06:44 28 Eylül 2020
Canlı Yayın
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 1119
    Abone ol

    Türkiye’ye Somali’den gelen petrol arama teklifi, ülkenin önündeki fırsat ve riskleri gündeme getirdi. Konuyu Sputnik’e değerlendiren AFAM araştırmacısı Tuğrul Oğuzhan Yılmaz, petrol aramalarıyla birlikte Türkiye’nin gücünün Kızıldeniz ve Hint Okyanusu’na kadar uzanacağını vurgu yapıyor ancak hamlenin getireceği riskler olduğunun da altını çiziyor.

    Türkiye’ye Libya’nın ardından Somali’den petrol arama daveti gelmesi, Ankara’nın bölgedeki nüfuzunu ve atacağı olası adımları gündeme getirdi. İki ülkenin ilişkileri, Türkiye’nin Somali’de 1991 yılından beri süren insani krize dikkat çekmek amacıyla, 20 yılın ardından oraya ilk kez üst düzey ziyaret gerçekleştiren ülke olduğu 2011’den bu yana hızla derinleşiyor. O yıl Somali Büyükelçiliği’ni yeniden açan Ankara, resmi kaynaklara göre şimdiye dek Somali’ye 1 milyar doları aşkın yardımda bulunmuş durumda. Somali’yle 2019’un ilk 10 ayında toplam 206 milyon dolar ikili ticaret hacmi olan Türkiye, bugün Afrika Boynuzu’ndaki olası petrol arama hamlesiyle hem ilişkilerini hem de bölgedeki nüfuzunu pekiştirebilir gibi gözüküyor. Peki, Türkiye söz konusu petrol arama hamlesinde bulunmalı mıdır? Bu adımın Türkiye açısından avantajları ve riskleri neler olur? Konuyu, Afrika Araştırmacıları Derneği (AFAM) uzmanı Tuğrul Oğuzhan Yılmaz, Sputnik’e değerlendirdi. 

    ‘Türkiye-Somali ilişkileri sebebiyle petrol arama teklifi kaçınılmazdı’

    Yılmaz, uluslararası toplumun Somali’ye ‘yüz çevirdiği’ bir dönemde Türkiye’nin, sırasıyla iç savaş ve terörle boğuşan ülkede devlet mekanizmasının yeniden işletilmesine ciddi destek sağladığı göz önünde bulundurulduğunda bugün bu teklifin büyük önem arz ettiğini ifade ediyor. Yılmaz “Türkiye’nin bugün Somali’yle tesis etmiş olduğu siyasî, askerî ve ekonomik ilişkileri de göz önünde bulundurduğumuzda her iki ülke arasındaki enerji alanında işbirliğine gidilmesi adeta kaçınılmaz bir durum olarak karşımızda durmaktadır” diyor. 

    ‘Türkiye’nin gücü Kızıldeniz ve Hint Okyanusu’na kadar uzanacaktır’

    Somali açıklarında petrol aranmasının yalnızca Türkiye’ye fayda sağlayacak bir durum olmadığına işaret eden Yılmaz “Aslında bu durumdan en çok yararlanacak olan Somali halkıdır. Ülkedeki bölünmüşlük ve siyasi istikrarsızlık ekonomik sorunlara yol açmaktadır. Bu sebeple Türkiye’nin burada bir petrol araması gerçekleştirmesi; kalkınma ve ekonomik alanda sorunlar yaşayan Somali halkına artı değer katacağı gibi, iki ülke arasındaki ekonomik ve enerji alanındaki ilişkilere de ciddi katkı sağlayacaktır. Bu durum aynı zamanda Türkiye’ye siyasî açıdan da prestij kazandıracaktır. Bu doğrultuda eğer söz konusu faaliyetler başlarsa Türkiye’nin etki ve nüfuzu Kızıldeniz ve Hint Okyanusu’na kadar uzanacaktır” ifadelerini kullandı. 

    ‘Somali’ye vahhabilik yaymaya çalışan’ Suudi Arabistan’la karşı karşıya gelme ihtimali'

    Türkiye’nin Somali’de petrol araması yapması bölge ülkeleriyle ilişkilerini doğrudan etkileyeceğine değinen Yılmaz “Somali’de Eş- Şebab terör örgütünün ülkeyi birçok açıdan siyasî ve ekonomik istikrarsızlığın yanı sıra toplumsal parçalanmaya da sürüklediği çok açıktır. Eş- Şebab terör örgütünün selefi-vehhabi temelli dinî kimlikten beslenerek terörist faaliyetlerini Afrika Boynuzu’na yaymak istediğini ifade edebiliriz. Bu anlamda bazı Körfez ülkelerinin Somali’nin istikrarsızlığını istediği ifade edilebilir. Nitekim ABD’nin bölgedeki en önemli müttefiklerinden Suudi Arabistan’ın vehhabiliği Doğu Afrika ülkelerine ihraç etmeye çalıştığını görmekteyiz. Bu ideolojik ihraç ve din maskeli terör faaliyetleri bölgede İslamofobiyi güçlendirmekte ve ABD’de oluşturulan bu nefret üzerinden bölgede kalıcı bir şekilde yer etmeye çalışmaktadır” diyor. 

    Petrol arayacak personel için güvenlik riski ne boyutta? 

    Sputnik’in bu sorusunu Eş-Şebab örgütünü ve ‘vahhabiliği Doğu Afrika’ya yaymak isteyen’ Suudi Arabistan’ı işaret ederek yanıtlayan Yılmaz şunları söyledi: 

    “Yakın zamanda Etiyopya ve Sudan’da yaşanan darbe girişimlerini de göz önünde bulundurduğumuzda; Türkiye’nin Somali’ye yönelik petrol arama faaliyetleri söz konusu olursa bu durum bir güvenlik zafiyetine yol açabilir ve bölgedeki tansiyonu artırabilir. Zira daha önce Türkiye’nin Mogadişu’daki Büyükelçiliği’ne yönelik çeşitli saldırılar düzenlenmişti. Hatta sivil halkı katleden Eş- Şebab asıl hedeflerinin Türk Büyükelçiliği olduğunu da belirtmişti. Bu noktada Eş- Şebab lideri Ahmed Diriye’nin daha önce yaptığı ‘Türkiye, Somali’nin düşmanı’ şeklindeki açıklaması ilgili terör örgütünün Türkiye’ye yönelik bu düşmanlığının devam edeceğini göstermektedir. Fakat Somali halkı kimin dost kimin düşman olduğunu gayet iyi bilmektedir.”

    ‘Türk Deniz Kuvvetleri, personelinin güvenliğini koruyabilecek güçte fakat saldırı girişimleri olası’

    Tehditlere rağmen Türkiye’nin personelinin güvenliğini sağlayabilecek güçte olduğunun da altını çizen Yılmaz “Günümüzde Türkiye’nin, Somali ordusunun askerî eğitimi ve teşkilatlandırılması için Mogadişu’da açtığı eğitim üssü faaliyetlerini sürdürmektedir. Ayrıca daha önce Hint Okyanusu’nda etkin görevler gerçekleştirmiş olan Türk Deniz Kuvvetleri de bugün tıpkı Doğu Akdeniz’de olduğu gibi Türkiye’nin bölgedeki personelinin güvenliğini sağlayabilecek güce sahiptir. Fakat çeşitli saldırıların gerçekleştirilmesi de söz konusu olabilir. Yani açık bir şekilde ifade etmek gerekirse bu durum bir güvenlik riski taşımaktadır.” diyor. 

    ‘Türkiye, Mavi Vatan için mücadele verirken kendisine karşı yeni bir cephe açılmamasına özen göstermeli’ 

    Peki, Somali’deki olası bir siyasi kriz veya hükümet değişimi Türkiye’nin ülkedeki rolünü etkiler mi? Yılmaz’a göre, Somali halkıyla Türkiye arasındaki ilişkiler karşılıklı güvene dayalı ilişki sebebiyle böyle bir senaryonun Türkiye’nin Somali’deki pozisyonuna doğrudan etkisi olmaz. 

    “2011’den bu yana Türkiye, Somali halkının nefes almasını sağladı. Somali’ye yönelik insani yardımlarla başlayan bu ilişkiler zaman içerisinde farklı alanlara yayıldı. Somali’ye kalkınma yardımı ve ekonomik destek sağlamanın yanı sıra alt yapı projeleri gerçekleştiren Türkiye, ülkenin yeniden inşa edilme sürecinde yer alan en önemli aktör oldu. Hatta Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Somali ordusuna verdiği eğitim desteği de Somali halkının yaralarını sarmasında oldukça önemli kabul edilmelidir. Türkiye’nin, Somali’ye yönelik yeni girişimleri körfez sermayesini ülkedeki yatırımları sebebiyle harekete geçirecektir. Eğer resmiyet kazanırsa Türkiye’nin bu hamlesiyle; Doğu Akdeniz’de, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin başını çektiği ve aleyhine yürütülen faaliyetleri de dengelemeye çalışacağını ön görebiliriz. Buradaki en önemli nokta ise son derece dikkatli hareket edilmesidir. Türkiye, ‘Mavi Vatan’daki uluslararası hukuka dayalı hak ve menfaatlerine öncelik verirken söz konusu bölgede kendisine yönelik doğrudan yeni bir cephe açılmamasını sağlamalıdır.” 

    Yazıda ifade edilen görüş ve düşünceler, Sputnik'in görüşlerini yansıtmayabilir.

    İlgili konular:

    Erdoğan'dan Somali mesajı: Türkiye her zaman Somali'nin yanındadır
    Erdoğan'dan Somali liderine taziye telefonu
    Somali: Bombalı saldırı yabancı bir ülke tarafından planlandı
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın