11:58 21 Kasım 2019
Canlı Yayın
    CHP

    CHP’den Suriye için 7 maddelik yol haritası

    © AA /
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 56
    Abone ol

    CHP, gelinen noktada Suriye sorunun çözümü için 7 maddelik yol haritası açıkladı. Buna göre, Türkiye, Suriye yönetimi ile en kısa zamanda temas kurmalı, güvenli bölge oluşturulması tartışmalarına taraf olunmamalı ve Suriye Kürtleri ile Şam yönetimi arasındaki diyaloğu desteklemeli, Suriye'de yeni anayasa yapım sürecine yapıcı katkı vermeli.

    CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Ahmet Ünal Çeviköz, TBMM'de yaptığı açıklamada, Suriye ile ilgili son gelişmeleri ve tartışmaları değerlendirdi. Çeviköz, Suriye sorununun çözümüne ilişkin partisinin 7 maddelik yol haritasını ise şöyle açıkladı:

    ‘TÜRKİYE, SURİYE YÖNETİMİ İLE EN KISA ZAMANDA TEMAS KURMALI'

    - Türkiye, Suriye yönetimi ile en kısa zamanda temas kurmalı, Suriye'nin toprak bütünlüğüne ve egemenliğine verdiği desteği ve duyduğu saygıyı açıkça belirtmelidir. Şam yönetimi ile ABD dahil herkes görüşürken, Suriye'nin en önemli komşusu olan Türkiye'nin bunu yapmamasının ulusal çıkarlarımız açısından makul ve geçerli hiçbir nedeni yoktur. İleride koşullar değiştiğinde yine aynı coğrafyada komşu olarak yaşamaya devam edeceğimiz Suriye ile hasım değil dost olarak kalmak ülkemizin güvenliği ve bölgemizin istikrarı için kritik önemdedir.

    ‘GÜVENLİ BÖLGE OLUŞTURULMASI TARTIŞMALARINA TARAF OLUNMAMALI'

    - Suriye toprakları üzerinde bir güvenli bölge oluşturulması tartışmalarına taraf olunmamalıdır. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararına veya Suriye devletinin davetine dayanmaksızın kurulacak bir güvenli bölge hukuki temelden yoksun olacaktır. Uluslararası hukuka uygun olmayan, dolayısıyla meşru olmayan böyle bir durumda, söz konusu bölgede yaşanacak her türlü ihlal ve suçlardan bu bölgede silahlı unsurlar bulunduran ülkeler sorumlu tutulacaktır. Ayrıca, böyle bir bölgenin kurulması, ülkede devam eden çatışmaları uzatacak ve Suriye'nin siyasi birliğinin ve toprak bütünlüğünün korunmasını zorlaştıracaktır.

    ‘SURİYE'DE BİR GÜVENLİ BÖLGE OLUŞTURLAMASINA GEREK DE YOKTUR'

    — Esasen, Suriye'de bir güvenli bölge oluşturulmasına gerek de yoktur. Suriye toprakları üzerinde güvenliğin sağlanması Suriye yönetiminin sorumluluğunda olmalıdır. Suriye ordusu söz konusu bölgede kontrolü sağladığında o topraklar zaten güvenli hale gelecektir. Türkiye'nin düşünmesi ve planlaması gereken Suriye topraklarında daha çok askeri varlık oluşturmak değil Suriye'den güvenli bir çıkış stratejisi geliştirmek olmalıdır.

    ‘SURİYE KÜRTLERİ İLE ŞAM YÖNETİMİ ARASINDAKİ DİYALOK DESTEKLENMELİ'

    - Türkiye, Suriye Kürtleri ile Şam yönetimi arasındaki diyaloğu desteklemeli ve Suriye'de yeni anayasa yapım sürecine yapıcı katkı vermelidir. Suriye'nin iç barışının sağlanması ertesinde, Kürtlerin Suriye'nin bir unsuru olarak Suriye yönetimiyle uyum içinde yaşamlarını sürdürmeleri ülkenin birlik, bütünlük ve huzuru bakımından şarttır. Suriye halkının bütün unsurlarıyla huzurlu olması, Türkiye'nin Kürt sorunu açısından da olumlu yansıma sağlayacaktır. Sadece Suriye'de değil, bölgemizdeki tüm Kürtlere güven telkin etmek en önce ve en çok Türkiye'nin görevi olmalıdır.

    ‘ŞAM YÖNETİMİNİN İDLİB'TEKİ CİHATÇI ÖRGÜTLERE KARŞI SESSİS KALMAYACAĞI GERÇEĞİNE UYGUN SİYASET GELİŞTİRİLMELİ'

    — Türkiye, Astana ve Soçi süreçleri doğrultusunda İdlib'de üstlenmiş olduğu görevin en kısa zamanda gerçekleşmesi için Rusya, İran ve Suriye yönetimleriyle işbirliği içinde çalışmalarını hızlandırmalıdır. Bu konuda giderek artan eleştiriler, Türkiye'nin bu görevi yerine getirme bakımından henüz yeterince güven veremediğini göstermektedir. Türkiye, Şam yönetiminin İdlib'deki cihatçı örgütlere karşı sessiz kalmayacağı gerçeğine uygun bir siyaset geliştirmelidir. Suriye tarafından İdlib'e yönelik bir askeri müdahale ihtimali giderek artmaktadır. Böyle bir gelişme, bir yandan Türkiye'ye karşı yeni bir göç dalgasını tetikleyebilecek, bir yandan da terörist unsurların Türkiye'ye sızma riskini artıracaktır. Bu tehlike ve riskleri önlemenin de yolu yine Şam yönetimi ile diyalog kurulmasından geçmektedir.

    ‘BU HUSUSLAR ADANA MUTABAKATI VE 2010'DA İMZALANAN ANLAŞMA İLE MÜMKÜN OLUR'

    - Tüm bu hususlar, 1998 yılında imzalanan Adana Mutabakatı ve bu mutabakatı geliştirmek ve yenilemek için 2010 yılının sonunda Türkiye ile Suriye Dışişleri Bakanları tarafından imzalanan Terör ve Terör Örgütlerine Karşı Ortak İşbirliği Anlaşması'nın işletilmesi ile mümkün olacaktır. Bu işbirliği sürecinin ruhuna uygun hareket edildiği takdirde, iki ülke arasındaki güven bunalımının da ortadan kalkacağı açıktır.

    ‘SURİYE GİBİ İRAN DA TÜRKİYE'NİN BARIŞ İÇİNDE YAŞAMASI GEREKEN BİR KOMŞUDUR'

    — Suriye'den başlamak üzere, bölgemizde artan şekilde hissedilen İran'ın çevrelenmesi politikaları Türkiye'nin taraf olmaması gereken gelişmelerdir. İran'a karşı izlenmekte olan politikalar bölgeyi derin ve kalıcı istikrarsızlığa mahkum edecektir. Suriye gibi İran da Türkiye'nin barış içinde bir arada yaşaması gereken önemli bir komşusudur.

    Yazıda ifade edilen görüş ve düşünceler, Sputnik'in görüşlerini yansıtmayabilir.

    İlgili konular:

    CHP’den Suriye-Türkiye uzlaşma komitesi önerisi
    CHP’li Yılmaz: Suriye’de kazanabilecek bir dış politikamız yok
    Suriye ile ilgili Cenevre sürecini değerlendiren CHP’li Yılmaz: Üniter bir Suriye olmayacak, tespih taneleri dağıldı
    CHP'li Sağlar'dan Yıldırım'a Suriye sorusu: Bu kaosa Türkiye neden dahil olmaktadır?
    CHP'li Toprak: Türkiye ve Rusya, Suriye konusunda işbirliği yapmalı
    Etiketler:
    Suriye Kürtleri, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, CHP, Ahmet Ünal Çeviköz, Şam, Rusya, İran, İdlib, Soçi, Astana, ABD, Suriye, Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın