22:23 26 Haziran 2019
Canlı Yayın
    Eksen

    ‘Maduro yönetimi birçok ülkeden daha az diktatörlüktür’

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 38

    Metin Yeğin, Venezüella’daki Maduro yönetimini dünyanın verili devlet düzenleri düşünüldüğünde ‘bir sürü ülkeden daha az diktatörlüktür’ diye niteledi. Ekonomi yönetiminde başarısız sebebi Yeğin’e göre salt ABD ve finans kapitalin yaptırım kıskacı değil, sosyalist programların hakkıyla uygulanamaması.

    ABD yönetimi, Venezüela'da kendi kendini ‘başkan' ilan eden Juan Guaido'yu resmen tanıdığını duyurarak Maduro yönetimine karşı açık darbe girişimine hazırlanırken, son dönemde art arda sağ iktidarların işbaşına geldiği Latin Amerika ülkelerinden de destek aldı. AB üyesi ülkelerde neoliberalizmin başını çeken Fransa ve Almanya da bu ‘atamaya' destek vermiş görünüyor. Guaido'nun aksine seçimle işbaşına gelmiş Maduro, Venezüela'daki bölünmüş muhalefetin parlamentoyu ele geçirerek sistemi tıkamasının ardından kurucu meclis seçimlerine gittiği için ‘gayrı meşru' ve hatta ilan edilmiş durumda.

    Venezüella'daki gelişmeleri bölgeyi yakından tanıyan gezgin gazeteci-yazar Metin Yeğin ile konuştuk:

    ‘TÜRKİYE İLE VENEZÜELLA KIYASLANAMAZ'

    Metin Yeğin, Türkiye ile Venezüella'nın ne coğrafi açıdan ne de jeopolitik anlamda kıyaslanamayacağını dile getirdi. "Biri kuyuya iten diğeri çıkartan insanlık durumu" tarifi yaparken, Venezüela'nın Türkiye'nin tam aksi neoliberal politikaların yıkımını düzeltmeye çalışan bir yönetime sahip olduğunu belirten Yeğin, iki ülke arasındaki uzaklığın bir anlamda ‘sorunsuz' sembolik bir yakınlık yarattığını dile getirdi:

    "Türkiye ile Venezüella kıyaslanamaz. Herhangi bir boyutta değil. Ne ortaya çıkışı ne sonrası değil. Kuyunun başındaki iki insan gibi Venezüella ile Türkiye. Biri kuyuya iten biri çıkartan insanlık durumu, en azından çabası içerisinde. O yüzden Venezüella'daki tarihsel olarak esas bu duruma gelmesi, Bolivarcı devrimin kendini tanımlaması da neoliberal politikaların yaşama geçmesi sonucu ortaya çıkan büyük yıkımın tekrar bir şekilde düzeltilmeye çalışılması. Ama Türkiye'de ise bugünkü AKP iktidarının neoliberal politikaları sembolize eden ve hala bunu devam eden bir iktidar. Dolayısıyla ikili benzerlik yok. Ancak bir dışlanma gibi görünebilir iki taraftan. Bir de iki ülke birbirinden o kadar uzak ki aslında. Coğrafi olarak uzak, bu yüzden herhangi bir sorunun ortaya çıkması gerekmiyor. Aynı zamanda jeopolitik olarak uzak. Bu nedenle de bu ikili bir ittifak da hem dünya egemenlerini çok rahatsız edecek bir durumda değil hem de doğrudan hayatı çok fazla değiştirir olamayacağı için şu anda bu kenarda kalan bir şey, biraz daha sembolik bir tarafı var."

    ‘MADURO YÖNETİMİ BİR SÜRÜ ÜLKEDEN DAHA AZ DİKTATÖRDÜR'

    Venezüela'da Chavez döneminin dünyanın en demokratik seçimleri olarak bizzat eski ABD Başkanı Jimmy Carter tarafından dile getirildiğini anımsatan Yeğin, ülkede alenen darbe propagandası yapmış televizyonların dahi kapatılmadığını aktardı. Maduro'nun kurucu meclis seçimlerine tüm muhalefeti davet ettiğini, muhalefetin estirdiği şiddete rağmen azımsanmayacak bir katılım sağlandığını anlatan Yeğin, Türkiye'nin hiçbir zaman görmediği tarzda demokratik açıklık ve tartışma eşliğinde işçiler, emekliler ve öğrencilerin doğrudan katılımıyla oluşturulan kurucu meclis eşliğinde bir anayasa ortaya konulduğunu kaydetti:

    "Venezüella muhalefetinin seçimlere katılmamak ya da bu şekildeki farklı boykot tavırları ilk boykotları değildi. Chavez döneminde de bu şekilde boykot tavırları oldu. Aynı zamanda da Chavez döneminde seçimlerin gerçek yapılıp yapılmadığına dair tartışmalar vardı. Chavez dönemi seçimleri dünyanın en demokratik seçimi diye tanımlandı. Bunu tanımlayan kişi de Jimmy Carter'dı. Amerika Birleşik Devletleri'nin eski devlet başkanlarından bir tanesiydi. Doğrudan darbeyi programlarıyla düzenleyen, bunu açığa çıkartan televizyon kanalı kapatılmadı 2002'deki darbede. 2007 yılında lisansı yenilenmedi. Yani herhangi bir ülkede bu olabilir mi sizin diktatör diye tanımladığınız bir yerde? Darbenin düzenlendiği açık olan bir program, televizyon kanalı hala kapatılmıyor, beş yıl sonra lisansı yenilenmiyor, çok ayrı bir hikaye. Maduro dönemine bakarsak, anayasa mahkemesinin süreçleri artık dünyadaki bütün devletleri yargıyı doğrudan eskiden hukukun adaletin bir aracı olarak sembolik olarak görülse de dünyada yargıyı doğrudan devletin bir aparatı olarak kullandığı yerde anayasa mahkemesinin kararlarının tartışılması belki bir tarafa olabilir. Ama kurucu meclise bütün muhalefeti davet etti Maduro. Bundan sonra önemli bir kısmı katıldı. Katılım oranı önemliydi. Bugün sadece Amerika'da değil İngiltere'de bile oylamaya katılım oranı ‘Biri Bizi Gözetliyor'a katılım oranından daha düşük aslına bakarsanız. Yani bundan dolayı demokratik olup olmamasının bir başka boyutu olarak tabii ki normal gitmiyor Maduro seçimleri. Tabii ki baskılar var. Yüzde 41'in katıldığı kurucu meclis seçimlerinde sağ bir sürü yerde şiddet uyguladı, doğrudan seçimlere gidenlere müdahale etti. İnsanlar bu şiddetin mağduru oldu, yararlananlar hatta ölenler oldu. Dolayısıyla kurucu meclis ayrıca işçilerin emeklilerin, öğrencilerin bir sürü ayrı unsurun doğrudan katıldığı bir meclisti. Böyle bir anayasa kuruluşu Türkiye'de neredeyse hiç gerçekleşmedi. 1960'ı bir nebze o kuruluş ve hukuksal aşaması anlamında. Bu şekilde bir kurucu anayasanın tekrar tartışıldığı, ortaya çıktığı neredeyse hiç gerçekleşmedi. Tabii ki diktatör derseniz benim gibi bütün devletler nihayetinde diktatörlüktür diye tanımladığınızda diktatörlüktür. Ama aynı zamanda bütün yerlere baktığınızda bir sürü ülkeden daha az diktatördür Maduro yönetimi."

    ‘EKONOMİ YÖNETİMİNDE BAŞARISIZ OLMA SEBEBİ SOSYALİST PROGRAMLARIN TAM MANASIYLA UYGULANAMAMASI'

    Yeğin'e göre Maduro yönetimi ekonomi yönetiminde başarısız oldu ama bunun nedeni sosyalist programların tam manasıyla uygulanamaması. Ülke ekonomisinin petrol üzerinden döndüğünü anımsatırken, ABD öncülüğünde finans kapital dünyasının kıskacı altında üretim ilişkilerini dönüştürmekte başarısız kalındığını belirten Yeğin, bu yüzden de gerçekçi bir ekonomi oluşturulamadığının altını çizdi:

    Venezüela Devlet Başkanı Nicolas Maduro- İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani
    © AA / Pool / İran Cumhurbaşkanlığı
    "Ekonomi berbat. Ama ekonominin bu kadar dehşet verilmesinin nedeni, bu daha sosyalist programların uygulandığı, komünlerin uygulandığı ya da bu koşulların değiştirildiği için değil bana göre tam tersine radikal bir değişimin gerçekleşmediği için ekonomi kötü. Siz bir yandan komünler inşa etmeye çalışacaksınız ya da Venezüella'nın en sevdiğim yasası eğer herhangi bir fabrikada çalışanların yüzde yarısından bir fazlası imza verirse o fabrikanın kamulaştırılarak işçilere devredildiği, işçi konseyiyle yürütülmeye çalıştığı bir yasanın olduğu yerde ikili bir durum var. Ama buna karşı sadece petrolden yürüdüğü için her şey bu iş olmuyor. Tam tersi ekonomi çok kötü. Ama bu Maduro ya da Chavez, Bolivarcı devrimin bu sosyal dayanışmacı sosyalist ya da çalışanların yöneten olduğu yeri yapmaları değil tam tersi bunu yeterinde yapmamaları, daha radikal olarak gerçekleştirmemeleri. Benim sadece şimdi değil 2005 yılında üç nesil gerilla komutanı Douglas Bravo ile konuşurken Chavez'in en yükselen dönemlerinde, ‘Venezüella ne demektir, petrol demektir'. Şimdi Venezüella bütün petrol anlaşmalarının hepsini imzaladı. Ama Bolivya bir kere imzalamaya kalktı, kafasına geçirdiler. Esas bu dönüşüm olmadı, esas finans dünyası zaten kapitalist dünyanın hegemonyası altında yürüdü. Zaten her zaman korkunç bir bürokratik durum var. Bana göre biraz da nesnelerin kendi ilişkisinden de kaynaklanıyor bu. Petrol biraz canlı ölüleri, fosilden olduğu için ortaya çıkardığı durum da aynı dehşetli bir durum. Ama alternatif bir üretim inşa edemediler, aşağıdan bunu kuramadılar. Komün iyice karikatüre dönüştü. İşgal fabrikaları, devletin kamulaştığı fabrikalar işçi konseyleri yerine yönetimciler tarafından sürdürülmeye başlandı. Dolayısıyla gerçekçi bir ekonomi oluşturma şansı yok, çünkü üretim yok."

    ‘KİLOMETRELERCE KIYISI OLAN VENEZÜELLA TONBALIĞI ALIYOR'

    Yeğin, ülke solunun uygulamak istediği programlar karşısında yaptırımlara uğrayacağını da önceden düşünerek hareket etmesi gerektiğini, ancak bunun altından kalkılamadığını anımsattı. Venezüela'nın Türkiye ile yaptığı anlaşmaların ise ALBA'nın Bolivarcı alternatifinin parçası olarak olumlu yanlarına dikkat çeken Yeğin, bunun karşılıklı adil bir ticareti yakın görünüm arz ettiğini de ekledi:

    ''Yaptırımlar tabii ki korkunç ama ben bu gibi durumlarda Küba için de bu geçerli, daha dehşet ve vahimi. Yeraltı zenginlikleri de yok Küba'nın, petrol dahil hiçbir şeyi yok. O yaptırımlar zaten olacak. Siz eğer muhalefet başka türlü bir dünyayı istiyorsanız, o yaptırımları alacaksınız. Ya da bu işten vazgeçeceksiniz. Tabii ki bir güçlük durumu. Bunu çözeceksiniz ki siz bunun içerisinden çıkacaksınız. Bu yüzden Türkiye ile olan anlaşmasına bakıyoruz Venezüella'nın. Bir mal mübadelesi anlaşması oldu. Bana göre çok iyi bir anlaşma. Çünkü Alba'nın Bolivarcı alternatif anlaşmalarından bir tanesi doları aradan çıkartıyorsunuz ve karşılıklı al ve adil ticarete yakın bir anlaşma sürdürüyorsunuz bir anlamda. Ama şimdi Venezüella petrol veriyor. Türkiye'nin verdiği şeylere bakın. Mesela ton balığı var aralarındaki kalemlerinden biri. Kilometrelerce kıyısı olan Venezüella tonbalığı alıyor. Beni çok daha şaşırtan mesela madeni yağlar, Türkiye'den satın almaları çarpıcı. Petrol üreticisi olan ve dünyanın en büyük rezervleri olan Venezüella, Türkiye'den petrol üreticisi olmayan bir ülkeden madeni yağ satın alıyor. Çünkü işleyemiyor petrolü."

    ‘ÜNİVERSİTEYE GİTMEK BEYAZ VE AYRICALIKLI SINIFA AİT DURUMDU, AYAK TAKIMININ BU HAKLARA ERİŞMESİNDEN RAHATSIZ OLDULAR'

    Venezüella'nın sosyolojik yapısının ise Bolivarcı iktidar öncesinde Avrupa kökenli beyazlara dayalı olduğunu belirten Yeğin, Chavez ve Maduro iktidarlarının ise bu dengeyi değiştirdiğini anlattı:

    "Önceden üniversitelerde okumak bir ayrıcalık durumunda iken bu ayrıcalığa zaten sadece neredeyse beyazlar ve ayrıcalıklı sınıflara yakın olan sınıflar elde ediyordu. Ondan sonra Bolivarcı üniversite alternatifliğe hem aynı zamanda teorinin ve pratiğin iç içe girdiği bir biçimle yoksullar da artık üniversiteye ulaşamaya başladılar. Sınıfsal olarak zaten bu diğerlerinin rahatsızlıkları da buradan. Ayak takımının onlara erişmesinden, kendilerinin iş bulamamasından söz eden bir sürü röportaj karşılaştık. Ama bunun bir de öbür tarafı var. Neden Maduro bu kadar dehşet verici yıllık yüzde bir milyona varan enflasyon sayılarının bahsedildiği bir ülkede hala destekçilerinin en az yüzde 30 olmasının nedeni de Bolivarcı üniversiteye ulaşabilen yoksulların, artık açlık sınırından farklı bir seviyeye çıkabilen, kendi onurlarıyla yaşayabilen bilmeye çalışan yoksulların hala onu sahiplenmesi."

    Etiketler:
    Lima Grubu, Metin Yeğin, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Juan Guaido, Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro, Metin Yegin, Venezüella, Avrupa, Suriye, Türkiye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın