13:15 23 Haziran 2021
Canlı Yayın
    Türkiye
    URL'yi kısaltın
    0 25122
    Abone ol

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, koronavirüse karşı alınması gereken tedbirlere uyulduğu takdirde kısa sürede normale dönülebileceğini söyledi. "Bir süre daha fedakarlık gerekli" diyen Erdoğan, "17 Mayıs itibarıyla başlayacak yeni normalleşme takvimini önümüzdeki günlerde açıklayacağız. Okulların açılışıyla ilgili süreç de yer alacak" dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 81 ilden gençlerle iftar programında bir araya geldi. Burada ilk olarak yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye'deki seyriyle ilgili konuşan Erdoğan, "Tedbirlere uyarsak normal hayat yakın. Bir süre daha fedakarlık gerekli. Normale kısa sürede döneceğimize inanıyorum" dedi.

    Erdoğan, 17 Mayıs itibariyle başlayacak yeni normalleşme takvimini önümüzdeki günlerde açıklayacaklarını belirterek "İlk kabine toplantımızın en önemli gündem maddelerinden biri bu olacak. Bu takvimde okulların açılışıyla ilgili süreç de yer alacak. Vefat sayısında ciddi manada düşüş var. Sizleri okulunuzla buluşturmak için her türlü gayreti gösterdiğimizden emin olabilirsiniz" ifadesini kullandı.

    Erdoğan bir gencin "Sizce sizi en Kasımpaşalı yapan özelliğiniz nedir?" şeklindeki sorusuna da "Her ne kadar birileri 'Kasımpaşalı' deyimini kabadayılıkla örtüştürmeye çalışsa da bana göre Kasımpaşalılığın en önemli özelliği insan ve kültür zenginliğidir. Böyle zenginlik içinde yetişmiş olmanın çok büyük faydalarını gördüm. O kültür bana baş eğdirmedi" yanıtını verdi.

    Programın devamında gençlerin yönelttiği sorular ve Erdoğan'ın bunlara verdiği yanıtlar şöyle:

    - Yoğun çalışma temponuz ve yoğun siyasi hayatınız çocuklarınız ve torunlarınızla ilişkinizi nasıl etkilemektedir?

    Öyle bir soru sordun ki, yaramı deştin. Deniz, bu seçim çalışmalarından gece geç saatlerden, eve geç gelişlerden... Bir tanesinde de yine eve çok geç gelmiştim. Yatak odamızın kapısına büyük kızım bir pusula yapıştırmıştı. Pusulada şu yazıyordu; 'Babacığım bir geceni de bize ayırır mısın?' Ama biz de tabii çalışmalarımızı yapıyoruz. Toplantılarımız oluyor vesaire... Belki yanlış yaptım, sonra düşünüyorum ki biz çalışmazsak kim çalışacak? Bizler bir şeyler yapmamız lazım. 18 senede öyle çalıştık ki bak, İstanbul - İzmir arasında 3 saat 15 dakikaya düşürdük mü Deniz? Artık arabanıza biniyorsunuz 3 saat 15 dakikada İstanbul'dasınız. Şimdi davama, ülkeme ve milletime karşı sorumluluklarımı yerine getirmek için koştururken çocuklarıma yeteri kadar vakit ayıramamış olmak tabii ki en büyük yaramdır. Fedakarca sabrettiler

    - Adalar'daki 978 ata ne olduğunu bilmemek bizi çok üzüyor. Kamuoyundan gizlenen nedir?

    Her şeyden önce Adalar'daki atların bir canlıya yakışmayacak şartlarda çalıştırılması uzunca bir süredir gündemimizdeydi. Eski büyükşehir belediye başkanlarımız rahmetli Kadir Topbaş ve Mevlüt Uysal çeşitli çalışmalar yapmıştır. Ancak bu uygulanamadan İBB'de yönetim değişti. Hala ne olduğuna dair tatmin bir açıklama yapılamadı. Hayvan hakları konusunda ortalığı toza dumana katanların bu hususta hiç ses çıkarmamaları da ikiyüzlülük örneğidir. Sesinizi çıkarsanıza? Neden çıkamıyorsunuz? Hayvanlara acımanın ideolojik boyutu olamaz. Bize haber geldi, İçişleri Bakanım beni aradı, İBB Başkanı da yanındaydı. Dedim ki; ne gerekirse yapalım. Burada elektrik araçlar kullanabilir miyiz dediler, hayırlı olsun kullanın dedik. İstanbul'un atlarına dahi sahip çıkıp hesabını veremeyenlerin diğer konularda neler yaptığını düşünmek istemiyoruz.

    'Biz bir zamanlar toplu iğneyi dahi üretemiyorduk'

    - Biz gençleri milli teknoloji hamlesinde daha neler bekliyor?

    Biz bir zamanlar toplu iğneyi dahi üretemiyorduk. Biz aynı şekilde milli savunmada yüzde 20 yerli, bunun dışında tamamen ithal savunma sanayinde kullanım yapıyorduk. Ama şimdi yüzde 20'den yüzde 76'ya çıktık. Nereden nereye. Belki bilinçli olarak, belki gaflet sebebiyle uzunca bir süre Türkiye milli ve yerli teknolojiden uzak kalmıştır. Göreve geldiğimizde bu acı durumun en büyük ve tehlikeli yansımalarını da savunma sanayinde gördük.

    Amerika'ya gittim. Amerika Başkanı, evlat Bush'tan ben bu dronelarla ilgili, İHA'larla ilgili 'Bize İHA vermeyecek misiniz?' dedim. O zamanlar bize 48 saatte bir anlık İHA gönderiyorlar. Ne için biliyor musun? Terörle mücadele için. Hemen o zamanki Dışişleri Bakanı'nı yanına çağırdı, o da toplantımızdaydı. Dedi ki 'Niye böyle yapıyorsunuz?' Dışişleri Bakanı da o zaman Condoleezza Rice. Dedi 'Bundan böyle kesinlikle Türkiye'ye insansız hava aracı, bakın SİHA demiyorum, İHA vereceksiniz.' 24 saatliğine bize İHA'lardan veriyorlardı. Terörle mücadele edeceksin. Neyle? SİHA ile değil, İHA ile. İHA ne işe yarıyor o zaman. İHA sadece nokta tespiti yapıyor. Yani koordinatları belirliyor. O koordinatları belirledikten sonra servise sinyallerini veriyor. Servise verdiği sinyallerle de F-16'lar gidip orayı vuruyor.

    'Şu anda ciddi manada savunma sanayinde ihracat yapan ülke konumundayız'

    Tabii bu size bir zaman kaybettiriyor aynı zamanda. Daha sonra ne oldu? Bayraktarlar İHA'yı da yaptı, SİHA'yı da yaptı. Şimdi de üçüncü olarak Akıncı'yı yaptı. Bundan böyle çok daha farklı bir konumdayız. Geldiğimiz yer elbette çok önemli ama henüz yine de söylüyorum hedeflerimizin gerisindeyiz. Şu anda ciddi manada savunma sanayinde ihracat yapan ülke konumundayız. İthalat değil, ihracat. Artık biz SİHA'larımızın bütün mühimmatını da Türkiye'de yapıyoruz. Yani 'Birisi bize göndersin de kullanalım.' yok. Biz şimdi kendimiz onu da üretiyoruz. Yani daha açık konuşayım, bombalarını da biz üretiyoruz. Yani bütün Cudi'de, Gabar'da, Tendürek'te, Bestler Deresi'nde, buralarda teröristlerin inlerine girdik ve giriyoruz.

    - Transkript belgesinin ücretsiz ve çift dilli olmasını istiyoruz. Bu konuda bir gelişme var mı?

    Artık gençlerimiz transkript belgelerini istedikleri yerden çift dilli olarak herhangi bir ücret ödemeden ve hızlı bir şekilde alabilecekler. Hem salgın döneminde farklı şehirlerde bulunan hem de eğitimlerine yurt dışında devam etmek isteyen öğrencilerimize büyük kolaylık sağlayacak bu yeniliğin gençlerimize hayırlı olmasını diliyorum.

    'İnşallah bundan sonra da aynı şekilde devlet vatandaşına sahip çıkmayı sürdürecektir'

    - Türkiye'nin salgın döneminde yaptığı yardımların devamı gelecek mi?

    Hiçbir vatandaşımızı sahipsiz bırakmama anlayışıyla çok yönlü bir destek programını hayata geçirdik. Salgın döneminde şimdiye kadar, sosyal koruma kalkanı adı altında, bakın gençler burası çok önemli, 61 milyar liralık bir meblağı karşılıksız olarak her kesimden ihtiyaç sahibi insanımıza dağıttık. 61 milyar diyorum. Bu çerçevede, hane bazlı sosyal destekler kapsamında yaklaşık 2 milyon 300 bin ihtiyaç sahibi vatandaşımıza 8,5 milyar lira aktardık. İstihdamı korumaya yönelik kısa çalışma ödeneğinden 3 milyon 765 bin, nakdi ücret desteğinden 2.5 milyon, işsizlik ödeneğinden 1 milyon insanımız istifade etti.

    Normalleşme desteği için de 3.2 milyon esnafımıza 4 milyarın üzerinde karşılıksız destek sağladık. Gelir kaybı ve kira desteği olarak da 5 milyar liranın üzerinde bir kaynağı esnaflarımıza hibe olarak dağıttık. Bakın, karşılıklı ödeme değil, hibe olarak dağıttık. Ayrıca vergi ve sigorta primlerinden çek ve senetlere kadar, reel sektörün işleyişinde sıkıntıya yol açabilecek ödemeleri erteledik. Tüm bunlara ilave olarak, faizsiz veya düşük faizli kredilerle esnafımızdan sanayicimize kadar iş dünyasının tüm kesimlerini 315 milyar lirayı bulan bir kaynakla destekledik.

    Son 16 aydır yaşanan hadiseler, ülkemizde hiç kimsenin sahipsiz olmadığını, devletin tüm imkanlarıyla vatandaşının yanında yer aldığını göstermiştir. İnşallah bundan sonra da aynı şekilde devlet vatandaşına sahip çıkmayı sürdürecektir.

    Etiketler:
    Çocuk, Aile, koronavirüs tedbirleri, Koronavirüsle mücadele, Koronavirüs, Normalleşme, Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın