12:58 21 Ağustos 2018
Canlı Yayın
    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş

    Diyanet İşleri başkanı Erbaş: Hükümleri değişen şartlara göre gözden geçirmek reform değil

    © AA / Raşit Aydoğan
    Türkiye
    URL'yi kısaltın
    144

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Diyanet İşleri Başkanlığı'nda düzenlediği basın toplantısında, gündemdeki konuları değerlendirdi. Erbaş, "Dinin değişmez sabiteleri dışında kalan ve içtihadın mümkün olduğu alana dahil olan bazı fıkıh hükümlerini, değişen şartlara göre gözden geçirmek, dinde reform yapmak anlamına gelmemektedir" dedi.

    Erbaş, Diyanet İşleri Başkanlığı'nda düzenlediği basın toplantısında, son günlerde özellikle medyada İslam kültürüne ait bazı kavramlar etrafında geliştirilen kişisel görüşler bağlamında bazı tartışmaların gündemi meşgul ettiğini hatırlattı. İslam'ın, bütün insanlığın huzur ve mutluluğu için gönderilmiş, kıyamete kadar bütün zamanlarda insanlığın ufkunu aydınlatacak hak din olduğunu söyleyen Erbaş, açık bir gerçeklik olarak, İslam'ın zaman ve mekana göre değişmeyen, başta tevhid olmak üzere inanç esaslarına dair sabiteleri, varoluşa, insana, hayata, çevreye dair evrensel ilkeleri, ahlaki değerlerinin olduğunu ifade etti.

    İslam'ın bireysel ve toplumsal hayata yönelik ilke ve kurallar da getirdiğini hatırlatan Erbaş, Müslüman alimlerin bu kuralları yine Kur'an-ı Kerim ve Hazreti Muhammed'in sünneti doğrultusunda yorumladığını ve yaşadıkları zamana ve şartlara uyarlayacak içtihat ilkeleri geliştirdiğini kaydetti.

    'YENİLENME, İSLAM İLİM GELENEĞİNİN DE MÜNTESİPLERİNDEN BEKLEDİĞİ BİR GÖREV'

    Erbaş, böylece İslam'ın temel ilkelerinin, dünya görüşünün ve adaleti esas alan toplumsal hayat idealinin sürekliliğinin sağlanmasının hedeflendiğini dile getirerek, şunları ifade etti: "Dinin değişmez sabiteleri dışında kalan ve içtihadın mümkün olduğu alana dahil olan bazı fıkıh hükümlerini, değişen şartlara göre gözden geçirmek dinde reform yapmak anlamına gelmez. Aksine bu davranış, İslam'ın evrensel hakikatlerini, onların özüne dokunmadan her çağa ve topluma aktarmak ve hayata ilahi bildirimler doğrultusunda rehberlik etmek demektir. İşte bu çerçevedeki bir yenilenme esasen İslam ilim geleneğinin de ilkelerini belirlediği ve müntesiplerinden beklediği bir görevdir. Din İşleri Yüksek Kurulumuz bu görevi 'Kesin ve açık bir nassın olduğu yerde içtihad edilemez.' kuralıyla 'Böyle bir nassın olmadığı konularda zamanın değişmesine bağlı olarak hükümler de değişebilir.' kuralı ekseninde yapmaya gayret etmektedir."

    'İLMİ VE BİLİMSEL BİR DİSİPLİNLE KONUŞULMALI'

    Her çağda ve zamanda İslam'ın evrensel hakikatlerini doğru anlayarak Müslüman mefkureyi oluşturmak ve bu doğrultuda sürekli fıkhını yenileyerek yaşanan hayata rehberlik etmenin Müslümanlar ve özellikle ulema için önemli bir sorumluluk ve hayati bir görev olduğunu vurgulayan Erbaş, hayata rehberlik eden bir dinin, sosyal gerçeklikleri ve değişimleri göz ardı etmesinin düşünülemeyeceğinin altını çizdi.

    Erbaş, İslam'ın sabiteleri ve dinamik dünyasının, bilgi ve metodolojiye dayalı bir uzmanlık alanı olduğunu, bunların ilmi ve bilimsel bir disiplin içinde konuşulması gerektiğine işaret ederek, "Din İşleri Yüksek Kurulumuz ile İlahiyat ve İslami İlimler Fakültelerimiz bu konuda yetkin kurumlardır. Sahih dini bilginin üretildiği ve güncellendiği ilim merkezleridir" dedi.

    'İSLAM HİÇBİR KURUM VE KİŞİNİN TEKELİNDE DEĞİL'

    İslam'ın bütün müminlerin ortak inancı ve değeri olduğunu, bunun hiçbir kurumun ve kişinin tekelinde olmadığını vurgulayan Erbaş, "Herkes İslam hakkında konuşurken hak ve hakikate karşı sorumluluğun gereği olarak dikkatli olmak durumundadır. İslam'ın ilkelerini ve ufkunu yanlış ya da eksik anlamaya yol açabilecek, hatalı söz ve eylemlerden kaçınmalıdır." diye konuştu.

    Erbaş, hayati bir ilke olarak hakikati söylemek kadar, hakikati doğru bir yöntemle, açık ve anlaşılır bir üslupla, zamana, mekana ve muhataba uygun olarak, farklı algılara ve yanlış anlamalara mahal vermeyecek şekilde konuşmanın önemine işaret ederek, bunun ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.

    'KİŞİSEL, ACELECİ, POPÜLİST SÖYLEM VE YAKLAŞIMLARDAN KAÇINILMALI'

    "Rahmet ve esenlik dini İslam’ın ilke ve kavramlarının suistimal edilerek, FETÖ, DEAŞ ve benzeri yapılarda olduğu gibi kavga, anarşi ve ayrışmalara alet edildiği günümüzde, sahih dini bilgi konusu adeta Müslümanların güvenliği meselesi haline gelmektedir." diyen Erbaş, şunları kaydetti:

    "İslam'ın hakikatleri söz konusu olunca herkes, metodolojik olarak hesabı verilemeyecek kişisel, aceleci ve popülist söylem ve yaklaşımlardan kaçınmak zorundadır. İslam'ın temel kaynaklarını, doğru bilginin metot ve yöntemini dikkate almayan, birlik ve beraberliğimizi zedeleyen, hikmeti göz ardı eden, ayrıştırıcı ve ötekileştirici yaklaşımlar, itici, kırıcı, katı ve kaba bir dil, bulanık ve gizemli bir üslup ile sahte ve yapmacık tavırlar, öfke ve nefret üreten davranışlar her şeyden önce Müslümanlara zarar vermektedir."

    Ali Erbaş, medya ve iletişim imkanlarının hayatı kuşatmasının beraberinde getirdiği bilgi karmaşası nedeniyle bugün iletişim ve haber ahlakının daha önemli hale geldiğini, bilgiyi aktarırken bağlamından koparmadan, hedef göstermeden, çarpıtmadan habercilik ilkelerine sadık kalmanın ihmal edilmemesi gereken ciddi bir sorumluluk olduğunu vurguladı.

    'İSTİSMARCI SÖYLEM KİŞİ VE GRUPLARA KARŞI GEREKLİ ÇALIŞMALARI TİTİZLİKLE YAPIYORUZ'

    "Başkanlığımız yasal sorumluluğu gereği, yanlış dini bilgilerle milletimizi yanıltan, birlik beraberliğimizi zedeleyen, ayrıştırıcı ve dinin hakikatlerinden uzak, istismarcı söylem, kişi ve gruplara karşı gerekli araştırma ve çalışmaları titizlikle yaparak sürekli milletimizi bilgilendirmeye devam edecektir." diyen Erbaş, aziz milletin dini bilgi ve din hizmeti konusunda Başkanlığı takip etmelerinin kendilerini memnun ettiğini ifade etti. 

    Erbaş, teveccühlerinden dolayı millete teşekkür ederek, kendilerine her daim, güncel sahih dini bilgi, din eğitimi ve din hizmeti sunmaya devam edeceklerini kaydetti.

    'KADINA DÖNÜK ŞİDDET İSLAM'DAN REFERANS BULAMAZ'

    Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla İslam'ın kadına bakışına da değinen Erbaş, şu değerlendirmelerde bulundu: "Yüce dinimiz İslam’a göre insan, mükerrem bir varlıktır. Dolayısıyla kadın ve erkek arasında, yaratılış gayesi, varoluş değeri ve kulluk sorumluluğu açısından hiçbir fark yoktur. Hz. Adem'den itibaren bütün peygamberler ve onların kutlu yolunu takip edenler, kadını erkek üzerinden tanımlayan, ikinci sınıf sayan, değersizleştiren, olumsuz yorumlara konu eden, onun haklarını, onurunu ve iffetini ihlal eden bütün tavır, davranış, tutum, düşünce ve yaklaşımlarla mücadele etmiştir. Peygamber Efendimiz Veda Hutbesi'nde, kadınların haklarını gözetmeyi, bu hususta Allah'tan sakınmayı, kadın ve erkeklerin birbirlerinin hukukuna riayet etmelerini Müslümanlara bir sorumluluk olarak yüklemiştir. Dolayısıyla, tasvip edilir hiçbir yanı, yönü ve mazereti bulunmayan kadına dönük şiddet merkezli eylem ve söylemin, rahmet ve esenlik dini olan İslam’dan referans bulması asla mümkün değildir. Zira şiddete meşruiyet sağlayan, merhameti öteleyen ve kadını rencide eden bütün gelenek, örf ve inanışlar reddedilmelidir."

    İlgili konular:

    Erdoğan: Dinde reform aramıyoruz, haddimize mi?
    Marmara İlahiyat'tan Erdoğan'a destek: Bu marjinaller dikkate alınmamalı
    Kalın, Erdoğan'ın 'İslam'da güncelleme' sözlerine açıklık getirdi: Ezmânın tagayyürü ile ahkâmın tagayyürü inkâr olunamaz
    Etiketler:
    Diyanet İşleri Başkanlığı, Ali Erbaş, Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın