17:22 21 Temmuz 2019
Canlı Yayın
    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan

    Erdoğan: Nazi benzetmesinin arkasındayım

    © AA / Kayhan Özer
    Türkiye
    URL'yi kısaltın
    0 117

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bazı Avrupa ülkelerine yaptığı Nazi benzetmesinin arkasında durduğunu belirterek,"Benim Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı'mı arabanın içerisine mahkûm eden ve kendi Başkonsolosluğu'na sokmayan bir anlayış bir Nazi dayatması değil de nedir?" ifadelerini kullandı.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Porteki̇z RTP kanalına bir mülakat verdi.

    Bazı Avrupa ülkelerinin hükümetlerine Nazi benzetmesinin arkasında olduğunu ve geçmişteki faşist Nazi uygulamalarının günümüzde de özellikle Türk vatandaşlarına karşı devam ettiğinin altını çizen Erdoğan, "Benim Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı'mı arabanın içerisine mahkûm eden ve kendi Başkonsolosluğuna sokmayan bir anlayış bir Nazi dayatması değil de nedir, bir faşist dayatma değil de nedir? Benim Dışişleri Bakanı'ma uçuş izni vermeyen bir anlayış acaba neyle izah edilebilir? Daha ileri gidiyorum, konuşmaya müsaade vermeyen bu bazı Avrupa Birliği üyesi ülkeler bu davranışlarını neyle izah edecekler?" dedi.

    'BU KADAR UZUN SÜRE AB KAPISINDA BEKLETİLEN BAŞKA BİR ÜLKE YOKTUR'

    Erdoğan, Türkiye'nin hala Avrupa Birliği'ne üye olup olmak istemediğiyle ilgili bir soruya, Avrupa Birliği'ne fiili olarak 1959 yılında başvurulduğunu, 1963'te resmi başvurunun yapıldığını ve 1963'ten bu yana yaklaşık 54 yıl geçmesine karşın hala AB kapısında bekletildiğini belirterek, "Bu kadar uzun süre Avrupa Birliği kapasında bekletilen bir başka ülke yoktur. Ve o günden bugüne de sadece 14 faslın içerisinde bir faslın aç-kapası yapılmıştır, diğer fasıllarda açma var, kapama yoktur, ki bu uygulamalarda da aslında olmayan bir şeydi, bunu sadece Türkiye'ye karşı ne yazık ki Avrupa Birliği uyguladı." dedi.

    "Anlıyorum ki, bunlarla el ele, kol kola olduklarına göre demek ki (terör örgütü olarak) kabul etmiyorlar ve şu anda terörist örgütle işbirliği halinde Rakka'ya giriyor." diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

    'NAZİ İFADESİ DAVRANIŞ BİÇİMLERİYLE ALAKALI'

    Erdoğan, Nazi ifadesinin davranış biçimleriyle alakalı olduğunu ve bu davranış biçimleri devam ettiği sürece bunun tanımının başka izahı olamayacağını söyleyerek, "Mesela ibadethaneler yakılmıştır, bazı Türk dernekleri yakılmıştır, camları kırılmıştır ve kundaklama hareketleri yapılmak suretiyle bazı Türk soydaşlarımız bizim oralarda ölmüşlerdir. Bakın hala bir NSU davası orada devam etmektedir. Niye Avrupa Birliği içerisinde bu değerlendirilmiyor? Almanya'ya bunun hesabı niye sorulmuyor? Biz vatandaşlarımızın hakkını aramayacak mıyız?" ifadelerini kullandı. Mağdur ve mazlum duruma düşen vatandaşlarının haklarını aramaya devam edeceklerinin altını çizen Erdoğan, bunların çifte vatandaşlık hakkını elde etmiş Türkler olduğunu belirtti.

    'EL ELE KOL KOLA OLDUKLARINA GÖRE TERÖR ÖRGÜTÜ OLARAK KABUL ETMİYORLAR'

    Erdoğan, geçen ayki ziyaretinde Başkan Donald Trump'a yaptığı uyarılara rağmen ABD'nin Rakka operasyonunu PYD/PKK ile gerçekleştirmekte ısrar ettiğini söyledi.

    "Biz kendisine diyoruz ki, gelin bunu beraber yapalım. Bir terör örgütüyle bunu niye yapıyorsunuz? Amerika gibi güçlü bir devlete bir terör örgütüyle beraber hareket etmek yakışır mı? Bunu kendilerine söyledik ve bunu kabul etmemiz mümkün değil. Ama baktık ki ısrarlılar, bize düşen de hayırlı olsun dedik, o kadar. Ama şunu da söyledik: Eğer ülkemize en ufak bir taciz olacak olursa biz kimseyle bunu danışmayız, konuşmayız, gereğini de yaparız."

    'PERS YAYILMACILIĞINI DOĞRU BULMUYORUM'

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trump'ın 'İran Ortadoğu'yu dengesizleştiriyor' söylemiyle ilgili fikrinin sorulması üzerine, şöyle konuştu:

    "Şu anda biz Suriye'de Rusya-İran-Türkiye olarak Astana'da beraber çalıştık. Amerika'ya da çağrı yaptık 'gelin beraber çalışalım' diye. Amerika büyükelçisi de bu çalışmaya katıldı. Bizler üst düzeyde bu çalışmaları yaptık ve Astana süreci devam ediyor. Bu tabi Cenevre'ye bir alternatif süreç değil. Ama Suriye sorununu çözmeye yönelik bir adımdır. Bu konuya ilgili olarak Rusya-İran-Türkiye 3'lü mekanizması çalışmalarını sürdürüyor. Biz de diyoruz ki, Amerika da burada yerini alsın. Suudi Arabistan da burada yerini alsın. Beraber bu çalışmaları sürdürelim."

    Türkiye'nin bölgede İran'la ayrı düştüğü konuların yanı sıra ortaklık yaptığı konular da olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Bütün mesele, bunları masada oturarak, görüşerek süratle en ideal biçimde diyelim ki bir Suriye, bir Irak sorununu nasıl çözeriz? Çünkü bölgede şimdi siz İran'sız bir Irak meselesini çözemezsiniz. Bu görüşmelerde İran'ın da bulunması gerekiyor. Suriye'ye gelince, orada da yine İran'ı bu işin dışında tutmak bu işin çözümüne fayda getirmez. Nitekim rejim İran'la çalışıyor mu? Çalışıyor. İran'ın mezhebi noktadaki yayılmacılığında Suriye bir alan mıdır? Bir alandır. Irak bir alan mıdır? Alandır. Ama ben bu yayılmacılığı mezhebi yayılmacılıktan öte bir Pers yayılmacılığı olarak görüyorum. Ve bu Pers yayılmacılığını da tabii doğru bulmadığımı özellikle ifade etmem gerekir." ifadelerini kullandı.

    'KATAR'A ÇOK CİDDİ BİR KUMPAS GÖRÜYORUM'

    Katar ve bazı Arap ülkeleri arasındaki krizle ilgili soruya Erdoğan, şöyle yanıt verdi:

    "Katar bizim, yani benim 15 yıllık başbakanlık ve cumhurbaşkanlığım döneminde yakından, çok iyi tanıdığım bir ülke. Ve şu anda Katar'a yapılan uygulamanın doğru olmadığını görüyorum. Katar'a yapılan bir başka ülkeye olduğu zaman biz orada da o ülkelerin yanında hep yer aldık. Yani bir taraftan gıda ambargosuydu, bir taraftan ne bileyim başka türlü ambargolardı vesaire.. Bunların hiçbirini kabul etmedik. Bir defa şu ana kadar ben çok değişik ülkelerle de buna yönelik telefon görüşmeleri yaptım, 15'i falan buldu ve onlara bu konuyu tabii ki anlatıyorum. Ve burada aslında çok ciddi bir kumpas görüyorum ve bu şık değil. Katar, halkının büyük bir çoğunluğu Müslüman olan bir ülkedir. Şu anda ona karşı böyle bir hareketi, yaptırımı uygulayanlar da Müslüman. Müslüman Müslümanla, hele hele böyle bir Ramazan ayında böyle bir yaptırıma gitmemesi gerekir, bunu bizim diyalog yoluyla çözmemiz gerekirdi. Şu anda da biz istiyoruz ki bayrama kadar diyalog yoluyla bu çözülsün, gayretlerimiz bunun için. Bu konuda Suudi Arabistan Kralı Hadim-ül Haremeyn Şerifeyn burada bu adımı atabilir. Ve en büyüğü olması hasebiyle de Körfezin, hele hele Körfez İşbirliği Konseyinin bu konuda atacağı bir adımla bu iş çözülür. Ve şu mübarek Ramazan ayında Suudi Arabistan'a bana göre yakışan da budur. Temenni ederim ki bayrama kadar bu iş çözülsün ve Suudi Arabistan burada büyüklüğünü ortaya koysun."

    'TÜRKİYE'NİN SAVAŞA GİRMESİ SÖZ KONUSU MU?'

    Erdoğan "Türkiye acaba Katar'ı savunma noktasına kadar hazır mı? Burada bir çatışma veya savaş çıkarsa Türkiye'nin savaşa girmesi söz konusu mu?" sorularına karşılık "Bakın bunlar beklenen, istenen, arzu edilen şeyler değil. Biz bir defa bölgede böyle bir şeyi asla istemeyiz. Fakat şu arada biliyorsunuz Amerika'nın orada üssü var, Fransa'nın üssü var ve bu üslerin orada kurulmasına kimse ses çıkarmazken biz bölgenin güvenliğine yönelik 2014 yılında gelen talep üzerine orada bir üs kurma çalışmasını başlattık, sene 2014. Ve Meclis'ten geçme sürecini de bu arada onu bitirdik, Meclis'ten de geçti. Fakat ben Katar'da bu üssü kurarken, kurduktan kısa bir süre sonraydı, Suudi Arabistan'a yaptığım resmi ziyarette Hadimul Harameyn Şerifeyn'e, yani Salman Bin Abdülaziz'e aynı teklifi yaptım, dedim ki, eğer uygun bulursanız biz Suudi Arabistan'da da bir üs kurabiliriz dedim. Bana kendileri o zaman bunu bir değerlendirelim dedi. Tabi o gün, bugündür oradan herhangi bir şey gelmedi."

    'BİZ KABİLE DEVLETİ DEĞİLİZ'

    FETÖ'nün askeriyenin, polisin, yargının, devletin bütün kurumlarının içine sızdığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

    "Şimdi olağanüstü hal ile biz bunun hesabını soruyoruz ve biz bu temizlik harekatını yapacağız. Bunun için de bir yerlerden icazet almayacağız. 'Yapalım mı, yapmayalım mı' sormayacağız. Bizim kendi hukuk sistemimiz var ya, onların da kendilerine göre hukuk sistemi var. Avrupa'da bize ne diyor Avrupalı? Hukuk diyor. Şimdi FETÖ'yü biz Amerika'dan istiyoruz, Amerika vermiyor. Niye vermiyor? Bakın terörist başı Amerika'da, 400 dönümlük bir arazi ona tahsis edilmiş veya satılmış, bizi enterese etmez ve sadece yılda 750 milyon dolar 'charter school'lardan elde ettiği para, fazlası var azı yok Amerika'dan. Bu gerçekler ortada. Böyle bir adamı biz Amerika gibi bir ülkeden istiyoruz, Amerika hala işte 'yargı' diyor bize. Bize 'yargı' diyenler kusura bakmasınlar, onlar da bizim yargımıza saygı duysunlar. Yapılan iş bu. Biz kabile devleti değiliz, biz Türkiye Cumhuriyeti devletiyiz, 80 milyon nüfusumuz var bizim."

    İlgili konular:

    Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu Mekke'de Kral Selman ile bir araya geldi
    Kommersant: Çavuşoğlu barışçıl rol üstlendi
    YPG: Rakka'nın özgürleştirilmesi aylar alabilir
    'Rakka zaferi, YPG’yi meşrulaştırır’
    Erdoğan'ın açıklamaları Alman basınında: Nazi kıyaslamalarını durdurmak istemiyor
    Erdoğan'ın Nazi yakıştırmasına İsrail de tepkili
    Etiketler:
    PYD, Türkiye-AB üyelik müzakereleri, Katar krizi, Nazi, Avrupa Birliği, Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan, Katar, Irak, İran, Rusya, Türkiye, Avrupa
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın