06:43 11 Aralık 2018
Canlı Yayın
    Eksen

    ‘Türkiye ve ABD'nin Suriye'de birlikte hareket etmesi gerçekçi görünmez'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 0 0

    Mehmet Yeğin'e göre, Türkiye'nin Menbiç mutabakatının gereklerini tam olarak yerine getirmeyen ABD ile Suriye'de birlikte hareket etmesi gerçekçi görünmüyor. Yeğin, Türkiye'nin F-35'leri alma konusunun ise Pentagon açısından sorun teşkil etmediğini fakat Türkiye ile problemli ilişkilere sahip Kongre'nin buna engel olduğunu belirtti.

    Ankara-Washington hattında rahip Andrew Brunson gerilimine karşılık askeri ilişkiler üzerinden verilen mesajlar olumlu seyrediyor. Sonbaharla birlikte Türk dış politikasında trafik hızlanırken, Batı'da Erdoğan yönetimine itirazlara karşılık Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu başta olmak üzere hükümet yetkililerinin ABD'li muadilleriyle temaslarında ortak noktalar öne çıktı. Bu çok başlıklı krizin Türkiye-ABD ilişkilerini ne yöne evrilteceği merak konusu.

    Türk-ABD ilişkilerinde krize neden olan başlıkları Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimler Fakültesi'nden Doç. Mehmet Yeğin ile konuştuk.

    ‘ABD İLE ÇÖZÜLEMEYEN SORUNLARIN BİRİKMESİ SÖZ KONUSU'

    Türkiye ve ABD'nin krizi belirli sınırlar içerisinde tutmaya çabalasa da çözülemeyen sorunların biriktiğini belirten Mehmet Yeğin, sorunların daha da büyüyebileceğine işaret etti:

    "İki ülke arasında çözülemeyen problemler var. Bununla birlikte de iki ülkenin bu krizi belirli bir sınır içerisinde tutma çabası söz konusu. Hem askeri ilişkiler bağlamında, NATO bağlamında her iki ülke ittifaka verdiği değeri ortaya koyuyor. Yine cumhurbaşkanının yazdığı New York Times makalesinde de aslında ittifakın önemine dair ciddi vurgular var. Dolayısıyla bir kriz var, bu kriz konusunda da herhangi bir ilerleme söz konusu değil. Fakat diğer taraftan da her iki ülke yetkilileri bu krizi belirli bir sınırda tutmayı ikili ilişkileri kendisini, ittifakı tehlikeye atacak bir noktaya gelmemesi için de bir çaba gösteriyor. Ama bu çabayla birlikte krizin gün geçtikçe büyümesi de söz konusu. Çözülemeyen sorunlar var, bunların birikmesi de söz konusu ki uzun vadede bu da ittifak bağlamında çeşitli riskleri getiriyor."

    ‘TRUMP VE ERDOĞAN İLE BERABER ÇOK KOLAY ÖNGÖRÜDE BULUNAMIYORUZ'

    Yeğin, ABD ve Türkiye arasındaki krizin Trump ve Erdoğan'ın belirsiz ifadeleri olmasa çoktan ele alınarak pozitif bir seyir almış olabileceğini söyledi. Yeğin, Trump ve Erdoğan'ın öngörülemez liderler olduklarının altını çizdi:

    "Medyanın bir payı var ama daha çok iki liderin ortaya koyduğu belirsizlik, her iki liderin belki oluşturduğu gürültü iki ülke ilişkilerinde daha fazla bir problem var görüntüsü oluşturuyor. Hem Amerika Birleşik Devletleri'nde bulunan Trump, hem de Türkiye'de Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir bakıma ikili ilişkilerin ötesinde bir noktada bulunuyor. Her iki liderin kendi iç kamuoylarında güçlü destekleri söz konusu. Ve bu destekleri devam ettirme bağlamında yürüttükleri bir de şu politika söz konusu. Bunu göz önünde bulundurmamız gerekiyor. Bu iki lider olmasaydı biz bu krizin nerede başlayıp nerede bitebileceğini çok daha kolay tespit edebilirdik. Üst sınırlar belki söz konusuydu, alt sınırları söz konusuydu. Fakat bu iki liderle beraber çok kolay öngörüde bulunamıyoruz. Hem çok hızlı bir şekilde tırmanabilir kriz, hem de çok hızlı bir şekilde bitebilir. Çok hızlı bir anlaşma ile süreç pozitif bir yöne gidebilir. Bir bakıma belirsizlik katan iki liderden söz ediyoruz. Onların yönlendirmesi çok önemli."

    ‘HALA İKİ ÜLKENİN KORUMASI GEREKEN ORTAK ÇIKARLAR VAR'

    Türkiye ve ABD'nin tüm sorunlara rağmen ittifak ilişkisine son vermediğine dikkat çeken Yeğin, iki ülkenin hala koruması gereken çıkarları olduğuna işaret etti. Yeğin, ABD'nin bir kesiminin Türkiye'ye yönelik yaptığı eleştirileri ise haksız bulduğunu belirtti:

    "Amerika Birleşik Devletleri'nde çok farklı Amerikalılar var. Birçok farklı kesim var ve bu farklı kesimler kendi bakış açılarına göre bir Türk-Amerikan ilişkileri yorumu ya da Türkiye yorumu ortaya koyuyorlar. Bunların bir kesimine baktığımızda Türkiye'ye yönelik gerçekten sınırlar aşan Türkiye'ye haksızlık yapıldığını söyleyebileceğimiz söylemler de yer alıyor. Bir kısmının çok uzun zamandan beri en ufak krizde ‘Türkiye'yi NATO'dan atalım. Türkiye artık batının parçası değil. Türkiye ile ortak çıkarlarımız yok' gibi söylemleri kamuoyuna taşıdığını görüyoruz. Fakat burada şu var. Her iki ülkenin hâlihazırdaki krizi çok hızlı bir şekilde tırmandırıp ittifakı sonlandırması da söz konusu olabilirdi ama baktığınız zaman her iki ülke de çok dikkatli davranıyor. Demek ki hala iki ülkenin koruması gereken ortak çıkarları söz konusu. Hala ittifak, kendisi için değil her iki ülkenin de çıkarına olduğu için devam ettiriliyor ki bu hassasiyet ortaya konuyor. Ben bunun genel bir Amerikan yaklaşımı olmasından ziyade belirli bir kesimin özellikle Türkiye'ye karşı tutumundan kaynaklandığını düşünüyorum. Bu çerçevede değerlendirmek lazım."

    ‘KONGRE, TÜRKİYE-ABD İLİŞKİLERİNİN EN SORUNLU KANATLARINDAN BİRİ'

    Yeğin'e göre Kongre, Türkiye-ABD ilişkilerinin en sorunlu kanatlarından biri. Yeğin, Türkiye'nin F-35'leri almasının Pentagon tarafından sorun olmadığını ancak buna engel olanın Kongre olduğuna dikkat çekti:

    "Türkiye'nin sadece son dönemde değil genel anlamda Kongre'yle sorunlu ilişkilerinin olduğunu biliyoruz. İster Ermeni lobileri olsun, ister Rum lobileri olsun. Son dönemde Türkiye-İsrail ilişkilerinde meydana gelen çalkantılı dönemden dolayı isterse İsrail lobisinin yaklaşımını ortaya koyalım. Burada uzun zamandır Türkiye, Kongre'den çok iyi görünen bir ülke değil. Kongre tarafından çok sevilen, çok tutulan, çok yakın bulunan bir ülke değil. Kongre'de Türkiye lehine ve aleyhine ortaya konan yasalara baktığınız zaman bu fark çok ciddi ortaya konacaktır. Belki Türkiye lehine Cumhuriyet Bayramı'nı kutlayan, 23 Nisan'ı tebrik eden, bir iki sembolik yasa dışında büyük oranda Türkiye aleyhinde, Türkiye'yi eleştiren, Türkiye'ye yönelik yaptırımları dile getiren yasamalardan bahsediyoruz. Kongre, Türkiye-ABD ilişkilerinin en problemli, en sorunlu kanatlarından biri. Fakat diğer taraftan şu da göze çarpıyor: Hem Pentagon'da Hem de Amerika Birleşik Devletleri'ndeki askeri endüstri bağlamında Türkiye'ye bir mesafe durumu söz konusu değil. İstersek biz önceki dönemde Amerikan Türkiye Konseyi'nin burada bulunan askeri endüstriyel kurumları da içinde barındırması ve bunun Türkiye ile yakın ilişkiler kurmasını bir yana koyalım, istersek burada doğrudan çıkar. Türkiye'ye F-35 satışı söz konusu. F-35'i farklı ülkeler tarafından üretilmesini maliyetini düşürme bağlamında ortaya koyduğu ciddi bir şey var. Yani üretimin devam ediyor bağlamında etkisi var. Pentagon'un bu silahları daha ucuza elde ediyor olması gibi bir etkisi var. Doğrudan çıkar olarak Türkiye'nin bu silahları alması hem Pentagon tarafından hem de buradaki endüstriyel yapı tarafından aslında herhangi bir problem olarak görülen bir durum değil. Hatta Kongre'nin bu tavrına belki tavır ortaya koyabilecek yaklaşımlarda söz konusu. Dolayısıyla orada bir farklılaşma göze çarpıyor. Bizim bu farklılaşma çerçevesinde olayı ele almamız gerekiyor."

    ‘TÜRKİYE ALTERNATİFLERİ OLDUĞUNU ABD'YE GÖSTERMEK İSTİYOR'

    Yeğin, Türkiye'nin ABD'ye alternatifleri olduğunu göstermek için yönünü Avrupa ve Rusya'ya çevirdiğini belirtti. Yeğin, Washington'ın NATO'ya ve Transatlantik ilişkilere bakışında değişen bir yaklaşım olduğunun altını çizdi:

    "Türkiye-ABD ilişkileri bozulduğu zaman Türkiye, Avrupa'ya dönüyor çünkü alternatifli bir politika ortaya koyma gereği duyuyor ve kendisine ait alternatifleri olduğunu Amerika Birleşik Devletleri'ne hissettirmeye çalışıyor. Biz Rusya ile olan ilişkilere de bu çerçevede bakabiliriz. Türkiye'nin Rusya ve Çin ile ilişkilerinin olabileceği Amerika açısından Türkiye'nin çantada keklik görülmemesi gerektiğine dair bir mesaj ortaya konmaya çalışılıyor. Bu belki işin bir boyutu. Amerika açısından bu mesajın yerine gittiğini düşünüyorum. Türkiye'nin özellikle Avrupa Birliği ile yakınlaşması eskide olsaydı bu bağlamda değerlendirilecekti. Türkiye, Batı ile olan ilişkilerini güçlendiriyor, dolayısıyla bu pozitif bir gelişme. Fakat Washington'da halihazırda Transatlantik ilişkilere yönelik bir sorgulama söz konusu. Trump'ın NATO'da yaptığı açıklamalar, yine NATO'nun yükün büyük bir kısmını ABD'ye bıraktığı gibi söylemleri de göz önünde bulundurduğumuz zaman eskiye nazaran NATO'nun ikili ilişkilerde çok ağır basan ve tamamen kopmayan bağ oluşturan bir tabloyu ortaya koyamadığını da söylemek lazım. Artık değişen, dönüşen de bir yaklaşım söz konusu Washington'un hem NATO'ya bakışında hem Transatlantik ilişkilere bakışında."

    ‘TÜRKİYE VE ABD ARASINDAKİ SURİYE ANLAŞMAZLIĞI OBAMA DÖNEMİNDEN MİRAS KALMA'

    Yeğin'e göre, Türkiye ve ABD arasındaki Suriye anlaşmazlığı Obama döneminden miras kalma. Menbiç ile ilgili varılan anlaşmanın gereklerinin ABD tarafından yerine getirilmediğini belirten Yeğin, Türkiye'nin bu şartlar altında Suriye'de ABD ile birlikte hareket etmesinin gerçekçi gelmediğini ifade etti:

    "Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki varlığını sadece kendisi olmayan bir resimde sonuca varılamayacağı mesajını vermek için hamle yaptığını görüyoruz. Sonucu belirleyen, resmi şekillendiren bir ülke değil de kendi çıkarlarının da korunacağı bir tabloda bu işin bir parçası olmak isteyen bir Amerika Birleşik Devletleri var. Ne zaman bu çıkarları tehlikeye girse Amerika Birleşik Devletleri, Esad aleyhine bir çıkış yaparak buradan Türkiye, Rusya ve İran arasında kırılma meydana getirecek bir hamlede bulunduğunu görüyorduk daha önceleri. Türk-ABD ilişkilerinin çok parlak bir seyirde ilerlememesi açısından Amerika Birleşik Devletleri'nin bu kartı elinden kaçırdığını düşünüyorum. Bu aşamada Amerika Birleşik Devletleri'nin ister kimyasal silah olsun ister başka sebeplerle olaya müdahale etmesi ve bu müdahale çerçevesinde Türkiye'yi yanında bulması çok yakın vadede mümkün görünmüyor. Diğer taraftan Türkiye ile ABD arasında hala Menbiç sorunu çözülmüş değil. Çok uzun süre Türkiye ve ABD arasında heyetlere görüşmeler yaptı, Menbiç'in boşaltılacağı söylendi. Hala ortak devriye yapılması konusunda bir ilerleme söz konusu değil. Diğer taraftan hala YPG unsurlarının Menbiç'i tamamen boşaltmadığını biliyoruz. Uzun zaman öncesinde bir anlaşma olacağı, bir yol haritası ortaya konacağı söylenmesine rağmen bugüne geldiğimiz zaman hala çözülmeyen bir tabloda Suriye açısından orada duruyor. Dolayısıyla Suriye'de şu şartlar altında Türkiye ve ABD'nin birlikte hareket etmesi bana çok gerçekçi gelmiyor. Türkiye-ABD ilişkileri, Obama döneminde miras kalan en büyük problemlerden birisi Suriye bağlamında Türkiye ve ABD'nin farklı yaklaşımlar ortaya koyması. YPG'nin terör unsurlarıyla bağlantısı olup olmaması bağlamında farklılaşmaları ve bunun uzantıları hala devam ediyor. Görünüşe bakılırsa yakın gelecekte de orta vadede de bu devam edecek."

    Etiketler:
    F-35, ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), New York Times, Andrew Brunson, ABD Başkanı Donald Trump, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Mehmet Yeğin, Barack Obama, İsrail, Çin, Suriye, Türkiye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın