00:16 22 Kasım 2018
Canlı Yayın
    Eksen

    ‘Suudi Veliaht Selman’ın geleceği Erdoğan’ın elinde’

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 108

    Hasan Sivri’ye göre Kaşıkçı vakası hem ABD’de Trump için büyük önem taşıyan ara seçimleri etkileyebilecek, hem de Suudi Arabistan’daki iktidarı değiştirebilecek bir hale dönüştü. Sivri’ye göre, Suudi Arabistan’ın genç veliaht prensi Muhammed bin Selman’ın geleceği de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklayacaklarına bağlı.

    Washington Post yazarı Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın ölümünün arkasındaki sır perdesi sürerken, olay hem ABD hem Suudi Arabistan içerisindeki rakip kanatların kapışmalarını getiren uluslararası bilek güreşine dönüştü. Suudi Arabistan'ın hafta sonunda Kaşıkçı'nın ölümünü kabullenmesi ve ölümüne dair ‘öyküyü' değiştirmesinin ardından uluslararası tepkiler artarken, dikkatler de Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Salı günü grup toplantısında yapacağını belirttiği ‘detaylı' açıklamaya çevrildi.

    Kaşıkçı vakasındaki son durumu Arap basınında yorumlarıyla tanınan gazeteci Hasan Sivri ile konuştuk.

    ‘KAŞIKÇI OLAYI ORTADOĞU TARİHİNDE BİR DÖNÜM NOKTASI'

    Hasan Sivri, dünya tarihinde Kaşıkçın olayına benzer bir olay yaşanmadığını, bu vakanın Ortadoğu tarihinde de çok önemli bir dönüm noktası olduğuna dikkat çekti. Olayın ABD'de Kasım'da yapılacak seçimlere etkileri dahi bulunduğunun altını çizen Sivri, durumun Trump aleyhine gelişebileceğini vurguladı. Sivri, Suudi Arabistan içerisinde de veliaht tartışmaların başladığını söyledi:

    "Son Arap Baharı'ndan sonra Ortadoğu'da stratejik anlamda, kısa, uzun vadeli etkileri olabilecek büyük değişimler yaşandı. Bu olay hem Suudi Arabistan tarihinde hem de Ortadoğu tarihinde çok önemli bir dönüm noktasını oluşturacak. Dolayısıyla Arap alemi de farklı eksenlerde, pozisyonlarda konumunu almaya ve bir şekilde buna hazırlık yapmaya başladı. Dünya tarihinde muhtemelen benzer bir olay yok. 20 küsur gündür dünyanın gündemini meşgul eden bir mevzu oldu. Hala cesedi bulunamayan Kaşıkçı'nın hem Amerika içinde hem Suudi Arabistan içinde hem bölgede ihvan ile karşı eksen arasında çekişme noktası haline geldi. Herkes Kaşıkçı üzerinden kendi ajandasını hayata geçirmeye çalışıyor. Kasım'daki ara seçimlerde Amerikalılar bu mevzuyu kullanıyor. Özellikle Demokrat ve Cumhuriyetçi senatörler de var bunların arasında. Trump yönetimini Bin Selman'a sahip çıkmakla itham edip Trump'ı köşeye sıkıştırmak üzere hareket alıyorlar. Hem de Suudi Arabistan ile Amerika arasındaki tarihi ilişkileri etkileyebilecek açıklamalarda bulunabiliyorlar. Veliahttı katil ve despot bir yönetici olarak tanımladı Sanders. Senatodaki dış ilişkiler başkanı bunun da ilerisine giderek veliahtın bırakması gerektiğini ve artık işlediği suçların sınırı geçtiğini bunun içerisine Katar'ı kuşatma ve Hariri'yi Suudi Arabistan içinde tutuklamayı da alarak veliahtı hedefe koydu. Dolayısıyla veliaht tartışmasını açarak Suudi Arabistan içerisinde de bazı iddialar var. Kraliyet mensuplarının bir araya gelmek istediği ama Muhammed Bin Selman'ın bunu engellediği ve küçük gruplar halinde toplantılar yapıldığına dair iddialar var."

    ‘KATAR, RİYAD'I HEDEFE KOYARAK TÜM GÜN KAŞIKÇI OLAYINI İŞLİYOR'

    Müslüman Kardeşler kanadını temsil eden Katar basınının gün boyu Kaşıkçı olayı ile ilişkili canlı yayınlara yer verdiğine dikkat çeken Sivri, Katar'ın Riyad'ı itibarsızlaştırmak için böyle bir yayın politikası izlediğini belirtti, Kaşıkçı olayından ciddi derecede yararlandığını ekledi:

    "Veliaht Prens'in kardeşi Halid bin Selman ABD'ydi, geri çağrıldı. O da Muhammed Bin Selman'ın çatısı altında hareket ediyor. Dolayısıyla Amerika'daki seçimleri etkileyecek bir çekişme noktası haline getiriliyor. Suudi Arabistan içinde veliaht tartışmalarına kadar gidiyor. Katar en başından beri bütün medyası ile özellikle tüm gün sadece bu mevzuyu işleyerek bulunmaz bir üstat olarak gördüğü Kaşıkçı'nın katlini Suudi Arabistan'ı itibarsızlaştırmak ve Suudi Arabistan'ı sürekli olarak hedefe koyarak bundan yararlanmaya çalışıyor."

    ‘İSRAİL BUGÜNE KADAR RESMİ BİR TAVIR ALMADI'

    Sivri'ye göre İsrail'in, şimdiye kadar Kaşıkçı olayıyla ilgili Suudi Arabistan'a karşı resmi bir tavır almaması dikkat çekici. Sivri, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'nun Suudi Arabistan ziyaretine atıf yapan Sivri, Trump'ın İran'ı hedef tahtasına koyarken Filistin sorununda Yüzyılın Anlaşması'nı devreye sokmaya çalışan Ortadoğu politikalarını veliaht prens Muhammed bin Salman öncülüğündeki Suudi Arabistan'a dayadığını anımsattı:

    "Katar ve Suudi Arabistan'ın Amerika'da halkla ilişkiler şirketleri dahil emekli senatörler, emekli generaller, gazeteciler, medyada tanınan isimler üzerinden kendi politikalarını, kendi durdukları yeri yansıtacak, kendi prestijlerini yükseltecek adımlar atıp bu insanlara ve şirketlere paralar akıttılar. Fakat bugün görüyoruz ki Katar bu para akıtımını yapmadan da senatodakiler Trump idaresini hedefe koyarak Bin Selman'ı eleştiriyor ve Suudi Arabistan'da bir değişime gidilmesi gerektiğini söylüyor. Fakat burada çok zor bir halka var. Çünkü Trump geldiği andan itibaren Bin Selman ile Ortadoğu'da çok ciddi ilişkilere girildi. Çok stratejik anlaşmalar yapıldı. Bunlardan bir tanesi yüzyılın anlaşması. Trump'ın damadını da İsrail'i ve Suudi Arabistan'ı yakınlaştırıp burada Filistin davasını hedef alan bir anlaşmaya doğru girdikleri ilişki. İkincisi ise İran'ı kuşatma mevzusu. İran'ın Ortadoğu'da aktivitelerini ve nüfuzunu sınırlamaya yönelik bir ikilinin girdiği ilişkiler var. Burada senatonun atacağı adımlar aynı zamanda Trump'ın adımlarıyla Arabistan ile girilen bu stratejik ilişkileri de etkileyecek. Bu yüzden sadece Veliaht Bin Selman'ı etkileyecek adımlar olmayacak. Hem kraliyet içerisindeki tartışmayı da alevlendirip burada herkesin konum almasına neden olacak kendi pozisyonunu güçlendirmek için hem de Ortadoğu'da İran'ı kuşatmak adına diğer adımlarda atılan adımları da etkileyecek. Bu yüzden bugüne kadar İsrail'in resmi bir tavır almadığını görüyoruz. Çünkü bu konuda Bin Selman'ın getirdiği kolaylıklar, Suudi Arabistan'ın normalleşme hareketine liderlik etmesi ve ortak çıkar olması anlamında İran'ın hedefe konması ve aralarında yaptıkları anlaşma İsrail için müthiş noktalar. Aslında Ortadoğu'da her insan hak ihlali ya da herhangi bir mevzuda direkt pozisyon alıp lafını söyleyen İsrail'in bugün sessiz kalması da buna işaret. Washington Post'ta Trump'tan duyduk bunu: ‘Güçlü ve ülkesini seven bir Muhammed Bin Selman' şeklinde Selman'ın yanında yer alan bir tavır var. İkincisi Pompeo'nun ziyaretinden sonra Suudi Arabistan'ın bu çıkış yolu olarak gördüğü hatayla öldürüldüğü senaryosu hayata geçirildi. Bence bu Pompeo'nun önerisiydi. Trump yönetiminin Arabistan'a bir çıkış yolu bulmaya çalıştığına işaret etmek istiyorum. Pompeo'nun Arabistan'ı ziyareti esnasında CNN de Arabistan'ın çıkış yolu olarak gördüğü ‘hatayla öldürüldü' şeklindeki senaryonun bazı kısımlarını sızdırmıştı. Burada Trump ile Bin Selman arasında bir irtibat olduğunu da anlıyoruz. Amerikalı senatörler de bunu görüyor ve buna karşı bir tavır alıyor. Fakat Türkiye'nin de burada özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yarın yapacağı açıklamanın veliahtın geleceğini etkileyeceğine dair manşetler de gördük."

    ‘SUUDİLERİN KAŞIKÇI'YA DAİR AÇIKLAMALARI ULUSLARARASI KAMUOYUNUN GÜVENİNİ ZEDELEDİ'

    ABD ile Suudi Arabistan'ın daha önce bu kadar yakın ilişkiler kurmadığını ifade eden Sivri, Suudi Arabistan tarafından yapılan ‘yanlışlıkla öldü' açıklamasının başta halk olmak üzere uluslararası kamuoyunun güvenini zedelediğini söyledi:

    "Demokrat senatörlere ya da Trump yönetimine tepkili olan yetkililer buradan Trump'ı sıkıştırmaya çalışıyor. Fakat şu ana kadar Trump'ın Bin Selman ile girdiği ilişkileri daha önceki Amerikan-Suudi tarihinde bu kadar derinlikte göremiyoruz. Bu yüzden de hem Yemen savaşında hem Suudi Arabistan'ın bölgede aldığı bazı adımlara muhalif içeride prensler olduğunu da biliyoruz. Dolayısıyla Trump'ın şu ana kadar İsrail'in lehine olan bazı adımları Arabistan ile aldığı bazı adımların etkileyebileceğini de görüyoruz. Buna veliahtın görevi bırakmasına dair baskıların açıkçası bir karşılığı da olabilecek düzeye geldik. Çünkü Arabistan, bütün yetkilileri ile beraber en başından beri reddettiği bir senaryoyu kendi medyasında kendi halkına işlediğini yalanlama senaryosunun ardından ‘Evet konsoloslukta öldü' gibi bir açıklamayla halkına ve uluslararası kamuoyuna güven noktasında zafiyetler vermiş oldu. Bugün 15 gündür halkına ‘Bize karşı bir komplo var. Bu adam konsolosluktan çıktı' diyen veliaht bu senaryoyu kabul ederek aslında şu ana kadar hiç vermediği bir fotoğrafı vermiş oldu. Bu halkta güvensizlik yaratıyor, uluslararası kamuoyunda da Muhammed Bin Selman'a yönelik baskıları arttırmak için müthiş bir fırsat oluyor.

    ‘BİN SELMAN'IN GELECEĞİ ERDOĞAN'IN ELİNDE'

    Sivri, Muhammed Bin Selman'ın geleceğinin ve ABD ile ilişkilerin düzelmesinin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Salı günü grup toplantısında Kaşıkçı ile ilgili yapacağı açıklamaya bağlı olduğu değerlendirmesinde de bulundu:

    "Almanya ve Avrupa Birliği'ni başını çektiği bir hamleyle Bin Selman'ı hedefe alması da bu şekilde yorumlanabilir. Uluslararası Af Örgütü'nün de şu ana kadar Avrupa Birliği'ne baskıları vardı. Arabistan'da tutuklu olan insan hakları ihlallerinin geldiği noktaya dair yorumları vardı. Bugün artık konsolosluk olayında bu çelişen tavrı gösterebilen Suudi Arabistan'ın içinde hapishanelerinde neler olduğunu kimse tahayyül edemez. Buna dair endişeler daha da artacak olacak. Bütün bunlar Muhammed Bin Selman'a yönelik baskıları arttıracak, Amerikan tarafından görevi bırakmasına dair baskıları arttıracak. Fakat İsrail ve Trump ile gerilen ilişkiler bu konuda Amerikalıların daha ihtiyatlı davranmasını gerektirebilecek. Yarın Erdoğan'ın da ‘Bütün ayrıntılarıyla açıklayacağım' dediği açıklama bu işin belirleyicisi olacak. Burada Bin Selman'ı işaret edecek mi etmeyecek mi sorusu da çok önemli. Burada Trump ile Erdoğan arasındaki irtibat kurulduğunu ve koordinasyon halinde gidildiğini gösteriyor. Erdoğan'ın elinde biraz da bin Selman'ın geleceği."

    ‘KATAR İÇİN KAŞIKÇI OLAYI MÜTHİŞ BİR FIRSAT'

    Sivri'ye göre Kaşıkçı olayı, Türkiye tarafından hem ABD'ye hem de Suudi Arabistan'a karşı koz olarak kullanılıyor. Katar için Kaşıkçı olayının müthiş bir fırsat olduğunu yineleyen Sivri, Katar'ın dün konsoloslukta yanan ışıkları bile analiz edecek kadar olaya titizlikle yaklaştığına dikkat çekti:

    "İşin başka bir boyutu da Türkiye'nin Katar krizinden sonra hem Körfez'de hem Suudi Arabistan'ın batısındaki bir adayı alarak oranın nüfusundan bahsedebiliriz. Dolayısıyla Arabistan için bir endişe söz konusu Türk nüfusu açısından. Katar'ı koruyan Türk nüfusunun Arabistan'a sorun yaratacağını düşünüyorlar Suudiler. Buna dair bir pazarlık da söz konusu. Yarın Erdoğan'ın açıklayacağı ve içinde tüm ayrıntılar olacak dediği bu açıklama açıkçası hala pazarlık aracı olarak kullanılıyor hem Suudi Arabistan hem Amerika ile. Bin Selman'ın da geleceğini etkileyebilecek, tehlikeye atabilecek bir açıklama olacak. Şu ana kadar Bin Selman'a baskı yapan ve bırakması gerektiğini söyleyen Amerikalı demokrat senatörler içinde müthiş bir baskıyı arttırma aracı olarak kullanılabilecek. Fakat burada başka bir mevzu da Katar'ın buradaki pozisyonu. Katarların medyasına baktığımızda Al Jazeera'nin birçok dilde yayını var. Bunlardan bir tanesi de Arapça yayın yapan televizyonu. Başından beri bu olayı konsolosluk binasıyla, evini canlı şekilde veren Suudileri çıldırtan bir yayın politikası izliyordu. Hatta önceki günlerde ‘Suudi Arabistan ile ilişkileri de düşünmemiz gerek' diyen Türk yorumcuyu bir Katarlı spiker olayına da şahit oldum. Dün de konsoloslukta yanan ışıkları bile analiz eden bir yayın politikası var. Burada Jazeera ve Katar ihvan medyasının eline müthiş bir fırsat geçmiş durumda. Bunu müthiş bir şekilde kullanmaya çalışıyor.

    ‘KATAR'IN TÜRKİYE'DEN BEKLENTİLERİ VAR'

    Sivri, Katar'ın Türkiye'den beklentileri olduğunun altını çizdi, İhvan'ın rolüne işaret etti. Sivri, Kaşıkçı olayının birden fazla boyutu olan bir konuya dönüştüğünü belirtti:

    "Katar'ın Türkiye'den beklentileri var. Bunun içerisinde Katar'a yönelik kuşatmanın da ortadan kalkmasına dair. İşin başka bir boyutu da ihvanın buradaki rolü. Çünkü Türk ana akım medyasından çok daha derin ve geniş işleyen bir yerde duruyor Katar için durum. Karşı tarafta ise burada başarısız bir sınav veren Suudi medyası var. Bunun içerisinde kraliyet divanına yakın bir gazete var. Fakat diğer basın ve medya araçları Arabistan'da çok başarısız oldu. Bugün sorumlu olarak görevinden azledilen iki tane yönetici de aslında Suudilerin sosyal medyadaki kampanyasını yürütüyordu. ‘Kaşıkçı kayboldu, konsolosluktan çıktı' kampanyasını yürüten insanlar bugün görevinden azledilen sorumlulardı. Bu işin Katar ve ihvan boyutu da Türkiye ve Arabistan arasında konuşulan bir başka boyut olduğunu düşünüyorum. Arabistanlıların endişesi Türk nüfusu ve bunu daraltmak istiyorlar. Fakat karşı taraftaysa ekonomik ilişkilerden dolayı da Türkiye'nin Katar'la ilişkileri son zamanlarda çok derinleşti. Burada onların da pozisyonunu da etkiliyor diye düşünüyorum. Bugünden yarına kadar Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamasıyla çok şey de değişebilir. Çünkü birçok boyutu olan bir mevzuya dönüştü. Hem Amerika'daki seçimleri etkileyecek hem Amerika ile Türkiye'nin gerilen ilişkilerini bir şekilde yoluna koyabilecek bir anlaşmada çıkabilir yarınki açıklamada. Hem de Katar'ın Ortadoğu'da dengeleri daha da değiştireceğine işaret eden Katar krizinin de etkilendiği bir boyutu var bu işin. Bugün Muhammed Bin Selman'ın geleceği Katar'ın bölgedeki kuşatmadan nasıl sıyrılacağı, Amerika'nın Türkiye ile ilişkileri de garip bir şekilde yarınki açıklamaya bağlı."

    Etiketler:
    Avrupa Birliği (AB), Birleşmiş Milletler (BM), Cemal Kaşıkçı, ABD Başkanı Donald Trump, Muhammed bin Selman, Recep Tayyip Erdoğan, Katar, Suudi Arabistan, İran, İsrail, Avrupa, Türkiye, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın