23:37 20 Ekim 2018
Canlı Yayın
    Eksen

    'Hamas ılımlılaşarak Batı'da meşruiyet arıyor'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 41

    Selim Sezer’e göre Hamas’ın ‘ılımlılaşma’ içeren yeni vizyon ve siyaset belgesi Katar’ın baskılarıyla ortaya çıktı. İsrail ile 1967 sınırlarına dayalı çözüme onay verilmesini, ‘ılımlılaşarak’ Batı ile uzlaşmaya yoran Sezer’e göre, Müslüman Kardeşler’in ana yapısı ile ilişkinin kesilmesi de Mısır’ın desteğini almak için.

    Filistin’in İslamcı örgütü Hamas’ın 1 Mayıs’ta Katar’ın başkenti Doha’da açıkladığı ve 1988’deki kurucu tüzüğünü değiştirdiği yeni siyaset ve vizyon belgesi tartışmalara yol açtı. Hamas’ın 1967 sınırları içerisinde Filistin devleti kurulmasına yanaşması ve İsrail’i ortadan kaldırma hedefinden vazgeçmesi dolaylı tanıma olarak yorumlanırken, düşman tanımında ‘Yahudileri’ çıkartıp ‘Siyonizm’in getirilmesi ve İhvan’ın ana gövdesiyle kurumsal ilişkilerin kesilmesi ‘ılımlılaşma çabası’ olarak algılandı. Hamas’ın yeni siyaset ve vizyon belgesini Doktor Selim Sezer ile konuştuk.

    ‘İKİ KANAT BU METİNDE ORTAKLAŞMIŞ GÖZÜKÜYOR’

    Hamas’ın yeni siyaset belgesinin hem maddeleri hem de genel ruhu itibari ile bir ‘denge metni’ diye niteleyen Selim Sezer’e göre, örgüt ‘orta yol ya da senteze’ varmaya çalıştı. “Uzun zamandan beri, Hamas’ın içerisinde, özellikle siyasi büro içerisinde iki farklı eğilim ya da bir anlamda adı konulmamış iki farklı kanadın var olduğunu” anımsatan Sezer, yeni belgeye giden süreci şöyle anlattı: “Bir tarafta özellikle Halid Meşal ve İsmail Haniye’nin olduğu, Katar-Türkiye eksenine yakın bir çizgi vardı. Diğer tarafta, Musa Ebu Marzuk ve Mahmud Zahar gibi daha İran çizgisine yakın olan ve biraz daha askeri kanada dayanan bir çizgi vardı. Dün yayınlanan metnin giriş kısmına baktığınız zaman, bunun iki yıl süren tartışmalar sonucunda ortaklaşılmış bir metin olduğu söyleniyor. Bunun ne tür tartışmalar olduğu aşağı yukarı tahmin edilebilir.”

    'ÇELİŞKİLİ MADDELER'

    Metnin hem İsrail’e yaklaşım hem de bölgesel siyasete dair eğilimleri ‘uzlaştırdığı’ görüşündeki Sezer, ortaya çıkan çelişkileri de şu sözlerle anlattı: “Bu uzlaşı, farklı biçimlerde anlaşılmaya açık ya da yeterince net olmayan birtakım ifadeler doğurdu. Bunların en başında 1967 meselesi geliyor. Metinde 18,19 ve 20. maddeler bu konuları ele alıyor. 18. ve 19. maddelerde Hamas’ın herhangi bir şekilde meşru bir oluşum, meşru bir devlet olarak tanınmayacağı ve denizden nehire olarak adlandırılan yani Akdeniz’den Ürdün nehrine olarak tarihsel 1948 öncesi Filistin topraklarından hiçbir şekilde taviz verilmeyeceği hatta hiçbir alternatifin kabul edilmeyeceği söyleniyor. Aslında bu geleneksel politikanın devamı niteliğinde bir açıklama. 20. madde, bir taraftan başka bir alternatifin kabul edilmeyeceği söylenirken, hemen arkasından bir ulusal uzlaşının parçası olarak, başkenti Kudüs olacak ve mültecilerin geri dönüşünün sağlanacağı, 1967 sınırlarındaki bir Filistin Devleti’ni de kabul edebiliriz ya da destekleriz şeklinde bir ifade çıkıyor.”

    ‘KÖRFEZ BASKISIYLA İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM KABUL EDİLDİ’

    1967 sınırları içerisinde Filistin devletinin kabul edilmesini de Hamas’taki kanatlar içi tartışmaya bağlayan Sezer, bunda Körfez ülkelerinin etkili olduğuna şu sözlerle dikkat çekti: “Özellikle Meşal kanadının uzun zamandan beri ‘İki devlet, Bir çözüm’ çözümüne Körfez Ülkeleri’nin de baskısıyla rıza gösterme eğiliminde olduğu söyleniyordu. Öyle görünüyor ki, farklı siyasi büro yöneticileri, farklı kanatlar ya da kadrolar arasında yürütülen tartışma sonucunda, böyle bir orta yol bulunmuş. Bir yandan geleneksel çizginin sürdürüldüğü söyleniyor, herhangi bir şekilde İsrail’in meşruiyetinin kabul edilmeyeceği, 48 sınırlarındaki denizden nehire olan Filistin topraklarının tamamının özgürleştirileceği söylenirken, bir bakıma buna çelişki teşkil edecek şekilde, ulusal uzlaşının bir parçası olarak 67 devletini de destekleyebiliriz şeklinde bir denge metni ortaya çıkmış gibi gözüküyor.”
    Sezer, bu uzlaşmanın aynı zamanda diğer Filistinli oluşumlarla, özellikle FKÖ ile bir işbirliği, yani Filistinliler içi uzlaşma olarak da yorumlanabileceği görüşünü dile getirdi.

    ‘DİN ÇATIŞMASI VURGUSUNDAN SİYONİST İŞGALE’

    Yeni siyaset ve vizyon belgesinde ‘ılımlılaşma’ eğilimlerinin de bulunduğunu anlatan Sezer özellikle ‘İslami kimlik’  vurgusuna dikkat çekti: “Hamas kendisini bir İslami oluşum olarak adlandırmakla birlikte, 1988’deki tüzükle karşılaştırıldığı zaman, epey bir dil farkı felsefe farkı da var. Örneğin ‘biz kendimizi İslami bir oluşum olarak adlandırıyoruz ama aynı zamanda İslam’ın barış ve hoşgörü dini olduğunu söylüyoruz ve Filistin’in bir arada yaşamanın modeli olacağını savunuyoruz. Bütün din ve inançlara varlık hakkı sağlayan bir islam modeli savunuyoruz’ deniliyor. Yine aynı şekilde eski metinle en önemli ayrım noktalarından biri, 1988 tüzüğü net bir şekilde İsrail-Filistin çatışmasını bir ‘din çatışması’ şeklinde tanımlarken, bu yeni tüzükte yahudilerle herhangi bir çatışma olmadığı, düşmanın siyonist işgal ve yerleşim projesi olduğu söyleniyor. Hatta aslında antisemitizm ifadeleri dahi metnin içerisine girdi. Bütün bunlar ılımlılaşma, Batı ile de biraz daha olumlu ilişkiler ya da yapıcı ilişkiler kurma yönünde adım olarak da değerlendirilebilir şeyler.”
    Hamas’ın bu ‘ılımlılaşma’ çabasını dünyada meşruiyet kazanma çabasına yoran Sezer, “Çünkü malum AB ülkelerinin çoğu, bir süredir 1967 sınırlarındaki bir Filistin’i devlet olarak tanıyor. Yine aynı şekilde Rusya’nın bu yönde bir çizgisi var. ABD’nin de, özellikle Obama yönetiminin son döneminde politikası bu yöndeydi. Birçok unsur içinde yer almadı ama bir nevi dünyanın büyük güçleri arasında bir uluslararası konsensüsün oluşmaya başladığı bir dönemde bu durum metne girdiği için, bunu düşündüren bir durum var” ifadelerini kullandı.

    ‘HAMAS’IN UYGULAYACAĞI POLİTİKA GÖSTERECEK’

    Hamas’ın daha önce de çeşitli vesilelerle “Biz İsrail’i tanımıyoruz, tüm Filistin’i özgürleştireceğiz ama diğer gruplarla birlikte hareket edebilmek için, ilk aşama olarak 1967 devletini destekleyebiliriz”  söylemini kullandığını da anımsatan Sezer, bu durumu şöyle yorumladı:

    “Bu söylemin bir resmi metne girmiş olması zaten eskiden beri var olan duruşun devamı mı, yoksa hem İsrail’ hem de dünyanın geri kalanına mesaj anlamına mı geliyor sorusu, burada en belirleyici soru. Tam şu aşamada birtakım akıl yürütmeler yaparak varsayımlara gitmek mümkün olmakla birlikte, pratikte bunun nereye evrileceği sorusuna çok kesin yanıtlar vermekten de imtina etmek gerekli. Bu durum farklı ihtimaller ve farklı yollar ve de ciddi bir uzlaşma yolunu açabilir. Yani İsrail ile bir barış çizgisine doğru da gidilebilir, keza Batı ile de farklı türden ilişkiler kurulabilir. Bunların ilk başlangıcı ya da önemli bir eşiği de olabilir. Ancak başka türlü de, yani bir Hamas içi uzlaşı ya da FKÖ ile ilişkiler bakımından da aslında ortaya çıkmış bir dengeden de ibaret olabilir bu. Dolayısıyla önümüzdeki haftalarda, aylarda hatta belki de yıllarda Hamas’ın izleyeceği pratikteki durum aslında bu değişikliğin, daha doğrusu bu politikanın resmiyet kazanmasının hangi anlama geldiği ve hangi amaçlarla yapıldığı konusunda daha net bir tablo ortaya koyabilecektir diye düşünüyorum.”

    ‘İSRAİL, HAMAS’IN GELENEKSEL ÇİZGİDEN KOPUŞUNU BEKLİYORDU’

    İsrail’in Hamas’ın yeni siyaset ve vizyon belgesiyle ‘dünyayı kandırmaya çalıştığı’ tepkisi vermesini de değerlendiren Sezer, bunu da metnin İsrail’in beklentilerinin gerisinde kalmasına yordu:

    “Yakın zamanda Avigdor Liberman Gazze’deki ablukayı hafifletecek birtakım adımların atılabileceği yönünde bir açıklama yapmıştı ve tek şartı Hamas’ın İsrail’i tanıması idi. Liberman İsrail’in şahin isimlerinden birisidir ve ablukayı kaldırmaktan bahsediyor ve böyle bir şarta bağlıyordu. Aslında Hamas’ın son beş yılındaki bölge politikaları içerisindeki tutum değiştirmesine paralel olarak, geleneksel İsrail’i tanımama çizgisinden bir kopuş bekleniyordu ve muhtemelen Tel-Aviv’deki hükümet de bu açıklanan metinde bunun daha net bir şekilde ifade edilmesini bekliyordu. Fakat bu netlik yerine muğlâk, farklı yorumlara açık, kesinlik arz etmeyen bir dil kullanılmış olması muhtemelen İsrail’de bu yüzden bir hoşnutsuzluk yaratmıştır.”

    ‘AÇIKLAMANIN KATAR’DA YAPILMASI ÇOK MANİDAR’

    Hamas içinde bazı isimlerin ‘yeniden İran çizgisine dönelim’ eğiliminin de bulunduğuna ancak bunun henüz baskın görüş haline gelmediğine atıf yapan Sezer, yeni açıklamanın Doha’da yapılmasının da manidar olduğunu vurguladı. “Bu açıklamanın Katar Doha’da yapılmış olması tek başına kendisiyle çok şey anlatıyor” diyen Sezer, “Dünya’nın başka bir yerinde, mülteci kamplarında ya da işgal altındaki Filistin’de değil, bu açıklama Doha’da yapılıyor. Dolayısıyla bu resmi olarak Hamas’ın siyasi bürosunun hala bir düzeyde de olsa Katar’ın himayesi altında olduğunu gösterir” diye konşutu. Sezer’e göre yine de Hamas içinde kendisini hala ‘direniş cephesi’ diye anılan İran, Suriye ve Hizbullah çizgisine yakın hisseden isimler var ve dengeleyici pozisyon alabiliyorlar. Ancak bu durumun uzun vadede sürdürülebilir olmayabileceğine atıf yapan Sezer, yeni uzlaşma için “Bu uzun vadede yeniden hareket içerisinde yeniden bir çatışma ya da ayrışma dinamiklerinin ortaya çıkmayacağı anlamına da gelmez” diye ekledi.

    ‘YAKIN VADEDE HAMAS-FKÖ UZLAŞMASI MÜMKÜN DEĞİL’

    Peki FKÖ bu değişikliğe nasıl bakıyor? Filistin’de uzun süredir FKÖ’nün demokratikleştirilmesi, yeniden yapılandırılması tartışmaları bulunduğunu anımsatan Sezer, Hamas’la ulusal birlik ve uzlaşma çabalarının ise hep sonuçsuz kaldığına işaret etti. “Her uzlaşmaya vardık açıklaması yapıldığında, artık insanlar bunun birkaç gün sonra işlevsiz kalacağını biliyor” diyen Sezer, “Yakın vadede El-Fetih ya da FKÖ ile Hamas arasında bir işbirliği zemininin bulunması ya da kurulması çok mümkün gözükmüyor” vurgusu yaptı. Sezer’e göre bunun hem ideolojik, hem Batı Şeria ve Gazze arasındaki coğrafi ayrılık, hem de bölgesel siyaseti yansıtan sebepleri yer alıyor. Sezer şu değerlendirmede bulundu:

    “Örneğin Batı Şeria’da bir takım Hamas unsurlarının ve oradaki Filistin tarafının doğrudan baskı altına alınması ya da Gazze’de oradaki hükümette bulunan El-Fetih unsurlarını baskı altına alması gibi konular uzun bir anlaşmazlık dinamiği yarattığı için, yakın vadede bu çok çözülebilir gibi gözükmüyor. Her ne kadar bütün fraksiyonlar ulusal birlik ve uzlaşı yönünde pozisyon alsa ve bunu resmi siyaset haline getirse de, şu anda bunun yakın vadede gerçekleşebileceğine dair somut bir veri önümüzde yok. Temenniler var ve bunlar dillendiriliyor fakat somutlaşması için daha uzun bir zamana ihtiyaç var.”

    ‘MISIR İLE ARAYI İYİ TUTMAK’

    Yeni tüzükte Müslüman Kardeşler ana örgütü ile organik bağın koparılması kararını ise ‘kurumsal bir kopuş meselesi’ diye yorumlayan Sezer, Meşal’in açıklamaya şerh düşmesine dikkat çekti:

    “Halid Meşal bir şerh düşerek açıklama yaptı. Fikirsel olarak Müslüman Kardeşler’in bir parçasıyız, o çizgiden geliyoruz ama kurumsala olarak bu yapının bir parçası değiliz dedi. Bu daha pragmatik bir durum gibi duruyor. Mısır’ın tarihsel olarak Filistin meselesinde özgün bir konumu var ve rol oynayabilir bir alanı var. Hamas şu andaki Mısır yönetimi ile arasını iyi tutmak istiyor. Bunun da temel gerekliliklerinden bir tanesi, organik ve kurumsal Müslüman Kardeşler bağının kesilmesi. Aynı şekilde Müslüman Kardeşler’den kaynaklı olarak pek çok ülke de aynı kararı aldığı ve terör örgütü listesine aldığı için, onlarla da kurulacak birtakım siyasi, diplomatik ilişkiler bu gerekli. Meşal’in düştüğü şerh, aslında fikirsel olarak bu ekolden bir kopma olmadığı anlamına geliyor. Bizim analiz düzeyinde değerlendirmeler yaparken bakacağımız yer zaten kurumsal bağdan ziyade, bu ideolojik bağın olması. Hem Meşal’in şerh ile bunu ifade etmesi itibari ile hem de Hamas’ın ortaya çıkışından itibaren şu noktada Hamas ve Müslüman Kardeşler arasında keskin bir ayrım çizmek için bir sebep görmüyorum.”

    İlgili konular:

    Meşal: Halid Meşal gelecek yıl Hamas'ın eski siyasi büro şefi olacak
    Putin: Ortadoğu'da istikrar için en önemli koşul Filistin sorununun çözülmesi
    'İsrail, Filistin'de ırk ayrımcılığı uyguluyor' deyip istifa eden Halef'e, Filistin Yüksek Nişanı
    Etiketler:
    Hamas, İsmail Haniye, Halid Meşal, Katar, Filistin, Mısır, İsrail
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın