03:15 23 Ekim 2018
Canlı Yayın
    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan

    'Ankara-Tahran gerilimi yerini işbirliğine bıraktı'

    © AA / Kayhan Özer
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Yurdagül Şimşek
    0 10

    Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ve İran Cumhurbaşkanı Ruhani'nin başta Suriye ve Irak olmak üzere bölgesel sorunların ele alındığını ifade eden Prof. Dr. Akgün, "İlk defa bu kadar ciddi şekilde İran ve Türkiye bölgesel konuların çözümü konusunda iş yapma gereğini duyuyor" dedi.

    Stratejik Düşünce Enstitüsü (SDE) Başkan Prof. Dr. Birol Akgün, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın İran ziyaretini Sputnik Haber Ajansı'na değerlendirdi. Yemen'de ateşkes için iki ülkenin ortak girişimde bulunma mutabakatının önemine vurgu yapan Prof. Dr. Akgün, Pakistan ve Suudi Arabistan ile görüşerek İran'a giden Türkiye'nin gayri resmi arabuluculuk yaptığını söyledi.  İran ile başta Suriye ve Irak olmak üzere bölgesel sorunların ele alındığını ifade eden Prof. Dr. Akgün, "İlk defa bu kadar ciddi şekilde İran ve Türkiye bölgesel konuların çözümü konusunda iş yapma gereğini duyuyor" dedi.

    'ZİYARETİN YAPILIYOR OLMASI BİLE ÖNEMLİ'

    SDE Başkanı Prof. Dr Birol Akgün, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İran ziyaretinin 'yapılabilir mi yapılamaz mı' gibi tartışmaların ortasında gerçekleştiğini anımsatarak, "Bu ziyaretin bizatihi yapılıyor olması bile önemlidir, iki ülkenin ilişkilerinin derinliğini ve köklülüğünü, liderler arasında da güveni gösterir" dedi.  

    'TÜRKİYE YEMEN'DE GAYRİ RESİM ARABULUCULUK YAPIYOR'

    Görüşülen konular açısından bakıldığında özellikle Yemen'de ateşkesin sağlanmasında girişimlerin ortak yapılması konusunda mutabakat olduğunun gözlendiğini vurgulayan Prof. Dr. Akgün, sözlerini şöyle sürdürdü:

    " Özellikle İran ile Suudi Arabistan'ın öncülüğündeki güç birliği yani Arap koalisyonu arasında Türkiye, muhtemelen adı konulmamış ama üzerinde konuşulmuş olan bir arabuluculuğa giriyor. Dikkat ederseniz geçen hafta Pakistan Devlet Başkanı Türkiye'deydi. Pazartesi günü Suudi Arabistan Veliaht Vekili Prens Ankara'daydı. Bütün bu diplomatik görüşmelerin mutlaka bir noktasında Sayın Cumhurbaşkanı'nın İran'a yapacağı ziyarette nelerin nasıl konuşulması gerektiğine ilişkin de tartışmaların yapıldığını düşünenlerdenim. Bu anlamda da Sayın Cumhurbaşkanı sadece durumdan vazife çıkararak değil, İran'dan Suudi Arabistan'dan Yemen'e kadar bu coğrafyadaki çatışmaların bitirilmesi konusunda kendisini bir anlamda sorumlu hissediyor ve İranlı muhataplarına da bu konuda muhtemelen telkinlerde bulunduğunu ve muhtemelen gayri resmi arabuluculuk yaptığını da okuyorum."

    'GÜVENSİZLİĞİ KIRMAK KOLAY OLMAYACAK'

    Türkiye'nin ve İran'ın Ortadoğu'daki Irak ve Suriye başta olmak üzere var olan bu istikrarsızlık ortamında çatışmaların durdurulması konusunda daha yakın işbirliği yapmanın gereğini de vurguladığını düşünüyorum.  Özellikle Sayın Cumhurbaşkanı'nın 'Biz bölgeye baktığımızda Sünni ve Şii görmüyoruz, Müslüman görüyoruz, insan görüyoruz' dedi. Dolayısıyla bu bölgenin istikrarı bakımından mezhep çatışmalarını dışlayan zihniyet değişimine vurgu yapıyor. Bu konuda da İran'la muhtemelen somut adımlar konusunda ihtilaf vardır, özellikle Suriye'nin geleceği konusunda. Ama İran'ın dünya ile ilişkilerinde normalleşme adımı attığı bir dönemde bunun bölgeye yönelik de benzer bir şekilde bir yumuşama ve işbirliğini önceleyen bir politika izlemesi gerektiği konusu var. Sayın Cumhurbaşkanı bunu dile getirdi.  Bunun hemen olacağını da düşünmüyorum ama bir yıl içersinde bu konuda daha yakın temasların artma ihtimalini yüksek görüyorum.  En azından Türkiye ve İran bundan sonraki inisiyatiflerde Batı ile olsun Ortadoğu ile olsun diğer ülkelerle de ilişkilerini yürütürken kendi aralarındaki bu paslaşmanın pozitif sonuçlar üretme potansiyelini görüyor. Ama aradaki güvensizliği kırmak kolay olmayacaktır"

    'VURUŞANLARI BİR ARAYA GETİRELİM' SÖZÜ NE ANLAMA GELİYOR?

    Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, İran Cumhurbaşkanı Ruhani ile yapılan ortak basın toplantısında Irak ve Suriye konusuna değinirken, "Birbiriyle vuruşanları bir araya getirelim…" sözü dikkat çekti. Türkiye'nin özellikle Suriye politikası dikkate alındığında Erdoğan'ın bu açıklaması ne anlama geliyor; Türkiye'nin, Suriye'deki politikasında bir değişiklik olabilir mi; iki ülke arabuluculuk üstlenebilir mi? Bu sorular üzerine Prof. Dr. Birol Akgün, Erdoğan'ın açıklamasını 'bir nüans' olarak görmek gerektiğini belirterek, şöyle konuştu:

    "En azından temel ilkeler konusunda Türkiye açısından hemen radikal değişim öngörmüyoruz ama bu bir nüanstır. Muhtemelen o cümle içeride İran'ın bu konudaki telkinleri ve talepleri doğrultusunda veya onların getirdiği eleştirilere cevaben Türkiye'nin nispi yumuşaması olarak görülebilir. Köklü bir politika değişikliği olarak görmemek lazım. Türkiye bu konuda biraz daha nüanslı bir politika izlemeye başladığı söylenebilir.

    'SURİYE KONUSUNDA TÜRKİYE'DE YUMUŞAMA VAR'

    Örneğin Süleyman Şah operasyonunu yaparken de Suriye'nin Türkiye'deki maslahatgüzarına bu konuda bilgi verildiğini biliyoruz. Bunları bir araya getirdiğiniz zaman, hakikaten bir geçiş sürecini öngörecekseniz.

    Şu anda Suriye krizi ile ilgili Rusya'da görüşmeler var, onu da takip ediyorum. İran'dan gelen tepkinin muhtemelen bu süreçle de ilişkili olduğunu düşünüyorum. Putin de Ankara ziyaretinde aslında kısmen bunları dile getirmişti. Türkiye o zaman bu kadar çok da hazır değildi ama yavaş yavaş reel politikte durumu kabullenme var. Eğer bu hakikaten çözüm olacaksa, devletler gerekirse politikalarında esnemede yapabilirler."

    TÜRKİYE VE İRAN, SURİYE'DE İŞBİRLİĞİ YAPABİLİR Mİ?

    SDE Başkanı Akgün,  Türkiye ile İran'ın bundan sonra bölgedeki sorunların çözümünde işbirliği yapıp arabuluculuk üstlenme ihtimaline ilişkin soru üzerine de şunları dile getirdi:

    "İran, kendi güvenliği konusunda Batı dünyasıyla ilişkilerini normalleştirirken bölgedeki olaylara eskiden olduğu gibi bakamaz. Yani bölgenin ortak refahı konusunda daha hassas olacaktır. Eski politikalar yerine muhtemel işbirliğini önemseyecektir. Bu Türkiye'nin çoktan beri savunduğu konu. Dolayısıyla burada değişim aslında çift yönlü. Bir taraftan İran'ın yumuşaması ve diğer taraftan bölgede yeni sorunlar üretmek yerine Türkiye ve İran'ın gayri resmi olarak durumdan vazife çıkararak Suriye yönetimi ve muhaliflere ‘acaba ortak bir noktada buluşup geçiş süreci başlatılabilir mi' noktasında belki telkinlerde bulunabilirler. Cevapları paylaşarak bir çözüm üretme konusunda ortak inisiyatife gidebilirler, ama bunun çok başındayız. İlk defa bu kadar ciddi şekilde İran ve Türkiye bölgesel konuların çözümü konusunda iş yapma gereğini duyuyor. Çünkü reel politikaya baktığınız zaman İran evet Suriye'yi, Irak'ı kontrol ediyor ama İslam dünyasında inanılmaz bir imaj kaybı var. Dolayısıyla  buradan minimal adımlar üzerinden yavaş yavaş bir çözüm inisiyatifi geliştirilebilir. Rusya da, Amerika da  dahil olabilir. Artık o eski bagajların kalktığını düşünüyorum.  Bunların ete kemiğe bürünmesi belki bir 6 ayı bulur. Ama şu an için bunun konuşuluyor olmasını bile bir niyet göstergesi olarak okumak doğrudur."

    ‘İRAN'IN DÜNYAYLA EKONOMİK ENTEGRASYONU TÜRKİYE'YE DE YARAR'

    Türkiye ile İran arasındaki ekonomik ilişkileri ve imzalanan anlaşmaları da değerlendiren Prof. Dr. Birol Akgün, İran'ın şu anda bir dönüm noktasında olduğunu söyledi. Şu ana kadar İran'a uygulanan ambargolara dikkat çeken Akgün,  İran ile P5+1 ülkeleri arasında varılan mutabakat çerçevesinde bunların Haziran ayından itibaren kalkmasının öngörüldüğünü anımsattı.  Akgün, şunları söyledi:

    "İran'ın dünyayla ilişkilerinin normalleştirilmesinde ekonomik anlamda en fazla faydalanacak ülkelerden biri de Türkiye olacaktır.  İran'ın özellikle enerji alanındaki potansiyelini maksimum kullanabilmesi için Türkiye'nin ortaklığına ihtiyacı var. Hatta belki Hazar petrolleri gibi kaynakların Batı'ya aktarılmasını bile İran ve Türkiye üzerine alabilir. Yani bunu sadece ikili ilişkiler olarak görmemek lazım, bölgesel işbirliğini de potansiyelini de öngören perspektifte düşünmek lazım.  Bu sene itibariyle 13,5 milyar dolarlık bir hacim ilerleyen zamanlarda 30-40 milyar dolara çıkarma potansiyeli var. Her iki ülkenin de ikili ilişkilerinde güven arttıkça ve normalleştikçe isteseniz de istemeseniz de iş adamlarından halka kadar karşılıklı olarak ekonomik ilişkiler gelişecektir. İlişkiler geliştikçe, derinleştikçe, ticaret bağlar arttıkça karşılıklı katılıklar da gider. Yeni İran dünya ile iş yapmayı daha fazla öğrenecek. Türkiye'nin dünyayla entegrasyon anlamında daha fazla tecrübesi var, bunlardan belki faydalanacak. Ben İran'ın ekonomik alanda, halkının refahının yükseltilmesi konusunda bundan sonra çok daha ciddi olacağını ve ekonomik entegrasyona daha fazla önem vereceğini düşünenlerdenim."

    İlgili konular:

    Keskin: İran ve Türkiye için öncelik ekonomi
    Yemen, Türkiye ile İran arasında bir sorun mu?
    Erdoğan, Rusya-İran rekabetini arttırıyor
    Ayhan: Türkiye - İran ilişkileri ‘Yemen’e rağmen yolunda gidecek
    Etiketler:
    Türkiye-İran İlişkileri, Hasan Ruhani, Recep Tayyip Erdoğan, Irak, Suriye, Yemen, Tahran, İran
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın