04:27 17 Kasım 2018
Canlı Yayın
    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan

    Erdoğan formülünü açıkladı: Balımızı yapar, milletimize sunarız

    © AFP 2018 / Adem Altan
    Politika
    URL'yi kısaltın
    0 03

    'Türk tipi' başkanlık sistemini önerdiğinde saldırıya uğradığını belirten Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Mecbur muyuz illa Amerikan sistemi, Fransız sistemi veya şu sistemi bu sistemi söylemeye... Biz hepsinden alırız. Adeta bir arı gibi ondan da ondan da hepsinden toplarız. Balımızı yapar, milletimize sunarız" dedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde 18'incisi düzenlenen muhtarlar toplantısında, Antalya, Çanakkale, Çankırı, Denizli, İstanbul, Kayseri, Şanlıurfa, Tokat ve Trabzon'dan gelen muhtarlara hitap etti.

    Hasan Karakaya
    © Fotoğraf : Twitter
    ‘HASAN KARAKAYA'YI KAYBETMENİN ÜZÜNTÜSÜYLE AYRILDIK'

    Geçtiğimiz hafta Suudi Arabistan'a yaptığı ziyareti anımsatan Erdoğan, o ziyarette çok verimli, önemli görüşmeler gerçekleştirdiğini bildirdi. Suudi Arabistan programı vesilesiyle Mekke ve Medine'yi de ziyaret ederek Umre yapma imkânı bulduğunu belirten Erdoğan, "Yılın son günlerini Mekke ve Medine'de geçirerek ülkemiz, milletimiz, ümmetimiz ve tüm insanlık için dua ettik. Dualarımızda barış, huzur, güvenlik, esenlik temennilerimizi ifade ettiğimiz bu ziyaretin son gününde Medine'de bir gazeteci arkadaşımızı, kardeşimizi, Hasan Karakaya dostumuzu kalp krizi neticesi kaybetme üzüntüsüyle kutsal topraklardan ayrıldık" diye konuştu.

    ‘OPERASYONLARIN UZAMASINI TERCİH ETTİK'

    2015 yılının hem ülke hem bölge hem de dünya için zorlu bir yıl olduğuna işaret eden Erdoğan, şöyle devam etti:

    "Geçtiğimiz yıl yaşadığımız iki seçime rağmen Türkiye, siyasi ve ekonomik istikrarını muhafaza etmeyi başardı. Buna rağmen seçim dönemlerinin belirsizliğini ve bölgedeki gelişmeleri fırsat bilen bölücü örgüt bazı ilçelerimiz ve bazı mahallelerimizde terör eylemlerine başladı. Güvenlik kuvvetlerimiz yerleşim yerlerinde süren bu terör eylemlerine, bölgede yaşayan sivil halka zarar vermemek için azami bir dikkat ve hassasiyetle müdahale ediyor. Bu da aslında çok kısa sürede sonuçlanabilecek operasyonların nispeten uzun zaman dilimine yayılmasına sebep oluyor. Biz tek bir masum vatandaşımızın hayatını tehlikeye atmaktansa operasyonların uzamasını tercih ettik, tercih ediyoruz."

    ‘3 BİN 100 PKK'LI ÖLDÜ'

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz yıl yurt içinde ve yurtdışında gerçekleştirilen operasyonlarda 3 bin 100'ü aşkın PKK'lının öldüğünü, aynı dönemde asker, polis, geçici köy korucusu ve sivil vatandaşlardan da 300 civarında kayıp olduğunu bildirdi. Erdoğan, şunları kaydetti:

    ‘NE YAPSALAR BOŞ'

    "Biz bin yıldır bu topraklarda yaşamanın bedelini kesintisiz şekilde ödemiş bir milletiz. Bugün oynanan oyunların gerisinde bu coğrafyadaki bin yıllık hesaplaşmanın yattığını çok iyi biliyoruz. Fakat ne yapsalar boş. Özellikle son iki yüz yıldır yaşadığımız tüm acılara, maruz kaldığımız tüm haksızlıklara, kayıplara rağmen işte hala dimdik ayaktayız, evelallah ayakta durmaya devam edeceğiz."

    ‘SİYASET DEĞİL, İHANETTİR'

    Kürt kardeşlerimin adını istismar ederek, bu ülkeye ve bu millete husumet besleyen kim varsa onun eteğinin altına girmenin adı siyaset değil ihanettir, ihanet" ifadesini kullanan Erdoğan, şöyle konuştu:

    "En başta da Kürt kardeşlerime ihanettir. Çünkü onlar bu ülkenin ve bu milletin ayrılmaz birer parçasıdır. Türkiye'nin gördüğü her zarar, Kürt kardeşlerimin de zararıdır. Türkiye'nin ileriye attığı her adımın kazanımı, Kürt kardeşlerimin de kazanımıdır. Bu gerçeğe rağmen Türkiye'nin tüm kazanımlarına, tüm değerlerine, tüm imkanlarına saldırmanın adı 5. kol faaliyetidir. Siyasetin imkanlarını, siyaseti imha etmek için, daha önemlisi kendi ülkesine saldırmak için kullananlara karşı çok daha kararlı bir duruş sergilemenin zamanı gelmiştir."

    ‘BAKALIM DA GÖRÜN BAŞINIZA NELER GELİR'

    Dünyanın hiçbir yerinde, kendi ülkesine ve toplumuna karşı bu derece aleni cephe alıp da varlığına ve faaliyetine izin verilen bir siyaset anlayışı olmadığına işaret eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    "Siz gidip Amerika'da, İngiltere'de, Almanya'da, Fransa'da, Rusya'da veya başka herhangi bir ülkede, o ülkenin bütünlüğüne yönelik adımlar atmaya kalkın, bakalım da görün başınıza neler gelir. Dünyanın hiçbir ülkesinde terör örgütlerini ve eylemlerini savunmanın adı, siyaset değildir. Türkiye bu bakımdan gerçekten çok olgun, hatta gereğinden de fazla müsamahakar bir ülkedir. Biz bunu yaptık ama artık bıçak kemiğe fazlasıyla dayandı. Şu anda yargılanıyorlar. Tabii bu yargılananların hem sayısı artacak hem de arazide işte görüyorsunuz dağ taş demeden, silahlı kuvvetlerimiz, polisimiz, geçici köy korucularımız hepsi şu anda bir mücadeleyi kararlılıkla sürdürüyorlar."

    ‘PARTİ KAPATMAYA KARŞIYIM'

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, yüzünü kapatarak eylem yapanlarla ilgili gerekli yasal düzenlemenin de yapıldığını anımsatarak, şu ifadeleri kullandı:
    "Prensip olarak ben siyasi partilerin kapatılmasına karşıyım, gereksiz görüyorum, hiç düşünmeye bile gerek yok ancak herhangi bir siyasetçinin yaptığı suçun, hatanın bedelini kurumsal olarak partisi değil şahıs olarak kendisi ödemelidir. Bu genel başkan da olabilir bu milletvekili de olabilir, belediye başkanı da olabilir, meclis üyesi de olabilir, kim olursa olsun, bunun bedelini ödemelidir. Bu kadar."
    Tercihini siyasetten, siyasetin imkânlarından yana değil de terörden, terör örgütünün eylemlerinden yana koyanların, bunun hesabını hukuk önünde vermesi gerektiğinin altını çizen Erdoğan, şöyle dedi:

    ‘YARGININ HAREKETE GEÇMESİ ŞART'

    "Milletvekili sıfatı, belediye başkanı unvanı, parti yöneticisi pozisyonu hiç kimseyi, şayet terör örgütü yanında saf tutmuşsa hukuk önünde hesap vermekten kurtaramaz, kurtaramamalıdır. Terör örgütünün diğer mensupları için hukuk neyi emrediyorsa bu kişiler için aynı yöntemler işletilmelidir. Milletvekili dokunulmazlığı, terör örgütüne perde olmak için değil Meclis'te millete daha iyi hizmet vermek için getirilmiş bir imtiyazdır. Bu imtiyazın istismarına artık parlamentomuz izin vermemelidir. Terör örgütü mensubu gibi hareket eden milletvekilleri konusunda Meclis'in ve yargının harekete geçmesi şarttır diye düşünüyorum."

    ‘MİLLETİMİZİ ‘YA DEVLET BAŞA ŞA KUZGUN LEŞE' DEME NOKTASINA GETİRMEMELİYİZ'

    Milletin hizmet için emanet ettiği imkânları PKK'nın emrine sunan belediye başkanları ve meclis üyeleri konusunda İçişleri Bakanlığı ve yargının harekete geçmesi gerektiğini dile getiren Erdoğan, şunları söyledi:
    "Geçtiklerini de biliyorum. Yine üniversiteler, hastaneler, okullar başta olmak üzere kamu kurumları içinde görev yapanlardan, terör örgütünün yanında yer alanların da süratle ayıklanmasına ihtiyaç vardır. Kimse ama kimse bu devletin ekmeğini yiyip de bu devlete kılıç çalamaz. Cumhurbaşkanı olarak milletimizin vicdanını yaralayan görüntülerine, beyanlara daha fazla şahit olmak istemiyorum. Milletimizi ya devlet başa ya kuzgun leşe deme noktasına getirmemeliyiz."

    ‘BAŞBAKAN'IN ÇALIŞMALARINI TAKDİR EDİYORUM'

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni anayasa konusunda bu yıl mesafe alınmasını ümit ettiği vurgulayarak, Türkiye'nin artık darbe dönemlerinin dışında, siyasetin imkânlarıyla yeni anayasasını yapabilme iradesini ortaya koyması gerektiğini bildirdi.
    "Darbe anayasalarıyla yönetilen ülke utancından artık kurtulmalıyız" diyen Erdoğan, daha "Bismillah" demeden dayatılan ön şartların, milletin arzu ettiği, beklediği, Türkiye'nin yaşadığı değişimi kucaklayacak, önünü açacak bir anayasanın inşasını zorlaştırdığına işaret etti.

    Erdoğan, "Referansımız mevcut Anayasa ise niçin yeni anayasa peşinde koşuyoruz? Adı üstünde yeni anayasa, yeni bir anlayışla, yeni bir yaklaşımla oluşturulmalıdır. Buna rağmen Sayın Başbakan'ın Meclis'te bu yönde uzlaşma sağlama istikametinde sürdürdüğü çabaları destekliyor, takdir ediyorum" dedi.

    ‘BİRİ KALKAR MOSKOVA'YA GİDER NASİHAT ALIR'

    Erdoğan, "Şu ülke bize karşıymış, şu güç bizim aleyhimizdeymiş' bunların hiçbiri de önemli değil. Birisi kalkar Moskova'ya gider, nasihat alır döner. Ona çok yardım yapacaklarmış, onun arkasında ona güç veren terör örgütüne silah yardımı yapacaklarmış. Ne yaparlarsa yapsınlar, ne diyor ilahi emirde 'Allah bize yeter, o ne güzel bir vekildir'. Eğer biz bu inanca, imana sahip olmasaydık, Malazgirt'te 20-30 bin kişilik bir kuvvetle o dönemin en büyük askeri gücü olan 200 bin kişilik Bizans ordusunun karşısına dahi çıkamazdık. Eğer biz bu inanca sahip olmasaydık, 600 yıl boyunca üç kıtada hüküm süren tarihin en kudretli devletini kurup, yaşatamazdık. Aynı şekilde bu iman olmasaydı, Çanakkale'de dönemin en güçlü silahlarla teçhiz edilmiş ordularını mağlup edemezdik" değerlendirmesinde bulundu.

    ‘EY KAHPE RÜZGAR ARTIK NE YANDAN ESERSEN ES'

    Bu ruh ve iman var oldukça vatan toprağının bir karışını kimseye vermeyeceklerini, hedeflerinden vazgeçmeyeceklerini vurgulayan Erdoğan, kendisini dinleyenlere Necip Fazıl Kısakürek'in "Surda bir gedik açtık mukaddes mi mukaddes. Ey kahpe rüzgar artık ne yandan esersen es" sözlerini anımsattı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün bölgede ve ülkede yaşananların bir bölümünün gerisinde, ülkenin gelişmesinden duyulan endişenin yattığını çok iyi bildiklerini belirterek, "Onlara diyoruz ki 'ne yaparsanız yapın, bizi yolumuzdan döndüremeyeceksiniz. Türkiye, sizin üst aklınızın size verdiği akıldan çok daha güçlü bir ferasete sahiptir. Bunu bir defa bilin.' Türkiye 2023 hedeflerine de ulaşacak, 2053 ve 2071 vizyonlarını da hayata geçirecektir. Merhum Akif'in İstiklal Marşımızda veciz bir şekilde ifade ettiği gibi 'Doğacaktır sana vaat ettiği günler hakkın, kim bilir belki yarın belki yarından da yakın" diye konuştu.

    ‘TERÖRE DESTEK VEREN BİR ANAMUHALEFET VAR'

    Ülke ve millet olarak yaşanan tüm sıkıntılara rağmen, geleceğe ümitle bakmak için çok fazla sebebin bulunduğuna inandığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

    "Bunun için yapmamız gereken çok önemli işler var. Bölücü terör örgütünün tümüyle etkisiz hale getirilmesi sadece güvenlik açısından değil siyasi ve sosyal değişimin sağlıklı yürümesi bakımından da şarttır. Siyasi partilerimizin önemli bölümü bu konuda iyi bir imtihan vermiyor. Sadece hükümete, Başbakan'a, Cumhurbaşkanı'na karşı pozisyon almak adına terör örgütü ile aynı safta buluşmakta sakınca görmeyen bir siyaset anlayışıyla karşı karşıyayız. Maalesef hendek kazan teröristleri arkadaşı olarak gören, terör örgütünün eylemlerine bilboard ilanları ile destek veren bir anamuhalefetimiz var. Meclis kürsüsünde dizi repliklerinden, güvenlik güçlerimizi de töhmet altında bırakacak muğlak alıntılar yapan mektuplar okunarak, terör karşısında dik duruş sergilenemez. Terörün, terör örgütünün ya yanında olursunuz, ya da karşısında olursunuz. Bu işin ortası asla olamaz. Anamuhalefet partisine oy veren yüzde 25'in, bu partinin terör örgütüyle aynı çizgiye gelmesinden rahatsız olduğundan ben eminim. Hatta bölgeden çok ciddi oy alan diğer partiye destek verenlerin de yaşananları, hendekleri, oralara döşenen bombaları, yakılan okulları, camileri, iş yerlerini, duvarları delinen evleri, mahremiyetleri ihlal edilen insanların durumlarını tasvip etmediklerine ben inanıyorum."

    ‘KÜRT KARDEŞLERİMİN EVİNİ TERK ETMESİ ZULÜM DEĞİL Mİ?'

    Yaşanan hadiselerin, bölge insanının hakkıyla, hukukuyla, talepleriyle, beklentileriyle ve geleceğiyle bir ilgisinin olmadığının artık açık ve net bir şekilde görüldüğünü ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    "Kardeşlerim, o evleri yakılan, yıkılan, tarumar edilen o insanlar Kürt değil mi? Bu kar, kışta o insanların evini, barkını terk ederek başka illere veya akrabalarına gitmesi zulüm değil mi? Bu zulmü yapan, bu bölücü terör örgütü ve onun temsilcisi konumunda olan siyasiler, bunun hesabını ne bu dünyada ne de ebedi alemde veremezler, veremeyecekler. Bu oyun, bin yıllık hesaplaşmanın yeni bir tezahüründen başka bir şey değildir. Terör örgütü de sırtını ona dayayan parti de bölgede hesabı ve çıkarı olan güçlerin oyuncağı haline dönüşmüş birer kukladan ibarettir. Buradan bir kez daha ifade ediyorum, Türkiye'de Kürt sorunu değil, terör sorunu vardır. Bunu böyle bilmemiz lazım. Kimse, bize bunu yutturmaya kalkmasın."

    ‘KÜRT SORUNU DA KÜRT SORUNU'

    Türkiye'de tüm etnik unsurların kendine has sorunlarının bulunduğunu, bu sorunları her zaman gidermeye çalıştıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ama Türkiye'de kalkıp da yatıp kalkıp, 'Kürt sorunu da Kürt sorunu, Kürt sorunu da Kürt sorunu'. Bunu yutturamazsınız. Biz bunu 2005'te Diyarbakır konuşmamda kapattık. Dedik 'artık Türkiye'de böyle bir sorun yok, bunu kimseye anlatamazsınız. Türkiye'de terör sorunu vardır" diye konuştu.

    ‘HİTLER GİBİ BİR DİKTATÖR ÜLKENİN BAŞINA MUSALLAT OLDU'

    Erdoğan, "Açıkçası muhalefet partilerinin bu konuda kendi geçmişleriyle, tarihleriyle çelişen tutumlarını anlamakta zorlanıyorum. Tutarlı bir politika ortaya koymak yerine, sadece 'ötekiler ak diyorsa, ben kara diyeyim' gibi bir anlayışla yürütülen siyaset kimseye başarıya götürmez. Başkanlık sistemi bu ülkenin, milletin tarihinde var olan, adı ne olursa olsun, fiili uygulaması bulunan bir yönetim tarzıdır" dedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, parlamenter, yarı başkanlık ve başkanlık sistemlerinin tamamında başarılı ve başarısız örneklerin olduğuna dikkati çekti.

    "Yine her sistemin, ülkelerin kendi ihtiyaçları ve anlayışları doğrultusunda biçimlendiği, adı aynı da olsa hiçbir sisteminin diğerinin aynısı olmadığını da görüyoruz" diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

    "İngiltere'deki parlamenter sistemle Türkiye'dekinin aynı olduğunu kim iddia edebilir? ABD'deki başkanlık sistemi ile Güney Kore'dekinin aynı olduğunu söyleyebilmek mümkün müdür? 'Parlamenter sistem diktatör üretmez' diyenler var. Geçtiğimiz günlerde Hitler örneğini vermiştim. Meselenin önünü arkasını bilmeyenler hemen buradan hareketle şahsıma hücum etmeye kalktılar. Halbuki benim söylediğim şey gayet basit. Almanya parlamenter sistemle yönetiliyordu ama buna rağmen Hitler gibi bir diktatör ülkenin başına musallat oldu. Ben bunu söyledim. Aynı şekilde Fransa, parlamenter sistemde bulamadığı istikrarı yarı başkanlık sisteminde yakaladı. Bunu söyledim. Yine başkanlık sistemiyle yönetilen pek çok ülke, hem demokrasi bakımında hem kalkınma bakımında bölgesinde ülkelerin fersah fersah önüne geçebiliyor. Demek ki burada asıl mesele ülkenin hedefleri ile yönetim biçimi arasındaki ilişkiyi doğru kurabilmektir."

    ‘BİZ HEPSİNDEN ALIRIZ'

    Erdoğan, Türkiye'nin de kendi yönetim sistemini gereksinimlere göre belirlemeye ihtiyacının olduğunu ifade etti.
    Erdoğan, "Ben 'Türk biçimi' veya 'Türkiye biçimi' bir başkanlık sistemi dedim. Başladılar saldırmaya. Bunlar kendi ülkelerinin markasını da istemiyorlar. Ya mecbur muyuz illa Amerikan, Fransız sistemi veya şu sistemi bu sistemi söylemeye? Biz hepsinden alırız, adeta bir arı gibi ondan da ondan da, hepsinden toplarız balımızı yapar milletimize sunarız. Olay bu kadar basit" dedi.

    ‘DARBE ÜSTÜNE DARBE GETİRİYOR'

    "Ülkemizdeki mevcut parlamenter sistemin işleyişinden memnun olan var mıdır?" sorusunu yönelten Erdoğan, "Bilmiyorum. Bugüne kadar olanını duymadım. Ama ben şahsen sürekli darbelere, müdahalelere, krizlere çanak tutan bu sistemin ülkemin ve milletimin faydasına olmadığını inanıyorum. İşte biz parlamenter sistemde yaşıyoruz güya, ama devamlı ne getiriyor? Darbe üstüne darbe getiriyor. Çare olarak da rahmetli Özal'dan rahmetli Türkeş'e kadar pek çok siyasetçinin teklifi olan başkanlık sistemini öneriyorum. Ama şu anda merhum Türkeş'in varisleri buna karşı çıkıyor. Demek ki iş kabir ziyareti ile bitmiyor. Zihin hazmedilmiş olsa karşı çıkamazlar" diye konuştu.

    ‘TÜRKİYE'NİN HIZLI KARAR ALMAYA İHTİYACI VAR'

    Başkanlık sisteminin altınını nasıl doldurulacağına, geçmişteki tecrübelere bakarak milletçe karar verileceğini belirten Erdoğan, "Türkiye'nin hızlı karar alma ve uygulama ihtiyacı olduğu bir gerçektir. Başkanlık sisteminin bu ihtiyacı karşılayacak şekilde tasarlanması gerektiği kanaatindeyim. Bu sistemde yasama, yürütme ve yargı arasındaki sınırların doğru şekilde çizilmesi, parlamenter rejimdeki pek çok sorunu ortadan kaldıracaktır. Yeni Anayasa sürecinde diğer konularla birlikte bu hususun da günlük siyasi polemiklerin ötesinde bir anlayışla etraflıca ele alınarak tartışılması gerektiğini düşünüyorum" ifadesini kullandı.

    ‘GÖKTEN ZEMBİLLE İNMEDİM'

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kendisine yönelik eleştirilere de değinerek, bugün 'Cumhurbaşkanı şuna karışmasın, buna karışmasın' diyenlerin hepsinin de bu duruma mevcut sistemin yol açtığını aslında bal gibi bildiklerini ifade etti.
    "Cumhurbaşkanı olarak bugüne kadar Anayasanın şahsıma vermediği hiçbir yetkiyi, tanımadığı hiçbir imkânı kullanmadım. Hangi yetkiyi veriyor, hangisini vermiyor bunları da gayet iyi biliyorum. Zira gökten zembille inmiş bir Cumhurbaşkanı değilim" değilim diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

    "Siyasetin içerisinde ömrümün en verimli yılları geçti. Halen da içindeyim. Ne yaptıysam hepsi de Anayasa'ya uygundur, yasalara uygundur. Buna rağmen sürekli şahsımı eleştirenler benim 'yönetim sistemimizi tartışmalıyız' teklifime de karşı çıkıyorlar. Bazı medya gruplarının ahlaki olmayan şekilde saldırılarını herhalde sizler de görüyorsunuz, izliyorsunuz. Acaba bu medya mensuplarının hiç ahlaktan nasipleri olmadı mı? Olmaz mı? Bu ülkede yüzde 52'ye yapılan saygısızlığın ne olduğunu bunlar ne anlama geldiğini biliyorlar mı? Bunlar kendi isteklerinin, kendi arzularının yerine gelmeyişi sebebiyle çılgına dönüyorlar. Senin gazetenin tirajı ne? Sen, bu yüzde 52'nin düşüncesine, iradesine bu kadar ahlaksızca nasıl saldırabilirsin, nasıl onlara bu saygısızlığı gösterebilirsin? Tabi biz bütün hukuk yollarımızı sonuna kadar kullanacağız, kullanıyoruz. Mevcut sistemden bu kadar memnunsanız o zaman beni niye eleştiriyorsunuz. Mevcut sistemden memnun değilseniz alternatiflerin tartışılmasına niye karşı çıkıyorsunuz? Milletimiz böyle durumlarda ne der, 'bu ne perhiz ne lahana turşusu.' Elbette ben bu eleştirilerin de karşı çıkışların da mevcut Anayasayı sahiplenişin de herhangi bir siyaset, herhangi bir ilke ürünü değil, günlük reflekslerden ibaret olduğunu 40 yıllık siyasi tecrübeme dayanarak, gayet iyi biliyorum. Her zaman ve her konuda olduğu gibi yeni Anayasa ve başkanlık sistemi hususlarında da ben milletime, milletimin temsilcileri muhtarlarıma güveniyorum."

    ‘MEZHEP ÇATIŞMASINI ÜST AKIL İDARE EDİYOR'

    Mezhep fitnesi bir kez daha İslam dünyasını sarsıyor, Müslümanları karşı karşıya getiriyor. Bunu bir üst akıl aslında idare ediyor. Bunu bilmemiz lazım. Mesele nedir? Mesele 'İslam dünyasında bir mezhep çatışması olsun ve İslam dünyası kendi içinde paramparça olsun.' Suriye'de, Irak'ta, Yemen'de Lübnan'da yaşanan görüntülerin gerisindeki en önemli sebebin mezhep fitnesi olduğunu biliyoruz.

    'İDAMLAR SUUDİ ARABİSTAN'IN İÇ KARARIDIR'

    Biz tüm sahabelerimizi eşit şartlarda seviyoruz. Bu tezgahın ardında bölgesel güç olma telaşı var. Irak ve İran'da Suudi Arabistan'da elçiliklerin roketlenmesi ne demek?

    İdamlar Suudi Arabistan'ın iç kararıdır. 46 idam vardı. Bunlardan 43'ü Sünni'ydi. Sadece 3'ü Şii'ydi. Mısır'da binlerce kişiye idam verildi. Dünya bunu neden konuşmuyor?

    İlgili konular:

    Özdemir: Erdoğan’ın istediği başkanlık sistemine 'diktatörlük' diyoruz
    'Erdoğan'ın Hitler'le ilgili sözleri kaza değil'
    Kılıçdaroğlu'ndan 'İsrail'e ihtiyacımız var' diyen Erdoğan'a tepki
    Caferi lider: Erdoğan'a saygısızlık yaptılar
    Bahçeli’den Erdoğan’a: Türk milletinden hiçbir zaman Hitler çıkmamıştır
    Etiketler:
    başkanlık sistemi, Recep Tayyip Erdoğan, Ankara
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın