00:24 15 Ağustos 2018
Canlı Yayın
    Erdoğan-Putin-Ruhani

    ‘Türkiye'nin ABD'ye destek vermesi Astana ruhuna aykırı'

    © AA / Murat Kula
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Elif Sudagezer
    Türkiye, Rusya ve İran arasında Suriye mutabakatı (31)
    23013

    Rusya'nın Duma'daki kimyasal saldırı iddialarının bizzat BMGK tarafından soruşturulması talebini reddeden ABD gerilimi tırmandırıyor. Uzmanlar gerilimi, ABD'nin Suriye'ye füzelerle saldırıda bulunma tehdidi de dahil olmak üzere tüm yönleriyle, Sputnik'e değerlendirdi.

    Şam yönetimini suçlamak adına Suriye'de ciddi bir kimyasal silahlı provokasyon hazırlandığı konusunda uluslararası toplumu defalarca kez uyaran ve Doğu Guta'ya bağlı Duma'da kimyasal saldırı düzenlendiği iddialarının hemen ardından iddiaların gerçeği yansıtmadığını askeri bir soruşturmayla ortaya koyan Rusya, bu sefer de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) ABD'nin başını çektiği Batılı ülkelerle karşı karşıya geldi.

    BMGK SORUŞTURMASI TALEP EDEN RUSYA'YA RET

    Daha önce, yardım örgütü oldukları öne sürülen ancak çeşitli örgüt bağlantıları ortaya çıkarılan Beyaz Miğferler'in topladıkları bulgularla soruşturma gerçekleştirilmiş olması sebebiyle Rusya, Suriye'de kimyasal silah saldırısı gerçekleşip gerçekleşmediğinin bizzat BMGK tarafından belirlenmesini talep etti. Ancak soruşturmanın BMGK'ya taşınmasından çok önce, saldırıyla ilgili Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ı suçlayan Batılı devletler, Rusya'nın bu teklifini reddetti. Tasarının reddedilmesinin ardından, ABD Başkanı Donald Trump'tan, ‘saldırı iddialarının Suriye'ye askeri müdahaleye zemin hazırlama amacı taşıyan bir provokasyon olduğunu' ifade eden Rusya'nın çekincesini destekler yönde bir açıklama geldi.

    TRUMP'IN 40 DAKİKA İÇERİSİNDE YAPTIĞI TEZAT AÇIKLAMALAR

    ABD Başkanı Donald Trump, Suriye'ye askeri müdahale seçenekleriyle ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. Trump, Twitter hesabından yaptığı açıklamada "Rusya, Suriye'ye atacağımız füzeleri vuracakmış. Hazır ol Rusya çünkü hoş, yeni ve 'akıllı' füzelerimiz geliyor. Halkını gazla öldüren bir hayvanla ortak olmamalısın" ifadelerini kullandı. Bu sözlerin ardından ABD ile Rusya arasında savaş çıkacağı spekülasyonları yapılması üzerine Trump, 41 dakika sonra ortalığı yatıştırmaya yönelik ikinci bir tweet attı ve ''Bugün Rusya ile ilişkimiz Soğuk Savaş da dahil olmak üzere her zamankinden daha kötü. Bunu gerektiren bir sebep yok. Rusya'nın ekonomisine yardım için bize ihtiyacı var, bunu yapması çok kolay olurdu ve bizim de tüm ulusların birlikte çalışmasına ihtiyacımız var. Silah yarışı dursun mu?'' diyerek tutum değiştirdi.

    ABD GERÇEKTEN BU SALDIRILARI DÜZENLEYEBİLİR Mİ?

    Trump'ın bu çelişkili açıklamalarıyla tezahür eden Suriye gerilimi çeşitli soruları gündeme getirdi. Bunlardan ilki "ABD gerçekten bahsettiği üzere Suriye'ye saldırı gerçekleştirir mi?" idi. Sputnik bu soruyu Gazeteci Musa Özuğurlu'ya yöneltti. Özuğurlu, ABD'nin Suriye'ye yönelik füze saldırılarında bulunma ihtimalinin kuvvetli bir şekilde gündeme geldiğini ancak aklı selimin devreye girerek böyle bir senaryonun boşa çıkma ihtimalinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini savunanlardan. ABD'nin geçen yıl Trump'ın talimatıyla Suriye'nin Şayrat Hava Üssü'nü 59 Tomahawk füzesiyle vurduğunu ve şuanda da buna benzer bir saldırı tehdidi yönelttiğinin altını çizen Özuğurlu şöyle söylüyor:

    "ABD, geçtiğimiz yıl Şayrat Hava Üssü'ne de füzeyle saldırmış fakat bu saldırıyı yerleşim birimlerinden uzak bir noktada, çok da önemli olmayan bir üsle sınırlı tutmuştu. Fakat bu sefer ABD'nin hedeflerinin değişik olması halinde durum farklı noktalara gidebilir. ABD bahsettiği saldırıları gerçekleştirdiği takdirde hangi noktaları seçeceği ve seçtiği noktada yaratacağı zararın ne olduğu sürecin gidişatını belirleyecek. Şam yakınlarında bir yerleri mi, Tartus ve Lazkiye gibi Esad'ın memleketi olması dolayısıyla önemli olan yerleri mi seçecek; askeri bir noktayı mı yoksa yerleşim birimlerinin olduğu bir alanı mı seçecek… Bunlar önemli. Tabii, daha da önemlisi Rusya'nın askeri varlığı zarar görecek mi görmeyecek mi? Bütün bunlar, hep önemli noktalar olarak karşımıza çıkacak. Ancak bunlar yalnızca olasılık. 1957'de de aynı kriz yaşanmıştı. Yine tam da savaş noktasına gelinişti ABD ve Sovyetler Birliği arasında. Türkiye'nin bir askeri varlığı söz konusuydu ve sınıra askeri birlik yığılmıştı. Ama son anda kriz önlendi. Şimdi de küçük bir ihtimal de olsa böyle olabilir."

    ‘ÖNÜMÜZDEKİ 24 SAAT ÇOK KRİTİK, SALDIRI OLURSA SURİYE'YLE SINIRLI KALMAZ'

    Özuğurlu "Trump'ın tweeti oldukça sert ve doğrudan Rusya'yı hedef alır nitelikteydi. Ancak bunun da hızlı bir etkisi olduğu söyleniyor. Piyasalarda olumsuz bir hareket oldu; demek ki bu tweeti piyasalar ciddiye aldı. Bütün bunlar düşündüğünde olasılık olduğu söylenebilir" dedi.

    Avrupa çapında hava trafiğinin koordinasyonundan sorumlu olan Eurocontrol'ün 72 saat içinde Suriye'ye hava saldırısı düzenlenmesi ihtimalini gerekçe göstererek hava yollarına Doğu Akdeniz uçuşlarında dikkatli olmaları uyarısında bulunduğunu hatırlatan Özuğurlu "Önümüzdeki 24 saat çok kritik. Bu gece veya yarın gece bir saldırı beklenebilir. Ancak aklı selim devreye girebilir ve bu olası kriz önlenebilir. Bu ihtimali de göz ardı etmemeliyiz' diye konuştu.

    Saldırı ihtimalinin gerçek olması durumunda Suriye'yi de aşacak şekilde büyük çatışmaların fitilinin ateşlenebileceğine işaret eden Özuğurlu "Saldırı olduğu takdirde bunun sadece Suriye'yle sınırlı kalabileceğini düşünmüyorum. Çünkü işin içinde İsrail, İngiltere ve Fransa'nın da olması bekleniyor. Eğer böyle bir durum olursa, bu Ortadoğu'yu hiçbirimizin öngöremediği bir noktaya götürebilir" dedi.

    ‘ABD'NİN AMACI ŞANTAJ YAPARAK KÜRT DEVLETİNİ KABUL ETTİRMEK'

    Sputnik'e konuşan bir diğer isim Vatan Partisi Uluslararası İlişkiler Bürosu Başkan Yardımcısı Yunus Soner ise ABD'nin geniş kapsamlı bir saldırı düzenleme hedefi olmadığını savunuyor; Soner'e göre Washington'ın amacı bölgedeki "sözde Kürt bölgesini güvence altına almaktan" ibaret:

    "Biz Vatan Partisi olarak, ABD'nin geniş çaplı bir saldırı düzenleyeceğine ihtimal vermiyoruz. Washington'ın amacı Şam ve Moskova'nın yanı sıra Ankara'ya yönelik şantaj yaparak sözde Kürt devletini güvence altına almak ve bu sözde yapıyı bölge ülkerine kabul ettirmek."

    ABD'nin amacını anlamak için krizin geçmişine gitmek gerektiğine değinen Soner "ABD Başkanı Donald Trump, Suriye'den çekileceğini duyurmuştu. Bunun ilk somut adımı olarak da Suriye'nin kuzeyindeki sözde Kürt bölgesine yönelik imar ve inşa yardımını durdurma yönünde karar almıştı. Bunun üzerine sözde kimyasal saldırı ortaya çıktı. Ve bu kimyasal silah saldırısı da Amerika'nın iç politikasında anında Trump'a yönelik baskı olarak tezahür etti. ‘ABD, kesinlikle Suriye'den çekilmemelidir ve tam tersine bu saldırıyı yanıtsız bırakmamalıdır' sesleri yükselmeye başladı. Bu baskıyı yapan yayın organları, Savunma Bakanı (Jim Mattis) ve Pentagon, birdenbire Trump'ı eleştirmeye başladılar. ABD'nin başı sonu belli bir silahlı saldırı düzenlemesinin yeterli olmayacağını ve Suriye'ye ilişkin uzun vadeli bir planın yürütülmesi gerektiğini savundular. Bu planın içeriği önemli ki bu da Amerika'daki bazı yayın organlarınca dillendirilmeye başlandı. ABD, Suriye'nin kuzeyinde oluşturduğu koridoru güvenceye alacak ve bu koridorun Şam ve Moskova tarafından tanınmasını sağlayacak bir müdahalede bulunacak." ifadelerini kullandı.

    ‘TÜRK HÜKÜMETİ ABD'NİN OYUNUNA ALET OLMAMALI'

    Türk hükümetinin, ABD'nin başlattığı bu krizin Türkiye'nin güvenliğine yönelik doğrudan tehdit teşkil ettiğini fark etmesi gerektiğine işaret eden Soner "Türk hükümetinin bu bağlamı görmesi gerekiyor. Buradaki olay, kimyasal saldırı olup olmadığı değil; Amerika'da Trump'ın da ‘derin devlet' olarak tanımladığı yapının Suriye'yi bölmeyi amaçlayan faaliyetlerini sürdürmesi. Türk hükümetinin yapması gereken hem Suriye hem Türkiye'nin bütünlüğünün yanı sıra dünya barışı için ve Trump'ın çılgınlık yapmamasını sağlamak için Rusya, İran ve Suriye'yle birlikte tutum almak olmalı" dedi.

    "Türkiye'nin BMGK'da aldığı tutum çok yanlış. Türkiye'nin BM Büyükelçisi'nin de rolü olmuş olabilir. Ama bu tutum, Türkiye'nin güvenlik ihtiyaçlarına ve çıkarlarına aykırı bir durum" diyen Soner şöyle devam etti:

    ‘TÜRKİYE'NİN BMGK TEMSİLCİSİNİN DAVRANIŞI, TÜRKİYE'NİN ÇABALARINA AYKIRI'

    "Türkiye'nin BMGK'daki temsilcisinin davranışı, Türkiye'nin milli çıkarlarına uygun değil. Doğu Guta'da Suriye hükümeti ve silahlı çeteler arasında anlaşma sağlandı. Bu anlaşmalarda Rusya'nın yanında Türkiye de rol oynadı. Yani ABD'nin fırlatmakla tehdit ettiği füzeler Türkiye'nin taraf olduğu anlaşmayı hedef alıyor. Türkiye hükümetinin yapması gerek BMGK'daki temsilciyi hizaya çekmektir. Dışişleri Bakanlığı, Doğu Guta'da anlaşmalar sağlarken Türkiye'nin New York'taki temsilcisi anlaşmaları sabote eder bir tutum içerisinde. Bu sürdürülebilir değil ama sonucunda hükümet galip gelecektir. Türk hükümeti içerisinde Esad'a kafayı takmış olanlar var. Ancak ABD hükümetiyle de Pentagon'uyla da, derin devletiyle de Esad'ı devirmekten vazgeçtiler. Onların asıl amacı, Esad'ın ülkenin doğusunda PKK/PYD'ye karşı vermeye hazırlandığı savaşı durdurmaktır. Bu savaşın izdüşümlerini görmeye başlamıştık. Bu bölgelerde ve Rakka'da Suriye ordusunun yoğunlaşmalar olmuştu ve hedefin ABD kontrolündeki bölgeler olduğu belliydi. Türkiye bunların farkına varıp kendi çıkarlarına uygun tutum sergilemeli. Türkiye'nin ABD yanında sürüklenme şansı yok. Ama sürüklenirse zaten yıkılacak olan iktidar daha da hızlı çöker" dedi.

    ‘İNCİRLİK DERHAL KAPATILIRSA, TÜRKİYE ABD SALDIRGANLIĞINA KARŞI ZAFER KAZANIR'

    Türkiye'nin ABD'nin olası bir saldırısında kullanılmasının önüne geçmek için İncirlik Hava Üssü'nün derhal kapaması gerektiğine işaret eden Soner "BMGK'da ABD'ye destek vererek, kısıtlı da olsa ABD'nin müdahalesine destek vererek burnunun dibindeki Amerikan bölgesini desteklemiş, korumuş olur. Türkiye'nin yapması gereken derhal İncirlik Hava Üssü'nü kapamak. Bugün üssün kapanması demek, 3. Dünya savaşı'nın başlayıp başlamayacağının tartışıldığı bir dönemde (ki başlamayacak) ABD'nin saldırganlığına karşı Türkiye'nin bir zaferi olur ve bu saldırganlığı anında durdurur. Türkiye hükümeti böyle önemli bir rol oynayabileceğini görmeli. Bu işin ekonomik boyutunun da önünde engel olur. Doların fırlamasının da önüne geçer" dedi.

    Sürecin Türkiye-Rusya ilişkilerini etkileyip etkilemeyeceği sorusuna ise Soner "Türkiye-Rusya ilişkileri etkilenmez ama Rusya ve AK Parti hükümetiyle ilişkileri etkilenir. Çünkü bu ilişki, hükümetlerin gündelik hesaplarının ötesinde bir ilişki. Böyle bir durum AK Parti hükümeti zarar verir" diye ekledi.

    PEKİ TÜRKİYE BMGK'DA NEDEN ABD'NİN TASARISINI DESTEKLEDİ?

    ABD'nin "bağımsız soruşturma" diye nitelendirdiği bu tasarıda bahsettiği mekanizmanın bağımsız olmayacağını ve bu tasarıyı ''anarşi ve manipülasyon'' olduğunu söyleyen Rusya tarafından engellense de "Türkiye'nin BMGK'da neden ABD'nin tasarısına destek verdiği" ve böyle bir tutumun devamının olası sonuçlarının neler olacağı soruları önemini koruyor. Bu konuyu ise Sputnik'e Gazeteci Mehmet Güller değerlendirdi.

    Güller "Türkiye'nin BMGK'de ABD'nin tasarısına destek vermesi ama Rusya'nın soruşturma talep eden tasarısına karşı çıkması, AKP Hükümeti'nin Suriye'de yürüttüğü ikili dış politikasının tipik bir yansımadır. AKP hükümeti başından beri aynı taktiği uyguladı: Sahada kim güçlüyse, kim inisiyatif alıyorsa, kim hamle yapmak üzereyse, onunla hareket ederek kendisine alan açmaya çalıştı. Atlantik cephesi güçlüyken o cephede yer alan, Avrasya cephesi ağırlığını koymaya başladığında o cepheye yanaşan AKP Hükümeti, şimdi de Atlantik'in savaş naraları atmasını fırsat bilerek o cepheyi destekleyici açıklamalar yapmaktadır. Üstelik bu kez üstünlüğün kimde olduğu konusunda da takdir hatası yapmaktadır. Çünkü ABD-İngiltere-Fransa-İsrail dörtlüsünün savaş naraları, zafer narası olamayacaktır. Kısacası AKP bu kez yanlış ata oynamaktadır" dedi.

    ‘KANIT OLMAKSIZIN KİMYASAL İDDİALARI DESTEKLEMEK ASTANA RUHUNA AYKIRI'

    Güller "Öte yandan daha hiçbir kanıt ortada yokken AKP hükümetinin tıpkı 2012'deki kimyasal komploda olduğu gibi kızla kervana dahil olup Suriye'ye Atlantik saldırısı istemesi, en hafifinden 2 yıldır yürüttüğü Astana sürecinin ruhuna aykırıdır. AKP hükümetinin Rusya ve İran'la normalleşme üzerinden yürüttüğü Suriye dış politikasının bir gün duvara çarpacağı belliydi. Zira Esad karşıtlığı ve Şam düşmanlığı rotasından ayrılmadan yürütülen bir kısmi bölgecilik, er geç AKP Hükümetini geleneksel müttefiki olan ABD stratejisine eklemletecekti. Çünkü AKP Hükümeti Suriye'de Atlantik Cephesi'nden Avrasya Cephesi'ne kayarken, iki şeyi yapmamıştı: Ne mezhepçi bakış açısını terk etmişti, ne de Esad karşıtlığını bırakmıştı. AKP Hükümeti, sahada ABD ile Rusya'nın çarpışmasından yararlanarak üçüncü bir yol izlemeye çalışmış ve kendisine iç politikada avantaj sağlayacak alanlar açmaya çalışmıştı. Şimdi Afrin'in kime teslim edileceği ile ilgili Ankara-Moskova hattında yaşanmaya başlayan yeni sorun, işte bu üçüncü yol fırsatçılığının bir yansımasıdır" ifadelerini kullandı.

    ‘ATLANTİK BÜYÜK BİR SALDIRIYI GÖZE ALAMAZ'

    ABD'nin başını çektiği Batılı ülkelerin Suriye'ye yönelik büyük bir saldırı gerçekleştiremeyeceğine işaret eden Güller "Atlantik kuvvetleri bana göre Suriye'ye büyük bir saldırıyı göze alamayacak. En fazla Trump'ın iç politikadaki sıkışmışlığını rahatlatacak bir kısa süreli hava saldırısı yaşanabilir. Türkiye bu gerçeği görerek konumlanmalı ve yanlış tarafta yer almamalıdır. AKP Hükümeti'nin İncirlik'i böylesi bir saldırıda ABD'ye açması, hele de hava sahasını İsrail'e kullandırtması, salt bir dış politika yanlışlığı olmayacak, ‘komşularla düşmanlık' eksenini daha da kalınlaştıracaktır. Dahası AKP kurmaylarının beklentisine, 2019 sürecinde bunun iç politika da tersi bir etki yaptığı görülecektir" dedi.

    ‘TÜRKİYE BÖLGE GERÇEKLERİNE UYGUN HAMLE YAPMALI'

    Bölgenin "5 büyük gerçeği" olduğunu söyleyen Güller bunları şöyle sıraladı:

    "Bölgenin 4 büyük gerçeği vardır: 1- Komşularda barış, Türkiye'de barış demektir. 2- Komşuların toprak bütünlüğü ve siyasal birliği, Türkiye'nin toprak bütünlüğü ve siyasal birliği demektir. 3- ABD emperyalizmine destek, bölünmeye destek demektir. 4- Komşulara düşmanlık, İsrail'e hizmet demektir. 5- Komşuların işbirliği, emperyalizmin yenilmesi demektir. Türkiye ancak bu geçeklere göre hareket ederse bölgede bir yangın çıkmasını engeller."

    Konu:
    Türkiye, Rusya ve İran arasında Suriye mutabakatı (31)

    İlgili konular:

    Rusya'dan Trump'ın silah yarışını bitirme çağrısına yanıt: ABD'nin kimyasal silahlarıyla başlayalım
    Yıldırım'dan ABD ve Rusya'ya: Sokak kavgasını bırakma zamanı
    ÖSO: ABD'nin olası Suriye saldırısının ardından taarruza geçeceğiz
    Rusya'nın Lübnan Büyükelçisi Zaspıkin: ABD, Suriye'ye saldırırsa füzelerini ve fırlatıldıkları yerleri vururuz
    Rusya: ABD, Suriye’de Rus ordusunu vurursa derhal karşılık veririz
    Suriye semaları tamamen boşaldı
    Suriye Dışişleri: ABD bizi hedef almak için yalanlara başvuruyor
    Peskov: ABD'nin olası Suriye saldırısı endişe verici
    Etiketler:
    Suriyeli Kürtler, derin devlet, kimyasal, işbirliği, provokasyon, gerilim, savaş, çatışma, kriz, üçlü zirve, Soçi görüşmesi, Astana görüşmeleri, 3. Dünya Savaşı, Soğuk Savaş, Eurocontrol, PKK/PYD, Beyaz Miğferler, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Pentagon, PKK, Elif Sudagezer, Musa Özuğurlu, Yunus Soner, Mehmet Ali Güller, Donald Trump, Beşar Esad, Şayrat Hava Üssü, Amerika, Doğu Guta, Duma, Şam, İran, Suriye, Türkiye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın