12:08 14 Ağustos 2018
Canlı Yayın
    Elbistan su zehirlenmesi

    CHP'den Elbistan raporu: Salgın göz göre göre geldi, hiçbir önleyici tedbir alınmadı

    © Fotoğraf :
    Türkiye
    URL'yi kısaltın
    Yurdagül Şimşek
    0 20

    Kahramanmaraş'ın Elbistan ilçesinde binlerce vatandaşın içme suyundan kaynaklı zehirlenmesi üzerine bölgeye giderek inceleme yapan CHP heyeti raporunu hazırladı. Rapora göre salgın göz göre göre geldi, yetkililer ise hiçbir önleyici tedbir almadı.

    Kahramanmaraş'ın Elbistan ilçesinde 26 Ağustos tarihinde şebeke içme suyundan on binlerce kişinin yüksek ateş, mide bulantısı ve baş dönmesi şikâyetleriyle zehirlendiğine yönelik haberlerin ardından CHP'den bir heyet bölgeye gitti. Parti Meclisi Üyesi Ali Öztunç ve CHP Sağlık Komisyonu Üyesi Milletvekilleri Nurettin Demir, Ali Şeker, Murat Emir ve Hüseyin Çamak'tan oluşan heyet incelemelerinin ardından bir rapor hazırladı.

    CHP heyeti, Kahramanmaraş Kamu Hastaneleri Birliği, Türkiye Halk Sağlığı Kurumu, Elbistan Kaymakamlığı, Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Kahramanmaraş Valiliği ile görüştü. Su kaynaklarının bulunduğu yerlerde de incelemeler yapan CHP heyeti, bölgeye gelen KASKİ Genel Müdürü ile de görüşme gerçekleştirdi.

    YÜKSEK KLORLAMA YAPILARAK KİRLİLİK AŞILMAYA ÇALIŞILMIŞ

    Rapora göre, Kahramanmaraş Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Prof. Dr. Alper Cihan ve Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Başkanı Enfeksiyon Uzmanı Dr. İrfan Şencan, çarpıcı bilgiler verdi:

    "Kirliliğin esas sebebinin suyun ana dağıtım kaynağında olduğu tespit edilmiştir. İçme suyu için kuyulardan depolara su basılmaktadır. Bu kuyuların üçünde kirlilik olduğu saptanmıştır. Kirliliğin tespit edildiği kuyularda klorlama çalışmaları yapılmaktadır. Normal bir içme suyunun değerlerine bakıldığında 0,5 ppm olması gereken klor oranının ilçedeki olağanüstü durum sebebiyle 0.9 — 1 ppm konsantrasyona çıkartıldığı görülmüştür. Yüksek klorlama yapılarak kirlilik aşılmaya çalışılmaktadır."

    50 BİNİN ÜZERİNDE VATANDAŞ ETKİLENDİ

    "Elbistan Devlet Hastanesi ve Elbistan Kadın Doğum Ve Çocuk Hastanesi'ne başvurunun 3 günde 26 bin sayısına ulaştığı görülmüştür. Özel sağlık merkezleri, özel hastaneler ve yoğunluktan dolayı çevre il ve ilçelere başvuran hastalar ile birlikte ele alındığında 50 binin üzerinde salgından etkilenen hastanın olduğu tespit edilmiştir.

    Sağlık Bakanlığı'ndan gelen ekibin aldığı 21 gaita numunesinde gerçekleştirilen PCR yöntemiyle etkenin norovirüs olduğu saptanmıştır. Şehrin değişik yerlerinden alınan su numunelerinde ise yüksek miktarda E.Coli olduğu tespit edilmiştir. Türkiye'de norovirüs ishale yol açan yaygın bir hastalık etkenidir. Sporadik (tek tek) vakalar görülmekle birlikte, burada, Elbistan'da norovirüs ciddi bir halk sağlığı sorununa dönüşmüş ve beraberinde ilçede büyük bir salgına sebep olmuştur. Norovirüsün ülkemizde daha önceden de Aksaray'da daha küçük ölçekte bir salgına yol açtığı da bilinmektedir."

    BELEDİYE BAŞKANINA GÖRE NEHİR SUYU ZATEN KİRLİ

    Raporda, Elbistan Kaymakamı Tuncay Akkoyun'un ilçe genelinde ilaç ve serum sıkıntısı bulunmadığı iddiasının aksine vatandaşların salgının ilk günlerinde hastane kapasitelerinin yetersiz kaldığını, ilaç ve serum sıkıntısı yaşandığını ifade ettikleri belirtildi.

    Raporda, Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fatih Mehmet Erkoç'un CHP heyeti ile yapılan görüşmede, olayın bu kadar büyüyeceğini tahmin etmediklerini ifade edip "Nehir suyu zaten kirli" dediği de vurgulandı.

    SAĞLIK SKANDALI, ÖNEMLİ BİR ZAAFİYET

    CHP heyetinin tespitlerine de yer verilen raporda, "Yapılan incelemelerde su kaynağındaki kirlenmenin geldiği boyutun gözle görülür biçimde ortada olduğu, bunu görmek için bir teste dahi ihtiyaç olmadığı gözlemlenmiştir. Yaşananlar bu kadar göz önündeyken, yetkililerin kalıcı önlemler alınması konusunda samimi adımlar atmaması ‘sağlık skandalı' yanında yönetim açısından da önemli bir zaafiyete işaret etmektedir" denildi.

    ELBİSTAN ADETA BİR AÇIK HAVA HASTANESİ

    Raporda Elbistan'ın yaşanan bu olay neticesinde adeta bir açık hava hastanesine dönüştüğü, hastanelerde kapasitelerinin çok üstünde bir hasta sirkülasyonun olduğu, koridorlarda dahi serum takılmış hastaların bulunduğunun gözlendiği de vurgulandı.

    ÜÇ AY ÖNCE DE SALGIN YAŞANMIŞ

    Su kirliliğinden kaynaklı yaz aylarında Elbistan'da şebeke sularından hastalanan vatandaşlar olduğu önceki yıllarda yaz aylarında artış gösteren ishal vakalarından da bilindiği ifade edilen raporda, "3 ay önce de, şiddeti bu kadar büyük olmasa da, su şebekesinden kaynaklı klor zehirlenmeleri tespit edilmiştir. Tüm bu olumsuzluklara rağmen hiçbir önlemin alınmamış olması bugün on binlerce vatandaşımızın salgın hastalığa yakalanmasına neden olmuştur" dendi.

    ANALİZ RAPORLARI KAMUOYUNA AÇIKLANMALI

    Analiz raporlarının CHP heyetine sunulmamasının da eleştirildiği raporda, "Bu raporlar varsa derhal kamuoyuna açıklanmalıdır. Aksi halde sorumluluk makamında oturanların tamamı halk sağlığını hiçe sayan bu ihmal noktasında derhal hesap vermelidir" denildi.

    CHP'NİN ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

    Raporda, benzeri olayların yeniden yaşanmamsı için CHP'nin çözüm önerileri de yer aldı. Bu öneriler ise şöyle:

    • Salgın kontrol altına alınarak, başka bir salgının yaşanmaması için ilgili kurumlarca gerekli önlemler ivedilikle alınmalıdır. Su kaynağının ve şebekesinin temiz tutulması konusunda sorumluluklar yerine getirilmelidir.
    • İçme suyundaki kirliliğin nasıl ve nereden kaynaklandığı kesin olarak tespit edilmiştir. Söz konusu aksaklıklar hızlıca giderilmeli, kirli kuyulardan şehre tekrar su verilmemelidir. Geçici zemin sıkıştırma gibi bir çözüm yöntemiyle Ceyhan nehrinin hemen 3-4 metre kıyısındaki keson kuyulara sızmanın önlenemeyeceği açıktır. Mesele temiz su kaynaklarının kirletilmesini önleyici bir önlem alınmamasıdır. Çevrenin ve su kaynaklarının ev ve sanayi atıkları ile kirletilmesinin önüne geçilmelidir.
    • Anayasamızın 56. Maddesinde de belirtilen herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı, geçici önlemlerle değil kalıcı bir şekilde çözüme kavuşturulmalı, her vatandaşımızın sağlıklı içme suyuna erişimi sağlanmalıdır.
    • Temiz içme suyu konusunda sorunun en çok yaşandığı bölgelere yönelik su dağıtımı yapılmalı, sağlıklı içme suyuna erişim kolaylaştırılmalıdır.
    • İçme suyunun bakteriyolojik ve kimyasal olarak temizliği ve denetimi düzenli aralıklarla gerçekleştirilmeli, belli ve sık aralıklarla bütün şebekenin klor ölçümünün normal bir içme suyu için uygun oranda olup olmadığının kontrolü sağlanmalıdır.
    • Ortaya çıkan salgının ana nedeni olan norovirüsün kişiden kişiye temasla da yayılabileceği göz önünde bulundurularak diğer şehirlere yayılmaması, salgına dönüşmemesi için halk sağlığı açısından gerekli kontroller düzenli olarak yapılmalıdır.
    • İlk defa yaşanmadığı defaaetle ortaya konulan içme suyu kirliliğine bağlı olarak meydana gelen salgın konusunda bu zamana kadar alınan herhangi bir önlem varsa kamuoyuyla açıkça paylaşılarak toplum nezdinde ortaya çıkan şüpheler aydınlatılmalıdır.
    • Dünya Bankası tarafından kullandırılan kaynağın ne kadar olduğu, hangi kaynak için alındığı ve hangi kalemlerde hangi harcamaların yapıldığı şeffaf bir biçimde kamuoyu ile paylaşılmalıdır.
    • Sağlık Bakanlığı ve belediyeler içme suyu kaynaklarına ilişkin gerçekleştirdiği bakteriyolojik testleri düzenli olarak yayınlamalı, halk içtiği suyun bakteriyolojik ve kimyasal analiz sonuçlarını internet üzerinden görebilmelidir.
    • Konuyla ilgili savcılığın soruşturma yürütüyor olması yaşanan ihmallerin ortaya çıkartılması açısından olumlu bir adım olmasına rağmen tek başına yeterli değildir. Kısa süre içerisinde ayrıntılı bir idari soruşturmanın da bu salgın hastalığa sebebiyle veren ilgililerin sorumlulukları da dahil olmak üzere başlatılması gerekmektedir.
    • Mikroorganizmalar canlıların metabolizmasında olduğu gibi, toplumsal yaşam kaynaklarımızda da ortaya çıkan aksaklıklarda kendilerini göstererek varlıklarını hissettirirler. Dolayısıyla ihmallerin cezalandırıcısı bu mikroorganizmalar, gerekli önlemleri almakla sorumlu yetkililerden daha organize olmamalıdır.
    • Avrupa'da (AB üyesi ülkelerde) ilgili kuruluşlar tarafından sudaki bulaşıcı hastalıklara karşı hastalık riski analizlerini içeren bildirimler, haftada bir düzenli olarak yapılmaktadır. Türkiye'de ise bu kontroller ayda bir yapılmasının yanı sıra, bu kontrollerin ne derece sağlıklı ve ciddiyetle yapıldığı ise önemli bir soru işaretidir. Sudaki mikrop analizleri ne kadar sık yapılırsa, olası bir akut hastalık durumunda hasta sayıları sağlık hizmetini aksatacak boyutlara ulaşmadan gerekli tedbirler alınabilir.
    Etiketler:
    CHP, İrfan Şencan, Alper Cihan, Elbistan, Kahramanmaraş
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın