00:14 19 Kasım 2019
Canlı Yayın
    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan

    Erdoğan: Tehdit öncelikle stratejik ortaklardan geliyor

    © AA / Murat Kula
    Türkiye
    URL'yi kısaltın
    0 823
    Abone ol

    Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, erken seçim kararının ardından ilk kez katıldığı televizyon programında konuştu.

    NTV Siyasi İşler Özel programında Erdoğan, gündemdeki tüm sıcak gelişmeleri Ahmed Arpat moderatörlüğünde, Okan Müderrisoğlu, Serpil Çevikcan ve Mustafa Kartoğlu'nun soruları aracılığıyla değerlendirdi.

    Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları şöyle:

    • Böyle bir program yeni planlanmadı tabi. Benim çok önceden verdiğim sözdü gerek Okan’a gerek Serpil’e ve Mustafa Bey’e. Böyle olunca NTV’de bu programı gerçekleştirelim dedik. Bu akşam biz yurtdışında da izleniyor olacağız. Ülkemiz demokrasisi için, ekonomimiz için birlik beraberliğimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Bizim tabii hafta başında da sayın Bahçeli ile bu hafta içinde bir görüşme arzumuz olmuştu.

    'GRUP KONUŞMASINDA 2019'U VURGULADIM ÇÜNKÜ ARKADAŞLARIMIN NE DİYECEĞİNİ BİLMİYORDUM'

    • Sayın Bahçeli’nin de Çarşamba günü saat 13.30 için bir mutabakatı olmuştu. Salı günü böyle bir durum ortaya çıkınca aynı gün benimde malum grup konuşmam vardı. Orada yine 2019’u vurguladım ben. Çünkü arkadaşlarımın henüz ne diyeceğini bilmiyordum. Daha sonra hemen toplantı odamızda arkadaşlarımı toparladım ve ilk değerlendirmeyi yaptım. Bu değerlendirmeden sonra bir de geniş çaplı değerlendirelim istedim. Sonrasında bizim için artık erken seçim noktasında bir tarih ve bu konuyla ilgili takvimin belirlenmesi kalıyordu. Çarşamba günü sabahı tekrar arkadaşlarımla bir görüşme yaptım. Sayın Bahçeli ile görüşmeye bu şekilde girdik ve görüşmemiz esnasında teklifimizi bizler de aynen kendi tekliflerine karşı teklif olarak sunduk. Olumlu yaklaştılar ve 24 Haziran’ı gerek ülkemizde okulların kapanmasını düşünerek gerek üniversite imtihanlarının yapılacağını düşünerek, malum YÖK Cumhurbaşkanlığı’na bağlı olduğu için.

    'SERİ KARAR ALABİLMENİN İSPATI OLDU'

    • Burada çok seri karar alabilmenin bir ispatı da oldu bu. Hemen sayın başkana konuyu arkadaşlarım ilettiler ve hemen YÖK toplandı ve bir hafta sonraya imtihanları aldılar. Biz de 24 Haziran kararını aleniyete geçirmiş olduk. 24 Haziran tarihini erken seçim tarihi olarak Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yapmış olduğu basın toplantısında açıklamış oldum. Böylece 24 Haziran artık yaz tatiline filan gitmeden bayramın hemen ertesinde, üniversite imtihanlarına hemen hazırlık noktasında 1 haftalık süreyi koyarak giriyoruz. Tekrar ülkemiz ve milletimiz için inşallah hayırlara vesile olsun diyorum. Bütün milletimiz bu yola çıkarken tabii ki en ağır görev Yüksek Seçim Kuruluna düşecek. Yüksek Seçim Kuruluna da başarılar diliyoruz.

    'ERKEN SEÇİM, AK PARTİ PRENSİPLERİ ARASINDA HİÇ OLMADI'

    • ('Baskın seçim, danışıklı dövüş' iddialarıyla ilgili) Bu iddiaların hepsi ortada. Çünkü ana muhalefet, erken seçim konusunu aylardır gündemde tutuyor. Erken seçimle yattılar, erken seçimle kalktılar. Böyle bir durum söz konusu değil. Fakat bizim de malum erken seçim konusu, AK Parti olarak bizim prensiplerimiz arasında hiç olmamıştır. O süreçlerde özellikle bu konulara, 'bizim için gündemde erken seçim yok' demişiz. Son cumhur ittifakını beraber olgunlaştırdığımız müttefikimizin bu açıklaması durumu değerlendirmemizi gerektirdi. Bunun üzerine durumu değerlendirelim istedik. Değerlendirdik ve böylece buraya geldik. Yoksa önceden böyle bir görüşme, sufle etme söz konusu değil. Nitekim yola da böyle çıkışımız oldu.

    'ERKEN SEÇİM KARARINDA DÜŞÜNDÜĞÜMÜZ TEK ŞEY ÜLKEMİZİN HUZURU'

    • Erken seçim kararından önce Cumhurbaşkanlığı seçimine 1.5 yıl vardı. Yani bu ne demektir? Ben 1.5 yıl daha cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturma rahatlığına erişebilirdim. Biz bunu düşünmedik. Bizim düşündüğümüz tek şey var, ülkemizin huzuru, refahı nerede? Burada ana muhalefetin madem ki böyle bir hırsı var, onların hırsını da rahatlatalım istedik. Onun için adımı atalım, onlar da rahatlasınlar. Durmadan 'er meydanı, er meydanı' diyor. Biz de her meydanı dedik. Buyursunlar şimdi her meydanında inşallah milletimiz bedeli ödetecek, soracak.

    'MİLLETİMİZ DEVAM DERSE DEVAM EDERİZ, TAMAM DERSE SAYGI DUYARIZ'

    • Eğer bize 'devam' derse milletimiz, devam ederiz, 'tamam' derse saygı duyarız, yapılacak iş budur. Biz eserlerimizle ortadayız. Muhalefetin hangi eseri var bilemiyorum. Demokrasiyse, demokraside bizim eserlerimiz ortada. Hak ve özgürlüklerse, hak ve özgürlükler konusunda her şeyimizle ortadayız. Adalet, kalkınma ve atılım noktasında yaptıklarımız ortada. Dolayısıyla bu noktada bizim herhangi bir sıkıntımız zaten yok.  Tüm dünya Türkiye'deki gelişmeleri izliyor.
    • Zaho'da, Hakurk'ta aynı şekilde bu darbe harekatı devam ediyor. Bütün bunların yanında Gabar'da, Cudi'de, Bestler Dereleri'nde, Tendürek'te, Kandil'de operasyonlarımız kararlılıkla devam ediyor. Şu an itibarıyla Afrin'de 4 bin 254 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Kuzey Irak'ta 346 terörist etkisiz hale getirilmiştir. İçeride 240 terörist etkisiz hale getirilmiştir.

    'ÖSO İLE MEHMETÇİĞİN BİRLİĞİ BERABERLİĞİ, BANA ÇANAKKALE'Yİ ANDIRIYOR'

    • Bütün bunların yanında ÖSO'yu da tebrik ediyorum. Bizim yaklaşık 56 şehidimiz var. 56 şehidimizin yanında ÖSO yüzlerce şehit vermiştir. Bu konuda en ufak bir ayrım yok. Onların, Mehmetçiğimize olan sadakati, bağlılığı, Mehmetçiğimizin onlara olan sevgisi, sadakati… Nasıl bunlar bir oldular, beraber oldular da bu operasyonlarda bu başarıyı sağladılar. Bu bana adeta Çanakkale'yi andırıyor. Çanakkale'de sadece Mehmekçiğimiz yoktu. Dünyanın değişik yerlerindeki Müslümanlar, burada gelip Mehmetçiğimizle beraber olduysa, burada da benzer tabloyu görüyoruz. Hepsine Allah'tan rahmet diliyorum, gazilerimize Allah'tan şifalar diliyorum.

    'BUNA NEREYE KADAR İNANACAĞIZ? BİR YERE KADAR BUNU YUTTUK DİYELİM'

    • Batının tehdit projeksiyonu var. Güneydeki YPG/PKK/DEAŞ bunlar söyleniyor. Şimdi şu söyleniyor, DEAŞ'a karşı bu bir mücadeledir veya ona karşı bir savaştır gibi laflar ediliyor. Buna nereye kadar inanacağız? Bir yere kadar bunu yuttuk diyelim. Fakat ben şuna bakıyorum, 5 bin tır ABD buraya silah gönderiyor. 2 bin kargo uçağıyla buraya malum silahlar geliyor. Buraya biliyorsunuz 20 kadar üs var bunlar indiriliyor. 

    'BİZ ABD'DEN PARAMIZLA SİLAH ALAMIYORUZ, BU TERÖRİSTLERE SİLAHLAR ÜCRETSİZ VERİLEBİLİYOR'

    • Biz şunu düşünüyoruz Kuzey Suriye'de bu üsler kime karşıdır? 911 kilometre sınır kimin sınırı? Bizim sınırımız. En yakın olan neresi? Biziz. Peki Amerika'nın yanında kim var? Koalisyon güçleri var. Koalisyon güçlerinin de burada ek silahları var. Peki başka kim olabilir? İkinci derecede olsa olsa İran olabilir, üçüncü derecede Rusya var. Çünkü Rusya, hatta ona ikinci derece de diyebiliriz çünkü 5 üssü var. Ama birinci derecede biz varız. Peki Türkiye Amerika ile NATO'da müttefik değil mi? Biz paramızla ABD'den silah alamıyoruz ama ABD bu teröristlere bu silahları ücretsiz verebiliyor. Demek ki tehdit öncelikle stratejik ortaklardan geliyor.
    • Sıkıntı burada. Gelin, oturalım beraber bu işi çözelim. Bunu Sayın Obama döneminde de çok uğraştık. Bizim bir zeytinlik operasyonumuz söz konusuydu, aylarca gündemdeydi biz bunları yapamadık. Gerçekleştiremedik, sürekli oyaladılar. Bu döneme geldik, artık baktık ki bu olmayacak, bunun üzerine biz kararımızı verdik, göbeğimizi kendimiz kestik ve adımı attık.

    'CENEVRE BUGÜNE KADAR SONUÇ DOĞURMADI'

    Erdoğan, Astana sürecinin ön planda ciddi manada yer aldığını, birinci Soçi'nin aynı şekilde ardından Ankara görüşmelerinde Rusya, Türkiye ve İran'ın bir araya geldiğini, üçüncüsünü Tahran'da yapacaklarını, bu çalışmaları bu şekilde devam ettireceklerini aktardı. Astana'nın öneminin korunması gerektiğini ancak Astana'yı Cenevre'nin önüne çıkarmak gibi bir dertlerinin olmadığını ve Cenevre'nin bugüne dek sonuç doğurmadığını ifade eden Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

    'SÜREKLİ OLARAK ÖLÜM YAĞDIRMAYA MERAKIMIZ YOK'

    • Biz burada ancak 3 ülke bir araya gelebildik. Başkalarına da yasak koymuş değiliz. Ama Cenevre bugüne kadar sonuç doğurmadı, yani sonuç odaklı çalışmadı. Biz buralardan çıkacak neticeyle derdimiz Suriye'nin kuzeydoğusuna doğru barış bölgesini yaygınlaştırmak. Çünkü buralar bize hep sınır. Ciddi tehditler aldığımız yerler var. Bunlardan en önemlisi biri Ayn el-Arab'tır. Buradan hep tehditler aldık. Bu bölgeler insanların akrabalarının olduğu bölgelerdir. Ama hassasiyetle bunlar yeter ki bizi taciz etmesinler, yeter ki bizim bölgemize tehdit savurmasınlar. Bu olmadıktan sonra zaten bizim bu bölgelerle sürekli olarak ölüm yağdırmaya merakımız yok.
    • Ana mesajları şu anda açıklamam doğru olmaz, zira arkadaşlarım çalışmaya başladılar, çalışıyorlar. Tabii hafta başından itibaren bizzat bu çalışmaların içeresinde ben de bulunacağım ve arkadaşlarımızın hazırlıklarını beraberce gözden geçireceğiz. Buradaki bütün hedef, Yüksek Seçim Kurulu'nun açıklayacağı seçim takvimidir. Onlar resmi seçim takvimini açıklayacak ki biz de gerçi önceden bazı hazırlıklar var ama kendi takvimimizle onu örtüştüreceğiz. Böylece yol haritamızı da ona göre belirleyeceğiz. Temayül yoklamasını yapacağız, çünkü temayül olmadan milletvekili adaylarımızı belirlemek doğru olmaz.
    • Her an seçime rahatlıkla girebilecek noktadayız. Diğer siyasi partilere göre en hazırlıklı partiyiz. Çünkü İstanbul ve İzmir kongreleri hariç bütün kongreleri bitirdik, kadın kolları ve gençlik kolları kongrelerini de yaptık.

    'BAŞBAKANLIĞIMIN İLK ANINDAN İTİBAREN BÜROKRASİYE KARŞI SAVAŞ VERDİM'

    • Öyle bir bürokratik oligarşi var ki bu bürokratik oligarşi, sizin atacağınız her adımda adeta bileklerinizde bir kelepçe. Başbakanlığımın ilk anından itibaren ben bürokrasiye karşı adeta savaş verdim. Ama siz parlamenter demokraside bunu bir yere kadar başarabiliyorsunuz, bütünüyle başaramıyorsunuz. Örneğin şimdi durum böyle olmayacak, daha farklı olacak.

    'KUVVETLER AYRILIĞI DAHA GÜÇLÜ ÇALIŞACAK'

    • Burada karar verme noktasında en güzel şeyi bu işin malum, yasama, yürütme, yargı… Kuvvetler ayrılığı noktasındaki güç, bu dönemde çok daha farklı ama çok daha güçlü çalışacak, ama devleti bağlayıcı bir güç olmayacak. Bana göre devleti destekleyen, güçlendiren bir güç haline gelecek. Bu bizim için önemli. Nedir bu? Mesela yürütmede parlamentodan kabine oluşturmuyorsunuz, dışarıdan bir kabine oluşturuyorsunuz. Oluşturduğunuz bu kabine sizin için bağlayıcı mı? Siz bu kabineyle her an istediğiniz gibi, bunları alıp bir kenara koyabilirsiniz. Gelenler de zaten bunu bilecek. 'Ya ben başkanla beraber giderim veyahut da başarılı olamazsam her an gidebilirim.' gibi bir durum olacak. Dolayısıyla o da altındakilere karşı böyle bir davranış içinde olacak. Çünkü netice almak, başarılı olmak mecburiyetinde.

    'TİLLERSON'IN ALDIĞI MAAŞIN EXXONMOBİL'DEKİ MAAŞIYLA MUKAYESE EDİLİR BİR YANI VAR MIYDI?'

    • ABD'de Tillerson dünyanın en büyük petrol şirketinin başındaydı. Dışişleri Bakanlığı'na getirildi. Trump hiç haber vermeden kendisini o görevden aldı. Onun kabinede aldığı maaşın ExxonMobil'de aldığı maaşla mukayese edilir bir yanı var mıydı? O sadece bir vatanseverlikti, vatanına hizmet babında kendisine böyle bir görev teklif edilince, o da geldi böyle bir göreve başladı. Trump görevden de alınca, teşekkür etti ayrıldı. Biz de böyle bir döneme alışacağız. Yeni dönemin güzelliği de burada. Biz de özel sektörde başarılı arkadaşlara kabine teklifi yapabiliriz.

    'CHP TERÖRİSTLERLE EL ELE YÜRÜYEBİLİYOR, ELİMİZDE BELGELER VAR'

    • MHP'yle normal şartlarda dahi azami müştereklerimiz var. Ama bir CHP'yle doğru dürüst asgari müştereğimiz bile yok. Niye? CHP, yeri geldiği zaman teröristlerle el ele, kol kola girebiliyor, onlarla beraber yürüyebiliyor, onları savunabiliyor. Elimizde çok belgeler var. Cumhur ittifakında bizim belirleyici 4 esasımız tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet ve yerli ve milli olmamız. Böyle bir şey öbürlerinde olmadığı için bunlarla yapılması mümkün değil. Benim milletim bu ittifakın hasılasını görecek. Bu ittifaka sarılacak. Bunu başarmamız şart ki milletimizin muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkabilsin. Bizde bu insan potansiyeli, bu güç var. Bu insan potansiyeli, bu güç olduğuna göre, biz birçok şeyi niye başaramayalım?

    'CHP'NİN ANLAYIŞI YERLİ VE MİLLİ DEĞİL'

    • (İttifakın dışındakiler gayri milli mi oluyor? sorusuna) Onu, o şekilde değerlendirmemiz doğru olmaz. Şu var, ana muhalefetin ülkenin kalkınmasına bakış anlayışı milli değil, yerli değil. Bakıyorsunuz sizi Batı'ya gidip sürekli olarak şikayet eden bir ana muhalefet anlayışını milli olarak değerlendirebilir misiniz? Türkiye'ye cephe açan ülkelere gidip sizi şikayet eden bir siyasi partiyi milli olarak değerlendirebilir misiniz? Şu anda arkasında terör örgütünün olduğu malum, sözde bir parti ülke ülke dolaşıp kimi şikayet ediyor? Bizleri şikayet ediyor. Böyle bir şey olabilir mi? Sen gel ülkende çalış, halkına kendini ideal bir şekilde anlat, halkın da seni en ideal şekilde değerlendirsin. Ama anlatamayınca, Türkiye de bir hukuk devleti olduğuna göre, bu hukuk devletinin içerisinde bu kurallar senin için de işleyecektir, diğerleri için de işleyecektir.

    'BU ASRIN TÜRK ASRI OLMASINI DÜNYAYA GÖSTERECEĞİZ'

    • Biz, neredeyse Anayasa'yı değiştirme çoğunluğuna sahip olduğumuzda bile Anayasa Mahkemesi bizimle ilgili kapatma davası açtı ya. Anayasa'yı değiştirecek güce, potansiyele parlamentoda sahip olduğumuz zaman. O zaman ana muhalefet 'Ankara'da savcılar var.' diyordu. Biz bunları yaşadık. Ama hayırlısıyla o dönemi de atlattık. Şimdi yeni bir sürece inşallah yerli, milli, 'tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet' anlayışıyla gireceğiz ve yoğun bir çalışmayla da inşallah bu asrın Türk asrı olmasını dünyaya göstereceğiz.
    • Bu ittifaka tarafların saygı duyması, sahip çıkması, ittifakın iki parti açısından da başarılı olmasını getirecektir. İttifak sütununda 2 parti olduğuna göre mühür, hangi tarafa vurulursa onun hanesine yazılacaktır. Bir de tabii sonucunda da mührün iyi vurulmamış olması halinde de yine bu sayısal dağılımda burada yine oradaki çoğunluğa göre bir dağıtım yapılacaktır. Bütün bunlarla beraber oradaki sayının bir tane fazla olması dahi icabında bu ittifakı çok daha güçlü kılabilir. Milletvekili sayısı açısından söylüyorum…

    'CUMHUR İTTİFAKININ ADAYI BELLİDİR'

    • Parlamentoda başkan noktasında başkanın güçlü olması da büyük öneme haiz. Cumhur ittifakının buradaki başkan adayı zaten bellidir. Cumhur ittifakının başkan adayı olarak burada eğer cumhur şahsımı seçerse, seçmesi halinde bizler tabii parlamentodaki bu cumhur ittifakına layık olmaya, onların şahsında, milletimizin layık olmanın gayreti içinde olacağız. Başarılı olma durumunda da tabii cumhur ittifakının çıkaracağı kanunlar var, ama cumhurbaşkanı olarak şahsımın çıkaracağı kararnameler var. Bütün bunlar bir uyum içerisinde millete hizmet yolunda büyük adımların atılmasına da inşallah vesile olacaktır.
    • Cumhurbaşkanını seçmek, çok çok zor değil, kolay. Cumhurbaşkanı adayı pusulada zaten belli, o pusulayı ayrı bir zarfta kullanacak. Ama ittifakın içerisinde de partiler, iki parti, kendi milletvekillerini belirleyecek. Orada onu belirlerken de tabii ki zaten logonun yerinden öte sütün, o sütunun içerisinde mührü nereye basarsa bassın geçerli oy ve onun lehine kullanılacaktır. Zor bir şey yok. Ne kadar oy çıkarsa, oy miktarınca milletvekili sayısını o ilde, o parti çıkarabilecektir. Buradaki dayanışma özellikle cumhurbaşkanı konusunda çok önemli. Bir de her partinin kendi ilkeleri istikametinde alacağı oyuyla kendi milletvekili sayısını belirleme noktasında önem ortaya koyacaktır. Ciddi sıkıntı olacağı kanaatinde değilim.

    'FETÖ DENİLEN ADAM BENİM MİLLETİMİ BÖLDÜ'

    • FETÖ ile mücadele kararlı bir şekilde devam edecek. Benim buradan taviz vermem mümkün değil. Çünkü bu FETÖ denilen adam benim milletimi böldü, parçaladı. Ümmeti böldü, parçaladı. Anayı evladına, evladı anasına, aileyi kendi içinde parçaladı. Birçok bildiğim arkadaşlar var ki şu anda evlatlarından ayrı yaşar hale geldiler. Bunların müsebbibi bu adamdır.
    • Arkasında Amerika var. 400 dönümlük bir yerde bu adam orada paşa paşa yaşıyor. Yasaysa yasalar var. Verilmiş olan kararlar varsa yargının verdiği kararlar var. Tamam yani siz bizden kalkıp da Brunson'u istiyorsanız bu noktada atılan adımlara bakın. Şu anda FETÖ denilen adam orada yargılanmış değil. Ama bununla ilgili Türkiye'de mahkemelerin verdiği kararlar var. Ağırlaştırılmış müebbet verilen kararlar var. Siz bu kararları yok farz edeceksiniz ve bizden gayri kanuni bir talepte bulunacaksınız. Önce bir defa siz de şu anda bir suçluyu suçluların karşılıklı iadesi anlaşmasından hareketle deport etmenin yolu yok mu? Deport et bu adamı. Niye etmiyorsun?
    • Sen aramızdaki anlaşmaya da sadık kalmıyorsun. Burada suçluların karşılıklı iadesi var ve bu adamların daha önce Türkiye'ye hangi paralar karşısında geldiği ortada. Bunun yanında Charter School'lardan bu adamların okullarında ne kadar bedel aldıkları FETÖ'nün ortada. Ya sizin kendi okullarınızda bunlara kendi bütçenizden Charter School'lara siz yılda yaklaşık 700-750 milyon dolar para ödüyorsunuz. Adeta terörü finanse ediyorsunuz. Daha sizinle biz neyi konuşacağız. Ondan sonra kalkıp bizden böyle böyle talepte bulunuyorsunuz. Bu nasıl bir stratejik ortaklıktır? Eğer bir adım atacaksak tamam siz üzerinize düşeni yapacaksınız biz de üzerimize düşeni yapacağız. Eğer hakikaten ittifaksak bu ittifakı da bu şekilde yerine getirmemiz lazım. Böyle bir mütekabiliyet var mı? Yok… Böyle bir mütekabiliyet olmadığı zaman da kusura bakmasınlar.

    'GABON'DA EŞLERİYLE BERABER ALIP GELDİK'

    • Milli İstihbarat Teşkilatımız bunları yerinde paketleyip alıp geliyor. Kararlıyız. Nasıl 'PKK'lıların inlerine gireceğiz' dedik, bunların da gittikleri yerlerde inlerine girip güvenlik güçlerimizle, istihbarat örgütlerimizle alıp getireceğiz. Bu işin kaçışı yok. Mesela şimdi en son Gabon'da olanları eşleriyle beraber alıp geldik. Alıp geleceğiz. Çünkü biz bu şehitlerimizin ahından kurtulamayız. Bu gazilerimizin çektiği acıları dindiremeyiz.
    • Biz de o mağdurların ailelerinin yerinde olabilirdik. Onun için eğer acırsak acınacak hale geliriz. Şu anda mesela cezaevinde olanlar vesaire. Bütün bunların hepsi bunun bir örneği. Eğer bugün yani yüzlerce kişi ağırlaştırılmış müebbet bu cezalara çarptırıldıysa bunun bir sebebi var. Yargı herhalde durup dururken bunlara keyfi olarak bu cezaları vermiyor ki işledikleri suçun karşılığı bu olduğu için veriyor. Yakın takipçisiyiz. Hakikaten birçok avukat arkadaş bu mahkemeleri çok yakın takipte tutmak suretiyle devam ettiriyor.
    • Şunları özellikle söylemek istiyorum. Darbe girişimine yönelik şu ana kadar 285 dava açıldı. 137 davada karar verildi. 1433 sanığa hapis cezası verildi. Bunlardan 1433 sanığın 530'u müebbet, 399'u ağırlaştırılmış müebbet, 504'ü ise 1 yıl 2 ay ile 20 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırıldı. Bir diğer tarafta şu anda 19 değişik ülkeden biz 83 FETÖ yöneticisini getirdik. 10 ülkede FETÖ bağlantılı 76 okul kurduğumuz Maarif Vakfına devredildi. Bir tarafta yine 25 ülkede de FETÖ iltisaklı okulların devri veya yeni okulların açılması için protokollerde imzalandı. OHAL kapsamında yayınlanan KHK'larla 107 bin 175 kişi kamu görevinden ihraç edildi. FETÖ'nün birinci aşama mahrem ve kripto yapısına mensup Türk Silahlı Kuvvetleri içinde de şu anda binlerce kişi deşifre edildi. Bunların da takipçisiyiz.
    • ("Kampanya'ya başlamadan önce Cumhurbaşkanı yardımcılarını açıklayacak mısınız?" sorusuna) Hayır.
    • ("Sayın Başbakan son Başbakan olacağını söyledi, ilk Cumhurbaşkanı yardımcılarından olacak mı?" sorusuna) Ona da şimdiden hayır. Önce derenin görülmesi sonra paçasının sıvanması gerekir.
    • (MHP ile ortak miting) Böyle bir talebin olması noktasında, olumsuz görüşümüz söz konusu değil.
    • Gönlüm ana muhalefetin başındaki zatın yarışa girmesini ister, yarışa girsin. Hiç endişe etmesin, başkasını aramasına falan da gerek yok. Kendisi meydana çıksın. Milletin ona ne kadar oy vereceğini görmesinde çok fayda var. Bugüne kadar çok şey söyledi, 'Yüzde 40' dedi. 40'ı alamadı, 20'lerde kaldı. Hadi gel, Cumhurbaşkanlığı noktasında aday ol, bak bakalım millet sana ne kadar oy veriyor görelim. Bunun dışındaki diğerlerini teferruat olarak kabul ediyorum. Zaman kaybı olarak telakki ediyorum. 'Meydan meydan' diyorsun, buyur işte meydan, gel aday ol. Bu meydanda nasibin nedir gör.
    • Saadet Partisi ile 2-3 kez görüşme yaptık. Herhangi bir netice malesef alamadık. Gördüğümüz kadarıyla CHP'yle daha uyumlu görüşmeleri oluyor. Ama BBP ile görüşmelerimiz oldu. Onlarla bu noktadaki ittifakımız çok farklı bir zeminde olacaktır. Ona göre adını koyacağız.
    • (İYİ Parti'nin seçimlere girmesi) O, malum Yüksek Seçim Kuruluyla Yargıtay Başsavcılığının yapacağı veya yaptığı görüşmelerin ki bugün görüşmeleri olacaktı, yani oranın vereceği karar neyse o karara hepimizin saygı duyması lazım. Girmesi gerekir diyorsa girer, aksi bir durum olursa aksi olur. Ben şu anda o nokta girmesi, girmemesi noktasında bizim bir sıkıntımız söz konusu değil.

    'TERÖR BÖLGESİ DİYEBİLECEĞİMİZ YERLERDE ÇOK SIKINTILAR YAŞANDI, PKK DESTEKLİ PARTİLER SEÇİLDİ'

    • Bu konuda heyetlerin yaptığı görüşmeler gayet verimli bir şekilde sonuçlandı.Mühürlü, mühürsüz pusula noktasında bu seçimlerde artık böyle bir sorun yok, kalkıyor ortadan. OHAL noktasına gelince, OHAL dönemleri içerisinde Türkiye'de bugüne kadar seçimler yapıldı ve hep bir bahane olarak ortaya atıldı. Tam aksine OHAL seçimde bütün ortaya çıkacak muvazaaları da yok edecek bir tedbirdir. Burada tam aksine bir sıkıntı yaşanmayacaktır. OHAL'in olmadığı dönemlerde terör bölgesi diyebileceğimiz yerlerde çok sıkıntılar yaşandı. Vatandaşın can güvenliği yok, sıkıntı içinde sandığa dahi gidemedi. Oylarını birileri onlar adına kullanmak suretiyle PKK destekli partiler seçildi.

    'MACRON, OHAL DÖNEMİNDE SEÇİM KAZANDI'

    • Fransa'da bile Macron, OHAL döneminde seçim kazandı. Bunlarının dünyada örnekleri var, yaşıyoruz. Bunların hepsi ana muhalefetin bahanesi. Hani yerim dar meselesi var ya şu anda Sayın Başkan da 'yerim dar' diyor. Hem istiyorsun hem de 'yerim dar' diyorsun. İşte bak buyur, sana çok daha rahat seçim kampanyası yürütme imkanı OHAL ile sağlıyoruz. Her tarafta rahatlıkla bunu yürütebileceksin. Bunların hepsi kuru bahaneler. OHAL ile birlikte çok daha sağlıklı, rahat bir seçim kampanyasını sürdürme imkanını tüm siyasi partiler yakalama fırsatı bulacaktır."
    • ABD'nin bu noktadaki beyanlarına ben önem vermiyorum. Biz kendimiz bu konuda ne diyoruz, o önemlidir. Bugüne kadar AGİT sürekli gözlemcilerini göndermiştir ama Türkiye'de seçim hiçbir zaman şaibeli olmamıştır. Tam aksine bir Amerika bile bizim yaptığımız seçimleri yapamamıştır. Biz, yüzde 86 katılımla seçimler gerçekleştirmiş bir ülkeyiz. Onlara baktığınız zaman en kabadayısı yüzde 40, 45, 48 buralarda görürsünüz. Hatta Avrupa'da yüzde 35'lerde seçimler yapan ülkeler var. Onlar kendilerine baksın. Bizde tablo bu kadar güçlü, en son seçimde yüzde 85 aklımda kaldığı kadarıyla. Amerika'daki seçimlerde şaibeler, anlatmakta zorluk çekebileceğimiz kadar. Hakikaten sıkıntılı. Bununla ilgili de seçimlerden sonra oralarda çok gürültüler kopmuştur. Bizde böyle şeyler olmuyor, olmadığı gibi de artık çok kısa zamanda seçim neticelerini alabilen bir ülke konumuna geldik.
    • Mühürlü-mühürsüz pusula noktasında artık böyle bir sorun bu seçimlerde yok, kalkıyor ortadan. Ana muhalefetin mühür noktasındaki yaklaşımıysa eğer burada sandık kurulundaki mühürden öte YSK'nın mührüdür. YSK zaten bunların hepsini, bu mühür işlerini bitirerek bunları torbalıyor, ilgili yerlere gönderiyor. Bu konularda herhangi bir sıkıntı söz konusu değil.

    'SEÇİME HAZIR DEĞİL, ADAYI VAR MI? YOK'

    • Şimdiden başladılar. Sen bir dur bakalım daha seçime gir. Seçime hazır değil, adayı var mı? Adayı yok. Bakalım adayını ne zaman açıklayacak bu da var. 'Parti Meclisi belirler' dedi. Tamam, Parti Meclisini toparlamak zor mu? 24 saatte toparlarsın. Zor değil, hiç aday bulamıyorsan kendin aday ol. Bakıyorsun bir taraftan bir bayan çıkıyor, başka taraftan biri çıkıyor. Bakıyorsun adayları da bol, o zaman onlardan bir tanesi üzerinde karar kıl ve hemen açıklayıver. Milleti heyecana boğmaya da gerek yok.
    • 10-11 bin kişilik bir spor salonunda bir uluslararası kuruluşun toplantısında bulunacağım ve orada Türk vatandaşlarıma sesleneceğim. Büyük ihtimalle Avrupa'yı orada toparlayacağız. Konuşmamızı yapacağız. Demokrasi mücadelesi öyle kolay kolay kısıtlanabilecek, önü kesilebilecek bir mücadele değildir. Sizin bir yerde önünüzü keserler öbür yerden çıkarsınız. Avusturya'nın başındaki zatın attığı bu adımlar tamamen kendisine ters dönecek adımlardır. Bunlar da bunun bedelini ödeyecektir. Ülkemde ise kongrelerle ilgili dolaştığım iller var. Bu illerden sonra bizim bir değerler silsilesi var. Bu seçmenle ilgili. Seçmen değerlemelerini yaptırıyorum. Bu değerlemeden sonra da gideceğim iller olacak. Ancak gidemeyeceğim iller de olacak. İlerimize verimlilik esasına göre gitmekte kararlıyım.
    • (Milletvekili adayları listesine FETÖ'nün sızması ihtimaline ilişkin) Artık kolay değil. Çok hassasız. Her türlü inceleme ve araştırmayı yapıyoruz. Böyle bir sızmanın olabileceğine ihtimal vermiyorum.
    • Şunu bir defa rahatlıkla söyleyebilirim; Biz şu anda belki şah damarını terörle mücadelede kesmiş olamayabiliriz ancak şah damarı çok ciddi bir darbe yedi ve kanamada. Bunu söyleyebilirim. Zira, sayılar içeride, bakın ciddi manada düştü. Artık yüzlerle konuşuluyor ve bunlar tabii kısa bir sürenin şeyleri değil. Çok uzun süredir devam eden bir terörle mücadelenin ürünü. Bakın son 3 yılda yurtiçi ve Kuzey Irak'ta YPG, PKK ile mücadelede 16 bin 650 terörist etkisiz hale getirildi.
    • Aynı şekilde DEAŞ'la mücadelede Fırat Kalkanı Harekatı'nda 3 bin 60 DEAŞ mensubu. Bu Sayın Macron'a duyurulur. Çünkü sık sık hep bizi DEAŞ'ı koruyan, böyle gösteriyor. Kendisine bunları anlattığım halde yine aynı şeyi söylüyor.
    • Daha ne anlatayım? Bu mücadeleyi gerek DEAŞ, gerek PKK, gerek PYD, gerek YPG bütünüyle veriyoruz ve bundan sonra da bunu vermeye devam edeceğiz. Tabii burada benim elhamdülillah hamd ettiğim bir şey var, artık gerek polisimiz, gerek jandarmamız gerek silahlı kuvvetlerimiz, gerek güvenlik korucularımız bu konuda çok ciddi deneyim sahibi oldu. Güvenlik korucuları artık gençleştirildi. O babalar, onlar emekli edildi. Şimdi onların bir çoğunun ya çocukları ya yeğenleri, onlar belli yaş gruplarının altında onlar bu güvenlik korucuları olarak çalışmaların içerisine dahil edildi. Aklımda kaldığı kadarıyla 50 bine yakın öyle bir ekibimiz var ve bütün bunlar bu mücadelenin dağ taş demeden içindeler. Bu süreci kararlı bir şekilde devam ettiriyorlar.

    'KÜRT KARDEŞLERİMİZLE DEĞİL, TERÖRİSTLERLE MÜCADELE ETTİK, AMA KUSURA BAKMASINLAR KÜRT ETNİK UNSURUNA MENSUP OLANLAR ÇOĞUNLUKTA'

    • ("Kürt kökenli vatandaşlarımıza dönük bu süreç içinde nasıl bir mesajınız olacak?" şeklindeki soruya) Benim ülkemdeki Kürt kardeşlerim, vatandaşlarımın bilmesi lazım, bizim Afrin'deki Kürt kardeşlerimize yönelik orada bir mücadelemiz olmadı. Biz, oradaki teröristlere karşı bu mücadeleyi verdik. Bu terörist Kürt de olabilir başka etnik unsurlardan da olabilir ama ağırlıklı kusura bakmasınlar burada Kürt etnik unsuruna mensup olanlar ağırlıkta ve yabancılar da bunların arasında var. Bunları da bilmeleri lazım. Batılılar da var. Bunların içerisinde Fransızlar var, bunların içerisinde ta bakıyorsunuz Arjantin'den falan gelme kişiler var. Bütün bunlarla beraber oluşturdukları bu terör örgütü bu mücadeleyi orada sürdürdü. Bunların içerisinde Amerikalılar var. Bütün bunlara karşı bu mücadele yürütüldü ve başarıyla da sonuçlandı.
    • (Menbiç'e dair ABD ile yürütülen görüşmelere ilişkin) Yeni Dışişleri Bakanı Pompeo henüz daha göreve tam manasıyla başlamadı ama ancak bazı açıklamalar geliyor. Fakat mesela Münbiç'le ilgili olarak aldığımız duyumlarda Fransızların, özellikle Münbiç'e yönelik bazı gayretlerinin olduğunu şu anda gözlemliyoruz.
    • Şimdi tabii bu yaklaşım tarzı hoş değil ama zaten bunlar koalisyon güçleri olarak beraber hareket ettiler ama ne kadar kişiyle şu anda oradalar bunu bilemem. Fakat temennim odur ki bu noktada yani kendilerini üzecek bir iş yapmasınlar. Çünkü bu konuda oradaki aşiretler vesaire yüzde 90'ı oranın Arap'tır. Eğer onlar orada PYD'yle veya YPG'yle müşterek hareket etme durumuna gelirlerse aynen Afrin'de olan tablo orada da meydana gelebilir. Çünkü oranın yerli halkı ki ağırlıklı aşiretlerdir, bu aşiretler kesinlikle bunları kabul etmiyorlar. Hep bize gelen şey 'Bizi bunlardan kurtarın' ve 'Biz burada her türlü mücadeleye hazırız'. Biz de onlara diyoruz ki Fransızlara, Amerikalılılara, 'Bakın siz bize başta söz verdiniz, Sayın Obama bize söz verdi. Biz buradan en kısa zamanda çıkacağız, Fırat'ın doğusuna geçeceğiz. Siz de aynı şeyi söylediniz ama yapmadınız. Hala yapmıyorsunuz. Eğer müttefiksek, bölgede müşterek bazı hareketlerin içine gireceksek gelin bu adımları beraber atalım. Yoksa kusura bakmayın.

    "Soçi ve Ankara zirvesi. Sonrasında bir Tahran zirvesi planlanıyor. O zirve ne zaman yapılacak? Astana sürecinden bahsederken 'Kapımız kapalı değil. Katılmak isteyen diğer ülkelere de açıktır' demiştiniz. Amerika Birleşik Devletleri, 'biz de o sürece katılmak istiyoruz' derse yanıt ne olur?" şeklindeki soru üzerine Erdoğan, şu yanıtı verdi:

    'MACRON İSTANBUL ZİRVESİ'NE KATILMAK İSTEDİ'

    • Zaten bu noktada daha önce elçi düzeyinde katıldılar Astana'ya. Orada bir mani yok. Yani şu anda yine böyle bir arzuları olursa bu konuda biz kapıyı açarız. Mesela İstanbul Zirvesi'ne biz, Türkiye-Rusya-İran olarak; önce Fransa Cumhurbaşkanı katılmak istedi. Bunu bana söyledi. Ben de kendisine eğer gelmek istiyorsanız ben dedim hemen İran'la görüşmemi yapayım, aynı zamanda Sayın Putin'le, bu görüşmeyi yaptıktan sonra sizleri Ankara'daki bu zirveye davet ederiz.

    FRANSA'DAN 'AFRİN'DEN ÇEKİLİRSENİZ GELEBİLİRİM' KOŞULU

    • Sonra ben gerek Ruhani ile gerekse Putin'le yaptığım görüşmede kendileri, yani 'Bizim için bu konuda olumsuzluk söz konusu değil, memnun oluruz' dediler. Ben kendisine bu konudaki düşünceleri ilettim. Hatta dedim bunu üç artı bir şeklinde de yapabiliriz' dedik. Fakat daha sonra bunlar Afrin'deki bu gelişmelerden, bize şunu söylediler, 'Afrin'den çekilirseniz gelebilirim'. 'Ben size böyle bir teklifte bulunmadım ki. Siz benden böyle bir talepte bulundunuz. Ben de sizin bu talebinizi nezaketle Sayın Putin'e ve Ruhani ile… Şimdi siz benimle pazarlık ediyorsunuz. Afrin konusunda lütfen bir daha bizimle pazarlığa girmeyin, burada sizin de pazarlık edilecek hiçbir konumuz yoktur.' İşi öyle bitirdik ve biz de görüşmelerimizi Ankara'da üçlü olarak yaptık.

    'SEN BÜYÜKSEN, TÜRKİYE SENDEN KÜÇÜK MÜ?'

    • Şimdi bunlar geçmişte hep böyle alışmışlar. 'Biz büyüğüz'… Sen büyüksen Türkiye senden küçük mü? Türkiye hakkı neyse bu hakkını sonuna kadar belirler ve masada kalıcıdır, masada belirleyicidir. Masayı da size terk etmeye mecbur değildir. Sen kalkacaksın, Elysee'de teröristleri misafir edeceksin, teröristleri orada ağırlayacaksın, ondan sonra bizden el bebek, gül bebek böyle bir temenni mi bekleyeceksin? Bunları hepsini kendisine söylediğim için rahatım, aynen söyleyebiliyorum.

    'AB İLERLEME RAPORU BİZİM İÇİN YOK HÜKMÜNDEDİR'

    • (AB'nin Türkiye'ye ilişkin raporunun eskiden 'İlerleme raporu' olarak anıldığının belirtilmesi üzerine, "İlerleme raporu mu gerileme mi?" şeklinde espri yapan Erdoğan,) Bu rapor bizim için 'yok' hükmündedir. Bunun kıymeti harbiyesi yoktur. Şimdi mesela benzer bir tabloyu Varna'da yaşadık. Bizden Yunan askerleriyle ilgili, bunların verilmesini istediler. Biz de kendilerine dedik ki; 'Eğer böyle bir şeyi bizden talep ediyorsanız, önce bizim devletimize darbe yapan FETÖ'cüler var. Asker onlar da. Onların bize verilmesi lazım. Onlar bize verilirse biz de bunları şu anda masaya yatırırız. Çünkü bunlar sınır ihlali yapmıştır'. Sınır ihlali yapanlara geçmişte bizim askerlerimize aklımda kaldığı kadarıyla mesela bir keresinde bir askerimiz böyle bir sınır ihlali yaptı 6 ay mahkumiyet verdiler.

    'YUNANİSTAN'A ANLATAMIYORUZ'

    • Dolayısıyla biz şimdi burada aynı durumla bir defa karşı karşıya kalmayız. Burada bir sınır ihlali yapılmıştır, dolayısıyla bu sınır ihlalinin kaldırılması için bunlarla ilgili bu gündemi masaya getirebilmek için siz devletimize darbe yapan bu kişileri bize iade edeceksiniz, biz de bunun üzerinde yargıda gerekli adımları atarız, dedik ve Varna'da bu işi böyle kapattık. Fakat Yunanistan çok farklı bir konumda bulunuyor şu anda. Biz Yunanistan'a bunu anlatamıyoruz.
    • Önce bunları halledin. Biliyorsunuz ki böyle bir durumla karşı karşıyayız. Asıl siz bizi zora sokuyorsunuz. Biz kolay kılalım istiyoruz ama siz bu noktada değilsiniz ve şu anda da açıklanan bu rapor, kesinlikle tamamıyla ilişkileri bozmaya yönelik bir rapordur. Yapıcı olmaktan tamamıyla uzaktır ve yok hükmündedir.

    'ÜÇ TANE KENDİNİ BİLMEZ BAYRAK ASMA YARIŞINA NEREDEN KAPILDI?'

    • Yunanlılara sormak lazım. Siz ne yapıyorsunuz? Böyle üç tane kendini bilmez gelip de o kayalıklarda böyle bir bayrak asma yarışına, hastalığına nereden kapıldı? Siz bunu bilmiyor musunuz ki buralarda böyle bir şey yapılırsa anında cevabını bulacaktır. Nitekim bunu yaptılar ve anında da bizim SAT komandolarımız oraya müdahale edip oradan onların bayrağını indirip tekrar kayalıkları kendi haline dönüştürdü. Yani biz bütün bu süreç içinde bir suların ısınması diye bir şeyi istemiyoruz. Böyle bir gayretin içinde değiliz. Biz Yunanistan'a bir komşumuz olarak bakıyoruz. Öyle veya böyle bazı sıkıntılar olsa bile bütün bunları aşalım istiyoruz.

    'DÜNYADA BARIŞA İHTİYACIMIZ VAR'

    • Oturalım masaya, yani bu işleri artık bir kenara koyalım. Yok bilmem şu kadar ölçü, bu kadar ölçü filan falan. Bu deniz, hava… Buradan uçaklar, gemiler rahatlıkla gelsin geçsin. Herhangi bir fiili müdahale olmadıktan sonra niçin şu güzelim barışı gölgeliyoruz, lekeliyoruz? Bizim artık dünyada barışa ihtiyacımız var. Kaldı ki sizlerle olan barışımız bizim, hiçbir ülkeyle olan barışa benzemez. Yıllar yılı ülkemizde bizim Rum vatandaşlarımızın sayısı az değildi. Öyle mi? 10 binler, 100 binler… Böyleydi. Ama maalesef bizim ülkemizde de olan bazı hatalı davranışlar sebebiyle tabii buradan çok Rum vatandaşımız ne yazık ki Yunanistan'a gitmek durumunda kaldı. Bizim de hatalarımız var. Bunu da görmemiz lazım. Şimdi diyoruz ki gelin, Yunanistan'da Çipras bir başbakan olarak genç, dinamik, 'Yeni bir adım atalım' arzusundadır, isteğindedir. Son ziyaretimde cumhurbaşkanını aynı havada gördüm. Gelin o zaman bunları masaya yatıralım, ama 'Sen mi daha fazla aldın? Ben mi daha fazla verdim?' filan bu kavgaları bırakalım. Sonunda bu deniz ya, öbürü hava. Buralarda rahat rahat gemiler geçsin, uçaklarımız uçsun vesaire. Bunu yapamamak bize başka sıkıntılar getiriyor. Getirince de işte ne yazık ki bedeli bu işin ağır oluyor. Biz istiyoruz ki artık buna noktayı koyalım.

    "Türkiye, Yunanistan için bir tehdit mi?" sorusu üzerine Erdoğan, "Onlar öyle kabul ediyorsa, ben bir şey diyemem. Ama bizim böyle durup dururken kimseyi tehdit etme hastalığımız yok" dedi.

    'YILDIZLARI SAYMA ŞEYİNE GİRMEDİM'

    Erdoğan, "25 Haziran sabahı, cumhurbaşkanı adayı olarak yüzde kaç oyla seçilmeyi umut ediyorsunuz? Asgari bir oy hedefiniz var mı?" sorularına, "Hiç yıldızları sayma şeyine girmedim, ama biz, azami gayretimizi ortaya koyacağız. Seçime en hazırlıklı siyasi parti olarak inanıyorum ki Rabbim bize milletimizin gönlündeki en zengin mahalli lütfedecektir, verecektir. Bize düşen görev, birinci derecede sebeplere müracaattır. Zafer, bu noktada Rabbimizden inşallah. Milletimizin gönlüne sınır çizgisini çizmeyelim. Onun gönlündeki sınır çok geniş. AK Parti'yi de o zaten layık olduğu yere inşallah oturtmuştur" yanıtını verdi.

    İlgili konular:

    Erdoğan: Yurt dışına para kaçırmaya çalışanları affetmeyiz
    AK Partili belediye başkanı, Erdoğan'ın yanında yuhalandı
    'Gül, Erdoğan'ın ilk turda seçildiğini gösteren anketi görünce adaylıktan vazgeçti'
    Etiketler:
    Astana görüşmeleri, Siyasi İşler, NTV, Mustafa Kartoğlu, Serpil Çevikcan, Emmanuel Macron, Aleksis Çipras, Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın