12:44 28 Kasım 2020
Canlı Yayın
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 1310
    Abone ol

    Resmi verilere göre toplam hasta sayısının 400 bine dayandığı ve günlük hasta sayılarının 2 bin 500’ü aştığı Türkiye’de koronavirüsle mücadele için neler yapılmalı? Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Esin Davutoğlu Şenol anlattı.

    Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının artış hızı dünyanın çeşitli bölgelerinde olduğu gibi Türkiye’de de tırmanışa geçti. Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre toplam hasta sayısının 396 bini geçtiği ülkede, son 24 saatteki hasta sayısı da 2 bin 500’ün üzerine çıktı. Ağır hasta sayısının da 3 bini geçtiğine işaret eden Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, doğru maske takımıyla hasta sayısının asgari seviyeye düşeceğine dikkat çekiyor. 

    Türkiye, ulusal karantina tedbirlerine geçmeli mi?

    Peki, maske takımı koronavirüsle mücadele için tek başına yeterli mi, yoksa Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde olduğu gibi ulusal karantina tedbirlerine geçilmeli mi? Salgınla doğru mücadele yöntemi nedir? Sağlık Bakanlığı’nın Türkiye genelindeki vakaların yüzde 40'ının bulunduğuna işaret ettiği İstanbul başta olmak üzere, virüsün hızla yayıldığı şehirlerde alınması gereken ek tedbirler neler? Sputnik’in bu sorularını, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Esin Davutoğlu Şenol yanıtladı. 

    ‘Salgının başındaki ile ilerledikten sonra alınacak tedbirler arasında fark var’ 

    Prof. Dr. Şenol, koronavirüsle mücadelede etkili ve kapsamlı tedbir almanın önemli rolüne işaret ediyor. Şenol “Alınacak tedbir etkili ve kapsamlı olmak zorunda. Salgın hızı arttıkça etkililik acı reçete oluyor. Salgın hızı arttığı için de tedbirlerin kapsamını genişletmeniz gerekiyor. Salgının başında alacağınız önlemlerle, salgın ilerlediğinde alacağınız önlemler arasında büyük fark oluyor diye anlattı. 

    ‘Ölüm ve ağır hasta sayıları artıyor’ 

    Prof. Şenol Hepimizin de fark ettiği üzere, çevredeki çemberin ne kadar daraldığı ortada. Hastanelerin dolu olduğunu ve sıkışmalar yaşandığını da anlıyoruz. Ayrıca salgın bu hızda gittiği için, bu aşamada günlük test sayısının en aşağı yüzde 20-30 kadarının gerçek pozitif olacağını öngörüyoruz. Bu sayılardan da yansıyan ve görebildiğimiz, kırılımını fark edebildiğimiz yalnızca ağır hastalar ve ölüm sayıları. Ölüm ve ağır hasta sayıları artıyor. Bu da kaygı verici. Dolayısıyla daha fazla bu sayı artmadan önüne geçebilmek için etkin ve kapsamlı önlem almak gerekiyor” diye devam etti. 

    ‘Kalabalıkların önlenmesi için kademeli ve geniş tedbir şart’

    Kalabalıkların önlenmesi için kademeli olarak geniş tedbirler alınmasının gereğine işaret eden Prof. Şenol “Salgının yayılma noktası olarak düşünülen bütün kalabalıklaşan alanların kademeli ya da geniş bir şekilde kısıtlanması gerekir. Yani kalabalıkların bir araya gelmesinin önlenmesi gerekir. Buradaki kapsamlı önlemlerin ne olacağına kırılımları bilerek karar vermek lazım. Ancak biz o kırılımları bilmiyoruz ve göremiyoruz. Okullar mı salgın kaynağı? İş yerleri mi salgın kaynağı? Hangi iş yerleri? Nedir durum? Bunu bilmiyoruz. Bilebilsek o önlemleri söyleyeceğiz” dedi. 

    ‘Nedenini bilmiyoruz ama Dünya Sağlık Örgütü karar verici konumunu kullanmıyor’

    Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Direktörü Prof. Hans Kluge, Türk medyasına verdiği demeçte Türkiye'nin yaşlıları korumada diğer ülkelerden çok daha başarılı olduğu yönündeki tespitinin sorulması üzerine Prof. Şenol şu değerlendirmeyi yaptı: 

    “Bunu neye göre ölçtüğünü anlamak mümkün değil. Dünya Sağlık Örgütü salgının başında Çin’e yönelik tavrını takınarak salgına müdahil olmayacağını, salgınla ilgili bir yaptırım kullanmayacağını ve Türkiye’yi de sadece izleyip gittiğini belirtiyor. Dünya Sağlık Örgütü, salgının başında Çin’e karşı ne kadar çekimser davrandıysa, Türkiye’ye de aynı şeyi yapıyor. Bütün dünyayı ilgilendiren ve hep birlikte hareket edilmediği sürece içinden çıkılamayacak bir salgını organize edici bir kurum olan Dünya Sağlık Örgütü karar verici pozisyonunu kullanmak istemiyor. Nedenini bilmiyoruz. Bunları zaman içerisinde, veriye erişebilirsek, söyleyebiliriz. Şu anda bu konuda spekülasyon yapılamaz.”

    ‘Veriler olmadan salgın denklemi kurmak mümkün değil’ 

    Peki, Türkiye’yi nasıl bir kış bekliyor? Prof. Şenol, bu soruya yanıt verebilmenin de verilerin şeffaf şekilde paylaşılmasından geçtiğine işaret etti ve Bir hekim bu aşamada ancak ‘böyle giderse iyi gitmez’ veya ‘böyle giderse sağlık sistemi ile ilgili sıkıntı olur, ölümler ve ağır vakalar artar’ diyebilir. Ama önünde hiçbir veri olmadan denklem kurmamız mümkün veya doğru olmaz. Çünkü önümüzde veri yok. Tek bildiğimiz ağır hastaların, ölümlerin arttığı dedi. 

    ‘Türkiye salgınla meselenin tüm taraflarını koordine ederek mücadele etmeli’

    Prof. Şenol, salgınla mücadelenin meselesinin tüm taraflarının koordine olmasından geçtiğine de değinerek Türkiye salgını yönetme konusunda ilgili bütün taraflarla masaya oturup koordine bir şekilde salgını yönetmeli. Ülke bu süreci, bilimin yöntemlerini ve metodolojisini kullanarak yönetmeli. Sokaklara çağrı yapılarak salgın yönetilemez, hele bu kadar ilerlemişse ve kapalı alanlara çekilecek bir mevsime geçilmişse diye ekledi.

    Yazıda ifade edilen görüş ve düşünceler, Sputnik'in görüşlerini yansıtmayabilir.

    İlgili konular:

    Küresel koronavirüs vaka sayısı, 21 günde 40 milyondan 50 milyona yükseldi
    Kızılay Şube Başkanı Dr. Demirel, koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetti
    Öğretmen koronavirüse yakalandı, okulda eğitime 4 gün ara verildi
    Türkiye'de koronavirüsten 87 can kaybı, 2 bin 529 yeni hasta
    Fahrettin Koca uyardı: İstanbul'daysanız, ayrılmayın
    Etiketler:
    Karantina, Fahrettin Koca, veri, vaka, Hasta, Önlem, Tedbir, bulaşıcı, Hastalık, pandemi, Salgın, Kovid-19, Koronavirüs, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Hans Kluge, Sağlık Bakanlığı, Esin Davutoğlu Şenol, Elif Sudagezer
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın