz vicdanı örgütlemeye çalışacağız. Demokrasiye sahip çıkılmasını sağlayacağız. Eskiden her okulda bir avukat sloganıyla yola çıkmıştık. Şimdi her sandıkta bir avukat hedefliyoruz. Sonuçta İstanbul’un her sandığına bir avukat hedefliyoruz. Türkiye’nin bütün avukatlarına bir çağrı çıkacağız. 23 Haziran’da gelip bu işi izlemelerini isteyeceğiz. Bu amaçla baroda bir üs kuracağız. Seçim hukukuna ilişkin bilgilendirmeyi sağlayacağız. Bu sandıklarda görev alacak meslektaşların daha yetkin biçimde orada olabilmesi için sandık eğitiminden geçireceğiz. Olası bazı olaylar karşısında hukuki yardım verebilmek için meslektaşlarımızın nöbet tutmasını sağlayacağız. Bu kez sadece seçim gününe değil öncesinde başlayan süreçleri tek tek izleyeceğiz. Her bir süreci günü gününe takip edeceğiz. Bir şeylerin olmayacağının kanunda yazılmış olması gerçekleşmeyeceği anlamına gelmiyor.”

    İlgili konular:

    İmamoğlu: Türkiye hâlâ bir demokrasi ancak mücadele gerektiriyor
    10 soruda yenilenen İstanbul seçimi
    23 Haziran'da 18 yaşını dolduranlar oy kullanamayacak
    Etiketler:
    Demokrasi, Sandık, Seçim iptali, Yüksek Seçim Kurulu (YSK), 31 Mart 2019 yerel seçimleri, İstanbul Barosu, Mehmet Durakoğlu
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın