00:09 10 Temmuz 2020
Canlı Yayın

    ‘ABD’nin Berlin'e şantaj politikası yeni bir Almanya-Rusya-Çin ittifakına yol açabilir’

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 22
    Abone ol

    İbrahim Varlı'ya göre, Avrupa'da pandemiyle birlikte ABD küresel lider ve ortak görülmez hale geldi. Washington'ın özellikle Kuzey Akım-2 ve asker azaltma gibi konularda şantaj politikasının Almanya'yı Rusya ve Çin ile yeni ittifaka yönelttiğini belirten Varlı, Trump'ın seçilmesinin Transatlantik bağlarda makasın daha da açabileceğini kaydetti.

    ABD'de 3 Kasım seçimleri için Cumhuriyetçi ve Demokrat hasımlar arasında kılıçlar çekilirken, Trump yönetiminin dış politikası, özellikle de koronavirüs pandemisi sonrası Transatlantik ilişkilerindeki sıkıntılar iyiden iyiye görünür oluyor. Trump, Almanya'nın Rusya ile Kuzey Akım-2 projesine sert eleştiriler yönelterek bu ülkeden asker sayısında indirime gitmekten söz ederken, yaptırım sopasını sallıyor. AB'ye yönelik yeni gümrük tarifeleri de gündemdeyken, Avrupa'daki tartışmalar derinleşiyor. Almanya Başbakanı Angela Merkel, geçen cuma altı Avrupa gazetesiyle söyleşisinde 'ABD'nin sadece Avrupa'nın hayrına değil kendi çıkarları için asker bulundurduğunu' söyledi. Almanya'da tamamlanmak üzere olan Kuzey Akım-2'yle ilgili tartışmalar da derinleşmiş durumda. Diğer yandan Avrupa Dış İlişkiler Konseyi'nin son araştırması Avrupalıların çoğu ABD’yi artık güvenilir ortak görmediğine işaret ediyor.

    Gelişmeleri BirGün gazetesi yazarı İbrahim Varlı ile konuştuk.

    ‘Avrupa salgınla birlikte artık ABD’yi küresel lider olarak görmüyor’

    İbrahim Varlı'ya göre, son birkaç yılda giderek tırmanan bir kriz söz konusuyken gelişmeler giderek kontrol altına alınamayacak yönde evriliyor. Meselenin askeri, politik ve toplumsal boyutları bulunduğunu belirten Varlı, AB'de artık ABD'nin küresel liderlik sorumluluğu sergilemesine güvenilmediğini vurguladı. Almanya'da özellikle Kuzey Akım-2 üzerinden çok önemli tartışmalar döndüğünü belirten Varlı, birkaç senaryonun birden konuşulduğunu aktardı:

    “Son birkaç yıldır tırmanan ve artan bir kriz söz konusu. ABD, Almanya eksenli kıta Avrupası ile bunu bu zamana kadar bir şekilde törpülemeye, kontrol altında tutarak dengelemeye çalışıyordu. Ama sonra bu ilişkiler artık kontrol altına alınamayacak şekilde torbadan taşmış bulunuyor. Bunun birçok nedeni var. İşin ekonomik, askeri, politik kısımları var, bir de kültürel boyutu var. O konuşmada Merkel aslında özetliyor. Sadece Merkel gibi siyasetçilerin değil Avrupalıların, Amerika’ya olan bakışında da büyük bir değişim söz konusu. Artık ABD’yi bir dünya lideri olarak görmemeleri, özellikle salgınla birlikte liderlik iddiasıyla dünyayı çekip çevirmeye çalışan ABD’nin liderlik yapamadığı, kendilerinin yalnız bırakıldığını, ABD’nin bu sürecin altında kaldığı düşüncesi yaygınlaşmış durumda. Avrupa dış ekonomik ilişkiler konseyi tarafından 9-10 ülkede yapılan anket bunu gösteriyor. Bu işin toplumsal bir boyutu. Diğer taraftan da zaten bir süredir gerilen ilişkiler özellikle Kuzey Akım-2 projesiyle birlikte iyice ayyuka çıktı. "

    'Mesele Almanya'da savaş sonrası bütün kurumları ABD'nin kurmuş olması'

    Varlı'ya göre Almanya'da bunca tartışma çıkmasının temel sebebi, ekonomik ve siyasi ağırlığını artık ortaya konulmasının istenmesine karşılık ülkenin İkinci Dünya Savaşı sonrası bütün kurumsal yapısının ABD tarafından kurulmuş olması. Bu durumun sonucu olarak çok ciddi bir Amerikan lobisinin bulunduğunu belirten Varlı, Amerikan etkisinin çabucak yok edilmesinin olası görünmediğini vurguladı:

    "Kuzey Akım-2 projesinin yüzde 90’dan fazlası bir şekilde bitmiş durumda. Almanlar da kendi aralarında çok tartışıyorlar, çok büyük bir kavga ve ayrışma söz konusu. Çekilelim diyen var. Yani ABD’nin yaptırımlarla Almanya’yı zor durumda bırakacağını söyleyenler de var. ‘Artık yeter’ diyen de var; ABD’ye olan bağımlılığın artık bir şekilde kopması, en azından eskiye nazaran azaltılması gerektiğini söyleyen bir kanat da var. Bu kavga devam ediyor. Muhtemelen çok fazla bir geri adım atılmayacak. Donduracaklar muhtemelen. En olası senaryo olarak proje iptal edilmeyecek ama faaliyete de geçmeyecek. S-400 meselesinde olduğu gibi bir süre erteleyebilirler. Diğer senaryo, Almanya içerisindeki ikinci çizginin, Transatlantik ilişkilerin eskisi gibi olamayacağını, AB’nin Almanya’nın artık kendi iradesini ortaya koyma vaktinin geldiğini söyleyen grubun da etkisiyle bu projeyi bitirirler. Sürecin ucu açık. Almanya’daki temel mesele şu. Esasında büyük bir güç, en gelişmiş ve ekonomisi sürekli büyüyen ve bankaları para dolu olan Almanya’nın şöyle bir sorunu var. İkinci Dünya Savaşı sonrasında ABD tarafından bütün kurum ve kuruluşlar şekillendirildiği için Almanya içerisinde çok ciddi bir Amerikan lobisi söz konusu. Bütün bu sağ politikaların neredeyse tamamı, düşünce kuruluşları, gazetecileri, yayın organlarının büyük kısmı hala ciddi boyutta ABD etkisinde. Yani ABD çizgisindeki siyasetçiler, yayın organları bir kanat. Bu ABD tesirinin koparılması, bir çırpıda yok edilmesi hemen olası gözükmüyor.”

    ‘ABD’nin şantaj politikası yeni bir Almanya-Rusya ittifakına yol açabilir’

    Varlı'ya göre, bundan sonraki süreçte özellikle de ABD’de kasım ayında yapılacak olan başkanlık seçimleri Almanya’nın tavrının netleşmesinde etkili olacak. Almanya’nın Trump yerine daha uzlaşmacı gördüğü Joe Biden’ın seçilmesini umduğunu belirten Varlı, Trump yönetiminin Almanya’ya şantaj politikasını devam ettirmesinin ülkenin Transatlantik çizgiden Rusya veya Çin ile ittifakına neden olabileceği görüşünde:

    “Bu işin bir seçim yatırımı olduğunu düşünenler var. ‘Kasım ayındaki ABD seçimlerine kadar bu işi biraz oyalayalım, bir şekilde orta yol bulalım, öteleyelim’ diyenler de var. Trump olası bir gidişi halinde Biden gelirse, Trump’tan daha iyi mi olur gibi tartışmalar da var. O konuda çok bir netlik yok. Ama şundan eminler; Biden’ın her halükârda Trump’tan daha uzlaşmacı, ‘iyi’ olacağına dair beklentiler oldukça fazla. Yatırımlar bir şekilde Biden’ın gelmesini, Demokratların kazanmasına bağlanmış durumda. Çünkü Trump’ın bu işleri bir seçim yatırımı olarak ortaya atma durumu da olabilir. Trump’ı bir türlü çözebilmiş değiller. Bunlar acaba bir seçim yatırımı mı? Asker çekme meselesi için de bu soru geçerli. Trump, daha önceki seçimde de sağdan soldan, Ortadoğu’dan asker çekeceğini vadetmişti. O yolla bir şekilde oylar atılmıştı, bir anlamda seçilmişti. Şimdi de Almanya’daki askerlerin azaltılacağını söylüyor. Ticaret savaşı boyutu var. Alman otomotiv sektörü olası bir yaptırım halinde çok ciddi şekilde etkilenecek. Almanları en çok düşündüren mesele bu. Ama sonuçta egemen bir ülkeden bahsediyoruz. Neredeyse yüzde 94’ü bitmiş bir projeden geri adım atmaları çok zor gözüküyor. Almanya’nın ulusal egemenliğinin, iradesinin bir şekilde çizilmesi demek. Buna çok kolay razı olacak gibi gözükmüyorlar. Zaten geçen sonbaharda Kuzey Akım projesinden dolayı bu yaptırımların bir kısmı başlamıştı. Bunu daha da artıracakları yönünde bir beklenti var. O yönde Cumhuriyetçiler tasarılar hazırlamışlar. Ama her yönüyle çok hareketli, çok aktüel bir konu olduğu için sürekli pozisyonlar, açıklamalar değişebiliyor. Trump yeniden seçilirse, fırtına o zaman kopacak gibi. Politikalar daha da netleşecek. Hakikaten bunlar Trump’ın seçim stratejisi mi yoksa gerçekten asıl niyet bu mu? Çünkü bu şekilde Almanya’yı sıkıştırmaya devam ederse, Almanya’nın ve dolayısıyla Avrupa Birliği’nin Rusya veya Çin hattına daha fazla yakınlaşmasını tetikleyecek. Bir şey yapıyım derken, elindeki büyük kazanımı kaybedebilir ABD. Bu şantaj politikası yeni bir Almanya-Rusya ittifakına yol açabilir. Zaten Almanya, ‘Rusya’ya neden yaptırım uyguluyoruz, neden bu kadar ABD ile birlikte Rusya’yı kuşatıyoruz?’ gibi çok ciddi tartışmalar söz konusu. ‘Sorunlarımız var. Ama bizim doğudaki küresel komşumuz Rusya’ya bu şekilde davranamayız. Rusya’yı çok fazla taciz, tahrik etmemeliyiz. Bunun hem insani hem de ekonomik anlamda zararlarını biz görüyoruz’ diyen ciddi bir kanat söz konusu. Trump böyle yaparsa, Almanya da doğal olarak Rusya’ya yanaşacak, ilişkileri güçlenecektir. Amerika, Almanya ile sıcak bir çatışmayı da göze alamayacaktır, çünkü yakın bir müttefikini Rusya hattına kaptırmış olur."

    'Fransa da siyasi kimlik bunalımında'

    Varlı'ya göre AB içerisinde Fransa ise daha zayıf bir konumda. Fransa'nın Almanya olmaksızın hareket edemeyeceği görüşünü dile getiren Varlı, Doğu Akdeniz ve Libya'daki gelişmeler nedeniyle Paris ile Berlin arasındaki makasın da açıldığını söyledi. Varlı, son süreçte Fransa'da Macron'un kan kaybettiğine de dikkat çekti:

    “Transatlantik ilişkilerde ABD’yi bir şekilde dengede tutmak için Fransa-Almanya uzun bir süredir İngiltere’ye karşı da iyi bir ikili oldular. Ama Doğu Akdeniz ve Libya’daki mesele ve Kuzey Akım-2 projesinde de Fransa’nın Almanya ile aralarındaki makas açılmış durumda. Çünkü Fransa’da da bu projeye mesafeli duran yaklaşımlar var. Daha eleştirel yaklaşıyorlar. Orada da Fransa’nın tarihsel olarak Avrupa’daki liderliği Almanya’ya kaptırmama durumu söz konusu. Çünkü Fransa İngiltere kadar ABD’ye kadar bağımlı değil. Ama Almanya kadar da ABD ile ilişkileri mesafeli. Biraz daha ortalamacı bir tutum takınmış bulunuyor. Yani tam yönünü arayan bir ülke pozisyonunda. Macron’un zaten iş başına gelmesiyle Atlantik ötesinin bir şekilde şişirilip liberal kayası olarak ortaya atılmıştı. Şimdi zaten son genel seçimlerde bütün büyükşehirleri kaybettiler, durumu kritik. Fransa, Libya’da da çok fazla ne yaptığını bilmeyen, bir taraftan da İtalya ile liderlik, pozisyon, nüfuz kapışmasına giren bir ülke pozisyonunda. Tam yönünü çizebilmiş değil. ‘Almanya ile güçlü bir Avrupa oluşturalım, buna liderlik mi yapalım yoksa Amerika ile birlikte bu işleri götürelim, Transatlantik ilişkilerde bir kopuş yaratmayalım. Bu şekilde müesses nizamı devam ettirelim mi?’ gibi bir ‘politik bir kimlik bunalımı’ içerisinde. Her adımda bunu görüyoruz. Aslında bir şeyler yapmak istiyorlar. Ama buna eski ekonomik, politik ve askeri gücü el vermiyor. Bir şey yapmak için Almanya’ya ihtiyaç var. Ama Almanya’da da Avrupa üzerinde açıkça söylenen bir liderlik mücadelesi var."

    ‘Yeni hegemonya arayışında AB, yeni bir aktör olarak ortaya çıkabilir’

    Transatlantik ilişkilerindeki çatlakların daha görünür hale geldiğini belirten İbrahim Varlı, yeni paylaşım ve hegemonya mücadelesi nedeniyle Transatlantik'in iki yakasında makasın giderek açılmasının beklenebileceğini dile getirdi:

    "Almanya’nın Avrupa’yı domine etmesi Fransa’da ‘büyük ulus’ fragmasyonunu bir şekilde rahatsız ediyor. Ama özellikle AB’nin Ortadoğu politikası, Doğu Avrupa politikası ve diğer küresel politikaların yavaş yavaş Almanya ile birlikte hareket etme durumu baş gösterebilir. Çünkü ortak bir Avrupa ordusu kurma projesi var. Samir Amin'in deyişiyle kolektif emperyalist hat arası makas gittikçe açılıyor. Transatlantik ilişkilerde bir çatlak var. Ama mutlak bir kopuşun şu anda olması şu anda pek olası değil. Ama gün geçtikçe, ABD ile Almanya-Fransa yani Transatlantik’in her iki yakasındaki makas gittikçe açılacak. Bunun da nedeni yeni bir paylaşım, hegemonya, güç mücadelesi olması. Kolektif emperyalist ülkeler, Almanya, Fransa, Japonya, dünyanın geri kalanına Rusya ve Çin’e karşı küresel ilişkilerde birlikte hareket ediyor gözükseler de kendi çıkarları söz konusu. Bu çıkarlar çatışabiliyor. Bu nedenle yeni dönemde 21. Yy’ın ilk çeyreğindeki hegemonya mücadelesinde kıta Avrupası ile ABD arasındaki çakışma daha fazla. Birçok alanda pürüz de çıkacak. Bu da o hat arasında ciddi bir yarılmaya yol açacak. Ama bu tabi kopuş olacağı anlamına gelmiyor kısa vadede. Ama bu şekilde Ortadoğu, Libya, Afganistan’da NATO’nun mali ekonomik külfetinin karşılanması konusu, ticari savaşları konusunda, enerji ve gaz politikalarında bu çatlak gittikçe büyüyecek. Buradan yeni bir üçüncü güç olarak yeni bir Avrupa Birliği ortaya çıkabilir. ABD, Çin ve Rusya’nın yanına üçüncü bir aktör olarak AB çıkabilir. Ya da tamamen bir şekilde ABD’ye tabi de kalınabilir, bunu zaman gösterecek. Çok hareketli ve aktüel gelişmelerin olduğu bir dönemdeyiz. Kesin ifadeler kullanmaktan kaçınmak lazım ama ciddi bir hareketlilik söz konusu. Transatlantik ilişkiler de küresel hegemonya, paylaşım, güç mücadelesinden etkileniyor. Trump, AB için her anlamda bir arıza, tehlike teşkil ediyor. Bu nedenle Almanya da bir şekilde kendi yolunu bulmaya çalışıyor. Bunu yaparken de ciddi anlamda yeni krizler, yeni gerilimlere gebe bu ilişkiler.”

    Etiketler:
    Koronavirüs, Kuzey Akım-2, Çin, Rusya, ABD, Avrupa
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın