23:23 17 Ekim 2017
Ankara+ 4°C
İstanbul+ 18°C
Canlı Yayın
    Eksen

    'ABD yaptırımları, Nazilere direnmiş Ruslara diz çöktüremez'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 59730

    ABD’de başkanlardan bağımsız ‘Rusya’yı köşeye sıkıştırma’ taktiğinin sürdüğüne dikkat çeken Cenk Başlamış, Trump’ın son yaptırım yasasını onayıyla Rusya’nın sabrının taştığını belirterek, "Nazi ablukasına direnmiş bir halktan söz ediyoruz. Yaptırımlar Rusların canını yakar ama diz çöktürmez" dedi.

    ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ve Kuzey Kore ile birlikte Rusya Federasyonu’na uygulanan yaptırımların da kaldırılmasını Kongre kararına tabi kılan yasayı onaylamasının ardından Washington-Moskova hattında ilişkiler gerilmiş durumda. RF-ABD ilişkilerinde beklenen yumuşamalar bir türlü sağlanamazken, Trump bile twitter hesabından onaylamak durumunda kaldığı yasadan ilişkileri tehlikeli düzeye taşımasından ötürü şikayetçi oldu. RF Başbakanı Dimitri Medvedev ise gelişmeyi ‘ABD’nin ticaret savaşı açması’ olarak nitelendirirken, Moskova’dan da ABD’ye yönelik diplomatik yaptırım misillemesi gelmiş vaziyette.

    Sadece ABD’li şirketlerin değil AB’yi ve Türkiye’nin Rusya Federasyonu ile ilişkilerini etkileme olasılığı bulunan bu gelişmeyi ve yarattığı yeni küresel gerilimi Rusya uzmanı gazeteci yazar Cenk Başlamış ile konuştuk.

    'YAPTIRIMLAR SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİNDEN KALMA'

    Cenk Başlamış’a göre, Trump’ın seçilmesinin ardından Rusya-ABD ilişkilerinin yumuşaması yönündeki beklentiler fazlasıyla naifti. “Trump’ın başkanlık kampanyası sırasında Putin’e ve Rusya’ya yönelik övgü dolu sözlerinden yola çıkarak, Trump’ın başkan seçilmesi halinde Rusya-ABD arasındaki ilişkilerin çok iyileşeceği hatta belki balayı yaşanabileceği yönünde görüşler vardı. Ben o dönemde bu görüşlere katılmıyordum” diyen Başlamış, bu görüşünü şu sözlerle izah etti: “Katılmama nedenim; Trump ile Kongre arasında yaşanan çekişmeyi öngördüğüm için değil, başka bir nedenden ötürü. Rusya’ya karşı izlenecek politika, Rusya’yı çembere alma, köşeye sıkıştırma ya da Rusya’nın ayakları üzerinde doğrulmasını engelleme taktiği, artık ABD’nin Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra, bu gelen başkanlardan bağımsız olarak bir dış politikası haline geldi. Dolayısıyla, yeni bir başkan gelince tüm işler güllük gülistanlık olacak gibi bir beklenti bence fazlasıyla naif ve iyimser bir beklentiydi ve zaten gerçekleşmedi.”

    Başlamış son yasaya kadar varan gelişmelerin üç boyutuna şu değerlendirmeyle dikkat çekti: “Benim görebildiğim kadarıyla konunun üç boyutu var; ilki Trump yönetimi ile Kongre arasındaki çekişme. Belki buna Amerikan derin devleti ya da nasıl ad veriliyorsa o kesim arasındaki bir çekişme var. İkincisi, Rusya’ya karşı izlenen sertlik yanlısı, yaptırımlara ve yüksek perdeden konuşmaya dayanan siyaseti devam ettirme anlayışı. Üçüncüsü de; bazı AB ülkelerinin ABD-Rusya arasında bir kriz yaşanırken, onların arasında bir yakınlaşma olmasını engelleme çabası. Görünüşte yaptırımlar doğrudan Rusya’yı ya da Rus-Amerikan ilişkilerini ilgilendiriyor ama sonuçta bazı Avrupa ülkelerinin ve bazı büyük Avrupa şirketlerinin bu yaptırımlardan son derece rahatsız olduğunu biliyoruz. Çünkü bir şekilde dönüp onları da vuruyor bu yaptırımlar.”

    'RUSLARIN SABRI ARTIK TAŞTI'

    Rusya Federasyonu’nun Trump seçildikten sonra ilişkilerin tamamen düzelmesini beklemese bile, en azından gerginliğin biraz düşmesini beklediğini anımsatan Başlamış, son gelişmelerden sonra Rusların artık sabrının taştığı saptamasında bulundu: “Eğer Trump Başkan seçilirse, bazılarının beklediği gibi bir balayı yaşanacağını ya da ilişkilerin olağanüstü bir düzeye geleceğini Ruslar da beklemiyordu. Fakat en azından Obama dönemindeki gerginliğin biraz aşağı çekilmesi gibi beklentileri vardı. Rusya’nın dış politikasında çok önemli bir unsur var; Ruslar uluslararası ilişkilerde genel beklentisi, devlet olarak kendilerine saygı gösterilmesini, saygı duyulmasını istiyorlar. Rusya’yı sevseniz de sevmeseniz de onlar belli bir saygıyı hak ettiklerini düşünüyorlar. Bu Türkiye ile ilgili ilişkilerinde de geçerli, Batılı ülkeler için de geçerli. Dolayısıyla en azından Trump döneminde böyle bir saygı görebileceklerini düşünüyorlardı. Trump yaptırımları imzalayıncaya kadar, bu konudaki iyimserliklerini koruyorlardı ve ağır bir dille karşı tarafı eleştirmekten kaçınıyorlardı. Fakat öyle anlaşılıyor ki, artık Rusların da sabrı taşmış vaziyette çünkü bu son alınan kararın bir anlamı var. Burada günlük bir kriz yaşanmıyor, bu uzun vadeli bir durum. Bu yaptırımlar en iyimser ihtimalle birkaç yıl daha sürecek.”

    'TRUMP ONAYLAYARAK EN KÖTÜ TERCİHİ YAPTI'

    Yaptırım kararları sonrası Rusya’nın artık alttan almak için de bir nedeni kalmadığını belirten Başlamış, Rusların Trump’ın işlevsiz olduğunu ve asıl karar verenin Kongre olduğunu düşüneceğini belirtti. Trump’ın Kongre’nin aldığı kararı onaylamak haricinde seçenekleri varken ‘en kötü tercihi yaptığını’ ifade eden Başlamış’a göre taplo şu: “Bu yaptırımları imzalayıncaya kadar Ruslar eleştirilerini Kongre tarafına yönlendirmeye çalışıyorlardı ve Trump’a dokunmamaya, daha alt tondan eleştirmeye dikkat ediyorlardı. Dün Medvedev’in yaptığı açıklama, artık Trump’ın neredeyse işlevsiz, iş göremeyen bir Başkan’a dönüştüğünü ima eden sözleri var. Rusya’nın Senatosu’nun Dış İlişkiler Komisyon Üyesi Konstantin Kosaçev, Trump’ın üç seçeneği olduğunu söyledi; Rusya’ya yaptırım kararını veto edebilir, Trump imzalamaz ama otomatik olarak bu yaptırımlar kendiliğinden devreye girer, son olarak da Trump imzalar ve hemen onaylanır. Burada Rusların bakış açısıyla bakarsak, Trump yapabileceği en kötü hamleyi yaptı. Belki veto etmesi gerçekçi olmazdı ama en azından zaten kendisi de bu yaklaşıma ve yaptırımlara katılmadığını söylüyordu ve imzalamayacağını söyleyebilirdi. Trump burada üçüncü seçeneği seçince, Rusların da artık tepki anlamında dayanacak hali kalmadı.”

    'YAPTIRIMLAR RUSLARIN CANINI YAKAR AMA DİZ ÇÖKTÜRMEZ'

    Moskova’ya karşı yaptırımların geçmişinin 1970’li yıllara kadar gittiğini hatırlatan Başlamış, Trump döneminde daha da sertleşen yaptırımların Rusya’ya ciddi bir zarar veremeyeceği görüşünde: “Trump döneminde gerginliğin biraz daha azaltılması gerekirken, yaptırımlar Obama döneminin de üstüne çıktı, daha da sertleşmeye başladı. Bu yaptırımlar Rusya’ya ekonomik olarak, özellikle enerji sektöründe zarar vermez demek mümkün değil. Bu tespiti yaparken, bu yaptırımların etkisini de çok abartmamak gerekiyor. Putin’in iki gün önce yaptığı açıklamada, Amerikan yaptırımlarının Rusya’ya yaklaşık olarak 50 milyar dolarlık bir zarar verdiğinden bahsetti. BM’nin de bu yönde bir tespiti vardı. Rusya gibi ülkeleri 50 değil, 500 milyar dolar ile de dize getirmek mümkün değil. Rusya dediğiniz zaman, üç yıl boyunca Leningrad’da Nazilerin ablukasına dayanmış bir halktan bahsediyoruz. Sovyetler döneminde dünyadan soyutlanmanın bedelini çok ağır ödemiş bir halktır Ruslar. Dolayısıyla bu yaptırımlar Rusya’nın canını yakar ama hiçbir şekilde Rusya’ya diz çöktüremez. Bu pek mümkün değil.”

    'YAPTIRIMLAR AVRUPA’NIN RUSYA İLE İŞ YAPMASINI ENGELLİYOR'

    ABD yaptırımlarına, başta Almanya olmak üzere Avrupa’nın da tepki gösterdiğini anımsatan Başlamış, bu yolla Avrupalı şirketlerin de Rusya ile iş yapmasının engellendiğine dikkat çekti: “Avrupa’nın Rus-Amerikan gerginliğinden, Rusya’ya karşı yaptırımlar uygulanmasından rahatsız olduğu bilinen bir gerçek. Bu yeni bir durum değil çünkü her şey bir yana, Avrupa şirketlerinin Rusya ile iş yapması engellenmiş oluyor. Dün Almanya ve Avusturya Dışişleri Bakanları’nın açıklamaları vardı; Avrupa’nın enerji ihtiyacının nasıl tedarik edileceğinin ABD’yi ilgilendiren bir konu olmadığını belirttiler. Avrupa’nın da bu anlamda canı yanıyor. Dolayısıyla onlar da tepkililer ama bu yaptırımları tersine çevirecek bir güçleri de gözükmüyor. Avrupa’yı hatta özellikle Almanya’yı ilgilendiren son gelişme, bu yaptırımların dönüp dolaşıp, Kuzey Akımı 2’yi vurabileceği ve Türk akımının da tehlikeye girebileceği yolunda görüşler ortaya çıkmaya başladı. Çünkü bu yaptırımlarda, enerji sektöründe Rusya ile işbirliği yapanların, işbirliği 5 milyon doları aşanların kara listeye alınacağı gibi çok detaylı maddeler var. Öte yandan, şu anda Türk Akımı’nın bittiğini söylemek için erken ama bu projenin nasıl yapılabileceğine dair soru işaretlerinin de oluşmaya başladığını söyleyebiliriz.”

    'TÜRKİYE S-400’LERDEN VAZGEÇERSE, RUSYA İLE KRİZ ÇIKAR'

    Başlamış diğer yandan Rusya ile Türkiye arasında S-400 anlaşmasının imzalanması ve füzelerin teslimi olasılığını şu aşamada daha yüksek görüyor. Başlamış, Türkiye bu savunma sistemlerinin alımından vazgeçerse, Türk-Rus ilişkilerinde ciddi bir kriz yaşanacağı görüşünde: “Bu pazarlık başladığı zaman, Türkiye’nin taktiksel bir adım attığını, Batı’ya karşı bir koz olarak kullanmak amacıyla S-400’lerin alımını gündeme getirdiğini düşünüyordum. Fakat iş öyle bir noktaya geldi ki, belki son nokta konulmadı ama eğer Türkiye bu aşamadan sonra S-400 alımından vazgeçtiğini açıklarsa, bu Türk-Rus ilişkilerinde ciddi bir kriz yaratacaktır. Eğer Türkiye S-400 füzelerini alırsa, bu benim açımdan sürpriz olmayacaktır. Alma olasılığı almama olasılığından daha yüksek gibi görünüyor. Genel olarak Türkiye’nin durumuna bakıldığında, Türkiye iki ateş arasında kalmış durumda. Rusya’ya uygulanan yaptırımlara Türkiye resmi olarak katılmıyor. Bu yaptırımların bir parçası değil ama bir tarafta ABD ile ilişkiler, diğer tarafta Rusya ile ilişkiler var. Türkiye’nin çok dikkatli ve temkinli adılar atması gerekiyor. Özellikle Suriye’de uçak krizinin son bulmasından sonra oluşan işbirliğinin bu kadar ilerlediği bir dönemde, Türkiye’nin biraz zor duruma düştüğünü ama Rusya ile ilişkileri artık bir kalemde silip atmasının çok zor olduğunu düşünüyorum. Diğer taraftan da Türkiye bu konuda ABD baskısı altındadır.”

    'TÜRKİYE S-400’LERDEN ARTIK VAZGEÇEMEZ'

    S-400’lerden vazgeçilmesi halinde, Rusya ile yaşanacak gerginliğin özellikle ekonomik ilişkilere yansıyacağını belirten Başlamış, Türkiye’nin geri adım atma ihtimalinin çok zor olduğunu şu sözlerle ifade etti: “Rusya, Çin değildir. Biz aslında Çin ile bu konuda anlaşmaya varmıştık. İhaleyi Çinlilerin kazandığı açıklanmıştı ama daha sonra Türkiye bu kararından vazgeçti. Fakat bence Türkiye Çin’e yaptığını Rusya’ya yapacak durumda değil. Türk-Çin ilişkileri, Türk-Rus ilişkilerine göre daha geride kalıyor. Fiziki olarak Çin daha uzakta kalıyor. Türkiye’nin Rusya ile özellikle ekonomik ilişkileri son derece gelişmiş durumda. Öte yandan Rusya mecazi anlamda hem kuzeyden hem de Suriye bağlamında güneyden Türkiye’ye komşu. Bu kadar ilişkiler iç içe geçmişken, ilk nükleer santralin yapımını Türkiye Rusya’ya vermişken, böyle tam tersi bir dönüş, S-400’lerin alımından vazgeçilmesi sıkıntı yaratacaktır. Rusya’nın tepkisini çekecektir ve bu tepkisi, zamanında Çin’in verdiği tepkiden çok daha fazla olacaktır. S-400’lerin alımından vazgeçildiğinde, ilişkilerde kriz çıkar anlamında söylemiyorum ama öyle bir noktaya gelindi ki, sıkıntı yaratır gibi geliyor. Bu aşamadan sonra bir dönüş, hatta Cumhurbaşkanı’nın geçen hafta yaptığı açıklamada son aşamada olduğundan ve imzalanmasından bahsetti. İşin bu aşamada olmadığı ortaya çıktı ama son detaylar konuşuluyor gibi durum var. Bu kadar iddialı ve önemli açıklamalardan sonra, Türkiye’nin geri adım atması zor gibi gözüküyor.”

    İlgili konular:

    Rusya ve İran, ABD'nin yeni yaptırım kararı sonrası askeri işbirliğini güçlendirecek
    AB, Rusya yaptırımları konusunda ABD’yi uyardı
    Rusya, İran ve Kuzey Kore, ABD'nin yaptırımlarına karşı koalisyon kurar mı?
    Etiketler:
    Naziler, Rusya-ABD İlişkileri, Rusya-Türkiye ilişkileri, Rusya'ya yaptırımlar, S-400, Soğuk Savaş, Dimitri Medvedev, Donald Trump, Cenk Başlamış, Türkiye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın