GÖRÜŞ

Cem Gürdeniz: Türkiye’nin NATO’dan çıkıp yeni bir yol belirlemesi gerek

© Sputnik / Selin UludağATA Platformu "Büyük Güç Rekabeti" Konferansı
ATA  Platformu Büyük Güç Rekabeti Konferansı - Sputnik Türkiye, 1920, 17.01.2022
Abone olTelegram
Özel
ATA Platformu'nun düzenlediği basın toplantısında konuşan Emekli Amiral Cem Gürdeniz, Doç. Dr. Volkan Özdemir ve Gazeteci Hasan Erel, Rus-Çin ve ABD-NATO üzerinden yeni dünya düzeninde Türk devletlerinin yerini tartışırken Sputnik’in de sorularını yanıtlayarak gündeme dair açıklamalarda bulundu.
Tek kutuplu sistemden çok kutupluluğa, ekonomik bakımdan üretim merkezlerinin değişmesiyle de birlikte ‘Batı’ odaklılıktan daha çok ‘Asya’ ve ‘Pasifik’ coğrafyasına yüzünü dönen dünya devletleri, akademik çalışmalara ve konferanslara da sıkça konu oldu. Son 10 yılda silahlanmaya en çok harcamanın yapıldığı jeopolitik bölgelerden biri haline gelen Pasifik bölgesinde güç hakimiyetinin yarışı da hız kazanmaya devam ederken bölge, ticaretin yanı sıra askeri tatbikatlara da sahne oluyor.
Tam da bu noktada harekete geçen Asya-Türkiye-Avrupa (ATA) Platformu, 15 Ocak’ta Dedeman Otel’de gerçekleştirdiği “Büyük Güç Rekabeti” adlı etkinlikte gazetecilerle buluşarak yeni dönemin koşullarına göre tekrar stratejik önem kazanan ‘Doğu’ coğrafyasını konuştu.
İstanbul Gayrettepe’de gerçekleştirilen ve 4 saat süren konferansın açılış konuşmasını ATA Platform Direktörü Doç. Dr. Volkan Özdemir üstlenirken, Emekli Amiral Cem Gürdeniz ve Gazeteci Hasan Erel’in de katılımcılar ile bir araya gelerek, değişen dünya düzeninde Rusya-Çin işbirliğinin ABD hegamonyasına etkisi ile Türk devletlerinin Avrasya coğrafyasındaki rolünü, yaşanan son olaylar ışığında Ukrayna ve Kazakistan gibi sıcak noktalar üzerinden de değerlendirdi.
Asya ve Avrupa’yı düşünsel anlamda Türkiye ile buluşturmayı hedefleyen platformun kurul üyeleri, Pankuş Yayınevi'nden yeni çıkan ‘30 yılın ardından Türkiye ve Türk Dünyası’ adlı kitaplarını da bu etkinlikte tanıttı.
Artık dünyanın, 1990 ve 2020 arasındaki tek kutuplu düzende olmadığının altını çizen Özdemir, konuşmasına başlarken, “Bu yeni dönemi tanımlamak için üzerinde çeşitli jeopolitik düşünürlerin büyük ölçüde mutabakata vardığı ‘Büyük Güç Rekabeti’ tanımı kullanılmaya başlandı. Bu aslında bizim şu ana kadar yaşadığımız süreci en iyi tanımlayan kavram olarak değerlendirdiğimiz bir tanımlama olduğu için biz de bunu tercih ettik” ifadelerini kullanarak Türkiye’nin bu güç rekabeti içerisinde nerede olduğunu ve nerede konumlanması gerektiği gibi soruları tartışacaklarını belirtti.
Sputnik’in de sorularını yanıtlayan Gürdeniz, Özdemir ve Erel; geniş Avrasya coğrafyasında jeopolitik, dijitalleşme, ekonomi, enerji, güvenlik ve ulaştırma başta olmak üzere çeşitli konu başlıklarında gelişenleri anlatarak özel değerlendirmelerde bulundu.

‘ABD deniz gücü toparlanmadan tekrar bir ABD hegemonyası olamaz, toparlanmaları da çok zor’

Konuşmasına, ABD’nin donanmasına çok güvendiğini ama o donanmalarını küçülttüklerini söyleyerek başlayan Gürdeniz, “İkinci Dünya Savaşı bittiğinde ABD’nin 6 bin savaş gemisi vardı. 1945’in haziran ayında sadece Okinawa Muharabesi için 13 tane uçak gemisi kullandılar. Şuan toplamda 11 tane uçak gemileri var. Tabii ki savaş bittiğinde de kayıtsız şartsız okyanusların tek hakimiydiler. O yüzden de donanma sayesinde dünya gücü olabildiler. Günümüze baktığınızda da diyorsunuz ki ‘Bu donanma nasıl bu hale gelmiş?’ ABD deniz gücü toparlanmadan tekrar bir ABD hegemonyası olamaz. Toparlanmaları da çok zor” dedi.

‘Şu an dünyanın merkezi Pasifik bölgesi’

Emekli Amiral, Birinci Dünya Savaşı’nın ve İkinci Dünya Savaşı’nın kıta ile denizin arasındaki bir savaş olduğunu söyleyerek şu ifadeleri kullandı:
“Şimdi de yepyeni bir dünyaya uyandık. Çünkü ABD için en büyük edişe, Avrasya adasının kuzey ve doğu sahillerinin tek bir gücün kontrolüne girmesinin engellenmesiydi. Unutmayın ki şu an dünyanın merkezi Pasifik bölgesi. Dünya deniz ticaretinin 4’te 1’i bu kanaldan geçiyor. Konteyner hereketinin de yüzde 60’ı bu bölgede”

‘Gerçek bir savaş durumunda ABD’nin bu tür bir riski göze alıp da bu suların bin mili içerisine yanaşabileceğini düşünmüyorum’

İlk defa Avrasya’da Rusya-Çin birlikteliği ile çok güçlü bir ittifakın oluştuğunu vurgulayan Gürdeniz, “Daha önce dünya tarihinde böyle bir şey yaşanmadı. Bu güç, bin mil içine hiçbir istemediği yabancı gücü sokmuyor. İşin özü bu. Yani uçak gemilerinin dönemi bitti. Ben gerçek bir savaş durumunda ABD’nin bu tür bir riski göze alıp da bu suların bin mili içerisine yanaşabileceğini düşünmüyorum” açıklamasında bulundu.

‘Putin olmasaydı bugün belki de Rusya diye küçük bir ülkeden bahsediyor olacaktık’

Rusya’nın Sovyetler dağıldıktan sonraki sürecinde 2000’e kadar çökme aşamasına geldiğini söyleyen Gürdeniz, “Açıkça adını koyalım, Putin sayesinde toparlandı. Putin olmasaydı bugün belki de Rusya diye küçük bir ülkeden bahsediyor olacaktık. Adam Rusya’nın birliğini sağladı. Silahlanmaya çok büyük bir yatırım yaptı, AR-Ge’ye yatırım yaptı ve bugün artık sağlam bir askeri güç dengesi açısından kendileri lehine bir durum yarattı. Tabi kii Çin ile de işbirliği yaparak” dedi.

‘Buzulların erimesiyle birlikte, kıtanın karasallığına itilmiş olan Rusya artık denizde, bu çok önemli bir gelişme’

Kuzey ve doğu sahillerinin tek bir gücün kontrolüne girmesinin ABD için resmen ölümcül olduğunu vurgulayan Gürdeniz, “Biz ilkokula giderken Rusya’nın Kuzey Kutbu’na yakın olan kesimleri buzla kaplıydı hiçbir şey yoktu. Geçen Şubat ayından itibaren artık kış şartlarında olunmasına rağmen artık buradan senede 1 milyon ton yük geçiyor. Yani Rusya’nın kuzeyi denizle buluştu. Yani kıtanın karasallığına itilmiş olan Rusya artık denizde. Bu çok önemli bir gelişme” şeklinde konuştu.

‘Olası bir NATO-Rusya savaşında ABD’nin kıtadan malzeme getirecek gemisi yok, garanti ediyorum hiçbir Amerikan askeri gelip burada savaşmaz’

Rusya'nın güvenlik endişelerini anlamadan bugün ne yaptıklarının analizinin anlaşılamayacağını ve Amerikan deniz gücünün bahsedilen alanlarda etkili olamadığını söyleyen Gürdeniz, “Onlar da ellerindeki imkanı tabiki maksimize etmek istiyor ama yetmez. Bugün Ukrayna yüzünden NATO-Rusya savaşı çıksa orada çok büyük bir yığınağa dönüşür. İkinci Dünya SAvaşı’nda sonra bile böyle bir yığınak olmadı. Yugoslavya krizinde de olmadı. Şimdi diyelim ki biri çıktı ateş etti ve NATO da bu paydayı savunacağız dedi, diyelim ki 30 ülke de onay verdi. NATO’nun ilk hafta ihtiyaç duyduğu tonaj, benzin veya cephane gibi bir haftada yaklaşık 100 milyon ton. Kıtadan malzeme gelmesi lazım. Bunu kim eskortlayacak? Yetmiyor. Amerika'nın bunu eskortlamaya gemisi yok. Şimdi bunlar hala Türkiye'de bilinen şeyler değil. Bizde hala 1945’deki Amerikan imajı var. Yani 6 gemiye sahip olduğu zamanki gibi. ABD bu senaryoda başına geleceği bildiği için Dedeağaç için yıllardır süren bir mücadele veriyor. Olur da biri tetiği çekerse hiç olmazsa öne sürecekleri Romenleri, Bulgarları, Yunanlıları malzemeleyeyim diye uğraşıyor. Size garanti ediyorum, hiçbir Amerikan askeri gelip burada savaşmaz” dedi.

‘ABD'nin Ukrayna üzerinden Rusya'yı baskılanmasına karşı bir tepki olarak Rusya-Çin işbirliği artıyor’

Rusya’nın gücünün bilincinde ve kendi özelleştiği alanlarda yoğunlaşmış durumda olduğunu belirten Dç. Dr. Volkan Özdemir, “Küresel ölçekte bir rekabet yapmıyor. Kendi coğrafyasını, kendi arka bahçesi gördüğü alanlarda çıkarlarını maksimize etmek üzere bir politika uyguluyor ve bunda da başarılı oluyor. ABD'nin Ukrayna üzerinden Rusya'yı baskılanmasına karşı bir tepki olarak Rusya-Çin işbirliği artıyor. Rusya bir Avrasya gücü, Çin ise bir Asya gücü. Batı halen daha ABD hegemonyasının bir ilizyonu üzerinden politikalarını inşa ettiği sürece, Rusya ve Çin de işbirliklerini farklı alanlarda devam ettireceklerdir” dedi.

‘Kazakistan'da veya Orta Asya'da Batı ile ABD etkisi istikrarsızlık demektir, Rusya burada ABD’nin daha önce olduğu gibi at oynatmasına izin vermeyecektir’

Özdemir, Kazakistan olaylarını da bu konuşulanlar üzerinden yorumlamak gerektiğinin altını çizerek şu ifadeleri kullandı:
“Biraz da konuyu Türkiye’ye bağlamak gerekli. Kazakistan'da veya Orta Asya'da Batı ile ABD etkisi istikrarsızlık demektir. Dikkat edin 20 yıl sonra ilk defa bir renkli devrim denemesi Kazakistan'da başarısız oldu. Çünkü renkli devrim de aslında tek kutuplu dünya düzeninin bir ürünüdür. Fakat buradaki en önemli husus şu, istikrarsızlık yaratan Batı veya ABD denemeleri bu bölgedeki Türk dünyasında da devam edebilir. Özbekistan hedef olabilir, Azerbaycan hedef olabilir; Karabağ Savaşı’nda gelen başarı birilerinin burada farklı yorum yapmasına sebep olabilir.Yalnız Rusya, burada Amerika Birleşik Devletleri'nin daha önce olduğu gibi at oynatmasına izin vermeyecektir. Rusya, uzun vadede bu bölgede ticari olarak etkinliğini arttıran Çin'e karşı da siyasi açıdan -eğer çin'in bu bölgede daha fazla askeri ve siyasi etkinlik artırma hedefi olursa- buna bir ön alma şeklinde bir paylaşıma gidiyor. Yani Rusya arka bahçesi olarak gördüğü Türk dünyasına veya Orta Asya’da kendi patronluğunu her zaman savunacaktır ve bence bunda da başarılı olacaktır.”

‘Türkiye en büyük felaket senaryosundan kaçmak için bölge ülkeleriyle ticari ve kültürel ilişkilerini güçlendirilmeli, o da Rusya ile ilişkilerden geçer’

Türkiye için de bazı sonuçların doğabileceğini söyleyen Özdemir, alınması gereken önlemlerin varlığına dikkat çekerek, “Türkiye için en büyük felaket senaryosu, Batı etkinliği yüzünden, bölge ülkelerini ve kardeş coğrafyaların Ortadoğu da olduğu gibi istikrarsızlığa itilmesidir. İkinci bir senaryo da; Çin nüfuzunun artmasıyla birlikte bölgelerin daha çok Çin’in etki alanına girmesidir. Amerika ölçeğinde küresel ekonomi ve teknolojiye yatırım yapan Çin'in bölgedeki etkinliğinin artması Türkiye'yi de zora sokar. Dolayısıyla şu anda Rusya'nın bu bölgede etkinliğini artırması, Türkiye açısından da tercih edilebilir bir senaryodur. Türkiye’nin orta boy bir devlet olarak kendi boyutundan çok öte maceralara girişip özellikle ‘kalpgah’ olarak adlandırılan bir coğrafyada oyun kuracak bir kapasitesi yok. Çünkü böyle bir kaynağı yok. Türkiye açısından önemli olan, bu bölgeyle ticari ve kültürel ilişkilerin güçlendirilmesi ve reel politik dinamiklerden yola çıkılarak politika belirlenmesidir. O da Rusya ile ilişkilerden geçer.” dedi.

‘Türk dünyası ile Türkiye'nin ilişkileri dengeli olmalı, Mustafa Kemal türkçülüğü ile ilerlememiz lazım, bu süreçte bizim ne Çin’i ne de Rusya’yı ürkütmeden hareket etmeliyiz’

Tekrar sözü alan Gürdeniz, 2022 analizinden bahsederek şöyle konuştu:
“Türkiye yepyeni bir rota çizme durumunda. Bunu hangi iktidar gelirse gerileyen bir hegemonya, çok kutupluluğa evrilen bir dünya ve bunun içerisinde yükselen bir Türk dünyası görüyoruz. Benim Türk dünyasından kastım Amerikancı veya Hitler zamanında Nazi anlayışındaki turancılık değil, asla o kelimeyi kullanmaya bile karşıyım. Türk dünyası; Türkçe konuşan devletlerin birlikte, dini, kültürel, ekonomik, sosyal ve gerektiğinde tabiki güvenlik ve savunma konularındaki işbirliği dünyasıdır. Bu da Avrasya istikrarı için önemli bir kuvvet çarpanı. Burada tuzağa düşmeden Türkiye'nin deniz jeopolitiğinin anahtarı olan alan üzerinden (Mavi Vatan) türk dünyasının denizcileşmelerini sağlamalıyız. Türkler Türkiye de dahil, 21 yüzyılda mutlaka denizcileşmeli. Çünkü bu saydığım bütün olaylara bakın, yön verenlerin hepsi denizci ülkeler. Türk dünyası ile Türkiye'nin ilişkileri dengeli olmalı. Özal döneminde FETÖ okullarının orada açılmasına izin veren Amerikan turancılığının veya türküçülüğünün geliştirdiği bir modelle değil, tamamen Mustafa Kemal türkçülüğü ile ilerlememiz lazım. Tabii ki bu süreçte bizim ne Çin’i ne de Rusya’yı ürkütmeden hareket etmeliyiz. Çünkü Türk dünyası gerektiğinde Rusya'nın da yanında tutması gereken, gerektiğinde Çin’i de yanında tutması gereken bir olgu.”

‘Gelişmemizi istemiyorlar çünkü Atatürkçü bir Türkiye istemiyorlar, NATO'dan çıkıp yeni bir yol belirlememiz lazım’

Türk gençlerinin Batı dünyasının gençlerinin başardıklarından çok daha iyisini yapabileceğini vurgulayan Gürdeniz, “Buna izin vermiyorlar çünkü denizci bir Türkiye istemiyorlar. Atatürkçü bir Türkiye istemiyorlar, gelişmemizi istemiyorlar. Ne zaman bir gemi yapmaya karar versek biz kendimiz yapmayalım diye bize bedava gemi verdiler. Kendi ayaklarımızın üstünde duramamamızın nedeni de bu. Net bir şekilde NATO'dan çıkıp yeni bir yol belirlememiz lazım. Şu anda hiç iç açıcı durumda değiliz” açıklamasında bulundu.

'Derin devlet denilen oluşum NATO'dur'

Cem Gürdeniz'e katıldığının altını çizen Gazeteci Hasan Erel de NATO’nun Türkiye’ye ve bölgeye karşı uyguladığı politikaların büyük zararlarını anlatarak “Aslında Derin devlet dediğimiz şeyin ta kendisi NATO’dur, Türkiye’nin kendi ayaklarının üzerinde duramamasının nedeni de budur” şeklinde konuştu.

‘Türkiye’de dincileşmeye ve tarikatlaşmaya neden olan Batı dünyasıdır, yani seküler kesimler de kendi cellatlarına aşık’

Türk nüfusunun oldukça yoğun bulunduğu Balkan coğrafyasında da bir hareketlenme gördüklerini söyleyen ATA Platformu yetkililerine mikrofon uzatan Sputnik, diğer Türk toplumlarının laik düzlemde ilerlemesinin Türkiye’ye olan etkisini sordu.
Bağları kuvvetlendirmek istemelerinin bir diğer sebebinin de bu olduğunu söyleyen Özdemir, “Bu toplulukların ve ülkelerin çok laik bir devlet yapısına sahip olduklarını biliyoruz. Bu durumdan Türkiye de ciddi anlamda olumlu etkileyecek. Türkiye'de maalesef seküler kesimler kendi cellatlarına aşık. Yani batıya aşıklar. Türkiye'deki dincileşmenin, tarikatlaşmanın, cemaatlerin kontrollerinin, tamamen batının elinde olmasıyla ilerliyoruz. Uzun yıllardır bu böyle. Burada çok ciddi bir çelişki var. O yüzden zaten Türkiye'nin şu anda değiştirilen demokrasisine bir cevap olarak da Türkiye, Türk dünyası ile ilişkileri geliştirdiği ölçüde içeride de bunun ters bir mühendisliğe dönüştüğünü göreceğiz. O yüzden belki de iktidar ilk 10 yılında Avrupa’ya ikinci 10 yılında Arap coğrafyasına yönelip, Türk dünyasından çok uzaklaşarak ihmal etti” dedi.

‘Rusya Balkanlar üzerinden cevap verirse Türkiye ile karşı karşıya kalır, bu da ABD’nin işine yarar’

Rusya’nın yaşanılanlar karşısında büyük jeopolitik satranç tahtasında bir yerden cevabı vereceğini ve bunun Balkan coğrafyasından da olabileceğini söyleyen Özdemir, Sputnik’in Balkanlardaki olası Türk-Rus ilişkilerine dair sorusuna şu şekilde yanıt verdi:
“Rusya, Ukrayna’daki meselenin Kazakistan’a dönüşmesi karşılığında elbette ki bir cevap verecek. Dilerim ki, cevabını üçüncü ülkeler üzerinden; Moldova'dan veya Gürcistandan versin ama Bosna'dan vermesin. Çünkü Bosna’dan bu cevap geldiği zaman tarihi husumetler ile Balkanlarda Türkiye'de ister istemez tabi Boşnakların yanında yer alacak. Dolayısıyla bu Rusya’yı Türkiye ile karşı karşıya getirecek. Bu da büyük resimde tekrar ABD’nin çıkarlarına gayet güzel bir şekilde yarayacak. Türkiye-Rusya ilişkilerinde tabii ki en hassas noktalardan biri Balkanlar ve özellikle de Bosna Hersek. Türkiye'de öyle bir zihin bulanıklığı var ki Makedonya ve Karadağ’ın NATO’ya girmesini, Bosna'nın da Avrupa Birliği’ne girmesini destekliyor. Ben şunu sormak istiyorum; biz şu anda Bosna’ya vizesiz gidebiliyoruz. AB’ye girdiği zaman ise giremeyeceğiz. Fakat Türkiye'de Dışişleri ve kurumlar, kamuoyu çıkarlarının hilafına böyle şeyleri destekleyebiliyor çok ilginç. Dolayısıyla burada Türkiye ister istemez Rusya ile çatışmaya sürüklenir. Oradan da bir fayda sağlayamaz. Umarım ki Moskova daha ayrıntılı bir hesap yapar ve tarihi müttefiki olan ve orada çok büyük katliamlara imza atmış olan Sırpları desteklemez. Umarım konuyu oraya taşınmaz ve cevabı başka bir yerden verir.”

‘Şu an Balkanlardaki kuşatma çok önemli, hassas akrabalık bağlarımızın olduğu grupları Amerikan çıkarları uğruna karşımıza almamalıyız, Rusya'yla da oturup konuşmak lazım’

Balkanlardaki hareketlenme ile ilgili soruya ekleme yapmak isteyen Gürdeniz, “Ukrayna'da ve Gürcistan'da sıkıştırılan, Kazakistan’da renkli devrimler yapanlar, Rusya’yı Balkanlar'da da sıkıştırdılar. Rusya'nın oradaki en yakın müttefiki Sırbistan. Yunanistan’dan hiçbir farkı yok. Ama Yunanistan, top yükün ‘Amerikan vekili olarak ben buradayım’ dediğinde tarafını seçmişti. Sırbistan bunu yapmadı ve cezalandırıldı. Daha geçen haftanın haberi söyleyim; Arnavutluk'ta Amerikan özel kuvvetleri üssü kuruluyor. Arnavutluk Başbakanı da çıkıp ‘Harika bir haber’ dedi. Buna inanabiliyor musunuz? Şu an Balkanlardaki kuşatma çok önemli. Arnavutluk'ta ilk üs kuran ülke Türkiye idi. O dönemde ABD o üssü kapatmamız için bize sürekli baskı yapardı. Şu an Adriyatik’te ABD tam olarak hakim ve biz bunların sonuçlarını daha sonra göreceğiz. Balkanlar’da geriye yumuşak karın diyebileceğimiz sadece Sırplar kaldı. Sırplar hala Rusya ile ilişkilerini sıkı tutuyorlar. Sırbistan’ı sırf bu yüzden tanımayan ülkeler var. Benim endişem; bu kadar hassas akrabalık bağlarımızın olduğu grupları, Amerikan çıkarları uğruna karşımıza almamalıyız. Bence bunu Rusya'yla da oturup konuşmak lazım” dedi.
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала