03:31 17 Aralık 2017
Ankara+ 3°C
İstanbul+ 14°C
Canlı Yayın
    AK Parti İstanbul Milletvekili Harun Karaca

    AK Partili Karaca: Paris katliamı, İslamofobi ve ırkçılık karşıtı eylemleri olumsuz etkiler

    Politika
    URL'yi kısaltın
    Yurdagül Şimşek
    0 0 0

    TBMM Dışişleri Komisyonu ile Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu Üyesi AK Parti İstanbul Milletvekili Harun Karaca, Paris katliamını Sputnik Haber Ajansı Ankara Temsilcisi Yurdagül Şimşek'e değerlendirdi.

    Paris'te mizah dergisi Charlie Hebdo'ya yapılan saldırıyı lanetlediklerini vurgulayan AK Parti İstanbul Milletvekili Harun Karaca, "Dergide Hz. Muhammed'in karikatürlerinin yayınlanması böyle bir saldırının haklı gerekçesi olamaz" dedi.

    Karaca, Avrupa'da ırkçı saldırılara karşı eylemlerin yapıldığı bir dönemde Paris katliamının gerçekleşmesinin tam bir talihsizlik olduğunu kaydederek, bu saldırının ırkçılığa ve İslamofobiye karşı sokağa çıkarak eylem yapan sağduyulu insanları olumsuz etkileyeceğini ifade etti.

    AK Parti İstanbul Milletvekili Harun Karaca'nın Sputnik Haber Ajansı'na yaptığı açıklamalar şöyle:

    "KINIYORUZ, LANETLİYORUZ"

    - Fransa'nın başkenti Paris'te mizah dergisi Charlie Hebdo dergisine yapılan saldırıyı nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Öncelikle Fransa'daki bu terör saldırısında yaralananlara acil şifalar, ölenlere de rahmet diliyoruz. Çok üzücü bir olay. Dünyanın neresinde olursa olsun bu terör saldırılarını kesinlikle kınıyor ve lanetliyoruz. Çünkü terörün veya saldırının haklığı kesinlikle sözkonusu olamaz. Zira, bizim ülkemiz de terörden çok çekti, önceki gün Sultanahmet'te terör saldırısından dolayı bir polisimiz şehit oldu ve birçok defa bu gibi saldırılarla karşı karşıya kaldık. Terörün hiçbir haklı gerekçesi olamaz. Yapılan saldırıları tasvip etmemiz mümkün değil.

    "HZ MUHAMMED'İN KARİKATÜRÜ HAKLI GEREKÇE OLAMAZ AMA…"

    İkincisi, saldırının Hz. Muhammed'in karikatüründen dolayı olduğu ajanslara düştü. Kesinlikle haklı bir gerekçe değildir bu. Ama, böyle bir karikatürün yayınlanmasına Fransız hükümeti müsaade etmemeliydi. Aynı şekilde inançlara saygılı olunması gerektiğini söylemek istiyorum ve bu saldırıyı kesinlikle lanetliyorum.

    "ÜST AKIL HEPSİNİ BİRDEN YÖNETİYOR"

    - Son dönemlerde Avrupa'da yabancı düşmanlığı yaşanıyor, camilere yönelik saldırılar da var. Müslümanlara yönelik tepkilerin yaygınlaşmasında İslam ve dini gerekçe göstererek terör eylemi yapan El Kaide, IŞİD gibi grupların da etkili olduğu yorumları yapılıyor. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Özellikle Batı'da İslam düşmanlığı ile ilgili hareketler pompalanıyor son zamanlarda. Bu düşmanlık 2001'de Amerika'da İkiz Kuleler'in yıkılmasından sonra Batı basınında sürekli körüklenmeye başladı. Halbuki bu konuyla ilgili bir çok şey yazılıp çizildi. Ama bu örgütlerin finansını yapanların, bu örgütleri büyütenlerin de yine aynı şekilde aynı mihraklar olduğunu biliyoruz. Yani üst akıl hepsini birden yönetiyor. Bu üst akılın yönettiği örgütlerle beraber çeşitli eylemler de yapılıyor. Yoksa bu silahları, bu kadar teçhizatı, bu kadar mühimmatı bu insanlar kendiliğinden üretmiyorlar. Üretenler belli, satanlar belli ve satanlara karşı bu eylemleri yapanlar da belli. Bunu Afganistan'da ve diğer ülkelerde gördük. Amerika bunun açısını çekti.

    "İSLAMOFOBİYE DİKKAT"

    Şimdi en son dönemde de İslamofobi olarak Müslümanlara karşı bir saldırıya dönüştü, özellikle de son dönemlerde Almanya'da. Geçtiğimiz dönemlerde Avusturya'da buna benzer şeyler oldu. Milliyetçilik akımlarından ülkeler hep zarar gördü. Biz globalleşen dünyada bu tarz milliyetçilik akımlarının yanlış olduğunu düşünüyoruz. Ülkemiz de bundan çekti, düne kadar Türk milliyetçiliğinden bugün Kürt milliyetçiliğinden… Milliyetçilik akımlarının her biri bu tür  olaylara gebe daha doğrusu. Kendinizi üstün bir ırk olarak görmeye başladığınız anda diğer bütün insanlar sizin karşınızdadır. Çünkü en üstün sizsiniz. Böyle bir üstünlük ne bizim inancımızda ne de örf ve adetlerimize uygundur. Almanya'da da sağduyulu olan vatandaşlar bu tür eylemlere karşı sokaklara çıktı. Orada masum insanlara, camilere milliyetçilik adı altında saldırılıyor, zarar veriliyor. Bu zarar vermeden dolayı sağduyulu vatandaşlar  sokaklara çıkmışlar, çünkü kendi ülkeleri bu işten geçmişte en çok acıyı gördü. Cumartesi günü özellikle Almanya'da büyük bir miting oldu ve Alman vatandaşları sokaklara döküldü. Türkiye'den gidenler de oldu. İnsanlar topyekün halinde bu saldırıları kınadı. Ancak sadece sağduyulu olmak yetmiyor, bunun altını çizerek söylüyorum, mücadele de edilmesi gerekli.

    SAĞDUYU İLE SOKAKTA MÜCADELE

    - Nasıl mücadele edilecek?

    Almanya vatandaşları bu sağduyu ile ırkçı hareketlere karşı mücadele etme kararı almış, sokağa dökülmüş. Sadece sizin evinizde oturup da bu işe tepki göstermeniz veya o tepkinizi bir arkadaşınızla paylaşmanız bir şey ifada etmiyor. İnsanlar sağduyulu olarak mücadele etme kararı almış ve sokağa çıkıp eylem yapmış, ırkçı saldırıları lanetlemişler. Tam bu aşamada Fransa'da böyle bir olayın olması büyük bir talihsizlik. Sağduyulu vatandaşların bu tür eylemleri yapmasına karşı yeni bir hareket olarak ortaya çıkıyor ki, tasvip edilebilecek hiçbir yanı yok.

    "PARİS OLAYI, SAĞDUYULU MÜCADELEYİ OLUMSUZ ETKİLER"

    - Bu tür eylemler sağduyu çağrıları yapanları olumsuz mu etkiler sizce?

    Buradaki en büyük hadise o. Çünkü karşı tarafta terörist bir eylem yapanlar, bunu Müslümanlar adına yaptığı söylediler. Ajanslara düşen haberlerde özellikle ön plana çıkarılan Hz. Muhammed'in karikatürünün yayınlanmasından dolayı derginin basıldığı ve oradaki insanların öldürüldüğüydü. Bu diğer taraftan ırkçı ve İslamofobiye karşı yapılan saldırıları kınamak için sokağa çıkan insanların sokağa çıkmamasına dönük bir durum. Artık insanların onları çağırabilecek, tepki gösterebilecek cesareti olmaz ve bu eylemlerin durdurulmasına dönük de çok büyük kötü bir şekilde gem vurulmuş olur diye düşünüyorum.

    "IŞİD'İ İŞİTMEYENLER, EYLEMLERLE İŞİTTİLER"

    - El Kaide, IŞİD gibi çok fazla din adına bu eylemleri yaptıklarını söyleyen terör örgütleri var. Türkiye de dahil, birçok yerden bu örgütlere katılımlar da oluyor. Bu örgütlerin giderek büyümesi, katılımların engellenmesi sizce nasıl mümkün olabilir? Bu örgütleri besleyen ne?

    Özellikle IŞİD ile ilgili kısımda, IŞİD'i bilmeyenler eylemler başladığı zaman işitmeye başladılar. Biz IŞİD'i dünyaya mümkün olduğu kadar tanıtmaya çalıştık, kaldı ki biz 2013 yılında IŞİD'i hükümet olarak terör örgütü ilan ettik. O zaman dünyayı bu konuda mücadele etmeye çağırdık. Doğuş yeri neresi Irak, El Kaide'nin doğuşuyla ilgili kısmına girmiyorum, o çok detay. Irak'ta IŞİD doğmuş, nereden doğmuş? Mezhepsel bir çatışmadan dolayı doğmuş. Sonra büyütmüşler. Suriye'de El Nusra doğmuş. Önce bu tür örgütler besleniyor, sonra dünyanın başına bela olduğu zaman, o güne kadar dünya yani uluslararası kamuoyu bu işe müdahale etmiyor, büyüdükten sonra müdahale etme kararı alıyor. En büyük yanlış da burada. Halbuki büyümesine müsaade etmemek lazım. Büyümesine müsaade etmemek için de ne ırkçı saldırılara müsaade edilmesi, ne de ırkçı saldırılar gibi mezhepçi saldırılara müsaade edilmesi gerekir ki karşı bir oluşum olmasın. Eğer siz birisine zulüm ediyorsanız o da zulme karşılık farklı şekillerde yapılanmaya gidiyor. Onun yaptığı şeyin doğru olduğu anlamında bunu söylemiyorum, bunun altını özellikle çizerek söylüyorum. Net olarak şunu söylüyorum, ülkeler gerek mezhepsel, gerek ırksal, gerekse diğer şekillerde bir üstünlük görmeye başladığı anda bu tür gayrimeşru örgütler türer ve bu gayrimeşru örgütler de sadece bulundukları ülkelere değil, dünyaya zarar verir. Bunun bir çok örneğini Afrika tarafında görüyoruz, kız çocuklarının kaçırıldığı örgütleri görüyoruz ki, o da dünya basınında sık sık yer alıyor. Hiçbirini tasvip etmiyoruz, hepsini lanetliyoruz, mutlaka ve mutlaka terör örgütlere karşı dünyanın yekvücut halinde mücadele etmesi gerektiğini düşünüyoruz.

    "TÜRKİYE MÜCADELE ETMİYOR DEMEK HAKSIZLIK"

    - Türkiye'den bu örgütlere katılımların olduğu yönünde eleştiriler de geliyor, sizce bu konuda gerekli mücadele yapılabiliyor mu?

    Zaten biz terör örgütü olarak ilan etmişiz. İnsanlar kaçarak gidiyorsa buna herhangi bir şey yapma şansınız yok. Zaten gayrimeşru yolları deneyerek gidiyorlar. Batı'dan gelenlerin de katıldığını duyuyoruz, en azından okuyoruz. Normal şartlarda şimdi elinde AB pasaportu veya diğer ülkelerin pasaportu var. İnsanların kırmızı bülten veya herhangi bir arama taraması yoksa siz zaten kimsenin seyahat etme özgürlüğünü engelleyemezsiniz. Seyahat etme hürriyeti bağlamında lütfen bu işe bakın. Bizim eline silahı alıp da 'ben oraya çatışmaya gidiyorum' diyen bir insana zaten müsaade etmemiz sözkonusu olamaz. Terör örgütü olarak ilan ettik ve mücadele başlattık zaten. Bu AK Parti hükümetine karşı bir haksızlık olur.

    "BİZİM KADAR HASSAS DAVRANMALARINI BEKLİYORUZ"

    - Avrupa'da ırkçı saldırılara karşı sizce yeterli önlemler alınıyor mu?

    Yetkili makamlar tarafından, gerek İçişleri, gerek Adalet, gerekse Dışişleri bakanlıklarımız tarafından özellikle konularla ilgili gerekli girişimler yapılıyor. Bu tür şikayetlerimiz olduğu zaman özelde 'burası bir hukuk devleti, biz bu tür şeylere müdahale edemeyiz, buna yargı karar verir' gibi geçiştirmeler oluyor. Ama Türkiye de bir hukuk devleti. Buna istinaden biz bu tür şeylere karşı aktif olarak hukuk içinde kalmak şartıyla mücadelemizi veriyoruz. Biz Avrupalı ve Batılı dostlarımızın da aynı şekilde oradaki gerek Türklerin, gerekse Müslümanların zarar görmemesi için en azından Türkiye kadar hassas davranmalarını ve bu konuda mücadele vermelerini temenni ediyoruz.

    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın