22:03 18 Şubat 2020
Canlı Yayın
    Türkiye
    URL'yi kısaltın
    0 11
    Abone ol

    Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, "Suriye ve Irak politikalarının yanlışlığı nedeniyle terörün hedefi olduk" dedi.

    Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Atatürk Havalimanı'ndaki saldırıya dair açıklamalarda bulundu. Başbuğ, Türkiye'nin Suruç katliamından itibaren ‘terör sarmalına' girdiğini söyleyerek, son canlı bomba saldırısına ilişkin olarak da, "Türkiye'nin birçok yerinde yaşanan terör eylemlerini, Irak'ta ve Suriye'deki çizilmek istenen yeni sınırlardan soyutlayamazsınız. İstanbul'daki IŞİD tarafından gerçekleştirildiği söylenen terör eylemini de, Suriye'deki son gelişmelerden soyutlayamazsınız. Suriye ve Irak politikalarının yanlışlığı nedeniyle terörün hedefi olduk" diye konuştu.

    Başbuğ'nun Sözcü gazetesinin bugünkü (1 Temmuz 2016) nüshasında yayımlanan Uğur Dündar'a verdiği söyleşi şöyle:

    ‘ÇİZİLMEK İSTENEN YENİ SINIRLARDAN SOYUTLAYAMAZSINIZ'

    20 Temmuz 2015'te Şanlıurfa'nın Suruç İlçesi'nden Ayn el Arab'a (Kobani) gitmek için toplanan gençlerin açıklama yaptıkları sırada, IŞİD'li bir canlı bombanın kendini patlatmasıyla Türkiye, ciddi bir terör sarmalına, hatta kaosa girdi. Suruç'ta ve daha sonra Türkiye'nin birçok yerinde yaşanan terör eylemlerini, Irak'ta ve Suriye'deki siyasi gelişmelerden, daha açık deyimle oralarda çizilmek istenen yeni sınırlardan soyutlayamazsınız. İstanbul'daki IŞİD tarafından gerçekleştirildiği söylenen terör eylemini de, Suriye'deki son gelişmelerden soyutlayamazsınız.

    YANİ, SİZ ÜLKECE HEDEFİ OLDUĞUMUZ TERÖR SALDIRILARININ ARKASINDAKİ ANA NEDENLERİN BAŞINDA; SURİYE VE IRAK'TA YAŞANAN OLAYLARLA, TÜRKİYE'NİN IRAK VE SURİYE'YE KARŞI YÜRÜTTÜĞÜ DIŞ POLİTİKA YANLIŞLIKLARINI MI GÖRÜYORSUNUZ?

    Evet. Ana nedenin bu olduğunu düşünüyorum. Elbette, bu ana nedenin yanında başka sebepler de var. Suruç'taki eylemin, Suriye'de IŞİD'e karşı çatışmaların Ayn el Arab'da, İstanbul'daki olayın ise yine çatışmaların Menbiç'te yoğunlaştığı sırada meydana gelmesi düşündürücüdür.

    TÜRKİYE'NİN ÖZELLİKLE SURİYE POLİTİKASINDAKİ YANLIŞLIKLARI DA ÖZETLER MİSİNİZ?

    Birincisi, dış politika milli menfaatlere dayanır. Türkiye'de bu hususun da doğru anlaşıldığını zannetmiyorum. Biz, hâlâ dostluklar ve düşmanlıklardan bahsediyoruz. Bakın, İngiltere Dışişleri Bakanlarından Palmerstone'nun çok bilinen bir sözü vardır: "Ne dostluklar ne de düşmanlıklar sonsuza kadar sürer. Sonsuza kadar sürecek olan milli menfaatlerdir…"

    PEKİ, SURİYE ÖZELİNDE TÜRKİYE'NİN MİLLİ MENFAATLERİ NELERDİR?

    Suriye'nin toprak ve siyasi bütünlüğünün korunması ile komşusu olduğumuz Suriye'de ülkeyi ‘yönetebilen bir yönetim'in var olmasıdır. Bu iki hususun bugün büyük bir tehdit altında olması, Türkiye için çok büyük bir güvenlik riskidir.

    ‘RUSYA İLE ARAMIZDAKİ UÇAK KRİZİ İYİ YÖNETİLEMEDİ'

    RUS UÇAĞININ DÜŞÜRÜLMESİ, TÜRKİYE-RUSYA İLİŞKİLERİNDE CİDDİ BİR KRİZE NEDEN OLDU. BUGÜN OLUMLU GELİŞMELER YAŞANIYOR. AMA NEREDEYSE BİR YIL KAYBETTİK. BU OLAYI NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ?

    Birincisi, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) Hükümet'ten aldığı yetki ile Rus uçağını düşürdü. Bu noktada bir tereddüt yok. Ancak bu olayın öncesinde ve sonrasında daha farklı hareket edilebilirdi. Siyasi kanat Rus uçağının düşürülmesinin yaratacağı sorunları iyi değerlendirememiş, düşünememiş! Aksi olsa idi, bu yetkiyi TSK'ya vermemeleri gerekirdi. Acaba, o günlerde böyle bir davranışın iç kamuoyu desteği açısından çok yararlı olabileceğini mi düşündüler? Elbette, cevabını bilmiyorum. Ama şunu söyleyebilirim: Siz dış siyaset konularını iç siyaset malzemesi yaparsanız —maalesef bütün dünyada yapılıyor- karşılaşacağınız sonuçlar hiç de iyi olmaz. Uçağın düşürülmesinden sonra; haklı olduğumuz noktadan geri adım atmadan ama olayı da iç siyaset malzemesi haline dönüştürmeden, karşılıklı söylemlerle durumu her gün gerginleştirmekten kaçınarak, daha sağlıklı bir kriz yönetimi yapılabilirdi.

    BU OLAYIN TÜRKİYE'YE VERDİĞİ ZARARLAR NEDİR?

    Bakın, Suriye'nin kuzeyinde bir ‘Kürt koridoru' oluşuyor. Bu uçak krizinden sonra; ‘Kürt koridoru' konusunda Türkiye'nin adeta eli kolu bağlandı. Bu koridorun oluşması, Türkiye'nin güvenliği açısından bir tehdittir. Bundan hiç şüphe yok. Ama bugün ne yapıyoruz? PYD/YPG'nin Fırat'ın batısına geçişine izin vermeyeceğimizi söyledik. Farklı isimler altında, maalesef bu dediklerimizin aksi oluyor. Dışişleri Bakanı; "ABD'ye düşüncelerimizi söyledik, bizi dinlediler" diyor. Daha sonra da "ABD'nin sözünde durup durmayacağını göreceğiz" diyor. Rusya ile olan ilişkileri ilerdeki günlerde, normale dönüştürseniz bile, gelinen nokta itibarıyla; Suriye'deki gelişmeleri ne ölçüde etkileyebileceksiniz? Çünkü çok zaman kaybettik…

    İlgili konular:

    İlker Başbuğ: Türkiye, Musul'a yapılabilecek operasyonda istenmiyor
    Başbuğ: Türkiye'nin politikası YPG'yi ABD'nin müttefiki haline getirdi
    Başbuğ: İmam hatipleri kapatırsanız cemaatler yetişir
    Başbuğ: Rusya'yla ilişkiler normalleşmezse Suriye'de etkili olamayız
    İlker Başbuğ: Başkanlık antidemokratik değil, tartışılabilir
    Başbuğ'dan Ergenekon kararı yorumu
    Başbuğ: Rus uçağını düşüren kişi suç işledi, mahkemeye çıkarılmalı
    Etiketler:
    IŞİD, İlker Başbuğ, Suruç, Kobani, Irak, Suriye, Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın