Dünya haritası - Sputnik Türkiye
DÜNYA
Rusya, ABD, Avrupa ve Ortadoğu başta olmak üzere dünyanın dört bir yanından son dakika haberleri, analizler ve özel dosyalar.

Kılıçdaroğlu: 'Şam'a kadar gideceğiz' diyorlardı 2,5 milyon Suriyeli geldi

© AAKemal Kılıçdaroğlu
Kemal Kılıçdaroğlu - Sputnik Türkiye
Abone olTelegram
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin Suriye politikasına sert sözlerle yüklendi. Recep Tayyip Erdoğan'ın, "Emevi Camii'nde namaz kılacağız" sözlerini anımsatan Kılıçdaroğlu, "Ne oldu? 2,5 milyon Suriyeli geldi. Hedefe bakar mısınız? 180 derece birbirine zıt bir gerçekleşme" ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Bir gerçek var, Türkiye'nin Suriye politikası tamamen çökmüştür. Suriye'nin toprak bütünlüğü federatif bir yapıya doğru süratle koşmaktadır. 'Esad'sız çözüm' tamamen çökmüştür" dedi. CHP Parti Meclisi (PM), Kılıçdaroğlu başkanlığında, parti genel merkezinde toplandı.

Toplantının açılışında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kılıçdaroğlu, PM'nin büyük olasılıkla kurultay öncesi yaptıkları son toplantı olacağına dikkati çekti.

Gerek miting meydanlarında gerekse grup toplantılarındaki konuşmalarında devlet yönetiminin ne kadar önemli olduğunu ısrarla vurguladığını belirten Kılıçdaroğlu, sürekli devletin bilimle, akılla ve hukukla yönetilmesinin altını çizdiğini aktardı.

Ahmet Davutoğlu - Sputnik Türkiye
Davutoğlu: Rusya ile gerilim yaşamak gibi bir niyetimiz yoktu
Kılıçdaroğlu, bir toplumun bu çizgiden uzaklaşıldığında kaosa sürükleneceğini öne sürerken, "Devleti yönetenler elbette hata da yapabilirler ama dış politikayla ilgili hata yaparsanız bunun bedelini ülkenin tamamı öder. Bir özelliği daha vardır, dış politikadaki hata sadece bugünkü kuşaklara değil, gelecek kuşaklara da yansır. O nedenle dış politika asla iç politikanın malzemesi haline dönüştürülmez" diye konuştu.

Dengelerin ve dostlukların iyi korunmasının da dış politikanın ana ögelerinden biri olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, Suriye politikasının Türkiye açısından ortaya çıkardığı tablonun hiç de iç açıcı olmadığını vurguladı.

‘MEZHEP ENDEKSLİ DIŞ POLİTİKA OLMAZ'

Kılıçdaroğlu, ‘İktidarın Suriye politikasının yanlışlığını' en başından beri ısrarla vurguladıklarını dile getirerek, ‘mezhep endeksli dış politika olmaz' dediklerinde ‘Esad'cı ve Baas'çı olmakla' suçlandıklarını, dış politikaya hiçbir zaman parti eksenli bakmadıklarını söyledi.

Kılıçdaroğlu, "24 Ağustos 2012" tarihini tüm vatandaşların iyi bilmesini istediğini belirterek, bu tarihte Başbakan olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a Suriye politikası ve çözümü konusunda bir mektup gönderdiğini hatırlattı.

‘ULUSLARARASI BİR İHTİLAFA DÖNÜŞECEKTİR'

Mektupta, Türkiye'nin Suriye'de nasıl bir politika izlenmesi gerektiğinin anlatıldığını aktaran Kılıçdaroğlu, mektubun birinci sayfasındaki bir cümlede, "Suriye'deki şiddet ve çatışmaların durdurulmaması halinde ülkenin parçalanması, iç savaş boyutlarının genişleyerek bölgesel ve uluslararası bir ihtilafa dönüşmesi de dışlanamayacak bir olasılıktır" ifadesini kullandıklarını anımsattı.
Bu öngörülerinin bugün gerçekleştiğini kaydeden Kılıçdaroğlu, kendilerinin devleti yönetmemelerine rağmen dünya dengelerini iyi okuduklarını dile getirdi.

Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Ama siz ülkeyi yönetiyorsunuz. Bırakın Türkiye, dünya, Ortadoğu gerçeğini, Suriye'nin gerçeğini dahi bilmiyorsunuz. Bu mektubun ekinde 3 sayfalık CHP'nin çözüm önerileri de var. Hem gerekçesi hem yol haritası tek tek sıralanıyor. Türkiye'de toplanacak uluslararası Suriye konferansının hangi gündemle toplanması gerektiği burada açıklanmış. Birinci gün, ikinci gün, üçüncü gün oturumlarında neler konuşulmalı burada anlatılmış. Biz bunu yaptık ve gönderdik. Neden gönderdik? Ülkemizi sevdiğimiz için, ülkemizin çıkarları için gönderdik. 'Dikkat edin, yanlış yapıyorsunuz' dedik. 'Hayır' dediler, 'Biz bildiğimizi okuruz, her şeyi en iyi biz biliriz' dediler. Ben bu mektubu gönderdim, arkasından dönemin başbakanı, daha sonraki bir tarihte bizim mektubu eleştirdi ve kendi önerilerini de saydı. 5 Eylül 2012, Sayın Erdoğan konuşuyor: 'CHP yarın Şam'a gidecek yüz bulamayacak, göreceksiniz ama inşallah biz en kısa zamanda Şam'a gideceğiz, oradaki kardeşlerimizle muhabbetle kucaklaşacağız'. Yıl 2015, buyurun gidin bakalım. 'O gün de yakın inşallah, Selahaddin Eyyübi'nin kabrinde Fatiha okuyacağız, Emevi Camii'nde namazımızı da kılacağız. Bilal-i Habeşi'nin türbesinde kardeşliğimiz için özgürce dua edeceğiz'; Bu başka bir ülkenin toprakları için kullanılan cümleler. Biz ne söylüyoruz, onlar ne söylüyor."

‘180 DERECE BİRBİRİNE ZIT BİR GELİŞME'

CHP'nin dedikleri yerine, hükümetin kendi söylediklerini yaptığını vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Ne oldu? Biz gittik mi? Hayır. Ne oldu? 2,5 milyon Suriyeli geldi. Hedefe bakar mısınız? 180 derece birbirine zıt bir gerçekleşme. Sen Şam'a gidecekken, 2,5 milyon Suriyeli Türkiye'ye geldi. Nasıl bir öngörü, nasıl bir devlet yönetimidir. Bu tabloyu sağduyusu olan her yurttaşımın değerlendirmesini isterim" diye konuştu.

Eleştirilerini sürdüren Kılıçdaroğlu, "Gidecektik ya Bilal-i Habeşi Türbesi'ne, Süleyman Şah Türbesi'ni kaçırmak zorunda kaldık. Öngörüye bakın siz" dedi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin - Sputnik Türkiye
Putin: Tekrarlanırsa mutlaka tepki vereceğiz
‘TÜRKİYE TERÖR İTHAL EDEN ÜLKE KONUMUNA GELDİ'

Musul Konsolosluğu çalışanlarının ‘IŞİD tarafından rehin alındığını' ancak hükümet yetkililerinin "IŞİD'e terör örgütü demekten korktuğunu" belirten Kılıçdaroğlu, bu terör örgütünün Niğde'de, Suruç'ta, Ankara'nın göbeğinde terör estirdiğini söyledi.

"Sonuçta ne oldu? Türkiye terör ithal eden ülke konumuna geldi" ifadesini kullanan Kılıçdaroğlu, "Bir devlet böyle mi yönetilir? Görkemli tarihi olan bir ülke böyle mi yönetilir? Kişisel hırslarla ayağa kalkıp bir ülke mi yöneteceksiniz siz?" diye sordu.

Recep Tayyip Erdoğan - Sputnik Türkiye
POLİTİKA
Erdoğan: Aidiyetini bilmediğimiz uçağı vurduk
‘TIRLARLA SİLAH GÖNDERDİLER'

Kemal Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti: "Bu da yetmedi, tırlarla silah gönderdiler. 'Silah göndermeyin' dedik, 'Komşuya silah gönderirseniz Müslümanı Müslümana kırdırırsınız' dedik. 'Biz silah göndermiyoruz, insani yardım gönderiyoruz' dediler. Sonunda belgeler, videolar çıktı, silah gönderilmiş. O da ciddi bir dramdır. Sayın Davutoğlu'nun yaptığı açıklama, Rus uçağının düşürülmesi üzerine, 'MİT tırlarına operasyon yapanlar bu katliamdan sorumludurlar' diyor. Yani 'Biz silah gönderiyorduk, izin vermediler.' Oysa o silahların tamamı gitti. İtiraf ediyor, devlet yönetiminde vatandaşa yalan söylemek var mıdır? Aynı kabinede bir bakan, 'Burada bizi izleyenlerin huzurunda yemin ediyorum' diyor Sayın Tuğrul Türkeş, 'Vallahi ve billahi o silahlar Türkmenlere gitmiyordu' diyor. 'Bilerek söylüyorum, iddiayla söylüyorum' diyor. O silahlar nereye gitti? Bu sorunun cevabını hep beraber bekliyoruz. Bütün bunlar hangi gerekçeye dayandırıldı: 'Suriye'de demokrasi yok'. Ya sen kendi ülkene demokrasiyi getirdin mi ki, Suriye'deki demokrasiyle uğraşıyorsun. Önce kendi ülkene demokrasiyi getir".

Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала