10:44 04 Ağustos 2021
Canlı Yayın
    Röportajlar
    URL'yi kısaltın
    0 01
    Abone ol

    Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi'nin öldürülmesinin 1. yıldönümünde eşi Türkan Elçi, "Bir tesadüfe kurban gittiğini söylemek için ya çok saf ya da orada bu cinayeti yapan birilerini koruma duygusu içinde olmak lazım" sözlerini sarf etti. Elçi, "Tahir'in faili meçhuller kervanına katılmak üzere olduğunu görebiliyorum" dedi.

    Cumhuriyet'ten Mahmut Oral'ın Türkan Elçi'yle yaptığı söyleşi şu şekilde:

    Soruşturmanın seyrini nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Ortada ne bir iddianame ne bir tanık ne de bir sanık var. Bir yıl içinde nasıl bir mesafe katedildiğine siz karar verin.

    Güveniniz sarsılıyor mu?

    Basında cinayet ile ilgili haberleri her duyduğumda biraz daha umutsuzluğa kapılıyorum. Çünkü gelişmelerin çoğu faili bulmaya yönelik çabalar olmadığı kendini hemen hissettiriyor. Dostlar bizi alışverişte görsün yaklaşımları.

    Failin kim olduğu, neyi nasıl değiştirebilir?

    Özellikle geçirdiğimiz bu meşum yılda kafa karışıklığına mahal verecek cinayetler, pimini kimin çektiği belli olmayan bombalama olayları oldu. Geçmişte yapılan bir eylem birileri tarafından ya da kimin yapmış olabileceği konusunda tahminler yürütülürdü. İçinde olduğumuz bu acayip zamanda bir toplu katliamın farklı farklı kesimlerce üstlenildiğine tanıklık yapıyoruz. Can pazarına dönmüş, insanların paramparça olmuş bir eylemin üstlenilmesi bize şaşkınlık dışında bir duyguya kapılmamıza fırsat vermiyor. Tahir'in cinayetinde tersi bir durum var. Özellikle kimsenin üstlenmek istemediği bir cinayet. Biz, cinayetin üstlenilmemesi mevzusunu Tahir'in naif, masum ve gösterdiği cesaret karşısında katillerin nasıl da korkaklaştıklarına yoralım. Ortada bir vebal var, yapanların bu vebalin altında kalıp ezilme korkusuna kapıldıklarını hissediyorum. Tetiği kimin çektiği konusu benim için hiçbir zaman anlam ifade etmedi. Katil katildir. Katilin kim olduğu önemli değildir. Sadece katilin bulunması önemlidir. Gerçek katilin bulunması tabii ki de ölüm acısını hafifletmeyecektir. Fakat adaletin tecelli etmesi yarına bir nebze de olsa güvenle bakabilmemizi sağlayacaktır. Ölmeden önce bu duyguyu yaşamak isterdim.

    'UMUTLANMIŞTIM AMA…'

    Cinayetin faili meçhuller zincirine eklenmesi kaygınız var mı?

    Aslında ilk günler verilen vaatler karşısında bir nebze de olsa umutlanmıştım. İnsanın duyduğu ani bir acı karşısında böyle bir olay yaşanmamış veya rüyaymış gibi oyunlara başvurduğu da oluyor. Ben birkaç gün rüya olduğuna kendimi inandırdım. Tepkisizliğim biraz da ondan kaynaklıydı. Biraz da ne yapacağını bilememekti aslında. Sonra verilen vaatler karşısında çok az da olsa umutlandım. Ama çok az diyorum. Son zamanlarda faili meçhul kervanının kumlu fırtınalı göz gözü görmez bir çölün ortasında ilerlediğini, bu kervana Tahir'in katılmak üzere olduğunu görebiliyorum. Göz göre göre bir faili meçhule yol almak.

    Sizin cinayet failleriyle ilgili kanaatiniz nedir?

    İlk günden beri görüntüleri baştan sona seyredemedim. Seyretsem ne olacak. Seyredenler bir sonuca ulaşabildi mi? Ben sadece bir minarenin ayaklarının altında bir oyun oynandığına inandım. Sizce de tesadüfi bir çatışmada bir kurşunun sadece Tahir'e denk gelmesi ve sadece hayati önem taşıyan bir bölgesinin hedeflenmesi anlamlı değil mi? Bence bir tesadüfe kurban gittiğini söylemek için ya çok saf ya da orada bu cinayeti yapan birilerini koruma duygusu içinde olmak lazım.

    Failin ortaya çıkarılacağı umudunu saklı tutarak, kendinizi davanın ilk oturumunda gördüğünüzde, ona ne söylerdiniz?

    Bir iddianame açılmayacağı gerçekliği ile karşılaşmadan önce, sürekli bir duruşma salonunda bir katille veya daha doğrusu bir sanıkla karşılaşma anını hayal ettim. Hayal ederken ona neler soracağımı sürekli aklımdan geçirdim. "Tahir'in gözlerine bakamadığın için mi arkadan vurdun?" Veya "Baba akşam eve erken gel, diyen bir çocuğun var mı?" diyecektim. Yoksa niye yaptın falan sorularıyla işim yoktu. Kim seni azmettirdi ile hiç işim yoktu. Cevabını alamayacağım soruları sormayacaktım. Zaten neden yaptıklarını biliyorum. İnsan olduğu için.

    Cinayete Türkiye toplumunun ve özelde de hukuk camiasının verdiği tepkiyi yeterli buldunuz mu?

    Türkiye'de bu cinayet sonrası bir köprünün yıkılışından dolayı üzüntülerini dile getirenlerle karşılaştım. Sadece onu yakından tanıyanlar için söylemiyorum. Ben Diyarbakır dışında İstanbul'da da sık sık kalıyorum. Orada gittiğim bir banka veya bir işyerinde soyadımdan tanıyorlar. Kısa bir sohbetin sonrasında içten bir acı duygusunu dile getirmenin samimiyetini görüyorum yüzlerinde. Anlaşılabilme bir umut duygusuna vesile oluyor bende. Tanımadığım insanlar dışında hukuk camiasından da taziye dileklerini iletmek için sayısız insan evimize geldi. Gelemeyenler telefon açtılar. Bunlar benim için oldukça anlamlı paylaşımlardı. Çocuklarım için her türlü yardımı yapmaya hazır olduklarını dile getirdiler. Tahir'in birleştiriciliği belki yaşarken pek anlaşılamadı fakat ölümünden sonra çoğu insan ardından iyi şeyler dile getirdi. Bu biraz da büyük insanların kaderidir. Ölümden sonra anlaşılmanın kaderi.

    Hayatınızda nasıl değişiklikler oldu?

    Tahir'den sonra her şey çok değişti. Bir umutsuzluk ve hüzün mevsimine girdim. Bir yıl süren bir mevsim. Sürekli ağaçların yapraklarını döktüğü, her gün bir dalın kuruduğu bir mevsim. Gökyüzünde baharın gelişini müjdeleyen ne bir leylek ne bir kırlangıç sürüsü. Hayatınızda, evinizde ne değişti sorusunu tekrarlayacak olursanız size diyeceğim şudur: Önce yemek masamızda bir tabak eksildi. Dört sandalyeden sayı üçe indi. Karşımda boş kalan sandalyeden gözlerimi ayıramadan lokmaları yutmaya çalıştım boğazıma dizildi. Daha sonra telefon rehberimden bir numara eksildi. Beni asla bir daha aramayacak bir telefon numarası.

    'KATİL, ÇOCUĞUN VAR MI?'

    Evde bir sohbet sırasında, bir haber programında ya da gazete sayfasında ansızın Tahir Elçi adı görüldüğünde ya da duyulduğunda, aile topluluğunuz, nasıl bir reaksiyon veriyor?

    Aile olarak kala kala iki kişi kaldık. Kızım da yurtdışına bir okula yerleşti. Ben ve oğlum. Oğlum babasının adının geçtiği hiçbir konuşmayı duymuyor gibi yapıyor. Geçenlerde beraber bir hikâye okuyorduk. O okuyordu ben de dinlerken gözlerimle takip ediyordum. Bir satırı atladığını gördüm. Önce yanlışlıkla yaptığını zannettim. Sonra satırlara bakınca satırda "Tahir amcalara gitmiştik" cümlesi geçiyordu. O cümleyi okumadan atlamıştı. Tekrar somak istiyorum. Katil çocuğun var mı? Sana baba erken gel diyor mu?

    Yazıda ifade edilen görüş ve düşünceler, Sputnik'in görüşlerini yansıtmayabilir.

    İlgili konular:

    Tahir Elçi soruşturmasında yeni gelişme
    Elçi cinayetinde görüntülere müdahale mi edildi?
    Tahir Elçi: Öleceksem Dört Ayaklı Minare’nin altında öleyim
    Tahir Elçi'nin kızı: Devlet istemediği sürece bu cinayet çözülmez
    Tahir Elçi'nin öldürüldüğü günün telsiz konuşmaları savcılıkta
    Tahir Elçi'nin öldürüldüğü yerde 28 silahtan 108 mermi ateşlendi
    Etiketler:
    Tahir Elçi, Türkan Elçi, Diyarbakır Barosu
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın