00:49 04 Aralık 2016
Ankara-4°C
İstanbul+ 5°C
Canlı Yayın
    В.Путин провел встречу с Н.Ф.Чонгом

    Putin'in Türkiye ziyareti neden önemli?

    © Sputnik/ РИА Новости
    Dünya
    URL'yi kısaltın
    0 43 0 0

    Rusya Devlet Başkanı Putin’in yarın gerçekleştireceği Türkiye ziyareti, iki ülke ilişkilerini, enerji işbirliğini ve bölgesel krizleri yeniden gündeme getirdi. Rusya ve Türkiye arasındaki bağları, eksik kalan noktaları ve görüşmelerin önemini akademisyen, gazeteci ve politikacılar, RS FM’de değerlendirdi.

    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ekim ayında ertelediği Türkiye ziyaretini, 1 Aralık günü gerçekleştirecek. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte, Türkiye-Rusya Üst Düzey İşbirliği Konseyi'nin (ÜDİK) 5'inci toplantısına başkanlık edecek olan Putin'e yaklaşık 10 Rus Bakan eşlik edecek.

    Görüşmelerde, iki ülke arasındaki 35 milyar dolarlık ticaret hacminin, engeller kaldırılarak, 2020'de 100 milyar dolara çıkarılması için yapılabilecekler masaya yatırılacak. Edinilen bilgilere göre, ÜDİK toplantısında, ekonomi ve enerji alanlarındaki işbirliği öne çıkarılacak. Ayrıca, Türkiye'den yaş sebze meyve ihracatıyla ilgili Rusya'da yaşanan soruna da çözüm aranacak. Enerji alanında ise Akkuyu nükleer santrali ile ilgili çalışmaların hızlandırılması üzerinde durulacak.

    Vladimir Putin’in Türkiye ziyaretini, Rusya- Türkiye ilişkilerini yakından takip eden akademisyenler, politikacılar ve gazeteciler, RS FM’de değerlendirdi. Alanında uzman isimler, yüzyıllara dayanan ilişkilerin seyrini, yapılan anlaşmaları, kurulan kültürel yakınlığı, iki ülke arasında oluşturulan köprüde eksik kalan noktaları ve ilerleyen süreçte yapılması gerekenleri ele aldı.

    TEKELİOĞLU: GÖRÜŞMEYİ İKİ TARAF DA İYİ DEĞERLENDİRMELİ


    TBMM AB Uyum Komisyonu Başkanı Mehmet Tekelioğlu, Rusya ve Türkiye’nin yarın gerçekleşecek görüşmeyi iyi değerlendirmesi gerektiğini söyledi ve Rusya ile ilişkilerimiz sadece Ukrayna münasebetinden ibaret değil. Rusya ile Türkiye, çok büyük bir ticaret ortaklığına sahip. Başta enerji olmak üzere çok büyük ihracatımız, çok büyük ithalatımız var. Bizim yaş sebze-meyve ihracat ettiğimiz en önemli ülke. Dolayısıyla bizin için çok önemli. Üstelik Karadeniz'den dolayı da ortaklığımız var. O bakımdan Putin'in ziyareti her zaman önemlidir” dedi.

    SOTNİÇENKO: ANKARA, BASKILARA RAĞMEN RUSYA’YA YAPTIRIM UYGULAMIYOR

    St. Petersburg Devlet Üniversitesi Uluslararası ilişkiler Fakültesi Doç. Dr. Aleksandr Sotniçenko ise Putin’in bu yılki ziyaretinin öncekilerden farklı olduğuna dikkat çekti. Sotniçenko, “Ankara, ABD ve AB’nin baskılarına rağmen Rusya’ya karşı yaptırıma hazırlanmıyor. Bu da Rusya’ya yönelik Türk ürün sevkiyatının daha da artırılması için güzel şans. Enerji konusunda ise Türkiye yine daha fazla doğalgaz karşılığında fiyat indirimi için pazarlık yapmaya çalışabilir. Güney Akım doğalgaz boru hattı ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya yönelik enerji kanyakları sevkiyatı da ele alınacak” şeklinde konuştu. Sotniçenko, “Putin ve Erdoğan Ortadoğu, Suriye sorunu, Kırım’ın halk referandumu yoluyla Rusya’ya bağlanması, Yukarı Karabağ ihtilafı ve bu gibi sorunları da ele alacak. Taraflar şimdiye kadar ekonomi işbirliğinin olumsuz etkilenmemesi için karşılıklı ilişkilerde siyasi sorunlara fazla girmemeye çalıştı” dedi.

    KAPUSUZ: İKİ ÜLKE İLİŞKİLERİNİ EN ÜST SEVİYEYE TAŞIMAYI AMAÇLIYORUZ

    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Türkiye ziyaretinden önce Rusya’ya bir ziyaret gerçekleştiren Türkiye-Rusya Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanı Salih Kapusuz ise iki ülke arasındaki dostane ilişkileri daha da geliştirmenin yollarını aradıklarını belirtti. Kapusuz, “ÜDİK mekanizması, iki ülkenin tüm kurum ve kuruluşları arasında 1 yıl boyunca yapılan tüm çalışmaların değerlendirildiği bir merci konumunda. Turizmden inşaata, liderler seviyesinde görüşülmesi veya kararlaştırılması gereken her türlü ekonomik mevzu da zirvede masaya yatırılacaktır. İkili ilişkilerimizde özellikle son yıllarda önemli bir mesafe kat ettik. 32 milyar dolarlık ticaret hacmi, karşılıklı 10’ar milyar dolar seviyesindeki yatırımlar, hazırlıkları süren Akkuyu nükleer enerji santrali projesi, müteahhitlerimizin Rusya’daki faaliyetleri, geçen yıl 4,3 milyon Rus turist ağırlamış olmamız gibi hususlar, ikili ilişkilerimizin ulaştığı noktayı ortaya koymaktadır” ifadelerini kullandı.

    İDİZ: RUSYA İÇİN TÜRKİYE’NİN ÖNEMİ ARTIYOR

    Dış Politika uzmanı ve Hürriyet Daily News yazarı Semih İdiz ise Ankara’nın Rusya’ya her zaman çok hassas ve dikkatli davrandığı görüşünde. İdiz, “Her ne kadar Türkiye Rusya’nın Ukrayna politikasından memnun olmasa da yine de bu konuda Batı’yla birlikte davranmak istemediğini açıkça ortaya koydu. Siyasi ilişkiler her konuda normal değil. Özellikle Suriye konusunda çok ciddi görüş ayrılıkları var, Kıbrıs konusunda anlaşmazlıkların olduğunu görüyoruz. Buna mukabil ekonomik ilişkilerin çok önemli ve iyi bir seyir içinde devam ettiğini görüyoruz. Cumhurbaşkanı Putin de Türkiye’ye gelmeden önce verdiği bir demeçte Türkiye’de özellikle bu açıdan yeni ufuklar açmak istediğini söylemişti” dedi.

    Vladimir Putin, Cuma günü Anadolu Ajansı'na yaptığı açıklamada, "Ankara, belirli devletlerin politik hırsları için kendi çıkarlarını bir kenara koymayı reddetti. Bunun, ileriye dönük bir politika olduğunu düşünüyorum" dedi. Semih İdiz, Putin’in bu açıklamasını şöyle değerlendirdi: “Putin’in burada beklentisi mevcut ilişkilerin devam etmesi, ülkelerin kendi açısından hassas olan konularda dikkatli davranmaları ve ekonomik çerçevedeki alt yapının genişletilmesi. Rusya, Avrupa’yla ve Batı’yla bu açıdan sorunlu bir döneme girerken, Rusya için Türkiye’nin önemi hem pazar, hem enerji çıkış yolları, hem de stratejik yatırımlar açısından artıyor.”

    LAÇİNER: TÜRKİYE VE RUSYA’NIN İŞBİRLİĞİ ARTARSA BATI ENDİŞELENİR


    Putin’in Ankara ziyareti öncesinde, Rusya ve Türkiye ilişkilerini değerlendiren bir diğer isim de Çanakkale 18 Mart Üniversitesi rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner’di. Bölgesel sorunlara değinen Laçiner, Rusya ve Türkiye’nin sorunları aşma noktasında birbirlerinden istifade edebileceklerini söyledi. Laçiner, “Tarihte belki de iki ülkenin en fazla işbirliği ile aşabilecekleri sorunlarla karşı karşıyayız” dedi. Türkiye ile Rusya’nın petrol ve doğalgaz ticaretine rağmen işbirliği içinde olduklarını düşündürecek denli büyük bir ilişkinin olmadığını dile getiren Laçiner, bunun gerekçelerini şöyle açıkladı: “Türkiye ile Rusya hem siyasi alanda hem de iktisadi alanda potansiyellerinin çok ama çok azını kullanıyorlar. Bundan sonra daha fazla o potansiyeli açma yönünde hareket etmeliler. Türkiye ve Rusya’nın bölgedeki işbirliği artarsa Batı endişelenir ve iki ülkeye de bu kadar karşı tavır koymaz.”

    Kafkaslar’ın güvenliği açısından büyük önem taşıyan Dağlık Karabağ meselesine de değinen Sedat Laçiner, “Kafkaslarda çok büyük riskler birikiyor. Bu risklerin giderilmesi gerekiyor. Bu mesele sürdükçe Ortadoğu’daki ve Karadeniz’deki gibi Kafkaslarda da taşlar yerinden oynarsa Rusya’nın karşısında kısa bir süre sonra Azerbaycan ya da Türkiye olmaz, yine Batı dünyası karşısına çıkar. Bence bunu kimse arzulamıyorsa mesele Türkiye, Rusya, Azerbaycan ve Ermenistan arasında en kısa sürede çözülmeli” değerlendirmelerinde bulundu.

    ÜNAL: TÜRKİYE-RUSYA İLİŞKİLERİ KARARLARDAN ÖNCE DE İYİYDİ

    Son dönemde Türkiye ile Rusya arasındaki dinamikleri etkileyen bir başka faktör de Ukrayna krizi nedeniyle Rusya’ya uygulanan yaptırımlar oldu. Bu yaptırımlara karşı bir atak olarak ilk etapta Batılı ülkelerden gelen yaş sebze ve meyve ithalatını yasaklayan Rusya’nın, bu noktadaki açığı karşılamak için ilk yöneldiği ülkelerden biri Türkiye oldu. Türkiye’de yaş meyve- sebze pazarı için büyük bir atılım olarak değerlendirilen bu gelişmenin beklenen etkiyi yaratıp yaratmadığını İstanbul Yaş Meyve- Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Latif Ünal değerlendirdi.

    Rusya ile Türkiye arasında zaten süregelen bir ilişkinin ve taze meyve-sebze ticaretinin var olduğunu belirten Latif Ünal, “Burada medyada yanlış bir algı oluşturuldu. Bu ihracatın bir anda çok azdan birkaç kat yukarıya çıkabilme potansiyelinden bahsedildi. Bu yanlış bir yorumdu çünkü zaten bu kararlardan bağımsız olarak yürüyegelen, hem bakanlıklar arası çok iyi ilişkiler var, hem de ticari anlamda son derece iyi giden bir ilişki ve ticaret söz konusu” dedi. Ünal, hedeflere dair ise şunları söyledi: “İhracatın 2023 hedefini göz önünde bulundurduğunuzda Rusya da en önemli pazar payını oluşturan ülkelerden biri. Rusya’nın Türkiye’nin yaş sebze-meyve ihracatından aldığı pay yüzde 35’lerde. Bu anlamda Rusya bizim için çok çok önemli bir pazar. Bakıldığında, bizim rakamsal olarak şu andaki mevcut ihracatımızın 10 yıllık perspektifte birkaç kat arttırılması hedefimiz.”

    SEVİM: ANKARA'DA BEKLENMEYEN TARİHİ ANLAŞMALARA VARILABİLİR

    Türkiye ile Rusya arasındaki işbirliğinin en önemli kalemini enerji oluşturuyor ve ÜDİK toplantısından önce Ankara- Moskova arasında yoğun görüşmeler sürüyor. 26 Kasım'da Moskova'da yapılan Rusya Türkiye Karma Ekonomik Konseyi toplantısında, enerji işbirliği adına 1 Aralık ÜDİK toplantısına dönük olumlu mesajlar verildi: Akkuyu nükleer güç santral projesiyle ilgili sürece hız verilmesi kararlaştırıldı. Karma Ekonomik Komisyon toplantısı için Moskova'ya giden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, doğalgazla ilgili indirim taleplerini Rusya'ya ilettiklerini duyurdu. Rusya Enerji Bakanı Aleksandr Novak da Mavi Akım doğalgaz boru hattının kapasitesinin artırılmasına ilişkin Gazprom ve Botaş'ın çalışma yürüttüğünü açıkladı. Moskova'daki toplantının sonucunda, Türkiye'nin enerji güvenliğini sağlaması için yapılması düşünülen yeraltı doğalgaz depolarının yapım ve işletme aşamalarına Rusya'nın devlet doğalgaz şirketi Gazprom'un da katılabileceği ve de Rusya'nın, Türkiye'de gerçekleştirilecek hidroelektrik ve termik santral projelerine ilgi gösterdiği öğrenildi. Bu gelişmeler, ÜDİK toplantısından enerji işbirliği adına önemli kararlar alınmasına yönelik beklenebileceklere dair bir fikir oluşturdu.

    Rusya-Türkiye ilişkilerinde, enerji işbirliğinin durduğu yeri, Üsküdar Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Tuğçe Varol Sevim değerlendirdi. Enerji işbirliğinin, Rusya-Türkiye ilişkilerinin ‘kalbinde’ durduğunu belirten Varol, ikili ekonomik ilişkilerin önemli bir bölümünün enerji alanında gerçekleştiğini belirtip doğalgaz, petrol ve gelecekte büyük bir yatırım olarak bekleyen Akkuyu nükleer enerji projesinin öne çıktığını söyledi. Akkuyu nükleer güç santrali projesinin çok uzun vadeli bir proje olduğunun ve Rusya'nın bir NATO ülkesinde inşa edeceği ilk santral olacağının altını çizen Varol, projenin Moskova-Ankara ilişkileri için ne anlama geldiğini, şu sözlerle anlattı: "Akkuyu’nun teknik altyapısını Rusya uzun yıllar daha sağlamaya devam edecek: yapıp, imal edip sonra geri dönmeyecek. İki ülke burayı beraber işletecekler. Dolayısıyla bu proje, çok uzun vadeli bir stratejik işbirliğinin altyapısı. Rusya açısından bakılacak olursa da çok stratejik bir adım: Rusya artık dışarıya yalnızca doğalgaz ve petrol hammaddesi satan bir ülke olmak istemiyor; teknoloji satan da bir ülke olmak istiyor. Burada dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta, Türkiye'nin bir NATO ülkesi olması. Artık Soğuk Savaş dönemindeki bakış açılarının bu dönemde değişmeye başladığını, iki ülkenin —NATO ülkesi olan Türkiye ve NATO dışında kalan Rusya'nın- birbirlerine karşı (eskiye göre) çok farklı kimlik algılamalarında olduklarını, bu projeye bakıp görebiliyoruz."

    BAŞLAMIŞ: TOPLUMSAL FORUM, BÜYÜK BİR EKSİKLİĞİ GİDERDİ


    1 Aralık ÜDİK toplantısında, kültürel ilişkilerin de alt başlıklardan biri olması bekleniyor. Bu bağlamda, Rusya Türkiye arasındaki kültürel ilişkilerin seyrini, Rusya'da uzun yıllar gazetecilik yapan Cenk Başlamış değerlendirdi. 2012 yılında kurulan Türk-Rus Toplumsal Forumu'nun, kültürel ilişkilerde suyun akışını düzenleyecek mekanizma eksikliğini giderdiğini belirten Başlamış, sözlerine şöyle devam etti: “Böyle bir yapının kurulmuş olması başlı başına sevindirici ve olumlu bir gelişme. Çünkü son 20-25 yıldır Türk-Rus ilişkileri, siyasetten, spora, turizme inanılmaz ölçüde gelişti. Fakat bu ilişkileri düzenleyecek bir mekanizma yoktu. İki taraf da hep 'su akar yolunu bulur' diye düşünerek olayları kendi akışına bıraktı. Ama her zaman böyle olması gerekmiyor, bazen yönlendirmek gerekiyor. İnsanları, halkları, sivil toplum kuruluşlarını devreye sokmak gerekiyor. Bu nedenle Toplumsal Forum kurulması, suyun akışını yönlendirme anlamında bence çok olumlu bir gelişme.”

    Gazeteci Cenk Başlamış, kültürel bağların perçinlenmesi için Türkiye'nin de Rusya'da bir kültür merkezi olması gerektiğini ve kültürel ilişkilerin içinde medya mensuplarının payına da önemli bir görev düştüğünü sözlerine ekledi.​

    HAS: RUSYA VE TÜRKİYE TARİHİN EN OLUMLU DÖNEMİNİ YAŞIYOR


    Peki, tarih boyunca aralarında çatışmaların ve uzlaşmaların yaşandığı Rusya ve Türkiye, nasıl bir geçmişe sahip? Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu’ndan Kerim Has, iki ülkenin coğrafi yakınlığını, diplomatik yaklaşımlarındaki benzerliği, tarih boyunca kültürel ve ekonomik işbirliklerinin nasıl şekillendiğini değerlendirdi. İlişkileri tarihsel akış içinde ele alan Has, Rusya ve Türkiye’nin siyasi yaklaşımlarının ‘nevi şahsına münhasır’ olduğunu ve iki ülke arasındaki ilişkilerin tarihin en olumlu dönemini yaşadığını belirtti.

    Kerim Has, Rusya ve Türkiye’nin tarih boyunca ilişkilerini şöyle özetledi: “Osmanlı İmparatorluğu ve Rus İmparatorluğu zamanı daha çok jeopolitik rekabet ön plandaydı. Ancak Türkiye’nin NATO’ya girmesi sonrasında, Soğuk Savaş dönemi boyunca daha çok gerilimli ilişkiler var. 1990’lara kadar Türkiye’nin Batı ittifakına üye olması ve Sovyetler Birliği’nin de Varşova Paktı’nın liderliğini yapması, ilişkileri çok sınırlı seviyede tuttu. Ama her halükarda 90’lı yıllarda ticari ilişkiler artmaya başlamıştı ve 97’de Mavi Akım Anlaşması’nın imzalanmasıyla enerji işbirliği daha da kuvvetlenmiş oldu. 2000’li yıllara gelindiğinde ise işbirliğinin temellerini oluşturacak anlaşmalar artık imzalanmıştı.” Türkiye ve Rusya’nın Avrasya ülkeleri olarak ne doğu ne de batı olarak tarif edebileceğini ifade eden Has, bu ülkelerin iki kültürü de bir şekilde içinde barındıran, nevi şahsına münhasır kültürel arka plana ve siyasi anlayışa sahip olduklarını kaydetti. Has, “İki ülkenin de Avrupa Birliği içinde yer almamaları ve böylesi bir tarihi arka plana sahip olmaları, ilişkilerinde belirleyici etkenler oluşturuyor. Şu anda devam eden Suriye ve Ukrayna krizlerinde farklı pozisyonlarda yer alıyorlar. Ancak Türk-Rus ilişkilerinde ticaret ve ekonomi ile siyasi ilişkileri birbirinden ayrı olarak ele almak, mümkün olan alanlarda işbirliğine gitmek, eğer işbirliği söz konusu değilse de o alanların diğer ilişkileri zedelememesi yönünde bir tutum sergileniyor” dedi.

    Etiketler:
    Vladimir Putin
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın

    Öne çıkanlar

    • Bir Suriye askeri Halep'te cihatçı gruplardan alınan mahallede zafer pozu veriyor

      İran Dışişleri Bakanlığı Danışmanı Hüseyin Şeyhülislam, Rusya ve İran'ın militanlardan kurtulmayı başaran Suriyeli sivillere yardım amacıyla Suriye'de ortak bir insani yardım operasyonu gerçekleştireceğini söyledi.

      1669
    • Slovenya Dışişleri Bakanı Karl Erjavec

      Slovenya Dışişleri Bakanı Karl Erjavec, Avusturyalı mevkidaşı Sebastian Kurz'un Türkiye'nin AB'ye giriş müzakerelerinin sonlandırılması yönündeki talebini 'tam olarak anlayamadığını' belirterek, "Kurz’un bu tutumu ile tamamen yalnız olduğunu" söyledi.

      0 387
    • Oakland yangın

      ABD'nin Kaliforniya eyaletinin Oakland kentinde konser verilen bir depoda çıkan yangında ilk belirlemelere göre 9 kişi hayatını kaybetti.

      0 757
    • Fenerbahçe - Beşiktaş

      Beşiktaş, Spor Toto Süper Lig'in 13. haftasında Fenerbahçe ile 0-0 berabere kalarak liderlik şansını değerlendiremedi.

      0 2813
    • CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun kardeşi Celal Kılıçdaroğlu

      CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun kesin ihraç istemiyle disipline sevk ettirmesinin ardından partiden istifa eden kardeşi Celal Kılıçdaroğlu, "Erdoğan, Atatürk'ün koltuğunda oturan bir insan. O da bir Atatürk" ifadelerini kullandı.

      0 671
    • Selçuk Özdağ

      AK Parti Manisa Milletvekili ve TBMM Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu Başkanvekili Selçuk Özdağ, Fethullah Gülen ve Papa 2. Jean Paul görüşmesine aracılık eden kişinin eski başbakanlardan merhum Bülent Ecevit olduğunu iddia etti. Özdağ, arabuluculuğu kimin yaptığına dair komisyona verdikleri dilekçenin Vatikan'a gönderileceğini açıkladı.

      0 557