15:21 16 Mayıs 2021
Canlı Yayın

    'ABD'nin Kürt koridorunun yolunu açması Moskova-Ankara yakınlaşması için fırsat'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 01
    Abone ol

    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Soçi görüşmesini değerlendiren Kerim Has, Türk tarafında ‘Esad'ın gitmesi direnci olsa da pozisyonun Moskova'ya yaklaştığı' tespiti yaptı. Has'a göre, ABD'nin Kürt koridoru planının Moskova ile Ankara'yı yakınlaştırıyor.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 3 Mayıs'ta Soçi'de Rusya Devlet Başkanı Putin tarafından ağırlanması sonrası gözler Türkiye-Rusya ilişkilerinde…

    Normalleşme sürecindeki sıkıntıların ardından Soçi zirvesinin ertesi günü Astana'da Rusya, Türkiye ve İran'ın garantörlüğünde Suriye'de ‘çatışmasızlık bölgeleri/hatlarını' içeren mutabakat metni sağlanması ilişkilerin siyasi yönünde de ilerleme sağlanabileceği umudunu canlandırdı. Soçi zirvesi ve Astana mekanizmasını Moskova Devlet Üniversitesi'nden Dr. Kerim Has ile konuştuk.

    ‘GÖRÜŞMEDE KARŞILIKLI POZİSYONLAR NETLEŞTİRİLDİ'

    Kerim Has, Soçi zirvesini Rusya Federasyonu ve Türkiye arasındaki sorunların çözülmesi ve normalleşmenin ilerlemesi anlamında önemine dikkat çekti. Kerim "Bu görüşmenin bu anlamda en büyük sebebi ve kazancı, aktörlerin Suriye'deki pozisyonlarını birbirlerine teyit ettirmiş olmaları, birbirlerine daha net duruşlarını açıklamış, iletmiş olmaları" diye konşutu. Görüşmenin ABD'de Trump yönetimin nisan başında Suriye'ye saldırısının ve nisan ortasında Türkiye'deki başkanlık referandumunun ardından gerçekleşmesine dikkat çeken Has, "Ankara'daki yönetim kendisini dış politikada kendisini daha rahat hissedecek birtakım adımlar atabiliyor. Bunların haricinde, Kürt meselesi daha farklı bir formata evrilmeye başladı. Bu anlamda bu görüşmede gündem çok yoğundu, Suriye meselesine yoğunlaşıldı ve karşılıklı pozisyonlar daha net açıklandı" ifadelerini kullandı.

    ‘SURİYE ORDUSUNUN YÜKÜNÜ AZALTMAK İÇİN'

    Soçi zirvesinde Rusya'nın ‘Suriye içinde dört güvenli bölge' teklifinin yoğun konuşulduğunu belirten Has, bunun Rusya'nın sahada askeri anlamda kendisine kazanç sağlayacak yeni diplomatik inisiyatifi olduğunu belirtti. "Herkes güvenli bölge kavramını kullanıyor ama herkesin bundan anladığı farklı" diyen Has, bu yeni inisiyatifi şöyle izah etti:

    "Rusya'nın teklifinde güvenli bölgeden ziyade, çatışmanın azaltılmasının amaçlandığı güvenlik hatlarının oluşturulması. İdlib, Humus, Doğu Guta ve Suriye'nin Güneyi dediğimiz İsrail'le olan bölgeden oluşan Rusya'nın önerdiği bu dört bölge özellikle muhalif grupların olduğu bölgeler. Birincisinde silahlı muhalif gruplar, ikincisinde de El Nusra'nın aktif olduğu bölgeler. Buralarda IŞİD'in etkinliği çok sınırlı. Rusya özellikle bu bölgelerde güvenli hat oluşturarak, bu hatta Rusya, Türkiye gibi ülkelerden askerler şeklinde değil de, Suriye'de sahada askeri varlığı bulunmayan ülkelerden gelecek askerlerin sağladığı bir güvenlik hattı oluşturması ve mümkün olduğunca Suriye ordusunun üzerindeki yükü azaltmak gibi maddeleri hedefliyor."

    ‘ÖN ALMA HAMLELERİ'

    Diğer yandan Has, İsrail'in son dönemde Suriye'nin güneyindeki etkinliğini ve hava harekatlarını anımsatırken, Suriye'nin kuzeyine yönelik tutumuna da dikkat çekerek, "Bu bölgelerde ABD ve İsrail'in muhtemel planlarına karşı Rusya'nın önlem alması, Kürdistan veya Kürt otonomisi kurulacaksa da, Suriye'nin kuzeyi haricindeki bölgelerin de Suriye rejimine teslimi amaçlanıyor" tespitini yaptı. Rusya'nın Suriye'de diplomatik üstünlüğü elinde tutmak istediğini belirten Has, yeni bölge planlarını da ‘ön alma hamleleri' olarak niteledi. Has üçüncü olarak da Suriye'nin elinin güçlendirilmesinin hedeflendiğini şu sözlerle anlattı: "Esad ordusunu özellikle hem silahlı muhalifler, hem de El-Nusra terör örgütü haricindeki olarak ortaya çıkan bu IŞİD ile mücadeleye zorlayıp, savaşı oraya yönlendirmek istiyor. Bir yandan da Şam Yönetimi'nin de ABD ile sahada işbirliğinin önünü açmak istiyor. Burada özellikle Rakka Operasyonu, Deyrul Zor'daki mücadele öne çıkıyor. Batı'da şöyle bir algı var; IŞİD ile mücadele eden aktörler genelde bir meşruiyet sağlıyor. Özellikle PYD-YPG meselesi ABD için bu yüzden önemli. Dolayısıyla burada Esad'ın da meşruiyetinin artması için, bunun önünün açılması için böyle bir güvenlik hattı teklif edilmiş gibi gözüküyor."

    ‘ESAD'IN GİTMESİ DİRENCİ OLSA DA YAKLAŞIM MOSKOVA'YA YAKLAŞIYOR'

    Rusya'nın güvenli bölgeler teklifinin Esad'ın görevde kalmasını uzatacağına ve güvenlik hatlarının oluşturulmasının öncelikle rejimin konumunu güçlendirdiğine dikkat çeken Has, "Çünkü muhaliflerle yürüttüğü çatışmaları azaltması, kendisini Rakka Operasyonu'ndaki gibi IŞİD ile mücadeleye yoğunlaştırması, hem IŞİD ile mücadele bağlamında meşruiyet hem de askeri anlamda yükün azalması anlamında da Suriye'nin daha fazla bölgesine hâkim olma anlamında konumunu güçlendirmesi söz konusu" ifadelerini kullandı.

    Has, Rusya'nın önerisini Türkiye açısından ise şöyle değerlendirdi:

    "Türkiye açısından Rusya'nın bu teklifine destek vermesinin nedeni ise, Türkiye'nin Esad konusundaki yaklaşımının her ne kadar retorikte Esad'ın gitmesi konusunda direnç mevcut olsa da Moskova'dakine yaklaştığı anlamına geliyor. Zaten uzun zamandır Rusya, görüşmelerde Esad'ın geleceği konusunu Türkiye ile görüşmüyor. Müzakerelerde bu konu açılmıyor."

    ‘TÜRKİYE RİSK ALARAK DESTEK VERİYOR'

    Kerim Has, Türkiye'nin Rusya'nın ‘çatışmasızlık bölgelerine' onay vermesinde ABD'nin Kürtlerle ilişkilerinin de rol oynadığı görüşünde. "Türkiye bu güvenli bölgelerin Fırat Kalkanı Bölgesi'nde oluşturulmasını istiyordu" diyen Has, ancak Türkiye'nin etki alanının sağlanması, uçuşa yasak bölge için BM'den karar çıkartılmasının aslında Suriye'nin toprak bütünlüğü argümanına ters olduğunu ve netice itibariyle parçalanmaya yol açabileceğini anımsatarak şu değerlendirmede bulundu:

    "Türkiye bu riski de göze alarak (güvenli bölgeleri) öne sürüyordu. Dolayısıyla burada buna verilen destek, Esad'ın konumunun güçlenmesine yarayan bir destek olarak okunuyor. Güvenlik hattı'nın oluşturulacağı bölgede, Türkiye'nin de destek verdiği muhalif gruplar var. Dolayısıyla bu durumda Rusya açısından Türkiye'nin desteğini almak çok önemli. Özellikle son bir yıldır YPG'nin Suriye'nin kuzeyinde ciddi anlamda önü açıldı. Bunun önünün kesilmesi konusunda veya Rus askerleri ile Afrin'de YPG'nin fotoğrafları basına çok fazla yansıdı. Türkiye görüşmelerde, karşılığında bu işbirliğinin azalmasını istemiştir. Rusya da burada konjonktürel anlamda Türkiye'ye bir çeşit söz vermiş olabilir. Fakat bu durumun sahaya yansımaları ne olur bilemiyoruz, beklemek ve görmek gerekiyor. Çünkü bu durum neticede ABD'nin de pozisyonunu ilgilendiriyor."

    ‘TÜRKİYE ESAD İLE İLGİLİ POZİSYON DEĞİŞTİRDİ'

    Türkiye'nin iç politikaya yönelik söylemlerinde Esad'lı çözümü onaylamadığını dile getirse de, sahada durumun farklı olduğuna dikkat çeken Has'a göre,

    Trump ya da YPG meselesinde Rusya'nın kökten bir değişikliği olmamasına rağmen, Türkiye'nin Esad'ın konumunun devamı konusunda bir pozisyon değişikliği var:

    "Bu pozisyon değişiklikleri ABD ile pazarlıklar neticesinde şekillenecek. ABD meselesinde şöyle bir durum var; ABD Yönetimi'nin 2014-2015 yıllarında YPG'ye açtığı meşruiyet alanı IŞİD ile mücadele bağlamıydı ve bu hala devam ediyor. Fakat şu an için bu iş birliği bunun ötesine geçmiş durumda. Türkiye tarafının defalarca rahatsızlığını iletmesine rağmen, ABD'nin sahada aktif bir şekilde destek verdiği örnekler. 25 Nisan'da Türkiye hava harekâtı gerçekleştirdi ve hemen ertesi günü sabah ABD askerleri YPG güçleri ile bombalanan yere gidip, fotoğraf vermişlerdi. Dolayısıyla burada ciddi anlamda bir görüş ayrılığı var. Diğer yandan ABD sahada IŞİD ve diğer gruplara karşı daha çok YPG güçleri ile fiili bir savaş yürütüyor. Burada ABD'nin bağımlılığı artmış durumda."

    ‘RUSYA KÜRT KORİDORU KENDİSİNE BAĞIMLI KALSIN İSTİYOR'

    Diğer yandan kara askeri olarak Rusya'nın YPG'ye bağımlılığının, ABD'nin bağımlılığından çok daha farklı ve az olduğuna dikkat çeken Has, "Rusya sahada askeri güç olarak Suriye ordusuna dayanıyor. İkinci olarak Şii milisleri kullanıyor ve Hizbullah gibi aktörler var" anımsatması yaptı. Has, Rusya'nın YPG ve Kürtler ile ilgili politikalarını şöyle yorumladı:

    "Rusya'da haliyle YPG meselesini başta şunun için kullanıyor; neticede burada Rusya istesin ya da istemesin, ABD YPG'nin önünü açıyor. Bölgede bir Kürt koridorunun oluşması için bir gayret var ve bu çok açık. Bu koridor oluşacaksa, mümkün olduğunca Rusya kendisine bağımlı olmasını istiyor. ABD ile rekabet ilişkileri açısından YPG'nin kullanılması gerekiyor. Diğer yandan Türkiye sahada önemli bir aktör. Bu sebeple Rusya Türkiye'nin pozisyonunu kendisine yakınlaştırmak için, YPG meselesini kontrollü ve dengeli bir şekilde kullanmaya çalışıyor. Yer geldiğinde havuç sopa politikasının sopa kısmı Türkiye ile ilişkilerde YPG üzerinden sağlanıyor. Aynı şey ticari, ekonomik yaptırımlar için de söz konusuydu."

    SORUN BİRDEN DEĞİL ZAMANLA AŞAMALI OLARAK ÇÖZÜLECEK'

    Soçi görüşmesinde ekonomik ilişkiler ve yaptırımlar meselesinde ise yanlış anlamalara dikkat çeken Has, Putin'in basın toplantısında "Domates tarzı ürünler konusunda yaptırımları koruyacağız" sözlerinin ise yanlış aktarıldığını anlattı. Has, "Burada içeriğe muhtemelen salatalık, patlıcan, biber gibi ürünler de giriyor ve 14 e yakın ürün hala kısıtlama bünyesinde. Dolayısıyla burada açık kapı bırakılmış durumda. İfadeler Rusça kullanıldığı için, Türk medyasında çevrilirken farklı ifadeler yansıtılmış olabilir. Her halükarda prensip olarak Rusya ‘biz domates ve domates türü ürünler hariç yaptırımları kaldırmaya hazırız' diyor" ifadelerini kullandı. Diğer yandan da Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi'nin ise Rus buğdayına kısıtlamanın kaldırıldığı açıklamasına vurgu yapan Has, "Rus buğdayına kısıtlamanın kalkması, Türkiye'den bir adım atılması anlamına geliyor ve Türkiye de burada adım adım gidecek. Buğday sonrası, ayçiçeği konusunda ya da arpa gibi ürünlere yönelik kotayı kaldırma konusunda adım adım gitme söz konusu" izahatı getirdi. Has'a göre bu konulardaki kısıtlamalar ama Suriye'deki yakınlaşmaya endekslenmiş durumda.

    ‘RUSYA'YA MEYİL OLMALI'

    Bir diğer gündemin de S-400'lerin Türkiye'ye satışı olduğunu anımsatan Has bu meselenin de çok fazla pozilitize edildiği görüşünde. "Bu silahların Türkiye'ye tedariği kısa vadede mümkün değil" diyen Has, bunun nedenlerini şöyle izah etti: "S-400 hava savunma sistemleri çok stratejik bir silahlar ve Türkiye bu tarz hava savunma sistemlerini istiyor, ihtiyacı var. Fakat Türkiye'nin NATO üyesi bir ülke olduğunu unutmamak gerekiyor. Yunanistan'a verilmişti ve Yunanistan da bir NATO üyesi diyenler var fakat Yunanistan ile Rusya'nın tarihsel olarak ilişkileri, Türkiye ile olduğu gibi değil. Yunanistan'da S-300'lerin olduğu söylenerek yapılan kıyaslama çok yanlış. Burada Türkiye'nin NATO ile Batı Bloğu ile ilişkileri önemli. Türkiye'nin sadece Suriye değil, bölgesel kritik sorunlarda Kafkasya olsun, Karadeniz'deki işbirliği olsun, jeopolitik yöneliminde Rusya'ya ciddi bir yöneliminin olması gerekiyor ki, Rusya bu tarz silahları Türkiye'ye tedarik etsin." Has, Fakat bunun kısa vadede heyecan yaratıp, tedarik edilmesi gerçekçi değil" derken, meselenin konuşulmasının ‘Türkiye'nin Batı'ya alternatifinin olduğu mesajı vermesi; Rusya'ya da NATO'da çatlak oluşturabileceği rekmalı yapmak fırsatı sağladığını ve bu yolla karşılıklı faydalanma bulunduğunu ekledi.

    Etiketler:
    Kerim Has, Recep Tayyip Erdoğan, Vladimir Putin, Türkiye, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın