Kayıt işlemi başarıyla tamamlanmıştır!
Lütfen 'a gönderilen e-postadaki bağlantıya tıklayın
GÖRÜŞ

Koronavirüsle mücadeleden, hak arayışlarına: Sağlıkçılar 2021’i nasıl geçirdi?

© Sputnik / Burcu okutanHekimler Grevde | İstanbul
Hekimler Grevde | İstanbul - Sputnik Türkiye, 1920, 31.12.2021
Abone ol
Özel
Seneyi hak arayışlarıyla kapatan sağlıkçılar, çalışma koşullarının iyileştirilmesini, şiddetin azaltılmasını ve makul mesai saatleri talep ediyorlar. Sputnik, sağlık alanında çalışanlarla 2021 senesini nasıl geçirdiklerini ve gelecek seneden neler beklediklerini konuştu.
Koronavirüsle mücadelede ‘en ön cephede’ savaşan sağlıkçılar, bu seneyi hak arayışları ile kapattı. Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin ihdas edilen doktor ve diş hekimlerine yönelik ek gösterge ve ek maaş getiren maddeler Sanayi, Ticaret, ilde Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu'na geri çekilmesiyle beraber, Türk Tabipleri Birliği bir günlük grev başlattı. Aynı zamanda, 27 Kasım’da son bulan bir ‘Beyaz Yürüyüş’ de gerçekleştirmiş olan sağlıkçıların, sadece hekimlerin değil tüm sağlık işçilerinin çalışma koşullarının iyileştirilmesi, makul mesai saatleri, sağlıkta şiddetin azaltılması ve yıpranma payı gibi talepleri mevcut.
Sputnik, Türk Tabipleri Birliği (TTB) İkinci Başkanı Doç. Dr. Ali İhsan Ökten, Türk Yoğun Bakım Hemşireleri Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Semine Aydoğan ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Eş Genel Başkanı Selma Atabey ile sağlıkçıların 2021’de neler yaşadıklarını ve gelecek seneden neler beklediklerini konuştu.

‘Hekimlerin yaklaşık yüzde 95’i tükenmişlik sendromu yaşıyor’

İçinde bulunduğumuz yılın hekimler açısından ‘kötü bir yıl’ olduğunu söyleyen Ökten, yaşanan tükenmişlik sendromuna şu ifadelerle dikkat çekti:
“Kovid-19 pandemisi hala tüm şiddetiyle devam ediyor. Bunun getirmiş olduğu yoğun çalışma temposu özellikle sağlıkçılar, hekimler için ciddi bir tükenişe doğru gitti. Bu konuyla ilgili son yaptığımız çalışmada hekimlerin yaklaşık yüzde 95’i tükenmişlik sendromu yaşıyor. Tabii, buna çalıştığının karşılığını alamamak da eklenince bu aynı zamanda ekonomik anlamda da bir tükenmişliğe götürüyor. Ama bu ekonomik anlamda tükenme sadece hekimler için değil hepimiz için geçerli. Çünkü çok ciddi bir ekonomik ve siyasal kriz yaşıyoruz.”

‘Şiddet artarak devam ediyor, her gün polikliniklerde 100’ün üzerinde hasta bakılıyor’

Sağlıkta şiddetin hala çözülemediğine vurgu yapan Ökten “Pandemi de o kadar işte canla başla çalışmamıza, yorulmamıza, en fazla hastalanan ve ölen meslek grubu olmamıza rağmen, ne yazık ki en fazla şiddete uğrayan meslek grubu da olduk. Çıkarılan şiddet yasası ne yazık ki bu sorunlarımızı çözmedi, şiddet artarak devam ediyor. Bu yüzden biz yeni bir şiddet yasası istiyoruz. Bunun haricinde çalışma koşullarımız giderek kötüleşiyor. Her geçen gün artan hasta sayısı ile karşı karşıyayız. Ne yazık ki bakanlık bir ülkedeki hastalık ve hasta sayısını azaltacağına aksine bunun artmasıyla övünen bir zihniyet var. Her geçen gün polikliniklerde baktığımız hasta sayısı artıyor. Şunu çok rahatlıkla söyleyebilirim, her poliklinikte arkadaşlarımız 100’den fazla hasta bakıyor. Bu hem hekim hakları hem de hasta hakları açısından kabul edilebilecek bir durum değil açıkçası” dedi.

‘8 binden fazla hekim kamudan istifa etti, 1200’ü yurt dışına gitti’

Hekimlerin koşulların zorluklarından kaynaklı yurt dışına gitme taleplerinin oldukça yoğun olduğunu ifade eden Ökten, şöyle konuştu:
“Genç meslektaşlarımız bu ülkeyi terk etmek istiyor. Meslektaşlarımız yurt dışında çalışmak için bizden belge almak zorunda. Bu sebeple bizdeki veriler en gerçekçi verilerdir. 1200’den fazla meslektaşımız başka ülkelere gitti. Bu çok ciddi bir beyin göçü demek. Bunlara mühendislik veya sosyal bilimler alanındaki genç insanlarımızı eklediğimiz zaman durumun boyutu gerçekten daha korkunç. Buna ne yazık ki herhangi bir önlem de alınmıyor. Bir diğer önemli konu ise, son aylarda 8 binden fazla hekim kamudan istifa etti. Bunların büyük bir kısmı özele geçerken, bir kısmı da emekli olma yolunu seçti. Çünkü artık bu koşullarda çalışmak istemiyorlar. Kimse artık bu ülkede bir gelecek göremiyor. Bu nedenle genç meslektaşlarımız yurt dışına gidip orada hem kendileri için hem aileleri için daha iyi çalışma koşullarını sağlayacaklarını düşünüyorlar ki bu doğrudur.”
“2022’de, gidişata baktığımız zaman umutlu olmak biraz zor” diyen Ökten, doktorların yaptığı greve dikkat çekerek, yeni oluşturulacak yasa tasarısını beklediklerini ifade etti ve duruma göre eylemlilik süreçlerinin devam edeceğini vurguladı.

Medikal ürünlerin bulunamaması sorunu: ‘Hala birçok ameliyatı yapamıyoruz, sadece çok acil vakaları yapabiliyoruz’

Ökten aynı zamanda, TTB’nin daha önce ‘neredeyse 81 ilde tıbbi malzeme gerektiren beyin ve sinir cerrahi ile ortopedi ameliyatlarının durduğunu’ belirttiği açıklamaya dikkat çekti. Sorunun hala devam ettiğini aktaran Ökten, çözümün hala bulunamadığını ve ameliyatların aksadığını şu şekilde ifade etti:
“Biz hala birçok ameliyatı yapamıyoruz. Sadece çok acil vakaları yapabiliyoruz ama bu artık hasta olan vatandaşlarımızın sağlık hakları açısından çok ciddi bir tehlike arz ediyor. Özellikle yaşlı hastaları biz çok kısa sürede ameliyat etmek isteriz, o hastaları bir an önce ayağa kaldırmak için. Çünkü hasta yattıkça komplikasyonlar gelişir. Bu da hastanın durumunu kötüleştirir veya hayatına mal olur. Medikal firmalarla ilgili olan bu sorun, daha önceden de olmuştu. Bu beklediğimiz bir sonuç aslında. Bunun temeli aslında 1980 yılından sonra neoliberal politikaların ülkemize hızlı bir şekilde gelmesiyle sağlık da ticarileştirildi. Alınıp satılır bir hale geldi. Hastaneler ticarethane, hastalar ise müşteri pozisyonuna sokuldu. Bu özellikle 2002 yılında AK Parti’nin sağlıkta dönüşüm projesi ile çok hız kazandı. Bu kapitalist sistemin sağlık üzerindeki etkisi. Böyle bir sağlık hizmeti olamaz, olursa da bunlarla karşılaşırız. Yaşadığımız bu sorun ekonomik kriz derinleştikçe daha da artacaktır. Biz bunu ileri süreçte çok daha göreceğiz.”

Hemşire Aydoğan: Biraz alkışlandık, motive edildik ama hiçbir iyileştirme yapılmadı

Türk Yoğun Bakım Hemşireleri Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Semine Aydoğan ise 2021’e büyük beklentilerle başladıklarını ancak hiçbir değişikliğin olmadığını “Dünya Sağlık Örgütü 2020 yılını ebe ve hemşirelerin yılı olarak ilan etti. Bizim ülkemiz de bunu kabul etti ve biz de açıkçası bununla ilgili bir gelişme olur mu diye bekledik. 2021 yılında da Sağlık Bakanı, DSÖ’ye bir teklifte bulundu, bu yıl sağlıkçıların yılı olsun diye. DSÖ de kabul etti ve biz de dedik ki herhalde biri bizim değerimizi biliyor, özlük haklarımızda bir iyileştirme yapılır. Ama hiçbir değişiklik olmadı. Bize hiçbir katkısı olmadığı gibi ‘bu işi parayla yapıyorlar, beğenmeyen yapmasın’ minvalinde çok gündeme geldik. Aynı zamanda çok zor şartlarda çalıştık. Biraz alkışlandık, motive edildik ama bunlar bir şeylerin önüne geçti. Bize bir katkısı olmadı ve çok fazla yorulduk” diye anlattı.

‘2022 yılından aslında korkarak beklediğimiz en önemli şey, büyük bir sağlık çalışanı göçünün olacağı’

“Biz 2020’de görmediğimiz değeri, 2021’de de görmemiş olduk” diye konuşan Aydoğan, hekimler gibi hemşirelerin de yurt dışında çalışmak istediklerinin altını çizdi. Aydoğan “2021’de bizim duyduğumuz şey, herkesin yurtdışına gitmek istediği oldu. İnsanlar bir şekilde dil kursuna gidiyorlar ve en büyük istekleri buradan gitmek. Bununla ilgili sosyal medyada yapılanlar da insanları çok fazla cezbediyor. İngiltere’de çok yüksek oranda bir hemşire açığının olduğu, Almanya da aynı şekilde. Yurtdışına gitmek isteyen sağlık çalışanı çok fazla. 2022 yılından aslında korkarak beklediğimiz en önemli şey, büyük bir sağlık çalışanı göçünün olacağı. Çünkü biz artık kendi ülkemizde yoksulluk sınırı için mücadele ediyoruz. Aldığımız 3 bin 900 lira maaşla mümkün değil, insanın hem kendi ülkesinde yaşamını sürdürebilmesi hem de mesleğini onurlu bir şekilde yerine getirebiliyor olması. Biz 2022’de acaba ne değişir diye umut ediyoruz. Ama açıkçası bu durum da çok fazla umudun olmadığını gösteriyor” dedi.

‘Tek bir kalemde, emekliliğimize de yansıyacak maaş istiyoruz, ek ödeme sistemi istemiyoruz’

Özel hastanelerde çalışan hemşirelerin de çok zor şartlarda olduklarına dikkat çeken Aydoğan, “Biz 2022’de özlük haklarımızın iyileştirilmesini bekliyoruz öncelikle. Tek bir kalemde, emekliliğimize de yansıyacak maaş istiyoruz, ek ödeme sistemi istemiyoruz. Yoksulluk sınırının üzerinde ki bu da 10 bin liranın üzerine tekabül ediyor, bir maaş ve değer gören bir meslek olarak devam etmek istiyoruz” diye ifade etti.

SES Eş Genel Başkanı: Sağlıkta zaten bir personel açığı vardı, Kovid-19 dönemi sağlık emekçilerinin üzerinden çözülmeye çalışıldı

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Eş Genel Başkanı Selma Atabey de sağlığın ekip işi olduğunun altını çizerek “Doktoru, hemşiresi, anestezi teknisyeni, paspas, temizlik yapanı, güvenlik görevlisi olanı, otomasyonu, bilgi işlemcisi, yani bütünlüklü bir şekilde sağlık alanında çalışan her bir arkadaşımızı sağlık emekçisi olarak tanımlıyoruz” dedi.
“Sağlık alanı taşeron sistemiyle parça parça alınır satılır hale getirildi” diyen Atabey, “Bununla beraber sıradan vatandaşın sağlık sistemine erişimi çok ciddi sıkıntılı hale geldi. Kovid de aslında bunun tuzu biberi oldu. Bu süreçte 510’un üzerinde sağlık emekçisi hayatını kaybetti. 200 bini aşkın vatandaşımız da yaşamını yitirdi. Geçmiş dönemlerde OECD rakamlarına baktığımızda çok ciddi bir personel açığı vardı sağlık alanında. Kovid dönemiyle birlikte bu açık daha da artmaya başladı. Zaten istihdam edilmek üzere 740 bin sağlık emekçisi varken ve buna ihtiyaç da varken, çalışan sağlık emekçilerinin sırtına çok ciddi bir yük bindi ve bu insanların üzerinden çözülmeye çalışıldı. Bunlarla birlikte çok fazla mobbinge uğradılar. Çünkü az kişiyle çok iş yapılmaya çalışıldı. Çok fazla şiddetle de karşı karşıya kaldılar. Mesela bir memurun haftalık çalışma saati 180 saatir, 240’a kadar mesailer oluştu. Mesai saatleri dışında çalışmalar dayatıldı. Bu dönem aynı zamanda intiharların da artış gösterdiği bir süreç oldu ifadelerini kullandı.

‘Sağlık emekçisinin şu anda aldığı maaş hem açıklanan asgari ücretin hem de açlık sınırının altında’

Atabey, performans sistemi ise anlatıldığı gibi olmadığını da aktardı. Aralık ayında asgari ücretin 4250 liraya çıkarıldığı hatırlatan Atabey “Ama sağlık emekçisinin Aralık ayı maaşı 3200 lirayla 4400 lira arasında kademeli olarak değişiyor. Sağlık emekçisinin şu anda aldığı maaş hem asgari ücretin hem de açlık sınırının altında” dedi. Atabey, 2022 senesi için, meclise getirilecek yeni yasa tasarısında sorunların çözülmesine yönelik maddelerin olmasını istediklerini ve özellikle Kovid-19’un meslek hastalığı sayılmasını, yıpranma payının verilmesi, her hastaneye bir kreş yapılması yönünde beklentilerinin olduğunu açıkladı.
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала