20:10 24 Nisan 2019
Canlı Yayın
    Eksen

    ‘Rusya onayı olmadan TSK’nın Afrin’e müdahalesi düşünülemez’

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 52

    Mehmet Yuva’ya göre ABD, Suriye ordusunun ilerleyişini önleyemediği için ‘kimyasal komplo’ üretmeye çalışıyor. YPG’nin silah ve insan kaynağı Afrin’in önemini ise Türkiye’nin fark ettiğini belirten Yuva’ya göre, “Suriye için Rusya onayı olmadan Türkiye’nin Afrin’e müdahalesi düşünülemez”.

    Suriye'de hareketlilik dorukta. ABD yönetimi sahada Suriye ordusunun ilerleyişi karşısında, ‘kimyasal silah komplosu' üzerinden Şam'a tehdit savururken, ülkenin doğu ve kuzey cephelerinde kıran kırana bir mücadele yaşanıyor. ABD destekli PYD Rakka'nın ardından Deyr ez Zor'un alınacağını dile getirmeye başlarken, TSK'nın da Rusya ile işbirliği halinde ülkenin kuzeyindeki Afrin'e yönelik operasyon hazırlığı yaptığı öne sürülüyor. Gelişmeler Şam'dan nasıl görünüyor? Şam Üniversitesi'nden Mehmet Yuva ile konuştuk.

    ‘ABD SURİYE'Yİ VURMAK İÇİN GEREKİRSE KANIT ÜRETİR'

    Mehmet Yuva, ABD'nin Suriye'de herhangi bir yere saldırmak için uydu görüntülerine ihtiyacı olmadığını, gerekirse bir çok gerekçe üretip bunları dünya kamuoyuna sunabileceği ve yapacağı operasyonlarda kullanabileceğine dikkat çekti. Suriye ordusunun sahada büyük ilerleme kaydetmesinin ABD'nin işgal planlarını sekteye uğrattığına dikkat çeken Yuva, şu değerlendirmeyi yaptı:

    "Geçmiş dönemlerde Suriye'de yaşadığımız buna benzer kimyasal saldırı hadiseleri henüz sonuçlanmadan, tahkikatlar bitmeden ABD olay olur olmaz suçlunun kim olduğunu ilan edebiliyor. Bu sebeple, şu an itibari ile tekrar gündeme getirilen kimyasal saldırı ihtimali konusunu Suriye sahasında yaşadığımız gelişmelerle bağlantılı olarak ele almakta fayda var. Suriye ordusu son haftalarda ABD'nin birçok saldırısına ve Irak sınırına yaklaşması ihtimalinin kırmızı çizgi ilan edilmesine rağmen ilerlemeye devam etti. Suriye ordusu operasyonlarını durdurmadı ve Irak sınırına yaklaştı ve özelikle bu sınırı kontrol eden Haşdi Şabi birlikleri ile Suriye-Irak sınırının bir bölümünü yani Deyr ez Zor'un özelikle güney yakasında yer alan bölgeyi kontrol altına almayı başarabildi. Böylece özellikle Ürdün- Irak sınır bölgesinden IŞİD kuvvetleri ile birleşmeyi arzu eden veya en azından onlarla birlikte hareket eden ya da Suriye Ordusu'nun orada olmasından rahatsızlık duyan kuvvetlerle, Deyr ez Zor'un batısında yoğun olarak bulunan IŞİD militanlarının birleşmesini engelledi."

    ‘İSRAİL TAMPON BÖLGE YARATIP CİHATÇILARI DOLDURMAYI PLANLIYOR'

    Suriye ordusunun ilerlemesine paralel olarak birçok bölgede farklı dinamiğin harekete geçtiğini belirten Yuva, İsrail-Suriye arasında bulunan ve 1967'de İsrail tarafından işgal edilen Golan tepelerine dikkat çekti ve bu bölgeye yaklaşan Suriye ordusunun İsrail tarafından engellendiğini anımsattı:

    "İsrail'in işgal ettiği Golan Bölgesi'nde çok önemli askeri gelişmeler yaşandı. Suriye ordusu El-Nusra öncülüğündeki kuvvetlere çok ağır darbeler indirdi. İsrail özellikle destek verdiği, besleyip, silahlandırdığı militanları kullanıyor o bölgede. Aslında Golan BM sınır hattı. Hem İsrail tarafından işgal edilmiş bir bölge, hem de Suriye toprakları arasında ve Suriye ordusu o bölgede faaliyet yürüten bu silahlı örgütlere karşı çok ciddi başarılar elde etti. Bu örgütlerin çökmesi durumunda, Suriye ordusu tekrar İsrail ile Golan'da komşu olacak. Hâlbuki İsrail'in asıl hedefi, Golan'dan sonra Suriye merkezi devleti ile Golan arasına yeni askeri tampon bölgeler inşa etmek. Bu sahada mevcut olan örgütler vasıtasıyla yeni tampon bölgeler inşa ederek, önümüzdeki dönemlerde Suriye meselesi çözüldüğü takdirde, en azından o bölgelerde ‘Suriyelilerin' kontrolünde ve egemenliğinde olan yeni güvenli bölgelerin oluşmasını sağlayacak. Şu anda bu proje çöküyor ve İsrail bu durumdan çok rahatsız."

    Yuva'ya göre bunun gerekçesi Ürdün-Suriye sınırına ilerleyen Suriye ordusunun cihatçıların gelir kaynaklarının tüketmeye hazırlanması:

    "Öte yandan Türkiye basınının çok fazla dikkate almadığı Ürdün-Suriye arasında yaşanan önemli bir gelişme var; Ürdün ve Suriyeli yetkililer arasında yapılan görüşmeler nihayetinde, özellikle Suriye-Ürdün ana hudut kapısının tekrar Suriye Ordusu ve Devleti tarafından kontrol edilmesi ve bu hudut kapısının Şam Hükümeti tarafından açılması konusunda Ürdün hemfikir. Özellikle hassas ve çok önemli olan güney cephesinde bu hudut kapısının tekrar Suriye Devleti tarafından kontrol edilmesi, böylece orada mevcut olan silahlı örgütlerin çok önemli bir gelir kaynağının da kurutulması demektir."

    ‘PYD RAKKA'DA REJİM İLE YAPTIĞI İŞBİRLİĞİNİN DIŞINA ÇIKTI'

    Diğer yandan Yuva, ABD destekli DSG'nin kontrol altına almak için uğraştığı Rakka ve çevresinin de Suriye hükümeti için çok önemli olduğunu vurguladı.

    Şam'ın krizin başlarında bazı bölgeleri işbirliği çerçevesinde YPG'ye bıraktığını fakat daha sonra YPG'nin ABD ile yüzde yüz işbirliğine girmesi sonucu bu ilişkilerin bozulduğunu belirten Yuva Suriye toprakları için su ve elektrik sağlayan barajlar ve diğer doğal kaynaklarla Rakka'nın Suriye için önemine şu sözlerle vurgu yaptı:

    "Krizin ilk başlarında özellikle o bölgede güçlü zuhur eden YPG ile Suriye Devleti arasında zımni bir işbirliği vardı. En azından artık o bölgede tutunamayan Suriye ordusu çekildikten sonra, yaratılan boşluğun başkaları tarafından doldurulmasını engellemek üzere YPG ile bir anlaşma yaparak, oradaki bölgelerin özellikle IŞİD'e karşı mücadelede bu güçler tarafından savunulması düşünüldü. Bu işbirliği ve güç birliği bir süre devam etti. Fakat ardından özellikle Rusya, İran ve Suriye Devleti'nin bütün iyi niyetine rağmen bugün YPG tamamen ABD ile ortak hareket etmektedir ve silahlandırılmaktadır.

    Türkiye'nin bütün uyarılarına rağmen, Türkiye-ABD ilişkilerini olumsuz etkilemesine rağmen, bugün bölgeyi ziyaret eden (ABD temsilcisi) McGurk'un ve Beyaz Saray sözcüsünün ifade ettiği gibi YPG'yi silahlandırmaya devam edeceklerini söylediler. Rakka operasyonu sonrası dağıtılan silahların geri toplanacağına dair bir bilgi dolaşıma sokulmuştu ve bunun da doğru olmadığı ortaya çıktı. Bu silahların Rakka'dan sonra da YPG'de kalacağı, hatta kendisine daha fazla silah verileceği yönünde yeni garantiler verildi. Rakka Suriye devleti için de çok önemli. Nitekim iki gün önce, özellikle Halep vilayetini ve 1 milyona yakın insanı besleyen çok önemli bir su kaynağıdır. Oradaki baraj YPG'liler tarafından kontrol edilmektedir ve YPG barajın suyunu üç gün önce keserek, Halep'i üç gün boyunca susuz bıraktılar. Sadece Rakka'nın bir su havzası olması değil, önemli oranda pamuk üretiminin yapıldığı bir tarım havzasının olması, oraya yakın bölgelerde ciddi bir petrol rezervi bulunması ve de bu bölgenin askeri açıdan stratejik bir öneme sahip olması o alanı önemli kılıyor. Bu bölgede Suriye ordusunun varlık gösterememesi halinde, Haseke ve Deyrrez Zor'u kontrol edebilmesi mümkün değil.

    Bu sebeplerden ötürü, özellikle Rakka'nın güney batı kesiminden Suriye ordusu çok önemli bir askeri operasyon başlattı ve Rakka-Halep arasında IŞİD'in kontrol ettiği birçok köyü geri aldı. Suriye ordusunun oraya yaklaşması ABD ve YPG'yi rahatsız etti. Bölgeye gelen ve bölgede operasyon yapan Suriye ordusuna yönelik taciz ve saldırılar yapıldı, Suriye uçağı düşürüldü. Hemen ardından Rakka hususunda, IŞİD'in bölgeyi güvenli bir şekilde terk etmesi karşılığında, Rakka'nın YPG'ye verilmesi gündeme geldi. Fakat Rusya'nın hava müdahalesi ile gizlice o bölgeden ayrılmak isteyen profesyonel IŞİD birliklerine karşı çok ciddi operasyonlar yapıldı ve IŞİD'in Rakka'dan ayrılması engellendi."

    ‘PYD'NİN İLERLEMESİNİN AMACI MASAYA GÜÇLÜ OTURMAK'

    PYD'nin Rakka'da etnik ve sosyolojik bir altyapısı bulunmadığının altını çizen Yuva, Suriye Kürtlerinin buraları masada güç sahibi olmak için aldıklarını vurguladı:

    "Deyr ez Zor'dan ziyade Rakka'da da YPG'nin ne sosyolojik, ne ideolojik karşılığı var. Fakat siz Suriye sahasında silah güçle eğer o bölgeleri kontrol altına alabilirseniz ve askeri olarak etkinizi ne kadar geniş coğrafyaya yayarsanız, önümüzdeki dönemlerde oluşacak siyasi süreçlerde eliniz o kadar güçlü olur ve masaya daha güçlü oturursunuz. Bu Deyrez Zor veya Rakka'yı elinizde tutup, ister kanton ya da özerk bölge olsun yeni ilan edilecek sistemde bu yerleri de içine katmak sorunda olduğunuz anlamına gelmez. Bunu Filistin meselesinde de yaşadık. İlk dönemlerde Fırat-Nil propagandası ile İsrail Fırat'tan Nil'e büyük bir coğrafyayı istediğini belirtti. Nihayetinde Filistin'i aldıktan sonra Arap Dünyası'nda büyük bir rahatlama yaşandı. Fakat burada esas mesele zaten Filistin'in alınmasıydı. Rakka'da uygulanan taktik de aynı. Çok daha büyük alanlar talep edilir ama mümkün olan elde tutulmaya çalışılır. Hedef bu ama hedefin hayata geçirilmesi için iki tane önemli engelin ortadan kaldırılması gerekiyor; Suriye Ordusu'nun oradaki varlığı diğeri de Türkiye'nin sınırlardaki askeri hareketliliğini önlemek."

    ‘TÜRKİYE MÜDAHALE İÇİN RUSYA İLE ANLAŞIRSA ŞAM DA ONAY VERİR'

    Buna karşılık Afrin'in YPG'nin sosyolojik, ideolojik anlamda önemli bir etki alanı olduğunu ve Kürt nüfusu bakımından en kalabalık bölgesi olduğunu ifade eden Yuva, Türkiye'nin Afrin'in bu stratejik konumunu fark ettiğini ve bu yüzden Rusya ile Suriye arasında mutabakat kurarak bu bölgeye saldırmak istediğini kaydetti:

    "Mevcut nüfusu Suriye'de yaşayan toplam Kürt sayısı kadardır ve diğer bölgelerdeki YPG operasyonlarına insan kaynağı Afrin'den gelmektedir. Afrin uzun zamandır hayatını rahatça sürdüren bir bölge ve orada askeri eğitim veya silahlandırma faaliyetleri rahatça yapıldı. Bu anlamıyla burası savaşın sürdüğü yerlere sürekli eleman gönderebilen, silah ve personel sevkiyatı yapabilen ve parasal destek sağlayan önemli bir kaynak. Bu kaynağı kurutmadan, YPG'nin diğer bölgelerdeki faaliyetlerine en azından çelme takmanız zor ve Türkiye bunun idrakinde. Suriye tarafından bakılırsa, bu mesele zaten Rusya ile oturup konuşulmadan ve Rusya'nın onayı alınmadan Türkiye'nin Afrin'e müdahale etmesi düşünülemez. Son dönemlerde o bölgeye yapılan yığınak ve Salı günü Afrin'e başlayan top atışı askeri bir müdahaleyi beraberinde getirecekse bu mesele Rusya ile konuşulup halledilmeli. Eğer bu sağlanırsa, Suriye tarafı çok büyük itirazlarda bulunmaz."

    ‘ŞAM ANKARA'YA GÜVENEMİYOR'

    Yuva, Türkiye'nin olası bir Afrin müdahalesinde geri çekilmemesi ihtimali konusunda ise Şam'da şüphelerin yoğun olduğuna dikkat çekti:

    "Fırat Kalkanı operasyonunda da yaşandığı üzere beklentiler operasyonun hemen sonrasında ve öncesinde en azından Şam ile Ankara arasında siyasi bir diyaloğun başlatılması ve bu askeri görüşmelerin iki ordu arasında koordine edilmesiydi fakat bu olmadı. Hiç şüphesiz, Suriye tarafında Türkiye ile ilgili hala ciddi şüpheler var fakat bu şüphelerin giderilmesi sorumluluğu da Rusya'nın omuzlarına kalmaktadır. Öte yandan Rusya'nın garantörlüğünde Lazkiye'nin kuzeyinde ateşkes sağlandı ve o bölgede birkaç gündür silahlar susmuş durumda. Rusya'nın Lazkiye'nin kuzeyinde sağlamış olduğu bu ateşkes ve Suriye ordusu ile orada mevcut olan özellikle Türkmen kökenli silahlı örgütleri bu konuda anlaşmaya zorlaması, Suriye'nin güney cephesi ile Rakka'daki gelişmelerde Suriye ordusunun elini rahatlatması içindir."

    Etiketler:
    PYD, Mehmet Yuva, Afrin, Golan Tepeleri, Suriye, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın