Kayıt işlemi başarıyla tamamlanmıştır!
Lütfen 'a gönderilen e-postadaki bağlantıya tıklayın
Eksen - Sputnik Türkiye, 1920
EKSEN
Ceyda Karan’ın hazırladığı Eksen’de her gün dünyanın farklı bölgelerine dair gelişmeler masaya yatırılıyor.

'Rusya'nın üç vazgeçilmezi ile ABD'nin iki olmazı anlaşmanın zorluğuna işaret, süreç uzayabilir'

'Rusya'nın üç vazgeçilmezi ile ABD'nin iki olmazı anlaşmanın zorluğuna işaret, süreç uzayabilir'
Abone ol
Güller’e göre, Cenevre'deki ABD-Rusya görüşmesi sonuç elde etmenin zorluğuna işaret. Sıcak çatışma kimsenin işine gelmediği için sürecin uzayacağını düşünen Güller, Kazakistan'a atıfla ABD'nin 'kaos çıkarma' riskine vurgu yaptı. AB'nin ilk kez hızlı pozisyon alan bir KGAÖ gördüğünü belirten Güller'e göre Asya'da KGAÖ ve ŞİÖ'ye önemli işler düşecek.
Rusya Federasyonu'nun ABD ve NATO'ya yönelik güvenlik garantileri anlaşmaları için ilk görüşme Biden yönetimiyle Cenevre'de gerçekleştirildi. Rusya'nın NATO'nun genişlemesine son verilmesi, Avrupa güvenlik mimarisiyle ilgili kritik önerilerine dair ABD tarafından ilk yapılan açıklamalar, umut vermiyor.
Görüşmeler öncesinde Rusya'nın dikkatini batısına çevirdiği bir dönemde Kazakistan'da yaşanan silahlı isyan ve darbe girişimi dikkatlerin Asya'ya çevrilmesine yol açtı.
Rusya-ABD/NATO görüşmeleri, Ukrayna'dan Kazakistan'a uzanan coğrafyadaki gelişmelerin jeopolitik yankıları ve Türkiye'nin tutumunu Cumhuriyet gazetesi yazarı Mehmet Ali Güller ile konuştuk.

'Rusya'nın üç vazgeçilmezi ile ABD'nin iki olmazı sonuç elde etmenin zorluğuna işaret'

Mehmet Ali Güller’e göre, Rusya ile ABD arasında güvenlik garantileri anlaşmasına yönelik Cenevre'deki görüşme iki ülkenin çizdiği 'kırmızı çizgiler' bağlamında düşünüldüğünde, anlaşma ihtimali çok olası görünmüyor. Rusya'nın 'üç vazgeçilmezi' ile ABD'nin 'iki olmazına' atıf yapan Güller, kısa vadede olumlu sonuç elde etmenin zorluğuna dikkat çekti. Diğer yandan Güller, bir sıcak çatışmaya girmek de kimsenin işine gelmediği için bu süreçlerin biraz daha uzatılacağı görüşünde:

“İlk müzakerelerden ortaya çıkan sonuç bir anlaşma yok. Her ne kadar taraflar iyi niyet açıklamaları yapsalar da ileriye dönük anlaşma altyapısının olabileceğine dair temennilerde bulundularsa da yedi saat süren ilk müzakerelerde her iki ülkenin çizmiş olduğu kırmızı çizgiler doğrusu bir anlaşma ihtimalini çok olası göstermiyor. Rus heyetinin üç vazgeçilmez ilanı var. Amerikan heyetinin de iki olmazı var. Rusya açısından ilki NATO’nun genişlemesinin artık durması ve genişleyemeceğine dair yasal bir garanti var. İkincisi, Rus sınırı yakınlarına Rus topraklarındaki hedefleri vurma kapasitesine sahip silahların konuşlanmaması konusunda bir garanti var. Üçüncüsü ise, ‘NATO olarak 97 itibariyle bizim eski bölgemizdeki kimi ülkeleri NATO şemsiyesi altına aldınız ama bu ülkeleri daha ileri bir askeri tehdit noktasına getirecek birtakım askeri işbirlikleri önlensin’ istiyor. Bunların karşılığında Amerikan heyetinin de iki tane olmazı var. NATO’nun genişlememe garantisi bağlamında cevap olarak söylüyorlar; ‘Kendi açık kapı politikamızdan asla vazgeçmeyiz.' İkincisi ise Amerika olarak bizimle çalışmak isteyen ülkelerle asla vazgeçmeyiz diyorlar. Bu üç vazgeçilmez iki olmazı masaya koyduğunuzda bunlardan bir anlaşma çıkarmak oldukça güç. Dolayısıyla bu müzakerelerin kısa vadede olumlu bir sonuca dönme olasılığı yok. Ama buradan bir sıcak çatışmaya gitmek de kimsenin işine gelmediği için bu süreçlerin biraz daha uzatılacağı, NATO-Rusya toplantısıyla biraz daha bu meselelerin tartışılacağı bir sürece girmiş oluyoruz. Bu uzlaşmaz nitelikteki maddeler üzerinden hareket etmekten bir sonuç çıkmayacağı için birtakım başka noktalardan süreci uzatma işleri olabilir.”

'KGAÖ ve ŞİÖ'ye önemli işler düşüyor'

Güller, işin bir ucunun da Çin'de de dahil olduğu BMGK'nın beş üyesi ve nükleer silahlar meselesi olduğunu söylerken, küresel güç mücadelesinin alanının genişlediği bir bilek güreşine işaret etti. ABD'nin Avrupa'yı bir bütün olarak yanına alarak Rusya'ya karşı harekete geçebilecek durumda olmadığı görüşündeki Güller, 'rejim değişikliği becerilemezse kaos çıkarma' yoluna gidilebileceğini belirterek Kazakistan olaylarına atıfta bulundu. Güller, bu girişimlere karşı Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KGAÖ) ve Şanghay İşbirliği Örgütü'ne (ŞİÖ) önemli işler düştüğü değerlendirmesini yaptı:

“Çünkü bu işin bir ucu da Çin’in de dahil olduğu ve BMGK’nın beş üyesi olarak açıklanan nükleer silahlar konusu var. Orada da Çin şunu bastırıyor; ‘Benim nükleer silah artırmamı engellemeye çalışıyorsunuz ama önce siz kendinizinkini indirin ya da benim sizin seviyenize varmama engel olmayın’ diyor. ‘Bu işler nereye varır’ın cevabı olarak içine Kazakistan’ı da koyarak şöyle söyleyebiliriz. Önümüzdeki 5-10 yıl Amerika-Rusya-Çin üçgeninde küresel güç mücadelesinin alanının da genişlediği, mekanizmalarının da çoğaldığı bilek güreşinin güçlenerek artacağı bir dönem yaşıyoruz. Bugün Kazakistan meseleleriyle ilgili önümüzdeki yıllar KGAÖ ve ŞİÖ’ye büyük görevler düşüyor demiştim. Amerika, Rusya’ya karşı Avrupa’yı bir bütün olarak yanına alıp nihai süreci başlatacak bir durumda değil, hegemonyasının azalması buna müsaade etmiyor. Amerika, ‘Artık rejim değiştiremiyorsam da o rejimlerde istikrarsızlık, kaos yaratmak işime gelir’ diyerek Kazakistan’daki benzeri işleri dünyanın değişik yerlerinde yapmaya devam edecek. O nedenle ŞİÖ ve KGAÖ’ye önemli işler düşüyor."

'Kazakistan'da istikrarsızlık ve kaos ortamının oluşması yine Amerika açısından bir kazanç görülüyor'

Güller, RAND'ın 2019 raporundaki Rusya tavsiyelerini uyguladığı görülen ABD'nin Amerikan medyasına yansıyan son tasarımının 20 ülkede askeri tesis yapımı için şirketlerle anlaşma yapması olduğunu aktardı. Güller, bu ülkeler arasında Özbekistan ve Tacikistan'la birlikte Kazakistan'ın da yer aldığına dikkat çekti. Bunun Afganistan'dan çekilme sonrası ABD'nin Orta Asya'da bulunma ihtiyacına işaret ettiğini belirten Güller, Kazakistan'dan Ukrayna gibi 'kazanımlar' çıkarılamasa bile istikrarsızlık ve kaos yaratılmasının 'kazanç' görüldüğü değerlendirmesi yaptı. Güller, Kazakistan'daki bir haftalık karışıklık ile Ukrayna görüşmelerinin kısmen dengelendiğini söyledi:
"RAND'ın raporunu siz de yazınızda yazmışsınız. 2019 raporunun önemli maddeleri var. Aslında orada Amerikan hükümeti söylemiş ve yapılıyor da. Bundan 7 ay önce Mayıs ayında Amerikan ordusunun Amerikan medyasına yansıyan bir talep belgesi ortaya çıkmıştı. Pentagon yaklaşık 20 ülkede yeni tesis yapımı için bazı şirketlerle 5 yıllık anlaşma yaptığını ortaya koyuyordu. 240 milyon dolarlık harcama planı vardı. Amerika’nın askeri tesis yapmayı planladığı ülkelerin listesi de vardı. O ülkeler içinde Kazakistan da var, Özbekistan, Tacikistan ile beraber. Mayıs ayında bir Pentagon belgesinde Amerika’nın askeri tesis yapmayı planladığı ülkeler olarak şu nedenle geçiyor olabilir: Trump döneminde uygulaması başlatılan Afganistan’dan geri çekilme zorunluluğu Biden yönetimiyle nihayete erdirildi. Amerika, çekilmeden sonra Orta Asya’da bulunma ihtiyacını nasıl gidereceğinin yollarını arıyordu. Amerika bu işe Ukrayna gibi bir nihai sonuç alabileceğini biliyor değil, Kazakistan’dan böyle bir şey çıkmayacağını biliyordu. Buna rağmen bu hamleyi niye yaptı? Buralarda biraz istikrarsızlık ve kaos ortamının oluşması yine Amerika açısından bir kazanç olarak görülüyor. Biraz da bu nedenle bu işlere girdi. Yoksa Ukrayna çıkaracak gücü de yok. Ukrayna’daki gibi Kazakistan içinde insan ve malzeme bakımından bir yatırımı da yok. Oradan bir Ukrayna çıkmayacağı zaten görülüyordu. Ama bir hafta boyunca iç karışıklık ile Ukrayna görüşmeleri kısmen dengelendi. Diğer yandan ileriye dönük bir şey olma adımı atıldığında bundan kısmi bir sonuç alındığının da görülmesi genelde bir bilinç oluşturacağı için bunun ileride yeniden tekrarlanabilmesinin zeminini oluşturmuş oldu.”

'ABD, KGAÖ'nün ilk kez çok hızlı pozisyon alarak darbe girişimlerinde yapılamayanı ilk kez kararlılıkla yaptığını gördü'

Güller, KGAÖ'nün eylemler değil stratejik devlet tesislerine terör saldırılarını önlemek için davet üzerine Kazakistan'a gönderildiğini anımsatırken, Tokayev'in olayların yatışmasıyla çekilme takvimi açıkladığını söyledi. Güller, ABD'nin KGAÖ'nün ilk kez çok hızlı pozisyon alarak önceki darbe girişimlerinde yapılamayanı ilk kez kararlılıkla sergilediğini gördüğünü dile getirdi:
“Amerika çağrı yaptı da KGAÖ bu nedenle çıkıyor değil. Zaten bu çağrıdan önce de ‘Kazakistan devlet başkanı kendi ülkesine yabancı asker çağırdı, kendi halkını kurşunlatıyor’ gibi propagandalar da yaptılar, yansımalarını Türkiye’de de gördük. Oysa başından itibaren KGAÖ’nün o eylemlerle ve çatışma alanlarıyla hiçbir alakasının olmayacağı çağrı metninde vardı. Stratejik öneme haiz birtakım yerlere terörist saldırı olmasını önlemek üzere çağrılmışlardı. Eylemler de sönümlenmeye başlayınca KGAÖ’nün bu görevine gerek kalmadığı için bir çekilme takvimi açıkladılar. Amerika, bir batı kurnazlığı yaparak bunu fırsata çevirip sanki kendileri çağrıyı yaptı da karşılığında Rusya ve KGAÖ de çekilmek zorunda kalıyormuş gibi propaganda yapmaya çalışıyorlar, öyle bir durum yok. İşlerini yerine getirdi ve çekiliyor. Washington’ın gördüğü gerçek şu. KGAÖ, ilk kez çok hızlı pozisyon alarak Amerika’nın bugüne kadarki yaptığı benzer turuncu darbe girişimlerinde yapılamayanı ilk kez kararlılıkla yaptığını gördü. Bu Amerika açısından alınabilecek en önemli derstir. Amerika o dersin üzerine propagandayla o dersin kendisine dezavantaja dönüşen pozisyonunu kapatmaya çalışıyor.”

'Türk Devletleri Topluluğu ŞİÖ ruhunu besleyecek bir çizgi benimserse...'

Güller’e göre, Türk Devletleri topluluğu, ŞİÖ ruhunu besleyecek bir çizgi benimserse, Avrasya’nın çıkarlarına olacak şekilde bir yasal İslamcı örgütlerin girişimlerine karşı bir savunma noktasında işlev görebilir. Ancak Güller, bugünden yarına buna ciddi anlamlar yükleyebilmek eldeki verilerle çok mümkün değil:
“Türk Devletleri topluluğu ŞİÖ’nün ruhunu besleyecek bir çizgi benimserse olabilir. Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinin Çin ve Rusya ile inşa ettiği ŞİÖ, daha Şanghay beşlisi iken 1996’da kurulduğunda hedefi Orta Asya merkezli terörle mücadele faaliyetleriydi. O minvalde Özbekistan’da FETÖ’cülüğün tasfiyesi de ŞİÖ’nün terörle mücadele konseptinin ruhu içinde anlamlıydı. Eğer Türk Devletleri topluluğu, hem üye devletler hem ŞİÖ üyesi ülkeler bu konsepti birleştirirlerse o zaman Türk Devletleri topluluğu da kuşkusuz Avrasya’nın çıkarlarına olacak şekilde İslamcı örgütlerin bu girişimlerine karşı bir yasal savunma noktasında işlev görebilirler. Ama bugünden yarına buna ciddi anlamlar yükleyebilmek elimizdeki verilerle çok mümkün değil."

‘Putin’in oligarklarla mücadelesinin bir benzerini Kazakistan’da Tokayev ilan etmiş oldu’

Kazakistan için Devlet Başkanı Kasım Cömert Tokayev’in açıkladığı kamusal program ve Nazarbayev döneminde zenginleşenlere yapılan çağrının önemine dikkat çeken Güller, Putin’in oligarklarla mücadelesinin bir benzerini Tokayev’in ilan etmiş olduğu görüşünde. Güller, Tokayev'in ciddi bir mücadele programı koyup koymadığının önümüzdeki günlerde daha net görüleceğini ekledi:
"Kazakistan özelinde konuşacak olursak bugün Tokayev’in açıkladığı program önemli. Nazabayev dönemine gönderme yaparak, o dönemde zenginleşenlerden Kazak halkına borcunu ödeme vakti geldi çağrısı yapması, aslında Kazakistan’da olayların başlamasıyla birlikte konuştuğumuz Hazar’daki neoliberal politikaların en bariz uygulandığı enerji sektöründeki ilişkileri gündeme getirmiş oldu. Nazabayev döneminde bir oligarklaşma vardı. Tokayev’in bugünkü çıkışını eğer uygulayabilirse bir Putinleşme olarak değerlendiriyorum. Putin’in oligarklarla mücadelesinin bir benzerini Tokayev ilan etmiş oldu. Bu açıkladığı programın esas itibariyle sosyal adaleti yeniden sağlayacak ekonomik bölüşümü biraz daha halk adına rahatlatacak, kamu bütçesi altında çalışanların maaşların artırılması gibi maddelere bakacak olursak daha halkçı bir görüntü veriyor. Bugünkü tansiyonu düşürmeye yönelik bir çıkış mıdır, yoksa hakikaten Tokayev, Nazabayev dönemindeki oligarklaşan yapılarla önüne ciddi bir mücadele programı mı koyuyor önümüzdeki günlerde daha net şekilde göreceğiz. Ama bugünkü açıklamalar oldukça anlamlıydı. Bundan sadece Kazakistan değil pek çok ülkenin de çıkarması gereken dersler var. Çünkü oligarklaşma her ne kadar Rusya ile özdeşleşen bir kavramsa da bize kadar sirayet etmiş bir kavram. Bir iktidar döneminde sermaye transferiyle belli yapıların zenginleştirilmesi. Belli ihaleyle bizde de zenginleştirilen büyük şirketler olduğu gibi. O bakımdan önemli bir çıkış. Amerika’da oligarklığı da aşan bir tanım bir emperyalizmle değerlendirebileceğimiz uluslararası tekeller, çok daha ötesi.”
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала