14:03 17 Aralık 2018
Canlı Yayın
    Eksen

    'Türk Akımı, Türkiye için değil, Rusya açısından büyük stratejik önemde'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 20

    Necdet Pamir’e göre Türk Akımı, Türkiye değil asıl Rusya açısından stratejik önemi büyük olan bir proje. Rusya’nın ABD yanlısı politikalar uygulayan Ukrayna’yı devre dışı bırakmayı ve Güney Avrupa’ya uzanmayı başardığını belirten Pamir, Türkiye’nin rolünün ‘gereğinden fazla abartıldığını’ belirtti.

    Türk Akımı'nın denizin altından geçen bölümünün tamamlanması nedeniyle İstanbul'da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in de katılımıyla tören düzenlendi. Uzmanlar, Türk Akımı'nın Avrupa kıtasının enerji güvenliğini sağlamakta büyük rol oynayacağını dile getirirken, Türkiye'de de Türkiye'nin bu projedeki konumu tartışılıyor.

    Türk Akımı'nın Rusya, Avrupa ve Türkiye açısından neler getirip götürdüğünü Kıbrıs Uluslararası Üniversitesi öğretim üyesi ve petrol mühendisi Necdet Pamir ile konuştuk.

    ‘RUSYA AÇISINDAN STRATEJİK ÖNEMİ ÇOK FAZLA'

    Necdet Pamir'e göre Türk Akımı projesinin Türkiye değil asıl Rusya açısından stratejik önemi büyük. Rusya'nın 2014'ten bu yana ABD yanlısı politikalar izleyen Ukrayna'yı Türk Akımı ile devre dışı bırakmış olduğunu belirten Pamir, projenin Türkiye'ye getirip götüreceklerinin gereğinden fazla abartıldığı görüşünü dile getirdi:

    "Her yatırım önemli ama bunun Türkiye'ye ne getirdiği noktasında baktığınızda aslında Rusya açısından stratejik önemi çok fazla olması. Bunun da temel nedeni Ukrayna'yı devre dışı bırakan bir boru hattı olması noktasına odaklanıyor. Rusya'nın asıl burada hedeflediği iki şey var. Birisi Ukrayna'yı devre dışı bırakmak Türk Akımı ile. Çünkü Türkiye'nin 14 milyar metreküplük zaten 1987'den beri alımı var. Batı hattı dediğimiz, Avrupa'da daha çok Trans-Balkan hattı diye bilinen Rusya'dan çıktıktan sonra Ukrayna, Moldova, Romanya, Bulgaristan üzerinden gelip Trakya'da Malkoçlar mevkiinden Türkiye'ye giren, Marmara Bölgesi ile özellikle İstanbul gibi büyük bir tüketim bölgesini besleyen hat var. Zaman zaman Ruslar, Ukrayna'yı, Ukrayna Rusları suçlar. Kış aylarında zaman zaman Batı hattında kesintiler olur. Bu hem doğalgaz kullanılan sektörlerde hem de özellikle elektrik sektöründe ciddi sıkıntılara, kesintilere ve dolayısıyla fiyat artışına neden olur. Böylece Rusya doğrudan Karadeniz'in altından geçen ikinci bir boru hattıyla, ilki Mavi Akım'dır, 16 milyar küp taşır yılda, 14'de Batı'yı devre dışı bırakıp yeni bir hat döşendi. Bu da 15.75 yani biraz daha fazla Batı hattından kapasitesi. Ama Ukrayna'yı devre dışı bırakacak. Karadeniz'in altından geliyor, Türkiye'ye giriyor. Bunun yüzde 95'i tamamlandı. Yani Rusya'daki kara ayağı, paralel iki hat her birisi 15.75 milyar metreküp kapasiteli birisi doğrudan Türkiye'yi hedefleyen öbürü de Avrupa'ya gitmeyi uman, henüz kesinleşmiş bir şey yok, iki tane boru hattı var. Kıyı köyden de Avrupa'ya uzanması bekleniyor. Ötekisi Lüleburgaz üzerinden Türkiye'nin doğalgaz iletim ağına bağlanacak. Bir kere böyle baktığınız zaman Türkiye'ye ne götürü ne getirir dediğiniz noktada gereğinden başka fazla konuşuluyor. Kimi yetkililerin bir çılgın projeyi daha hayata geçirdik söylemleri var. Bir kere 14 milyar metreküplük Batı hattı devre dışı kalacak. Bu işletmeye alındığından itibaren 2019 sonu ya da 2020 başı. 14 çıktı, 15.75 geldi."

    ‘TÜRKİYE'NİN STRATEJİK ÖNEMİNİN ARTTIĞI VARSAYIMI FAZLA ABARTILI'

    Türk Akımı ile Rusya'nın elinin güçlendiğini vurgulayan Pamir, hem Suriye politikaları hem de Rusya'nın Avrupa ülkeleri ile zaten var olan girift ilişkilerine atıf yaptı. Pamir, Türkiye'ye yönelik projenin 15.75 milyar metreküplük olduğunu belirtirken, Almanya için bu miktarın 55 milyar metreküp olduğunu ve Kuzey Akım 2 ile ikiye katlanacağının altını çizdi:

    "Burada hangi çılgın proje yapıldı? Bunu yapan Rus tarafı. Sadece Türkiye içindeki Kıyı köy ile Lüleburgaz arasındaki hattı yapıyorsunuz. Gazprom ile ortaksınız. Bütün deniz geçişişi Gazprom tarafından yaptırılmış. Burada müthiş bir teknolojik atılım mı yaptınız, hayır. Rusya'ya bağımlılığınızı bu hat ile azalttınız mı? 14'ü devre dışı bırakıp, 15.75 buradan alınca Rusya'ya bağımlılığınız mı azaldı, hayır. Bu pazarlıklar sonrasında daha ucuza mı gaz alıyorsunuz, hayır. Peki bu gazı alıp da satabiliyor musunuz, hakkınız var mı, hayır. Burada ne oldu da bir çılgın proje oldu? Sürekli olarak kamuoyuna projenin olduğundan birçok projenin olduğu gibi farklı yansıtılması söz konusu. Hiçbir şeyi küçümsemeye çalışmıyorum ama Türkiye'ye ne getirdi, ne götürdü diye baktığınızda şu: Rusya'nın elini güçlendiren dolayısıyla Rusya nezdinde belki kredinizi bir miktar daha yukarıya çeken ama birçok alanda Rusya ile aslında ciddi sıkıntılarınızın olduğunu düşündüğünüzde taktik anlamda Rusya'nın sizi kullandığını görüyorsunuz. Burada ekstra bir şey yok. Her kışın ortasında Ukrayna mı kesti, Rusya mı kesti demeyeceksiniz. Bir kesinti olursa gerçekten teknik nedenle olmuştur ya da Rusya'da teknik neden görüntüsüyle bir mesaj vermiştir. Bunun ötesinde size getirdiği ekstra bir şey yok. Bu daha çok Rusya'nın elini güçlendiriyor. Avrupa'nın gitmesine bakarsanız Gazprom 2016'dan bu yana bütün Avrupa ile çelişkilerine, ambargolara rağmen sürekli olarak Gazprom'un Avrupa'ya verdiği gaz miktarı mutlak değer olarak artıyor. Avrupa'nın doğalgaz ithalatındaki payı yüzde 40'ın altına da bir türlü düşmüyor. Almanya, İtalya başta olmak üzere Avrupa Birliği üyesi ülkelerle de zaten girift ilişkileri var. Sürekli Rusya'yı devre dışı bıraktık, kaynak çeşitlendirdik gibi şeyler de söz konusu değil. Nord Stream'i yapıyor Rusya. Birincisini yaptı, Almanya üzerinden Avrupa'yı besliyor. 55 milyar metreküp. Siz 15.75 ile kıyaslayın bunu. Avrupa'yı gitmesi hedeflenen ikinci ayak henüz gidebilmiş değil. Avrupa Komisyonu bunu yakından inceliyor. Nord Stream 2'yi yapıyor. 55 daha. Dolayısıyla 110 milyar metreküplük ilave bir potansiyelden söz ederken 15.75 ile Türkiye'nin stratejik öneminin arttığı varsayımı biraz fazla abartılı."

    'ABD'NİN GAZ ÜRETİMİ ARTTI AMA REKABET GÜCÜ AZ, BU YÜZDEN RUSYA'YA AMBARGOLAR UYGULUYOR'

    ABD'de doğalgaz üretiminin son yıllarda teknolojinin yardımıyla olağanüstü miktarda artmasına karşılık pazarda çok fazla rekabet gücü bulunmadığına dikkat çeken Pamir, bu yüzden Rusya'ya bu yönde ambargolar uyguladığını anımsattı. Diğer yandan ABD'nin Avrupa ile başta Fransa ve Almanya olmak üzere artan gerginliklerine vurgu yapan Pamir, Rusya'nın Avrupa'yı besleyecek boru hatlarını artırım kapasitesi içeren üstün gücünün altını çizdi:

    "Trump'ın arkasındaki askeri endüstriyel komplekse bakmak lazım. Geçirgenlik miktarı az olan formasyonlardan doğalgaz üretimi son yıllarda Amerika'da teknolojinin de yardımıyla olağanüstü miktarda arttı. Konvansiyonel gaz üretimi ile rekabet edemese bile baktığınız zaman dünyada üç tane bölgesel piyasadan söz edilebilir. Amerika, Avrupa ve Asya diyelim. Burada ticari açıdan rekabet edebilmeniz için sanayi açısından rekabet edebilmeniz için ucuz gaza bakıyorsunuz. Amerika'da her ne kadar iç piyasada doğalgazın fiyatı nispeten kendi üretimi olduğu için ucuzsa da, koskoca bir okyanusu geçip Avrupa'yı besleme noktasında rekabet etmesi kolay değil. Amerika'nın ciddi olarak Rusya ile bir rekabet noktasında Rusya'ya çeşitli ambargolar uygulanıyor. Gazprom'a Avrupa Birliği'nin aldığı tekelini kırmak için uygulamadığı ambargolar var ama bütün bunların ötesinde Rusya'nın şöyle bir avantajı var. Bir kere boru hatlarıyla Avrupa'yı besleme potansiyeli son derece yüksek. Nord Stream 1 ve 2 ile de bunu pekiştirdi. Ukrayna'yı devre dışı bırakıyor. Çünkü 70 milyar metreküpe yakın Avrupa gereksinimi Ukrayna üzerinden gidiyor. Mütevazı da olsa bir transit geliri var. Ondan da yoksun kalıyor. Dolayısıyla tedirgin olması normal. Bir tek Türkiye üzerinden geçen hat vardı. O da devreden çıktığı için son derece rahatsız. Rusya da bunu başarıyla götürüyor. Almanya başta olmak üzere çeşitli ülkeler üzerinden Sırbistan'ı İtalya'sı. Bir tedirginlik olması Amerika'da normal hem stratejik olarak rahatsızlar. Rusya'nın tekelini, gücünü, siyasi gücünü kırmada. Suriye'ye bakın, diğer coğrafyalara bakın. Yükselen bir güç halinde. Daha önemli bir aktör halinde Rusya o ambargolarla, baskılarla bunu kırmaya çalışıyorsunuz ama bunun tam tersine Türkiye üzerinden Almanya üzerinden pek beceremediğinizi görüyoruz. Amerika'nın bir taraftan Avrupa ile Fransa ve Almanya başta olmak üzere artan gerginlikleri var. Rusya'nın üstün bir gücü var. Avrupa'yı besleyecek boru hatlarının artım kapasitesi var. Suudi Arabistan için hep çok kısa bir sürede yeni yatırım yapmadan ciddi bir petrol üretimini devreye alabilecek ülkedir. Rusya da doğalgazda bu konumda. Yani yüz milyar metreküpün üzerinde ilave gaz verebilir. Şu an 200 milyar metreküpe yakın Türkiye dahil ihracatı var. Bu oyunda şu ana kadar Rusya, Türk Akımı ile de bunu pekiştirdi."

    ‘FİYAT MESELESİ TİCARİ SIR, PİYASADA DOLAŞAN RAKAMLAR SPEKÜLATİF'

    Türkiye'de Türk Akımı çerçevesinde fiyat pazarlığı yapılmaması eleştiri konusu olurken, Pamir bu meselenin dünyada ‘ticari sır' olarak kabul edildiğini söyledi. Pamir, piyasada dolaşan rakamların spekülatif olduğunu belirtirken, Avrupa'da kısmen şeffaf olsa bile petrol ürünlerine endeksli fiyat formülünün geçerli olduğunu anımsattı.

    "İki devlet ve onun dar kadroları arasında tabii ki fiyat belli. İkinci ayağı iki çarpı 15.75'lik boru hattı diyoruz. Buradan gelecek Avrupa'yı hedefledikleri gaz açısından şöyle bir sıkıntı var. Avrupa Birliği, Avrupa Komisyonu Üçüncü Enerji Paketi'ni yayınladı. Gazprom'un, Rusya'nın hem ihracatçı hem bunu Avrupa'ya ulaştıran Ukrayna üzerinden olsun diğer hatlardan olsun boru hatlarında hissedar hem de ülkelerin içindeki dağıtım şirketlerinde hissedar olmasıyla rekabet hukukuna aykırı olduğu noktasında itirazları var. Üçüncü Enerji Paketi'ni çıkararak bu tekeli kırmaya çalıştı. Nitekim daha evvel Güney Akım diye başlayan proje Bulgaristan üzerinden girecekti, 4 çarpı 15.75'ti. bu üçüncü enerji paketini aşamadığı için 2014 yılının sonunda döndü Putin. Türk Akımı'nı öne attı. 4 çarpı 14.75'ti. uçak krizi derken iki çarpı 15.75'e düştü. 15.75 milyar metreküpün bir tanesi Türkiye birisi Avrupa. Şu an Yunanistan ile Bulgaristan benim üstümden geçsin kavgasında. Avrupa Komisyonu da rekabet hukukuna aykırı olacak mı, olmayacak mı, alıcılar ortaya çıkıyor. 4-5 ülkenin buna ilgi gösterdiğini söylüyor Rus tarafı. Ama ne tür bir anlaşma imzalanacak, bunu Avrupa Komisyonu takip ediyor üçüncü enerji paketine aykırılık var mı yok mu diye. Henüz o ayak gerçekleşmiş değil. Doğalgaz fiyatlarının yapısı şöyledir. Ticari sır kapsamında Mavi Akım olayları olduğu zaman da Meclis'te bile gizli oturum dahil bu fiyatları yetkililer açıklamadılar. Burada bir sürü yolsuzluk iddiaları ANAP döneminde olmakla ve üstü örtülmekle beraber ticari sır kapsamında konuşulur. Piyasada konuşulan bütün rakamlar hep spekülatif fiyatlardır. Avrupa'da biraz daha şeffaflık olduğu için bilinebilir. Yaklaşık fiyatları bilirsiniz, şöyledir fiyat formülü: Belli petrol ürünlerine endeksli bir fiyat formülü üzerinden anlaşır iki taraf. Mavi Akım özelinde her zaman değişebilir bu fiyat formülleri ve başındaki katsayılar."

    ‘TÜRK TARAFININ ÖVÜNECEK BİR ŞEYİ YOK'

    Türk Akımı projesinin deniz altından geçen bölümünü Türkiye'nin kendi imkanlarıyla yapmadığını, yapanın Rusya olduğunu da anımsatan Pamir, petrol fiyatları arttığında ödenecek bedelin de artacak olmasına dikkat çekti. Pamir'e göre bu proje nedeniyle Türkiye için ‘övünülecek bir şey yok':

    "Anlaşmayı imzaladığınız günden itibaren iki taraf el sıkışır. Belli petrol ürünlerine endeksli bir fiyat formülü vardır. Bunlar detay gibi gelebilir. Genelde baştan bir fiyat tespit ediliyor, onun üzerinden gidiliyor zannediliyor, öyle değil. Petrol fiyatlarına bağlı olarak değişiyor. Tabii ki dolar ödendiği için dolar TL paritesi açısından da bizim gibi ülkelere ilave ek geliyor. Yüzde bir ‘kükürtlü fuel oil', yüzde 3.5 kükürtlü fuel oil ve gaz yağına bağlı bir fiyat formülü var. Fiyat formülünde bir taraftan anlaşmanın imzalandığı gündeki söz konusu adını verdiğim ürünlerin fiyatları yazılır bir taraftan da her üç ayda bir karşı tarafa para ödersiniz. O üç aylık süre içinde hatta 6 ay geriye giderek yapılır bu. Parayı ödeyeceğiniz tarihten 6 ay geriye giderek bu sözünü ettiğim ürünlerin fiyatları ne olmuş? Örneğin ham petrolü 15 dolar olduğu zaman ile 72 dolar olduğu zamandaki bu ürünlerin fiyatları da farklı olacağı için petrol fiyatları arttıkça sizin ödeyeceğiniz bedel de artar. Burada da Rus gazı, İran gazından sonra bugüne kadar en pahalı ikinci gaz bizim aldığımız. Dolayısıyla ticari sır olduğu için çok tartışılır ama bilebildiğimiz kadarıyla böyle özel bir indirim alınmış vs. de değil. Burada Türk tarafı mevcut iktidar bunu bir aracı olarak kullanıyor, cilalı imaj yapıyor, getirisi bu. İç piyasaya yerel seçimlere yönelik muazzam bir iş daha yaptılar, ne yaptılarsa sanki çok büyük bir başarı. Doğalgazın denizaltı geçişini sanki kendi imkanlarıyla bizimkiler yapmış gibi bir hava. Sonra bağımlılığımız azalıyormuş, nasıl azalıyor? 14'ten 15.75'e çıkınca azalır mı? Burada Türk tarafının aldığı ekstra bir şey yok. Ama bu fiyat formülü bilmesi açısından da yarar var. Petrol fiyatı arttıkça karşı tarafa ödeyeceğimiz bedel de artar. Rus gazı da ucuz bir gaz da değildir. Genelde de Avrupa ülkelerine verdikleri fiyat nispeten bugüne kadar hep bizimkinden biraz daha düşük oldu. Karşı tarafın pazarlık gücüyle ilgilidir bu."

    ‘TÜRKİYE, SADECE BİR GEÇİŞ ÜLKESİ'

    Pamir, Türkiye'nin Türk Akımı'ndan aldığı gazı tekrar satma hakkının olmadığını bunun ekonomik açıdan büyük kayıp olduğunu belirtti. Alıp satmanın ticari merkez haline gelmenin en önemli ön koşullarından biri olarak kabul edildiğine vurgu yapan Pamir, Türkiye'nin sadece bir geçiş ülkesi olduğunun altını çizdi. Pamir, Ankara'nın TANAP dahil projelerde geçiş ücretlerini de doğru düzgün müzakere etmeyi beceremediği eleştirisini getirdi:

    "Hub (merkez) sözcüğü sürekli kullanılıyor. Özellikle yöneticiler Hub aşağı Hub yukarı. Böyle İngilizce sözcük söylediğinizde bunlar çok büyük iş yapıyor havası basılıyor bir kere. En basit anlatımıyla doğalgaz açısından ticari merkez olmak. Burada bir borsanın oluşması. Ama en temel unsurlardan biri teki olmamakla birlikte sizin bu anlaşmalarda yani İran ile Azerbaycan ile Rusya ile hatta sıvılaştırılmış gaz olarak Nijerya, Cezayir'den alıyorsunuz, bu anlaşmalarda alıp da satabilme hakkınızın olması lazım. Bunların hiçbir tanesi yok. Bir tek Azerbaycan şile yaptığımız anlaşmanın içinde çok çok küçük bir miktarda o da yılda 0.6 milyar metreküp ya da 600 milyon metreküp civarında bir miktarın çok az bedelle alınıp satılması gibi bir şey var. Onun dışında hiç böyle bir hakkımız yok. Eskiden Rusya ile imzaladığımız anlaşmalarda bir döneme kadar ofset koşulu vardı. Yani belli geleneksel ürünlerinizle bir kısmı ödenirdi. Bu da zaman içinde erozyona uğradı. Alıp satma hakkınız yok. Dolayısıyla ticari merkez olmanın en önemli ön koşullarından biri yok. Türkiye'nin ayrıca bu kadar 50 milyar metreküp geçen sene tüketmişiz. Neredeyse tamamını yüzde 99.7'sini ithal etmişiz. Böyle bir durumda sizin en az tüketiminizin 54 milyar metreküpün yaklaşık bir dörtte biri kaba bir hesapla depolama kapasitenizin olması lazım. Yani gelecek gidecek, burada bir borsa oluşacak, oraya vereceksiniz, biraz daha üstüne ekleyip satacaksınız. Fiziki olarak böyle bir kapasiteniz de yok. Siz sadece bir geçiş ülkesisiniz. Çoğunlukla da doğru dürüst bir pazarlık yapılmadığından TANAP dahil buna o geçiş ücretlerinde kendi networkünüzü kullanmayı beceremediğiniz için karşı tarafı ikna edemediğiniz için bir de kaybınız var o transit geçiş ücretlerinde. Böyle ezbere ülkemden geçiyor, ben buradan 500 milyar dolar alırım düşünceleri afaki. Anlaşmalar bazında bakmalı. Ticaret merkezi değiliz. Kaldı ki gazın alıcısı diyelim ki Avrupa'da satıcısı Rusya ya da İran Avrupa'ya giden Azerbaycan gazı siz bunun üzerinde bir belirleyici değilsiniz. Alıcı ile satıcı arasında belirleniyor, siz sadece bir geçiş ülkesisiniz. Eğer adam gibi bir anlaşma yapamazsanız geçiş ücreti için, bazen cebinizden çıkar, Bakü-Tiflis-Ceyhan ham petrol boru hattında olduğu gibi. Yani doğru dürüst bir tarife hesabı yapamadıysanız işletme masraflarınız aldığınız parayı geçebilir. Onun için hangisini söyleseniz yani alıp da satamıyorsun, yeterli depo kapasiten yok, alıcı ile satıcının belirlediği fiyatlarda senin hiçbir rolün yok, sen nasıl bir merkezsin, sen bir geçiş coğrafyasısın. Her şeyi doğru mecrasında tartışalım. Hiçbir şeyi küçümsemeye çalışmıyorum ama yapmadığınız bir şey için sanki çok büyük bir iş yapmış gibi ortaya çıkıyorsanız bu kamuoyunu istismar etmekten başka bir şey değil."

    Etiketler:
    Kuzey Akım-2, Türk Akımı, TANAP, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna, Avrupa, Türkiye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın