05:07 18 Ekim 2018
Canlı Yayın
    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin- Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad

    Rusya'nın Suriye'deki üçüncü yılı: Parçalanmanın eşiğinden siyasi çözüm sürecine varan Suriye

    © Sputnik / Mikhail Klimentyev
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Elif Sudagezer
    0 93

    Rusya'nın, Suriye'de askeri operasyonlara başladığı 30 Eylül 2015 tarihinden bu yana tam 3 yıl geride kaldı. Rusya'nın Suriye'deki 3 yıllık sürecini, Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı, emekli Amiral Soner Polat ile İstanbul Aydın Üniversitesi öğretim görevlisi Dr. Naim Babüroğlu, Sputnik'e değerlendirdi.

    Suriye'de olayların patlak verdiği 2011 yılından bu yana Şam yönetimini denklem dışı bırakacak her türlü müdahaleye karşı kararlılığını sürdüren Rusya'nın, Suriye'de askeri operasyonlara başladığı 30 Eylül 2015 tarihinin üzerinden 3 yıl geçti.

    7 yılı aşkın süredir Suriye'nin akıbetine ilişkin hem askeri hem de diplomatik anlamda kilit hamlelerde bulunan Rusya, yalnızca Batılı ülkelerin Suriye'ye dönük doğrudan operasyon taleplerini Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde veto etmekle kalmadı; aynı zamanda Astana sürecinin öncüsü ve 3 garantöründen biri olarak, Suriye'yi siyasi çözüm safhasına taşıdı.

    Bugün gelinen noktada, Rusya'nın sahadaki askeri hamlelerini destekleyen diplomatik adımlarının da etkisiyle, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, ABD ve PYD'nin varlık gösterdiği Fırat'ın doğusu, yine ABD'nin bulunduğu El Tanf bölgesi ve Menbiç dışında kalan neredeyse tüm topraklar üzerinde yeniden hâkimiyet sağladı.

    Yine Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın inisiyatifiyle, El Nusra da dâhil olmak üzere militan grupların İdlib'den çıkarılması konusunda anlaşmaya varıldı; böylelikle Suriye'deki bir düğümün daha çözülmesi yönünde ilk kez ciddi manada beklenti oluşmuş oldu.

    SURİYE'NİN YÜZDE 1'İNDEN AZINA SIKIŞAN IŞİD

    Suriye'nin güneyinde, Ürdün sınırı yakınındaki Süveyde çölünde ve Fırat'ın doğusundaki kısıtlı bir bölgede sıkıştıkları bilinen IŞİD, her ne kadar zaman zaman kanlı saldırılar gerçekleştirmeye devam etse de, Rusya'nın da destek verdiği hava saldırının sonucunda örgütün etkinliği yok denecek kadar azaldı. 2014 yılında Suriye'nin yaklaşık yüzde 35'inin kontrolünü elinde tutan IŞİD, şu an ülkenin yüzde 1'ine bile hakim değil.

    Rusya'nın Suriye'ye müdahil olduğu 3 yılı Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı emekli Amiral Soner Polat ile İstanbul Aydın Üniversitesi öğretim görevlisi Dr. Naim Babüroğlu, Sputnik'e değerlendirdi.

    'RUSYA'NIN SURİYE'YE ASKERİ OLARAK MÜDAHİL OLUŞU, SURİYE AÇISINDAN DÖNÜM NOKTASIDIR'

    Rusya'nın 30 Eylül 2015'deki kararının önemli bir dönüm noktası olduğuna işaret eden Polat, "Rusya'nın 30 Eylül 2015'de Suriye'ye müdahil oluşu, önemli bir dönüm noktasıdır. Çünkü Suriye 2011 yılının Mart ayından o tarihe kadar, canla başla birlik ve bütünlüğünü sağlamak için mücadele etti ve bu süreçte de en büyük desteği İran'dan gördü. İran, milis kuvvetleri ve gayri resmi unsurlarıyla orada büyük bir destek verdi. Birtakım istihbarat kaynaklarında da denk geldiğim üzere İran, o dönem Rusya'ya giderek durumun vahametini aktardı. İran ‘Bu iş bitiyor, zor duruma düşüyoruz. Özellikle Suriye ordusundaki asker ihtiyacı had safhada. Bu direniş ciddi bir darbe alabilir' diye anlattı. Bunun üzerine Rusya'nın müdahalesi Suriye'deki her şeyi değiştirdi" değerlendirmesinde bulundu.

    Rusya'nın Suriye'ye müdahil oluşunun 'uluslararası kurallara uygun olarak yasal ve meşru' olduğunun altını çizen Polat, "Rusya, BMGK'nın daimi üyesi olduğu için Suriye lehinde çok önemli diplomatik rüzgarların esmesine neden oldu. Ayrıca o dönem göçmen sorunuyla uğraşan Avrupa, Rusya'nın bu müdahalesinin o soruna da bir çözüm olabileceği umuduyla, Rusya'nın karşısına çıkmadı. Böylece o bölgede yeni bir dönem başladı" diye konuştu.

    'HALEP'İN SURİYE KONTROLÜNE GEÇMESİ VE AMERİKA'YA KARŞI DÜZENLENEN FIRAT KALKANI HAREKATI…'

    Rusya'nın 'dünya süper gücü' olarak Suriye'ye üstün bir hava desteği sağlamasının önemine işaret eden Polat, şöyle devam etti:

    "Irak'ta konuşlanan ABD ve koalisyon güçleri, havada Rusya'ya karşı bir müdahale bulunamadı veya uçuşa yasak bölgeler tesis edemedi. Böylece Rus etkinliği Suriye'de giderek arttı. Daha sonrasında da Halep'in Suriye yönetiminin eline geçmesi de bir başka dönüm noktası oldu ve rüzgâr daha da fazla, Suriye hükümetinin lehine esmeye başladı. Tabii, Halep'in Suriye'ye geçmesinde Türkiye'nin de katkısı vardı. Bunun karşılığında da Türkiye'nin Amerika'ya karşı Fırat Kalkanı Harekâtı oldu. Bunun dışında, Rusya'nın desteği, Şam'da, İsrail ve Lübnan sınırındaki bölgelerde de askeri durum üstünlüğünü Suriye lehine çevirdi. Böylece o sürecin bugün de sonuçlarına tanıklık ettiğimiz son derece önemli yansımaları oldu."

    İdlib'de çözüme gidildiğini ve Suriye'nin yakın zamanda yalnızca "Fırat'ın doğusundaki sorunlarla" uğraşan bir ülke konumuna geleceğine değinen Polat "Fırat'ın doğusunda önemli kırılmalar yaşanacak olsa da Rusya'nın müdahalesi başlı başına bir kırılma noktasıdır. Üstelik bence bunun yalnızca stratejik değil, jeopolitik boyutta da önemli yansımaları olmuştur. Ayrıca Rusya'nın bu müdahalesinin sonucunda inanılmaz bir şekilde gelişen olayların patlak vermesiyle NATO üyesi Türkiye ile Rusya arasında, zaman zaman sıkıntılar yaşansa da, genel olarak anlayış birliğinin doğmasına neden olmuştur. Hatta uçak krizi bile hızla çözüldü" diye ekledi.

    'RUSYA, LİBYA'DA YAPTIĞI HATAYI SURİYE'DE YAPMADI'

    İstanbul Aydın Üniversitesi öğretim görevlisi Dr. Naim Babüroğlu, Rusya'nın Suriye'deki askeri varlığının Suriye'deki tablo açısından sonuçlarını şu sözlerle değerlendirdi:

    "Rusya'nın şu an Suriye'de sadece deniz lojistik üssü yok, geliştirilmiş üssü ve geliştirilmiş yeni kurulmuş hava üssü var. Bu da Rusya'nın Suriye'de kalıcı olduğunu gösteriyor ve bu sonuç, ABD'nin arzu etmediği bir sonuçtur. Böylece Rusya'nın artık bölgeye hemen müdahale etme yeteneği daha da gelişmiş durumdadır. Bunun dışında, Rusya'nın Libya'ya müdahil olamadığını hatırlayalım. Libya şu anda parçalanmış, kanın gövdeyi götürdüğü, neredeyse terör ihraç bir ülke durumundadır. Libya'da ortaya çıkan tablo, oraya ‘demokrasi götüreceğiz' diyerek orayı bombalayan ülkeleri de pişman eden bir tablo ortaya çıkardı. Rusya, Libya'da yaptığı hatayı tekrar etmek istemedi."

    'TÜRKİYE, RUSYA VE İRAN, SURİYE'DE ARTIK ABD'DEN BAĞIMSIZ POLİTİKA İZLEYEBİLİYOR'

    Rusya'nın yürüttüğü askeri operasyonun yanı sıra siyasi inisiyatifi de ele geçirdiğine işaret eden Babüroğlu, şunları söyledi:

    "Rusya, inisiyatifi, Astana süreciyle ele geçirmiş, Soçi zirvesiyle de pekiştirmiştir. Astana sürecinde Rusya, İran ve Türkiye üçlüsü, ABD'den bağımsız bir Suriye politikası gütmektedir. Bu da Batı'nın arzu etmediği bir politikadır ve Rusya bunu kazanmıştır. Rusya, bir yandan Türkiye ve Rusya'yı koordine ederken, öte yandan da İran'ın düşman olduğu İsrail'le de koordinasyon halinde. Öte yandan Rusya, Körfez ülkeleri ve Batı ülkeleriyle de işbirliği yapıyor. Rusya Lideri Putin, birbirine düşman olan ülkelerin bile her biriyle koordinasyon yeteneğine sahip bir liderdir. Dolayısıyla Suriye'nin hava sahasının kontrolü açısından, Fırat'ın batısı dediğimiz Suriye'nin yaklaşık yüzde 78'inde Rusya'nın sözü geçmektedir. Yani Rusya'nın bilgi ve izni olmadan orada uçak uçamamaktadır. Bunun haricinde Rusya ve Putin, Suriye coğrafyasında stratejik üstünlük sağlamış, ABD ile denge politika izlemiş ve ABD'ye düzen vermiştir. Yani Rusya, neredeyse iki kutuplu dünyanın başlangıç adımını atmıştır."

    'RUSYA'NIN STRATEJİK ADIMLARININ SONUCUNDA ARAP NATO'SU DOĞUYOR'

    Rusya'nın bölgede sağladığı üstünlüğün sonucunda ABD öncülüğünde bir ‘Arap NATO'sunun' kurulmakta olduğuna işaret eden Babüroğlu, "ABD şu anda MESA adıyla bir Arap NATO'su kurma aşamasına gelmiştir. MESA'da yer alacak ülkeleri Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Bahreyn, Katar, Umman, Mısır, Ürdün ve ABD olarak belirlenmiştir. Buradaki maksat ise, NATO'nun müdahil olamadığı Suriye, İran ve Irak gibi ülkelerdeki operasyonlarda bu ‘Arap NATO'sunun' müdahil olabilmesi ve ABD'nin bu şekilde çıkar sağlamasıdır" diye ekledi.

    İlgili konular:

    Putin: Gerekirse Rus güçleri Suriye'den hızlıca ayrılabilir
    ‘Moskova ve Ankara’nın İdlib’de güvenli bölge kurması, Rusya’nın Suriye’deki zaferinin sembolü’
    Perinçek: Türkiye, Suriye'yle kaçınılmaz olarak ilişki kuracak
    Medvedev: Suriye’deki gelişmelerden ABD, İsrail, İran ve Türkiye de sorumluluk taşımalı
    Putin ile Macron, Suriye çözümünün insani yönlerini ele aldı
    Peskov: Putin ve Ruhani, Suriye'de işbirliği ve ABD'nin eylemlerini konuştu
    'Putin ve Trump, İran'ın Suriye'den çekilmesi konusunda anlaştı' iddiası
    Putin: Son birkaç günde Suriye'den 13 uçak ve 1140 askeri görevliyi geri çektik
    Etiketler:
    NATO, YPG, PYD, BMGK, Beşar Esad, Naim Babüroğlu, Soner Polat, Recep Tayyip Erdoğan, Vladimir Putin, Suudi Arabistan, Irak, Lübnan, Avrupa, Menbiç, El Tanf, Halep, ABD, İran, Türkiye, Suriye, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın