15:02 30 Kasım 2020
Canlı Yayın
    Analiz
    URL'yi kısaltın
    0 90
    Abone ol

    Geçen hafta Menbiç'te meydana gelen patlamada, ikisi ordu personeli, biri Savunma Bakanlığı çalışanı, biri de paralı asker olmak üzere dört ABD vatandaşı öldü. Bu kayıp, ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyonun Suriye'deki duruma müdahaleden bu yana yaşadığı en ciddi kayıplardan biri. Fakat Pentagon hala net bir açıklana yapmış değil.

    16 Ocak'ta Menbiç'te meydana gelen saldırıyı bir intihar bombacısı gerçekleştirdi. Saldırgan, eylem için şehrin merkezindeki bir lokantayı seçti. Hesap basitti: Şehirde asayişin sağlanmasına destekte bulunan ABD askeri personeli er ya da geç bu noktadan geçecekti. Video görüntüleri de, Amerikan askerlerinin lokantanın önündeki kısa süreli bekleyişi sırasında saldırganın bombayı patlattığını gösteriyor. Son verilere göre patlamada 27 kişi hayatını kaybetti, onlarca kişi de yaralandı. Ölen dört ABD vatandaşının adı açıklanmadı. Saldırının sorumluluğunu IŞİD üstlendi. Çok geçmeden Menbiç Askeri Meclisi, yeni saldırılara hazırlanan bir hücrenin ele geçirildiğini açıkladı. Meclisin basın duyurusuna göre çok sayıda Kalaşnikov ve M16 piyade tüfeği ile el bombaları da dahil olmak üzere silah ve cephane ele geçirildi.

    GECE SALDIRISI

    29 Mart 2018'de de Menbiç'in girişinde koalisyona ait bir araç konvoyu geçerken el yapımı bomba patlatılmış, patlamanın şiddetiyle bir dizi araç ters dönmüştü. Saldırıda biri ABD biri de İngiltere ordu personeli iki kişi ölmüş, beş kişi ağır yaralanmıştı. Bu sırada basında yer alan haberlere göre IŞİD bu saldırı sayesinde kendisine yönelik ve konvoyda bulunan personelin girişeceği şiddetli bir saldırı hazırlığını durdurmayı başarmıştı. Bu, Londra tarafından resmi olarak teyit edilen, Suriye'deki ilk İngiliz askeri personel kaybıydı.

    PİLOTUN İNTİKAMI

    Koalisyonun Suriye'deki en trajik can kayıplarından biri, Ürdünlü Muaz el-Kasasiba'nın işkenceyle katledilmesiydi. Kasasiba, F-16 avcı uçağıyla IŞİD'in "başkenti" denilen Rakka'da teröristlerin üslendiği bir fabrikayı bombalarken uçağı düşmüştü. Uçağın düşmesinin nedeni, bir iddiaya göre teknik arıza, bir başka iddiaya göre de karadan açılan ateşti. Pilot, zamanında atlamayı başarmış ve militanlar tarafından esir alınmıştı. Teröristler, Ürdün otoriteleri ve pilotun akrabalarıyla yaptıkları uzun pazarlıklardan bir sonuç alamamış, Ürdün makamları hapishanelerindeki IŞİD tutuklularını serbest bırakmayı reddetmişti. Bunun üzerine IŞİD, pilotun infaz görüntülerini yaymıştı. Buna göre pilot, 3 Ocak'ta çelik bir kafeste diri diri yakılarak öldürülmüştü. Ürdün kamuoyu, bu vahşi cinayetin ardından hükümete intikam çağrılarında bulunmuş, Ürdün otoriteleri de IŞİD'in pilota karşılık takas etmek istediği Sacira el-Rişavi adlı kadın teröristi asarak idam etmişti. İngiltere Hava Kuvvetleri de teröristlerin altyapı tesislerini ağır bir bombardımana tutmuştu.

    GÖRÜNMEZ CEPHELER

    Ancak ABD Savunma Bakanlığı verilerine göre ABD'liler en ağır kayıplarını terörist saldırılarında değil, bir kaza sonucunda verdi. 15 Mart 2018'de Black Hawk tipi bir nakliye helikopterinin Suriye-Irak sınırında düşmesi sonucu 7 kişi öldü. Pentagon, helikopterin askeri bir görev için havalanmadığını iddia ederken, içinde bulunan herkesin öldüğünü teyit etti. Bazı kaynaklara göre Black Hawk Suriye'nin kuzeyine özel bir operasyon timi taşıyordu.

    Bu örneklerin, ABD ve müttefikleri tarafından resmi olarak kabul edilmiş kayıplar olduğuna dikkat çekmek gerek. Doğal olarak, bu tür istatistiklere özel askeri güvenlik şirketleri dahil edilmiyor. Oysa Rusyalı ve Batılı uzmanların görüşlerine göre çatışmaların esas yükünü bunlar omuzluyor. Bunlar daha pahalıya mal olmasına rağmen siyasi bir risk yaratmadıkları için daha çok tercih ediliyor.

    Etiketler:
    YPG, IŞİD, İngiltere, Rakka, Haseke, Menbiç, Suriye, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın