23:34 13 Ağustos 2020
Canlı Yayın

    Fidel Castro ve Küba

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 91
    Abone ol

    Fidel Castro'nun emperyalizme kafa tutarak sembolleştiğini belirten belgeselci Metin Yeğin, Küba'nın 'sokakta demokrasi olduğu için ayakta kaldığı' görüşünde. Yeğin, "Ülkemizde kim örgütlenme hakkı olduğunu söyleyebilir? Ya da kim para harcamadan seçime katılabilir? Ama Küba'da seçimlerle en alttan en üste çıkabilirsiniz" dedi.

    Küba’nın efsane devrim lideri Fidel Castro, 90 yaşında hayata veda etmesinin ardından dünya basınının bir numaralı gündemi oldu. Kimi onu bir ‘diktatör’, kimi ‘kahraman’ olarak anıyor.

    Fidel’in Küba’sını Latin Amerika’yı yakından tanıyan belgeselci ve yazar Metin Yeğin ile konuştuk.

    'ABD’YE KAFA TUTAN SEMBOL İSİM'

    Fidel’in dünyanın en büyük hegemon gücü ABD’de karşı kafa tutan bir simge olduğunu anımsatan Yeğin, onun hakkında en acımasız değerlendirmeleri yapanın bile buna değinmeden geçemeyeceğine vurgu yaptı. Fidel için “Bizim eski günlerimizin filmlerimizin kahramanı o. Yoksulun yanında, ezilenin yanında, güçsüzün yanında ayakta durabilen bir kahraman vardır ya bana göre öyle bir kahramandı” diyen Yeğin, şu anımsatmayı da yaptı:

    “Ben Küba’yı daha önce uzun senelerdir takip ettim. Kalıyorum, gidiyorum geliyorum çeşitli nedenlerle. Bir sürü de eleştirdiğim şeyler oldu. Ama kimse bir noktayı ortadan kaldıramaz. Dünyanın en büyük hegemonu ABD’nin ‘arka bahçesinde’ bir devrimci her şeye rağmen bir şekilde ayakta duruyorsa bu da sadece otoriter bir rejim mantığıyla açıklanabilir bir şey değil.”

    'KAĞIT KATLAMA SANATI OLARAK LİBERAL DEMOKRASİ'

    ‘Küba’da demokrasi yok’ söylemi üzerinden eleştiri geliştirmenin yersiz olacağını söyleyen Yeğin, Küba’da burjuva demokrasisi yerine hakiki demokratik yaşam temeline dayalı bir sistemin örüldüğünü anlattı:

    “Herkesin sahip çıktığı ve herkesin her anlamda kullandığı bir kelime olan demokrasinin manası ne? Bizde ya da dünyanın genel olarak liberal ülkelerinde bir tane kağıt veriyorlar. Gidiyorsunuz oy atmak için imtina ile bir yere basıyorsunuz. Aman bulaşmasın diye sonra katlıyorsunuz kağıdı, bir kere daha katlıyorsunuz —her an bulaşabilir çünkü- sonra bir kere daha katlayıp atıyorsunuz ve eve geliyorsunuz. Diyorsunuz ki kim kazanacak? Kolay değil şimdi çünkü dört ya da beş yılda bir bu irade size verilmiş. Eve geliyorsunuz televizyon seyrediyorsunuz kim kazanacak diye. Sonra gelecek dört yıl, beş yıl da televizyon seyrediyorsunuz. Bu mu demokrasi? Bu demokrasi filan değil. Bu kağıt katlama sanatı, origamiden başka bir şey değil.”

    'SOKAKTA YAŞAYAN DEMOKRASİ'

    İletişimde, zengiliğin paylaşımında, sağlıkta ve eğitimde demokrasinin yerleşmesinin gerçek anlamda bir demokrasi anlamına geldiğini anımsatan Yeğin, Küba’da sandıkta değil sokakta yaşayan bir demokrasi olduğuna dikkat çekti:

    “Kurtla kuzuyu bir araya koyuyorsunuz ve diyorsunuz ki kim kimi yerse. Yani kurt hep yiyor bu kuzuyu. Böyle demokrasi olur mu? Toprağın paylaşımında demokrasi, iletişimde demokrasi, zenginliğin paylaşımında, eğitimde ve sağlıkta demokrasi olacak ki görün kim seçilecek. Yani böyle bir demokrasi anlayışı ile karşılaştırdığınızda Küba’da bu anlamda demokrasi yok. Ama tam tersine doğru çevirdiğinizde. Küba’nın her sokağında sokak savunma komitelerine halk üyedir. Sokaktaki olacak herşeye, ülkedeki olacak herşeye onlar karar verirler. Yani bunu nasıl kanıtlarsan derseniz bu çok basit. Dünyanın en büyük hegemonyası ABD’nin yanında baştan itibaren onu yıkmaya çalışan bir hegemonyanın yanında, bu ufak ülkenin ayakta kalabilmesinin tek nedeni bu demokrasi biçiminin, toplumsal sistemin yaşama geçirilmesidir. Bu şekilde de kalmıştır. Küba’da demokrasi vardır.”

    'TÜRKİYE'DE 127 SİYASİ PARTİ VAR DİYE KÜBA’DAN DAHA MI DEMOKRATİK?’

    Küba’da tek, ABD’de iki, Türkiye’de ise 127 siyasi parti olmasının Türkiye’yi daha demokratik kılmayacağına dikkat çeken Yeğin, “Kendi matematiğimizde, 10’luk sistemdeki bir matematikle 12’lik sistemdeki bir matematiği eleştirmeye kalktığınızda bu oturmuyor yerine. Bizim ülkemizde kim örgütlenme hakkının olduğunu söyleyebilir? Ya da kim tam olarak bu paralar harcamadan herhangi bir partinin seçime katılabileceğini söyleyebilir? Yani çok zordur. Ama Küba’daki seçimlerde siz alttan itibaren siz insanları ikna ederek en üst duruma çıkabilirsiniz. Esasta toplumsal anlamda şeflik gibi birşey vardır, kabile şefliği gibi. Aslında başka türlü karar verilemeyen ve toplumsal anlamda halkın istediğini yerine getirmeye çalışan bir demokrasi biçimi vardır aslında” dedi.

    'VARSILLIK, YOKSULLUK'

    Küba’da diktatörlük olduğu iddiaları için devletin zora dayalı gücü olmasından hareketle, “Her devlet bir diktatörlüktür nihayetinde. Ama her diktatörlük aynı türde diktatörlük değildir. Biz şu anda bir diktatörlükte yaşıyoruz” yanıtını veren Metin Yeğin, Küba halkının ‘yoksulluğu paylaştığı’ eleştirileri için de egemen sistemde yoksulluk-varlıslık kavramlarını sorguluyor:

    “Ekonomik olarak ‘yoksulluğun paylaşılması’ dediklerinde bu ‘yoksulluk’ ne? Günde geçen yüzyılda köleler günde 6 saat çalışıyordu. Biz modern insanlar günde en az 8 saat çalışıyoruz yasalara göre. Onu çalışmak için de günde en az 4 saat yola harcıyoruz. Sonra geliyoruz, uyuyoruz, diyoruz ki bizim iPhone’umuz var biz zenginiz. Bu koskocaman bir yalan zaten. Esas olarak sizin hayatınızdaki tek sahip olduğunu şey sizin yaşam sürenizdir. 80 yaşına kadar yaşadığınız biz hayat olsa, garanti olsa ve bunun 16 yılını yola harcıyorsunuz zaten, 25 yılını okula veriyorsunuz, 30 yıl çalışıyorsunuz, sonra da diyorsunuz ki ‘Ben rahat ettim’. Hangisi?”

    Küba’da ise çalışma saatlerinin her zaman çok az olduğunu anlatan Yeğin, “Her giden kişi kabul eder ya da etmez Küba’dakiler ‘Ah ne kadar eğleniyorlar’ der. Ama bizim kendi ölçütümüz eğer daha iyi arabalara binip daha iyi telefonlar kullanmak ise tabii ki yoksuldur Küba. Ama ölçütümüz herkesin eğitim alabilme, herkesin sağlık hakkının olması herkesin iyi kötü evinin olması ise her türlü ambargoya karşı bile o zaman hiç yoksul değildir Küba” ifadelerini kullandı.

    'YOKSULLUK BİR TOPLUMSAL KİMLİK MESELESİDİR'

    Afrika’daki bir orta sınıf siyahın, ABD’deki bir yoksul sınıf siyaha göre daha yoksul olsa da daha mutlu olabildiğini de anımsatan Yeğin, “ABD’deki yoksul bir siyahın televizyonu, çamaşır makinesi ve buzdolabı vardır. Afrika’daki bir siyah ise orta halliyse bunlardan biri ikisi yoktur ama ABD’deki bir siyahtan daha iyi yaşar. Daha mutludur. Çünkü bir şeye sahip olup olmamak meselesi değildir bizim mutluluğumuz. Toplumsal bir kimlik meseledir, yoksulluk ya da yoksul olmamak. 1000 odalı sarayı olan başkanlara bakın bir de kendi çiftlik evinde yaşayan Mujica’ya bakın. Hangisi daha mutlu? Hangisi daha yoksul?” diye de sordu.

    ‘FUHUŞ DÜNYANIN PEK ÇOK YERİNDE KÜBA’DAN DAHA VAHİM’

    Küba’da fuhuşun çok yaygın olduğu söylemi üzerinden getirilen eleştiriler için ise Yeğin, “Sanki kendi ülkesinde fuhuş yokmuş, sanki bunu söyleyenlerin kendi ülkesinde tecavüz yasası olmamış gibi konuşuluyor” yanıtını verdi. Fuhuşun Küba’da bir gerçeklik olduğuna da dikkat çeken Yeğin şu tespitleri yaptı:

    “Yalnız Küba’nın başka bir gerçekliğine de bakın. 1991’den sonra 2001’e kadar turizmden başka geliri olmayan bir ülke. Bunun manası şudur: Turizm dünyanın en kirli endüstrisidir. Kültürel anlamda korkunç kirletir. Aynı zamanda buradan turist olarak gidenler sadece 3 tane sokak dolaştığı ve amaçları farklı olduğu için esas Küba’yı da görmüyorlar. Esas Küba o 3 tane sokağın arka tarafı. Bu yüzden de bu bakış açısı her zaman saçmadır.”

    ‘İNTERNET YASAKLARI TEKNİK MESELE’

    Küba’da internetin sınırlandırılması eleştirileri anımsatıldığında da Yeğin bunun siyasi olmaktan çok teknik bir mesele olduğunu söyledi. “Bir ara Fidel’in hiç kimseye dışarı çıkış için izin vermediği söyleniyordu 90’lı yıllarda. Fidel bu sefer sınırları aştı, ‘İsteyen istediği yere gidebilir’ dedi. Bu sefer de ABD Fidel’in ne kadar göçmen gönderdiğinden şikayet etmeye başladı” anımsatması yapan Yeğin, internetin insanlık halleri üzerindeki etkilerine de şu sözlerle dikkat çekti:

    “Artık yan yana otursak dahi hepimizin telefonlarına daldığı bir toplumsal düzen daha mı iyidir? Yoksa insanların internet üzerinden sözde haberleştikleri 140 karakterle her şeyi yorumladıkları bir biçim mi daha doğrudur? Bu Küba’da olan bir teknik meseledir. Hem uydudan yararlanamaması, hem internetin yavaş olması, yasaktan ziyade teknik bir mesele. Ambargo kaynaklı, bunun dışında bir çok mesele var. Ama bu internet meselesi sanki özgürlüğün ta kendisiymiş gibi sunuluyor.”

    İlgili konular:

    Mujica’dan Fidel’e veda mektubu: Sevgili dostum sen de göçüp gittin
    Fidel Castro kimdir?
    Puşkov: Dünya Castro'yu hatırlayacak
    Kim, ‘yoldaşı’ Castro için üç günlük ulusal yas ilan etti
    Şi'den Castro taziyesi: Çin halkı bir yoldaşını kaybetti
    Maradona: Castro benim için ikinci bir baba gibiydi
    Venezüella, Castro onuruna 'askeri' anma töreni düzenliyor
    Cezayir de Castro'nun ardından 8 günlük ulusal yas ilan etti
    Esad'dan Castro için taziye mektubu: Rol modelliği devam edecek
    Etiketler:
    Metin Yegin, Fidel Castro, Latin Amerika, Küba, Türkiye, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın