19:42 20 Kasım 2018
Canlı Yayın
    Eksen

    'İdlib'de işbirliği olmazsa Fırat Kalkanı tartışmaya açılır'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 22

    Doç. Dr. Kerim Has'a göre, Rusya Afrin'de ateşkes izleme merkezi tesis ederek 'tampon' oluştururken, Ankara'ya da mesaj verdi. İdlib'in 'kritik bir sınav' olacağını belirten Has'a göre, "İşbirliği olmazsa Rusya, Fırat Kalkanı'nı uluslararası arenada tartışmaya açabilir."

    Türkiye, dış politikada hem Batı dünyasıyla ilişkilerde hem de Ortadoğu’da Suriye politikası yüzünden zor günler geçiriyor. ABD, Rusya, Suriye ordusu ve YPG nedeniyle Fırat Kalkanı operasyonunun önü tıkanmışken, Rusya ile de Afrin’deki durum nedeniyle yine anlaşmazlıklar belirdi. Rus güçleri Afrin’de ateşkes izleme merkezinin bir kolunu tesis etmesinin ardından Rusya’nın Ankara’daki Maslahatgüzarı Dışişleri Bakanlığı’na çağırıldı.

    Rusya’nın Suriye’ye yönelik dış politikası ve bunun Türkiye’ye etkilerini Moskova Devlet Üniversitesi’nden Doç. Dr. Kerim Has ile konuştuk.

    'AFRİN’DE ZATEN RUS ASKERİ VARLIĞI VARDI'

    Kerim Has, Rusya’nın son hamleleri ile PYD/YPG ile TSK-ÖSO güçleri arasında bir tampon bölge oluşturduğuna dikkat çekti. Ancak Rusya’nın Afrin’deki varlığının yeni olmadığını anımsatan Has, Rus askerlerinin Afrin yakınlarında bölgede, ateşkesi izleme merkezine bağlı bir şube açma kararının ‘askeri varlığın başka aktörlere göstererek arttırılması’ anlamına geldiğini belirtti.

    Rusya’nın ‘üs kurdu’ haberlerini yalanlamasını da “Orada terörizmle mücadele konusunda Rusya’nın bir üs kurmaya şu aşamada ihtiyacı olduğunu düşünmüyorum” diye izah eden Has’a göre, Rusya Savunma Bakanlığı’nın açıklamasında asıl önemli noktanın Kürt veya YPG güçlerinin eğitilmeyeceğine yönelik bir yalanlama olmaması. Has, “Dolayısıyla orada YPG güçlerinin Rus askerleri tarafından eğitilmeleri söz konusu olabilir” olasılığına atıf yaptı. Has, Rusya’nın açıklamasında Ateşkes İzleme Merkezi’ne bağlı bir askeri birliği gönderdiğinin belirtilmesini de şöyle izah etti: “Bu bence iki anlama geliyor: birincisi Afrin’deki PYD güçleri bir anlamda Rusya’nın koruması altına alınıyor. Daha önce Menbiç’te yaşandı bu durum. Batısında ve doğusunda 6 köy Rus askerlerine verilmişti. Aynı durum şimdi Afrin’e de yansımış durumda.”

    'RUSYA’NIN STRATEJİSİ KENDİ İRADESİNE BAĞLI ŞEKİLLENİYOR'

    Daha önce ABD’nin PYD ile anlaşıp, Menbiç’te Rusya ile Türkiye’yi karşı karşıya getirmeye çalıştığı tezinin gündeme geldiğini anımsatan Has, artık bu tezin geçerli olmadığının görüldüğünü söylerken, bunun gelişmelerin "Rusya’nın stratejisinin kendi iradesine bağlı olarak şekillenmesi" anlamına geldiğinin altını çizdi. Has, bu bağlamda Türkiye’nin Astana-3 sürecindeki tutumunu şu sözlerle sorguladı:

    “Rusya, İran ve Türkiye garantörlüğünde 30 Aralık’ta ateşkes süreci başlatıldı fakat bir türlü ortak bir Ateşkes İzleme merkezi kurulamadı. Astana 3 görüşmelerinde bu mekanizmanı detayları konuşulacaktı, ancak görünen o ki oradan bir sonuç çıkmadı. Çünkü muhalifler güçler Astana 3 görüşmesine katılmadı. Dolayısıyla şu an bu süreç sıkıntılı görülüyor. Üç ülkenin bir Ateşkes İzleme Merkezi’ni uzmanlardan oluşturup, oraya bu üç ülkeden bir birliğin gönderilmesi mantıklı olurdu.”

    ‘TAMPON BÖLGE İLE TÜRKİYE’YE MESAJ VERİLDİ’

    Rusya’nın da bu sebeple birlikleri tek başına gönderdiğine dikkat çeken Has, Rusya’nın bu sayede bir ‘tampon bölge’ tesis ederek Türkiye’ye mesaj verdiği görüşünü dile getirdi.

    Diğer yandan Afrin’in hemen güneyindeki İdlib’deki el Kaide olgusuna dikkat çeken Has, bu bölgenin ileride çok ciddi çatışmalara yol açabileceğine dikkat çekti.

    ABD İLE RUSYA’NIN PYD/YPG’YE BAKIŞINDAKİ AYRIŞMA

    PYD/YPG’yi ABD’nin de Rusya’nın da destek verdiği tartışmaları yürütülüken, Kerim Has, iki ülkenin bakış açılarının farklı olduğu görüşünde. Has şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Rusya’nın PYD-YPG güçlerine bakış açısı ile ABD’nin bakış açısı iki noktada ayrılıyor. Birincisi Rusya, ABD gibi PYD’ye İŞİD ile mücadele bağlamında ek güç olarak bakmıyor. Amerika PYD’yi daha çok, İŞİD ile mücadele bağlamında meşrulaştırdı. Ancak Rusya’nın İŞİD ile mücadele noktasında asıl sahada kullandığı güçler PYD-YPG güçleri değil, Suriye Ordusu, Şii Güçler ve Hizbullah. Bu gruplar Rusya’nın saha destek verdiği güçler. Suriye’de İŞİD tehdidi olmasaydı da Rusya’nın PYD ile ilişkisi bu düzeyde olabilirdi. Rusya özellikle Suriye’ye askeri müdahaleden sonra Ortadoğu’daki hemen bütün aktörlerle konuşma kapasitesine sahip. PYD’ye sivrilen ve devlet dışı olan önemli aktörlerden biri olarak bakıyor. Rusya’nın dış politikası sorunların çözümüne yönelik bir diyalog çeşitliliğinden hareket ediyor. Sadece mart ayında Suriye meselesine dair 3 tane Arap olmayan ülkenin devlet başkanı veya başbakanıyla görüşüldü. Türkiye Cumhurbaşkanı Moskova’ya gitti, İsrail Başbakanı Netanyahu da öyle. Üçüncüsü de İran Cumhurbaşkanı’nın Rusya’ya gitmesi olacak."

    Has, Rusya’yı PYD’de bakışta ABD’den ayrıştıran ikinci noktayı da şu sözlerle izah etti: “PYD’ye verilen destek ile İdlib ve Halep’te Türkiye ile yürütülecek işbirliği birbirine bağlı hususlar. Türkiye İdlib’deki muhalif gruplara olan desteği çekmesine karşılık Rusya’nın PYD ile ilişkilerinde farklılıklar olabilir. Bu konu hem uzun, hem de kısa vadede bir pazarlık aracı olarak tutuluyor. İdlib ABD’nin Türkiye ile  pazarlık konusunu değil. Bu iki noktada Rusya’nın pozisyonu ABD’den ayrışıyor.”

    ‘FIRAT KALKANI HAREKATI DAHA FAZLA İLERLEYEMEZ’

    Diğer yandan Kerim Has’a göre Afrin’deki Rus askeri varlığının artması, ABD ile işbirliğinin varlığına da işaret ediyor. “Terörizmle mücadele konusunda baktığınızda aslında sahada bir işbirliği var” diyen Has, şu noktalara dikkat çekti: “Fırat Kalkanı Operasyonu’nun daha fazla ilerleyebilmesi mümkün durmuyor. Şu anda Rakka Operasyonu’nun kimlerle ve nasıl bir işbirliği içerisinde yürüteceği belli değil. Rusya Esad rejimine destek veriyor ve PYD-YPG ile de bir işbirliği var. ABD’nin daha çok SDG üzerinden YPG güçlerine desteği var. De facto olarak Türkiyen Rakka’ya veya Menbiç’e yönelmiyor. Bu noktada ve PYD konusunda hem ABD hem de Rusya bir irade ortaya koyuyor ve bir çıkar yakınsamasına gidiyor. Bu sahadaki işbirliğinin de yansıması.”

    TÜRKİYE’NİN ÜÇ SEÇENEĞİ

    "Bunu bir metafor ile ifade edecek olursam; Türkiye’ye şu an itibari ile Suriye’den tabiri caiz ise hem Rusya hem de ABD destekli bir cisim yaklaşıyor. Ve bu cisim Suriye’nin kuzeyinde kurulması muhtemel bir tek koridor, farklı kantonlar veya bir Kürt otonomisi olabilir” diyen Kerim Has, Türkiye için üç seçenek çizdi:

    “Ya bu cismin arkasındaki Rusya ve ABD ile diplomatik angajmanları arttırıp, cismin sizi tehdit etmemesi için arkasındaki desteği çekmeniz lazım. Bilindiği gibi bu yönde diplomatik çabalar söz konusu ancak burada ciddi bir mesafe alınmadı. Çünkü, Rusya ve ABD’nin desteğinin artarak sürdüğünü görüyoruz. İkincisi bu cismi parçalayabilirsiz. PKK’nın PYD’den ayrışması, PKK’yı marjinalize etme veya ENKS’nin kurulması ve desteğin onlara verilmesi. Türkiye’nin bazı çabaları vardı fakat bu cismi parçalama da şu an için gerçekleşmiş değil. Üçüncüsü de bu cisimle siz karşı karşıya gelebilirsiniz. Gidişat şu anda biraz ona doğru evriliyor. Böyle bir çarpışma olursa da tarihte ilk defa olacak, neticede biz hem Batı ile hem Rusya ile bu alamda bir çatışmaya girmiş değiliz. Umarım öyle bir seçenek gerçekleşmez’.

    'TÜRKİYE, RUSYA İLE KÖPRÜLERİ ATMAK İSTEMİYOR’

    Türkiye’nin Suriye’de Trump yönetimi dahil Batılı ortaklarını ikna edemediğini ve yaşanan diplomatik gerilimlerin Türkiye için kendi zayıf noktasını açık ettiğini söyleyen Has, şu anki pazarlık sürecinde Rusya’nın ne şekilde ikna edileceğinin bilinmediğini ekleyerek “Eğer İdlib meselesinde işbirliği söz konusu olmazsa, özelikle Rusya burada Fırat Kalkanı Operasyonunu gidişatını uluslararası arenada tartışmaya açabilir” ikazı yaptı.

    ‘TÜRKİYE’NİN İNİSİYATİF GELİŞTİRMESİ GEREKİYOR’

    Türkiye’nin Rusya ile çok fazla köprüleri atmak istemediğini ve Afrin’deki artan askeri varlığa çok yüksek perdeden tepki vermemesinin bu sebeple olduğunu belirten Has, “En iyi senaryo Türkiye’nin Rusya’nın çokça gündeme getirdiği Suriye Anayasası’nın yazılma sürecinde bir şekilde bir inisiyatif almasıdır. Bu siyasi veya diplomatik anlamda bir inisiyatif olabilir. PYD konusunda stratejinizi değiştirmek zorunda değilsiniz ama taktiksel hamleler yapabilirsiniz. PYD, yani bu cismin parçalanması konusu üzerine yoğunlaşılırsa en az hasarlı olan seçenek bu olur” vurgusu yaptı.

    PYD, Türkiye tarafından ‘terör örgütü’ kabul edilse de masada yer alması gereken en önemli aktörlerden biri olarak sivrildiğini anlatan Has, “Rusya’nın Devlet Duma’sının Uluslarası İlişkiler Komitesi Başkanı Leonid Slutskiy, iki gün önce Suriye’de Esad ile görüştü ve Suriye’de bazı gruplara özerklikler vermeden siyasi çözümü öngörmediğini dile getirdi. Burada Esad’ı ikna etme çabası var. Yarın öbür gün Rusya ile Esad Kürtlere veya PYD’nin kontrol altında tuttuğu bölgelere bir çeşit kültürel dahi olsa otonomi verir ise Türkiye’nin Fırat Kalkanı Operasyonu daha fazla tartışmaya açılabilir. Orada daha zor durumda kalabiliriz. Tahminim veya öngörüm bu siyasi diplomatik alanda Türkiye’nin bir inisiyatif geliştirmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    Etiketler:
    Fırat Kalkanı, ENKS, YPG, TSK, ÖSO, PYD, IŞİD, Kerim Has, Menbiç, Afrin, İdlib, Rakka, İran, Suriye, Türkiye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın