23:16 19 Eylül 2019
Canlı Yayın
    Eksen

    '16 Nisan'dan sonra her şey mümkün'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 54
    Abone ol

    Ankara kulislerini yakından izleyen gazeteci Gürcanlı'ya göre, IKBY lideri Barzani'nin Ankara ziyaretleri, başkanlık referandumu için Kürtlere yatırım kadar Suriye'deki süreci etkileme çabasının ürünü. "Ankara, Fırat'ın doğusundaki bir YPG/PKK bölgesiyle yaşamanın ilk işaretlerini veriyor" diyen Gürcanlı'ya göre "16 Nisan'dan sonra her şey mümkün."

    Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani’nin sıklaşan Ankara ziyaretleri ilgi odağı. Barzani’nin son ziyareti bir yandan iç siyasette başkanlık referandumunu etkileme çabalarıyla bağlantılandırılırken, diğer yandan da Suriye’de oluşan yeni denklemi etkileme çabalarına yoruluyor.

    Ziyareti ve yankılarını, Ankara kulislerini yakından takip eden gazeteci ve yazar Zeynep Gürcanlı ile konuştuk.

    'BİR DE KÜRTLERİ DENEYEBİLİR MİYİZ BEKLENTİSİ'

    Barzani’nin Ankara ziyaretinin Türkiye açısından çok önemli olduğunu belirten Gürcanlı, referandum sürecinde AKP-MHP ittifakı çerçevesinde kendine yer bulan Türk milliyetçisi söylemlerin ‘tutmadığını’ ve Ankara’nın başka bir yol arayışında olduğunu söyledi.

    Barzani’nin gelişini de bu gelişmelerle ilişkilendiren Gürcanlı şöyle konuştu:

    "Binali Yıldırım’ın MHP’nin o meşhur kurt işaretini yapması, hemen arkasından MHP’nin çok hedef aldığı Figen Yüksekdağ’ın milletvekilliğinin düşürülmesi AKP tarafından, ya da evetçi cephe tarafından Türk milliyetçisi seçmene bir selam gibiydi. Fakat şu ortaya çıktı ki bu sloganlar çok da beklenen oranda oy getirmedi. Hayır oyları biraz daha sıkı duruyor. Bunun içinde belki ‘Bir de Kürtleri  deneyebilir miyiz’ diye bir beklenti hasıl olmuş olabilir diye düşünüyorum ben. Bunu yolu da HDP ile olamayacağı için elbette ki başka bir yöntem olur, bu da Barzani’den geçiyor.”

    'METROPOLDEKİ MUHAFAZAKAR KÜRTLER HEDEFLENİYOR'

    Kimi Kürt seçmeni Barzani ile etkilemenin mümkün olduğunu söyleyen Gürcanlı “Kürt seçmenden bahsedince aslında kabaca şöyle bir bölünme olabilir. Güneydoğudaki Kürt seçmenler ve bir de büyük metropollerde batı kesimlerinde oturan Kürt seçmenler. Şu anda bakarsan eğer son derece ağır bir Kürt milliyetçisi söylem hakim. Bu Türk milliyetçisi söylem kendisini muhafazakar olarak tanımlayan ama Kürt kimliğini de kaybetmemiş olan Kürtlerde büyük ölçüde rahatsızlık yaratıyor. Bu seçmen kitlesi Güneydoğu’dan çok aslında büyük metropollerde yaşayan ve kendisini Kürt olarak nitelemekle birlikte HDP’ye uzak duran ve daha muhafazakar bir seçmen kitlesi. İşte bunlara biz, Kürtlerle de uzlaşma arıyoruz, Türkiye’nin en yakınındaki Kürt komşusu ile de uzlaşma arıyoruz gibi bir selam verilmesi söz konusu” dedi.

    'B PLANI SINIR ÖTESİ OPERASYON OLABİLİR'

    Gürcanlı, Kürtlerden oy almak için geliştirilen taktiğin işlememesi halinde ise AK Parti'nin Türkleri kendisine çekecek bir B planını devreye sokabileceğini belirterek, “Bunu CHP gündeme getirdi. Hemen referandum öncesinde nisan ayında belki Kandil’e ya da Sincar’a bir sınır ötesi operasyon düşünülebilir’ diye. TSK bunu havadan yapıyor ama belki karadan olma ihtimali de var. Bunun yolu da yine Barzani ile anlaşmaktan geçiyor” diye konuştu.

    'BARZANİ DE KENDİSİ İÇİN BİR ÇIKIŞ YOLU ARIYOR'

    Barzani’nin siyasi olarak ciddi bir kriz yaşadığını ve Ankara’nın Sincar’a sınırötesi operasyon fikrine yol verebileceğini belirten Gürcanlı, “Öyle ki onu siyaseten sıkıştıran çok önemli cepheler var Kuzey Irak’ta. Goran giderek yükseliyor. Ekonomik olarak Kuzey Irak’taki Kürt bölgesi çöküş durumunda. Oradan buradan aldıkları paralarla memur maaşı ödeyebilecek noktalardalar. Sincar derseniz, PKK giderek üstünlüğünü alıyor. Herhangi bir Kürt grubunun belli bir bölgeyi kontrol altına alması Barzani’nin Irak’taki pazarlık unsurunu düşürücü konular. Bütün bunların hepsini arka arkaya koyarsak, bir de Barzani’nin başkanlığı da tartışmalı durumda, Barzani’nin de bir çıkış yolu aradığı açık” değerlendirmesini yaptı.

    'IRAK BÖLGEYE GERİ DÖNÜYOR VE KERKÜK’Ü ALMA EĞİLİMİNDE'

    Bölgede Barzani’yi ekonomik olarak da sıkıştıracak bir takım gelişmeler yaşandığına dikkat çeken Gürcanlı Türkiye’nin bu noktada bir takım ekonomik vaatleri olabileceği görüşünde, İran ile Bağdat yönetimi arasında Kerkük petrolleri için imzalanan anlaşmaya işaret eden Gürcanlı, “Bu anlaşma ‘Kerkük petrollerini kurulabilecek yeni bir boru hattıyla acaba İran’a taşıyabilir miyiz, dünyaya İran üzerinden verebilir miyiz’ anlamı taşıyor. Bu da doğrudan Kerkük üzerinde hak iddia etme eğiliminde olan Barzani’yi ilgilendiriyor. Irak geri dönüyor bölgeye. Irak Kerkük’ü geri alma eğilimine giriyor. Fiilen çünkü Barzani’nin kontrolünde Kerkük. Irak’a geçerse oradan gelecek oradan gelecek petrol gelirleri Barzani’nin elinden gidecek. Bu çok önemli bir gelişme. Türkiye’yi yakından ilgilendiriyor” ifadelerini kullandı.

    'BAĞDAT-TAHRAN UZLAŞMASI ANKARA’YI DERİNDEN ETKİLEYECEK'

    Türkiye’nin Barzani ile yaptığı anlaşma çerçevesinde, Kerkük’teki petrol ve doğalgazın Türkiye üzerinden taşınmasının düşünüldüğüne vurgu yapan Gürcanlı, “Doğalgaz için hattın inşasına başladılar. Kuzey Irak’ta bunun büyük bir bölümünü bitirdi hatta. Türkiye de pek çok alanda ihaleye çıktı. Hepsinin birden kadük olması anlamına geliyor Bağdat ile Tahran arasındaki uzlaşma. Bu Ankara’yı derinden etkileyecek bir konu. Barzani için de yaşamsal önemde. Kerkük’ü verirse, Kerkük elden giderse, Barzani’nin orada yaşaması pek de mümkün olmaz. O nedenle Barzani’nin şu anda diğer Kürt grupları görecek durumda olduğunu düşünmüyorum. Kendisinin can derdinde olduğunu düşünüyorum” tespitini yaptı.

    'ANKARA’NIN SURİYE’DEKİ KÜRTLERE TALABANİ ALTERNATİFİ'

    Bu meselenin bir de Suriye ayağı olduğunu söyleyen Gürcanlı, Rus tarafından dile getirilen Kürtlerin barış sürecine dahil edilmesi talebine dikkat çekerek, “Rus cephesinde. Ruslar genel bir ifade kullanmayı tercih ediyorlar ve ‘Kürtler’ diyorlar. Şimdi o Kürtlerin kim olduğu konusunda ciddi bir arayış var Ankara’da. Ankara kesinlikle Rusların tarif ettiği, ABD’lilerin de arada Kürtler diye geçirdiği Kürtlerin YPG, PYD ya da PKK adı her neyse o Kürtler olmasını istemiyor. Ama orada bir Kürt varlığı da var. Bunun için işte son dönemde Ankara’dan ‘Oradaki Suriyeli peşmerge’ gibi bir ifade kullanılmaya başlandı. Suriyeli peşmergeden kasıt Talabani’nin belki de etkileyebileceği bir Kürt grubu varsa organize edilip, Kürt adı altında Kürtleri temsilen Suriye’deki Kürtler olarak bu barış sürecine girmelerini Ankara ortaya atabilir. Bir hazırlık çalışması olduğunu görüyorum. Nitekim görüşmelerde bunun da ele alındığını biliyorum. Bunlar sızdı basına Kürt tarafından” diye konuştu.

    'TÜRKİYE PYD/YPG İLE YAŞAMANIN İLK İŞARETİNİ VERDİ'

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan
    © AA / Cumhurbaşkanlığı / Murat Çetinmühürdar
    Ankara’nın yaklaşımlarında son 10 gündür kritik bir değişiklik olduğuna dikkat çeken Gürcanlı, “Şimdiye kadar Ankara, YPG ve PYD için nerede olursa olsun teröristtir, nerede olursa olsun yok edilmelidir’ bakışına sahipti. Şimdi ise Fırat’ın doğusu tabiri sık sık kullanılmaya başlandı. Bugün bizzat Erdoğan’ın ifadesi şöyle, ‘Mınbiç’in boşaltılmasını bekliyoruz. Onların Fırat Nehri’nin doğusuna gitmesini bekliyoruz’. Bu tersinden okursak eğer şunu gösteriyor, ‘Türkiye Fırat’ın doğusundaki bir YPG/PKK kontrolündeki bir bölgeyle yaşamanın ilk işaretlerini veriyor. Bunun benzeri ifadeleri bizzat İlnur Çevik tarafından NYT’de açık açık söylenmişti” dedi.

    'ANKARA UZLAŞMANIN YOLUNU ARIYOR'

    Erdoğan’ın “ABD, Rusya ve koalisyon ortakları ile mutabakat ile birlikte Mınbiç’e gidilebilir” sözlerine dikkat çeken Gürcanlı, mutabakat ifadesinin çok önemli olduğuna vurgu yaptı ve şöyle devam etti:

    "Artık El Bab alındıktan sonra Türkiye ne yapacak diye bakılıyordu. Benim anladığım mutlaka bir uluslararası meşruiyet ve işbirliği arayacak Ankara. Öyle Fırat Kalkanı’ndaki gibi bir hava sezmedim ben. Yani Ankara uzlaşmanın yollarını arıyor. Bu uzlaşma da benim anladığım kadarıyla Mınbiç’in PYD unsurlarından arındırılması, ya da Ankara’yı rahatlatacak kadar arındırılması olacak. İşbirliği de belki masaya gelebilecek PYD ile YPG ile Türkiye arasında. Ama bir de referandum sürecini düşünmek lazım. 16 Nisan’dan sonra her ne kadar Türkiye’nin Mınbiç şartı yerine gelse de, öyle bir işbirliği yapmayı Türk kamuoyuna anlatması pek mümkün değil AKP’nin ya da Erdoğan’ın. Ama 16 Nisan’dan sonra her şey mümkün."

    İlgili konular:

    'Rakka'ya ABD ile giren uzun vadede kaybeder'
    'Türkiye bir koltuğa iki karpuz sığdırmayı ne kadar sürdürebilir?'
    Etiketler:
    16 Nisan anayasa değişikliği referandumu, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY), YPG, TSK, MHP, PYD, PKK, HDP, CHP, AK Parti, Zeynep Gürcanlı, Mesud Barzani, Figen Yüksekdağ, Recep Tayyip Erdoğan, Menbiç, Kerkük, Irak, Suriye, Türkiye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın