20:39 24 Eylül 2017
Ankara+ 9°C
İstanbul+ 24°C
Canlı Yayın
    Eksen

    ‘Almanya-Türkiye ilişkilerinde her şey asgari düzeyde’

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 59610

    Elmas Topçu’ya göre Erdoğan’ın G20 zirvesi için gideceği Almanya’da miting yapmasının yasaklanmasının sebebi eylüldeki seçimler. Topçu Berlin’in bu kararı Erdoğan’ın Türkiye kökenli seçmenleri olumsuz etkilemesi kaygısıyla verdiğini belirtti. Topçuya göre bu konuda pazarlığa yer yok zira Almanya-Türkiye ilişkilerinde her şey ‘asgari düzeye’ indi.

    Almanya- Türkiye
    © AFP 2017/ PATRIK STOLLARZ
    Türkiye-Almanya ilişkilerinde, 15 Temmuz sonrası sığınma başvurularının Berlin tarafından onaylanması ile İncirlik krizi sıkıntılar yaratmışken, şimdi de 7-8 Temmuz’da Hamburg’daki G20 zirvesi için bu ülkeye gidecek olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye asıllılarla toplantı yapmak talebi eklendi. Berlin toplantıyı bir yasa çıkartarak engellerken, Ankara’yı kızdırdı. Alman hükümetinin ayrıca 2018 NATO Zirvesi’nin İstanbul’da düzenlenmesi hususunda da olumsuz görüş bildirdiği belirtiliyor. Giderek sertleşen Türkiye-Almanya ilişkilerini Köln’den gazeteci Elmas Topçu ile konuştuk.

    ‘ALMANYA İKİ ÖZEL DURUMDA MİTİNGLERE YASAK KOYABİLİYOR’

    Elmas Topçu’ya göre, Alman makamlarının Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Almanya’da miting yapma talebine olumsuz cevap vermeleri sadece Türkiye ile ilgili alınan bir karar değil. Ancak Erdoğan ve Türk hükümetinin son dönemdeki tutumu da bunda önemli rol oynadı. Alman makamları Almanya’daki ABD de dahil AB dışındaki ülkelerden gelecek temsilcilerin ve muhalefet politikacıların mitingleri ve seçim propagandalarının yasaklanabileceğini ilettiğini belirten Topçu “Eğer geldikleri ülkede önümüzdeki üç ay içerisinde bir seçim söz konusuysa veya etkinlik yapılmadan 10 gün önce temsilcinin geleceği ülke tarafından Almanya’daki Federal Hükümet'e başvuru yapılması gerekiyor. Almanya’nın da mevcut diplomatik ilişkiler çerçevesinde bu isteğe ‘hayır’ deme hakkı da gizli tutuluyor. Bu iki özel durumda Almanya bu yasağı uygulamaya koyabiliyor ve evet ya da hayır kararını değerlendirmelerden sonra alıyor” notunu düştü.

    ‘ALMANYA SİYASİ GİDİŞATIN ETKİLENMESİNİ İSTEMİYOR’

    Ancak Topçu, Erdoğan’ın G20 Zirvesi vesilesiyle yapmak istediği toplantının yasaklanmasının gerekçelerinin daha farklı olduğunun altını çizdi. Topçu, Almanya’nın Erdoğan’ın konuşmasının Türkiye kökenli Alman seçmenleri etkileyebileceğinden ve verilecek iznin kamuoyu tarafından olumsuz değerlendireceklerinden endişe duyduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Almanya İçişleri Bakanı Almanya’da seçimlerin etkilenmesini ve kötüye kullanılmasını istemediklerini ve bunun engellenmesi için yasaklama kararını olumlu olduğunu belirtti. Yaklaşık 3 buçuk milyon kadar Türkiye’den Almanya’ya göç eden insan var ve bunların bir buçuk milyonu Türkiye vatandaşı olsa da, geri kalanı Avrupa vatandaşı ve oy kullanma hakları var. Erdoğan’ın gelecek hafta Almanya’da halka hitap etmesinin şöyle iki etkisi olacaktı; Almanya’daki Türkiye kökenlilerin, buradaki seçimlerde tercihini etkileyebileceğini düşünüyorlar. Öte yandan Almanya’ya gelmeleri halinde hükümet üyeleri Hristiyan Birlik Partisi ile Demokratların Erdoğan’ın konuşma yapmasına izin vermeleri halinde sol partiden diğer partilere kadar bütün muhalefet partileri bunun Hükümet’in Erdoğan’ın önünde eğilmesi, tolerans göstermesi olarak yorumlayacaklar ve bunları seçim öncesinde Hükümet’e karşı malzeme yapmalarından endişe ediliyor. Almanya’da eylül ayı sonunda Federal Meclis seçimleri var ve tam da bu günlerde bu senenin son oturumları yapılıyor. Bundan sonra bütün partiler tamamen seçim yarışına girecekler ve federal seçimler bütün partiler için çok önemli. Özellikle ABD ve Avrupa’da da dengelerin değiştiği bu dönemde, önümüzdeki üç aylık süreçte Almanya’daki siyasi gidişatı etkileyecek bir şeye izin vermek istemiyorlar. Önümüzdeki hafta Erdoğan’ın gelmesi aslında Türkiye’deki referandumdan önce mart-nisan ayında milletvekillerinin ve hükümet üyelerinin yaptıkları toplantılar ve bu yüzden yaşanan krizden sonra Türkiye-Almanya açısından ilk önemli çıkıştı. Çünkü Türkiye açısından bakıldığında bu en önemli taleptir ve buna sert bir karşılık verilmesi, dünden beri Türkiye’de de sert bir karşılık buluyor.”

    ‘MERKEL’İN KARŞI OLDUĞU EŞCİNSEL EVLİLİK YASASI TAKTİKSEL HAMLE’

    Almanya’nın bu tarz yasakları siyasetlerine karışmak ve kendi siyasetlerine karıştırmak istemediği için, başka ülkelerden gelen taleplere de uyguladığını ve Almanya Başbakanı Merkel’in bu konularda çok taktiksel davrandığını ifade eden Topçu, 30 Haziran tarihinde yasallaşan eşcinsel evlilik yasasının da taktiksel bir hamle olduğunu anlattı:

    “Bir önceki başkanlık seçimlerinde Obama Berlin’e gelmişti ve Berlin’de bir milyon kişiye bir konuşma yapmıştı. İnsanlar bu konuşmadan çok etkilemişlerdi. Merkel o zaman da ABD’deki seçimleri veya ABD’deki seçimlerin uluslararası boyutunda taraf olmamak için o dönem Obama ile görüşmemişti ve yaptığı mitinge katılmayı da reddetmişti. Merkel eğer çıkıp orada konuşma yapsaydı veya henüz aday olan Obama ile bir araya gelmiş olsaydı, bunun ABD’deki seçimleri etkileme anlamına geleceğini ve kendisine karşı kullanılabileceğini düşündü. Merkel bu konularda çok iyi bir taktikçidir. Örneğin Almanya’da seçimler yaklaşırken Türkiye gündemi hariç buranın ana konusu eşcinsellerin evlilikleri idi. Merkel ilginç bir şekilde hafta başında bir magazin dergisinin toplantısında yöneltilen soru üzerine ‘ Ben eşcinsel evlilikler ile ilgili bir karar alınması halinde, bunu herkesin vicdanına bırakırım. Parti veya grup zaruriyeti olmayacaktır’ dedi. Bunun üzerine Sosyal Demokrat Parti hemen bu kakarın Mecliste aynı hafta oylanmasını istedi ve bugün oylama yapılıp kabul kararı çıktı. Merkel’in burada asıl yapmak istediği şuydu; Almanya’daki seçmenlerin yüzde 70’ten fazlası eşcinsel evliliğe sıcak bakıyordu son araştırmalara göre. Bunu eğer kabul etmeseydi, parti programında eşcinsel evliliğe karşı olduğu maddesi yer alsaydı sıkıntı yaşayacaktı. Muhalefet partileri Hıristiyan Demokratlarla koalisyon yapmak için eşcinsel evliliğin onaylamasını şart koştular. Bu yüzden Merkel bir şekilde bu sorunu çözmek zorundaydı ve çok iyi bir taktik yaparak bu kararı herkesin vicdanına bıraktığını söyledi. Böylece kendi parti programına eşcinsel evliliği almadan ve Meclis’te hayır oyu kullanarak bu krizi atlattı. Bu konu seçimlerde artık gündeme bile gelmeyecek.”

    ‘HER ŞEY ASGARİYE İNDİ’

    Topçu’ya göre Türkiye ile Almanya arasındaki ilişkilerde her şeyin asgariye inmiş durumda. G20 Zirvesi’ne Avrupa’nı her yerinden gösterici geleceğini ve Alman polisinin önceliğinin de güvenliği sağlamak olduğunu anımsatan Topçu, Erdoğan’ın korumalarının ABD’de göstericilere saldırmasının da Alman makamlarının değerlendirmesini etkilediğini kaydetti. Topçu, şu değerlendirmelerde bulundu:

    “Almanya’da korumalar ve diğer konularla ilgili şu anda pazarlık yapacak bir ortam yok. Özellikle dün Almanya’nın Erdoğan’ın konuşma yapmasını yasaklama kararını alacağını açıklamasından sonra, Türkiye’den yapılan açıklamalarda görüyoruz ki bundan sonra Almanya’dan Türkiye’ye gidecek heyetlerle yapılacak görüşmeler de asgari protokoller ve minimal diplomatik çerçeve içerisinde kalacak. Dolayısıyla kapalı kapılar ardında pazarlıklar yapıldığı iddiası inandırıcı değil. Önümüzdeki hafta yapılacak G20 Zirvesi, dünyanın her tarafından kapitalizm karşıtı, küreselleşme karşıtı göstericilerin karşı eylemler düzenlediği büyük bir Zirve ve geçmişte yapılan bu zirvelerde hayatını kaybeden göstericiler oldu. Alman Hükümeti siyasi açıdan bu gösterilere izin vermek istemese bile, göstericiler konuyu Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı ve Alman Anayasa mahkemesi genel bir gösteri yasağı konulamayacağına ve güvenli bir şekilde yapılacak bir gösterinin bir hak olduğuna hükmetti. Fakat Alman polisinin aldığı güvenlik önlemleri nedeniyle Hamburg’da şehrin birçok bölgesine şu anda girilemiyor. Burada Almanya’nın birincil önceliği olası bir terör saldırısına karşı güvenliğin sağlanmasıdır. İkincisi ise burada düzenlenecek küreselleşme ve kapitalizm karşıtı gösterilerde liderlerin protesto edilmesi durumunda şiddet eylemlerinin yaşanmaması. Oraya Türkiye kökenli grupların gitmesi, Erdoğan’ı protesto etmeleri tüm bu kriterlerden sonra geliyor. Bir haftadır Alman antifaşist gruplarla birlikte Türkiye kökenli solcu ve antifaşist gruplar da gösteri çağrıları yaptılar. Böylesi bir süreçte bütün bu karmaşayı bir paket halinde düşünmek gerekiyor. Bütün bunların üzerine bir de Erdoğan’ın korumalarının ABD’de gösterdiği performans ortaya konulunca, Almanya’da da böyle sahnelerin tekrar yaşanması Alman Hükümeti’nin güvenlik konusuna hâkim olmadığı anlamına gelecektir. Almanya’da seçimlere üç aydan az bir süre kalmışken, buna ne hükümet üyeleri ne eyalet hükümetleri ne de güvenlik güçleri izin verir.”

    ‘2018 NATO ZİRVESİ ALMANYA İSTEMEDİĞİ İÇİN İSTANBUL’DA YAPILMAYACAK’

    G20 Zirvesi’nin yapılacağı Hamburg’un güçlü bir sol alt yapısı olduğuna dikkat çeken Topçu, bu durumun güvelik makamlarında tedirgin yarattığını belirtti. 2018 NATO Zirvesi’nin İstanbul’da yapılması isteğine Almanya’nın karşı çıkması üzerine, bu isteğin reddedildiğini belirten Topçu’ya göre ilişkilerin daha da gerilmesi muhtemel:

    “Hamburg’un solcu ve güçlü bir otom grubu var. Hamburg’un solcu kesimi oradaki kendilerinin de sahip çıktığı bir kültür merkezinin satılması veya el değiştirmesi üzerine, orada günlerce süre gösteriler başlatmıştı. Öte yandan bir haftadır bütün Almanya’dan oraya gidip kamp kuranlar var dolayısıyla tek bir gruptan söz etmiyoruz. G20 Zirvesi’nin hazırlığını yapacak insanların gelmesini engellemeye çalışanlar var, çevreciler var solcular var ve bu zirve tüm bu kesimlerin tepkilerinin buluştuğu bir yer. Bu yüzden Almanya’da bu kadar büyük bir tedirginlik yaratıyor. Öte yandan Almanya’nın 2018 NATO Zirvesi’nin İstanbul’da yapılmasını istemediği geçtiğimiz haftalarda basına yansımıştı. Almanya Türkiye’nin İncirlik Krizi konusunda izlediği politika nedeniyle Türkiye’de yapılmasını istemiyordu. Trump geçen ay NATO’nun açılışına katılmıştı Brükselde ve orada NATO üyelerinin bütçelerinin arttırılmasına rağmen Trump’ın NATO’yu eleştirmesi bütün Avrupa’da tedirginlik yarattı. Bu sebeple NATO’nun şu anda ağırlıklı olarak güven duyabileceği ve ya dengeleri açısından bakıldığında motoru olabileceği ülke Almanya ve bu yüzden Almanya’nın istekleri ve söyledikleri dikkatle karşılanıyor. Almanya NATO Zirvesi’nin İstanbul’da yapılmasına karşı çıkınca bu karardan vazgeçildi.”

    Son olarak Almanya’da yaptığı araştırmalara göre 15 Temmuz sonrasında Türkiye’den Diyanet’e bağlı bazı imamların siyasi sığınma başvurularından üç tanesinin kabul edildiğini aktaran Topçu, “Şu anda üç yıllık oturum almışlar ve daha sonra da uzatabilecekler. Bu da yeni bir krizin daha kapıda olduğunu gösteriyor” dedi.

    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın