Eksen - Sputnik Türkiye, 1920
EKSEN
Ceyda Karan’ın hazırladığı Eksen’de her gün dünyanın farklı bölgelerine dair gelişmeler masaya yatırılıyor.

'İran müzakereleri ABD'nin Devrim Muhafızları'nı terör örgütü listesinden çıkarmasına kilitlendi'

'İran müzakereleri ABD'nin Devrim Muhafızları'nı terör örgütü listesinden çıkarmasına kilitlendi'
Abone olTelegram
Dr. Bilgehan Alagöz’e göre, İran ile nükleer müzakereler ABD'nin Devrim Muhafızları'nı 'terör örgütü' listesinden çıkarmasına kilitlendi. Meselenin Ukrayna krizinin gölgesinde kaldığını belirten Alagöz, Ortadoğu dinamiklerinin kendi ekseninde şekillendiğini söylerken "ABD’nin etkili aktör olmaktan aşama aşama uzaklaştığını görüyoruz” dedi.
Ukrayna krizinin gölgesinde İran nükleer anlaşmasına geri dönülmesi için Viyana'da yürütülen görüşmeler geri planda kalmış durumda. ABD yönetimi 2015 tarihli anlamadan Donald Trump döneminde 2018'de tek taraflı olarak çekilmişken, İran da aşamalı olarak anlaşmadan kaynaklanan yükümlülüklerinden sıyrılmıştı. Biden yönetiminin işbaşına gelmesiyle yeniden canlandırılan dolaşlı görüşmelerde bir yılı aşkın zamanda somut sonuç elde edilemedi. Biden yönetiminin enerji arayışıyla Venezüela'nın yanı sıra İran'a yönelik hamlesi de sonuç vermiş görünmüyor.
İran nükleer müzakerelerini İRAM Dış politika koordinatörü ve Marmara Üniversitesi Ortadoğu Araştırmaları Bölümü'nden İran uzmanı Dr. Bilgehan Alagöz'le konuştuk.

'Anlaşma olsa da Devrim Muhafızları terör listesi olduğu müddetçe ekonomik faaliyetlerini yine gerçekleştiremeyecek'

Dr. Bilgehan Alagöz’e göre, Viyana'da sekizinci turu yürütülen müzakereler İran'ın Devrim Muhafızları ordusunun ABD’nin terör örgütü listesinden çıkarılması konusunda tıkanmış duumda. Bu meselenin hem ABD'nin hem de İran'ın hassas iç siyasi dengelerine dokunduğunu belirten Alagöz, Tahran açısından Devrim Muhafızlarının İran ekonomisine içkinliğinin de önemli bir nokta olduğuna dikkat çekti:
“Konular dönüp dolaşıp benzer noktalarda takılıyor. Aslında bu konunun tıkanmasında Rusya-Ukrayna mevzusu da etkili oldu. Dolayısıyla bölge de payına düşeni aldı. Şu an Devrim Muhafızları ordusunun ABD’nin 2019’da terör örgütü ilan etmesi durumu vardı. Listeden çıkarıp çıkarılmaması konusunda mevzu tıkanmış görünüyor. Bu çok karmaşık bir konu. Hem ABD iç politika dengelere yansıyacak boyutları var, bölge dengelerine yansıyacak boyutları var ve aynı şekilde İran iç siyasetine yansımaları var. Devrim Muhafızları ordusu İran’ın ikinci ordusu. Bir kutsal ordusu var ama bu da önemli bir ordusu. Aslında İran’ın bölgedeki tüm faaliyetlerini daha çok bu ordu üzerinden görüyoruz. Kudüs gücü, Ortadoğu’daki yansıması ve en önemli komutanlarından biri öldürülen Kasım Süleymani idi. Bu aynı zamanda İran iç siyasetinde ekonomik ve siyasi bir aktör. ABD’nin terör örgütü listesinde olması demek velev ki bir anlaşma çıktı ve İran’a yaptırımlar kaldırıldı, bu Devrim Muhafızları ordusu terör listesi olduğu müddetçe ekonomik faaliyetlerini yine gerçekleştiremeyecek. Dolayısıyla İran’dan size ekonomi yine kitlenmeye devam edecek. Fiiliyattaki bir yansıması var. Bu önemli bir siyasi aktör. Bunun terör örgütü olarak adlandırılması İran siyaseti için kırmızı bir çizgi oluşturuyor. ‘İran, Viyana masasında Devrim Muhafızları ordusunun terör listesinden çıkarılması karşılığında bölgesel faaliyetlerinin kontrol altında olacağının teminatını verdi’ diye bir söylenti çıktı. Buna İran’ın en önemli muhafazakar gazetesinin editörü buna şiddetle karşı çıktı. Son dönemde yoğun bir şekilde bu editörün İran’da dışişleri bakanını eleştirilerini okuyoruz. Muhafazakarlar kanalı da burada kapsayıcı bir ifade değil, muhafazakarın da muhafazakarı bir hat var şu anda. Bu konuda o yüzden İran açısından bir çeşit kırmızı çizgi oluşturuyor. ABD için de bu bir kırmızı çizgi. ‘Ben Devrim Muhafızlarını terörle iltisaklı faaliyetlerinden dolayı listeye aldım. Çünkü benim burada bölgesel müttefiklerim var ve güvenliklerini tehdit ediyor. Ben zaten nükleer programla alakalı olarak listeye almadım. Bu faaliyetlerden dolayı aldım, o yüzden çıkarmak için bana İran’ın garanti vermesi gerekir’ diyor. Burada da bu konu tıkanmış durumda bu sebeple.”

‘Zenginleştirilmiş uranyumun ne olacağı mevzuları anlaşıldı, pürüzlerin üstüne gidilmiyor’

ABD'nin anlaşmadan çekilmesini kademeli olarak izleyen İran'ın zenginleştirilmiş uranyumun ne olacağının da ele alındığını belirten Alagöz, nükleer programla bağlantılı yaptırımlarda esniklik geliştirilmesi için orta formüllerin bulunduğunu aktardı. Alagöz bu noktada pürüzler bulunsa da üzerine gidilmediğini belirtti:
“Nükleer programa bağlı olan yaptırımlarda esneklik getirilmesi konusunda bir orta formülün bulunduğuna işaret ediyor. Şu an zenginleştirilmiş uranyumun ne olacağı mevzuları da anlaşıldı. Görmezden gelinen durumlar da var. Bu sürecin önemli bir parçası olan Atom Enerjisi Ajansı Başkanı Grossi önemli açıklamaları oldu. Bazı merkezler var konum iki diye tarif edilen, burası imha edilmişti, bir zenginleşme faaliyeti yapılıyordu. Burada olan aletler nereye aktarıldı, ajans bunları takip etmek istiyor ama hala daha netlik kazanmış değil. Nükleer müzakere masasında olan her bir 4+1 üyeleri isterlerse bu raporun üzerine gidip İran’ı daha sorgulayıcı bir tavır da alabilirler ama bunu biraz görmezden gelmeyi yeğliyorlar. Burada bir açıkça dile getirilen faaliyetler var, bir de gizli olduğu tahmin edilen faaliyetler var. Ajans başkanı da bu gizli faaliyetlere bir şekilde değiniyor, bunlar tarif edilmeli şeklinde. Ama bunlar müzakere masasında çok üzerine gidilen konular değil. Kitlendiği nokta Devrim Muhafızları terör listesinde olacak mı olmayacak mı konusu. Bu tartışma dönerken bölgede agresif hareketler de olunca tartışmanın kitlenmesi daha da derinleşmiş oluyor. Son noktamız bu.”

‘Ukrayna krizinde Körfez ülkelerinin sessiz kalışı Biden yönetimine güvensizlikten kaynaklanıyor’

Alagöz’e göre Biden yönetiminin Ortadoğu politikaları başarısız. Ukrayna krizinde Körfez ülkelerinin Avrupa’ya kıyasla daha sessiz kalışının Biden yönetiminin güvenilir olmamasından kaynaklandığına işaret eden Alagöz, ABD’nin burada belirleyici bir aktör olmaktan çıktığını belirtti.
“Bölgeyi yakından takip eden biri olarak Biden yönetiminin Ortadoğu politikaları oldukça başarısız. Burada bir güç dengesi oluşması yerine daha bir politikanın oluşmasına zemin hazırlayan politikasızlık oluyor. İki kutuplu sistemde değiliz artık. Ortadoğu denilince eskiden daha çok ABD burada hakim anılırken artık Rusya ve Çin’in de bu bölge ülkeleriyle kurduğu yakın ilişkilerden bahsetmemek mümkün değil. Zaten Ukrayna krizinde göreceli olarak Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında özellikle Körfez ülkelerinin daha sessiz kalışı da Biden yönetimine duydukları tepki. Rusya’da petrol ve doğalgaz üreticisi olmaları sebebiyle ortak çıkarlar söz konusu. Askeri ilişkiler, işbirlikleri var. Bu krizde artık ABD’de Biden yönetimi onlar için yeterli oranda güvenli bir partner olamadığı için Rusya ile de aralarını çok mesafelendirmek istemediler. Son dönemde BAE’ye Husiler kaynaklı saldırılar oldu. ABD’nin bu konudaki tepkisizliğini çok kötü karşıladı. Husilerin daha önce terör listesine alınma durumu vardı, bu çıkarıldı. O sebeple bu ülkeler burada farklı bir okuma yapıyorlar. İsrail’in BAE ve Bahreyn’de kurmuş olduğu ilişki süreci şekillendiriyor. Burada ABD dışında İsrail faktörü daha belirleyici. Son Emirlik ziyareti çok önemliydi. Bunun da İsrail’in teşvikiyle olduğu, ABD’nin buna kısmen karşı çıktığı da dillendiriliyor. Bölge içi dinamikler kendi ekseninde şekilleniyor. ABD’nin burada etkili bir aktör olmaktan aşama aşama uzaklaştığını görüyoruz.”
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Said Hatibzade - Sputnik Türkiye, 1920, 04.04.2022
DÜNYA
İran Dışişleri: Viyana'daki müzakerelerin durdurulmasından ABD sorumlu
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала