16:14 16 Temmuz 2019
Canlı Yayın
    Eksen

    'Türkiye'deki siyasi ortam ve bölge ülkeleriyle ilişkilerin bozulmasından yararlanan Kıbrıslı Rumlar, Doğu Akdeniz'de'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 66

    Sefa Karahasan’a göre Kıbrıslı Rumlar, Türkiye’deki siyasi ortamı ve Ankara’nın bölge ülkeleriyle ilişkilerinin bozulmasını fırsat bilerek ‘karşıt cephe oluşturdu’. Doğu Akdeniz’de sondaja çıkan gemilerin Türk donanması tarafından korunduğunu, bölgede gerilimin arttığını belirten Karahasan’a göre, tam bir ‘savaş havası’ hakim.

    Türkiye’nin Kıbrıs adası açıklarında Fatih gemisiyle sondaj çalışmalarına başlamasının ardından Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı unsurları, bölgede görev yapmaya başlarken, yeni bir kriz kapıda. ABD ile AB Ankara’dan çalışmalara son verilmesini isterken, Türk Dışişleri’nin sert tepkisiyle karşılaştı. Bakanlık Türkiye’nin kıta sahanlığından doğan hakları ve Kuzey Kıbrıs'ın enerji kaynaklarındaki hakkından hareketle faaliyetlerin meşruiyet zemininde olduğu görüşünü dile getirdi. Ancak Kıbrıs Rum Yönetimi Fatih gemisinde görevli personel hakkında ‘uluslararası tutuklama emri’ çıkartma tehdidi savururken, meselenin 9 Mayıs’taki AB toplantısına da taşınacağı belirtiliyor.   

    Doğu Akdeniz’de enerji temalı son gelişmeleri Lefkoşa merkezli gazeteci-yazar Sefa Karahasan ile konuştuk.

    ‘DOĞA AKDENİZ’DE KRİZ DAHA DA DERİNLEŞTİ’

    Sefa Karahasan, Kıbrıs etrafındaki enerji kaynaklarıyla ilgili gerilimin son 3-4 aydır devam ettiğini anımsatırken, Türkiye’nin adanın batısındaki sondaj faaliyetleriyle birlikte krizin daha da derinleştiğini söyledi. Karahasan’a göre Rum tarafı, Türkiye’deki karışık iç siyasi ortamdan yararlanarak bölgede Türkiye karşıtı bir cephe oluşturmuş durumda. Türkiye’nin ise Fatih gemisinin yanı sıra Barbaros Hayrettin Paşa sismik araştırma gemisini donanma eşliğinde korumaya aldığını belirten Karahasan, doğalgaz geriliminin de etkisiyle bölgede 10’a yakın savaş gemisinin toplaşmasına atıf yaptı:

    “Kıbrıs’ta gerilim son 3-4 aydır hiç azalmadı. Bir anlamda Fatih sondaj gemisinin Kıbrıs’ın batısında sondajlara başlaması ile kriz daha da derinleşti. Rumların Fatih gemisinde görev yapan mürettebatla ilgili olarak Avrupa Birliği tutuklama kararı alma yönünde bir çalışması var. Rum Kaza Mahkemesine bir liste hazırlanıyor bununla ilgili olarak. O listenin sonunda bir tutuklama kararı çıkartmak için uğraşacak Rumlar. Türkiye’deki siyasi ortam nedeniyle tam olarak Kıbrıs gündem olmuyor. Ancak gerçekten de bu dönemde en önemli gündemlerden birinin Kıbrıs olması gerekirdi. Kıbrıslı Rumlar bundan da yararlanarak hatta Türkiye’nin tartıştığı veya ilişkileri iyi olmayan ülkelerden de yararlanarak bir anlamda ciddi bir cephe oluşturuldu. Doğu Akdeniz’de attığı adımlara uluslararası desteği almasını zor olmayacağını söyleyebiliriz. Avrupa Birliği’nin Romanya’da bir toplantısı olacak. Avrupa Konseyi toplantısında bu gündeme gelecek. Keza mayıs ayında yapılacak toplantıda da Türkiye’ye yönelik bazı kararların alınması noktasında adımlar atılabilir. Amerika, İsrail, Mısır, Rusya itidal çağrısı yaptı. Ama ardı ardına Türkiye’ye hedef alan açıklamalar yapılıyor. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden Türkiye tarafından ise şu vurgulanıyor. 2011 yılında Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasında yapılan anlaşmalar çerçevesinde Türkiye’nin Kıbrıslı Türklerin haklarını korumak için Kıbrıslı Türklerin hakları ile ilgili Fatih gemisinin orada adım attığı söyleniyor. Türkiye o bölgeyi kıta sahanlığı arasında gösteriyor. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile yaptığı anlaşmalara istinaden ayrıca kendi ilan ettiği bağlamlar olarak gösteriyor. Ortadoğu’da zaten gerilim çok yüksekti. Fatih gemisi veya Barbaros Hayreddin Paşa sismik araştırma gemisini şu anda savaş gemileri koruyor. 10’a yakın savaş gemisi bölgede, Girne, Mağusa, Mersin’de de hazır bekleyen savaş gemileri var. Bir anlamda doğalgazla ilgili olarak çok ciddi bir gerilim var. Adanın da tek gündemi bu doğalgaz gerilimi diyebiliriz. Saha önce Yunanistan’a ait bir firkateyn Barbaros Hayreddin Paşa gemisini taciz ettiği için o bölgeye savaş gemileri gitmişti. Şimdi he denizaltıları hem savaş gemileri de hem Fatih’i Barbaros Hayreddin Paşa gemisini koruyarak çalışmalarını yaptırıyor.”

    ‘DOĞU AKDENİZ’DE ÇOK BÜYÜK BİR SAVAŞ VAR’

    Karahasan’a göre işlerin bu noktaya gelmesinde Türkiye’nin bölgedeki bütün ülkelerle ilişkilerinin bozulması da etkili oldu. İhtilaflı ülkelerde diplomasının daha iyi yürütülmesi gerektiğini belirten Karahasan, gelinen noktada Doğu Akdeniz’de tam bir ‘savaş havasının’ hakim olduğuna dikkat çekti. Karahasan’a göre, Türkiye diğer komşu ülkelerle arasını düzelterek denge politikası izlemeli:

    “Lefkoşa Kazan Mahkemesi’nde bir karar çıkartılıp bu konu Avrupa’ya taşınabilir. Böylece o kişilerin Türkiye dışına çıktıkları zaman tutuklandıkları yönünde bir karar üretmeye çalışabilirler. Ama o sürece doğru giderken Türkiye karşılığında nasıl bir adım atar, Türkiye’nin Amerika veya uluslararası aktörlerle yapacağı temaslar da çok önemli. Bugün Rum yönetimi bir mektup gönderdi BM Genel Sekreteri’ne. Onlar 1974’te de birinci istila diyorlar, bunu da ikinci istila olarak iddia ettikleri bir mektup gönderdi. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Dışişleri Başkanlığı da buna karşılık asıl istilayı Rumlar yapıyor yönünde bir açıklama yaptı. Dışişleri Bakanlığı da Enerji Bakanlığı da bu konuda açıklama yaptı. Ben diplomasinin daha iyi perdede yürütülmesi gerektiğini düşünüyorum. Amerika, İsrail, Mısır, Suriye, Yunanistan, Rum kesimi bölgedeki bütün devletlerle tartışmalıyız. Bu da bir anlamda karşı bir cephe oluşturdu. Sadece Rusya ile yakın gözüküyoruz. Orada da Rusya itidal çağrısı yapıyor. Rusya da kesin bir ille Türkiye’nin yanında duran bir açıklama yapmıyor. Ortadoğu’daki menfaatleri çerçevesinde açıklama yapıyor. Bence bu noktada ihtilaflı olduğumuz devletlerle diplomasinin daha iyi yürütülmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü hem S-400 tartışmaları hem de Rusya ile ilişkilerde tartışmalar artı Amerika’nın bölgeye savaş gemisini tekrar göndermesi, Çin var. Bildiğiniz Doğu Akdeniz’de çok büyük bir savaş var. Bu savaşta da sadece Rusya ile yürümek çok zor olur.”

    ‘ANASTASİADİS TUTUM DEĞİŞTİRDİ, ULUSLARARASI AKTÖRLER KIBRIS’TA BİR OLDU BİTTİYE GİRİŞEBİLİR’

    Karahasan’a göre Türkiye’deki siyasi ve ekonomik kriz atmosferinden yararlanmak isteyen uluslararası aktörler Kıbrıs’ta bir ‘oldu bitti’ çalışmasına girişebilir. Kuzey Kıbrıs’ın ekonomik olarak Türkiye’ye bağımlılığına dikkat çeken Karahasan, Rum Yönetimi lideri Anastasiadis’in ise adada yeni bir barış hamlesine girişmek yerine Türkiye’nin ilişkilerinin bozulduğu ülkelerle hareket ettiğini belirtti. Karahasan, Rum liderin aynı şekilde Kıbrıslı Türklerle anlaşmak yerine ekonomik kriz halinden faydalanarak onları üniter yapıya katmak politikasına yönelebilir:

    “Kıbrıs sorunu ile ilgili Anastasiadis, mektubunda bu durumda Kıbrıs görüşmeleri başlayamaz diyor. Yani bir anlamda da şart koşuyor, Kıbrıs’ta eğer görüşmeler başlayacaksa, Fatih gemisinin sondajlarına son vermesi gerektiği noktasında bir açıklaması var. Kıbrıs sorununda kısa dönemde bir hareketlilik fazla beklemiyorum, olsa da bir sonuca varır mı, çok şüpheli. Ancak Türkiye’deki bu atmosferden yararlanmak isteyen uluslararası aktörlerin de Kıbrıs’ta ‘bir oldubitti’ noktasında bir çalışması olur mu, o konuda da şüpheliyim. Türkiye’deki bu durumu Kuzey Kıbrıs üzerinde çok manipüle eden bir ortam var. ‘Türkiye’nin hem ekonomisi kötü gidiyor hem şu devletlerle kavgalı, bu şekilde devam edemez, çünkü Kuzey Kıbrıs da Türkiye’ye bağlı bir ekonomi’. Ben bu süreci daha önce Annan Planı döneminde de görmüştüm. O dönemde de halk ekonomik anlamda sıkıntılar çekiyordu, Avrupa Birliği vadediliyordu. Şimdi de bir çözüme bir şekilde evet denilsin de, Euro’ya geçersiniz AB’ye yaklaşırsınız, dünya devletleri yanınızda olur gibi alttan alta mesajlar verildiğini görüyorum. Bunun da burada yapılacak referandum veya ortaya konacak bir plana ‘gözü kapalı’ evet diyecek bir atmosfer hazırlanır mı, açıkçası bunun da endişesini taşıyorum. Kıbrıs sorununun çözümü konusunda çok ciddi adımlar atıldı. Crans-Montana’da özellikle Türkiye bu çözüm noktasında büyük bir irade gösterdi. Hatta garantiler konusunda da çok önemli mesajlar verdi garantilerin değişeceği ya da zamanlaması noktasında. Buna rağmen Anastasiadis, evet demedi. Anastasiadis’in doğalgaz çözümü için bir etken olabilir deniyordu. Ancak ne zaman ki Türkiye, Amerika, İsrail, Mısır, Suriye ile ters düştü, ondan sonra Anastasiadis yön değiştirdi. Çünkü doğalgazı bir anlamda garantilerin veya Türkiye’nin tamamen adadan çıkması noktasına getirdi. Eskiden doğalgaz anlaşmanın bir yeriydi. Annan Planı’nda garantiler devam ediyordu, tekrar revize edilerek yerine konabilirdi. Ama Anastasiadis şu anda kendi etrafına aldığı devletlerle bir anlamda elindeki pastayı paylaşmak istemiyor. ‘Gelin, siz de üniter yapının içinde olun, normal Kıbrıslı Rumlar gibi Rumlar ne alacaksa siz de alacaksınız’ mantığı var. Doğalgazı sadece yetkiyle paylaşım noktasında değil Anastasiadis.”

    ‘TÜRKİYE’YE GÖZDAĞI VERİLİYOR’

    ABD’den siyasilerin Kıbrıs Cumhuriyeti'ni NATO’ya almak ve silah satışı yasağını kaldırmak yönündeki çağrılarını anımsatan Karahasan, bu çabaların bir anlamda Türkiye’ye ‘gözdağı’ niteliği taşıdığı görüşünü dile getirdi. Karahasan’a göre Türkiye Doğu Akdeniz’de doğalgaz aramalarını yapmazsa İskenderun Körfezi’ne sıkışma tehlikesi yaşayacak.

    “Amerika’nın silah satış yasağını Kıbrıslı Rumlara kaldırması yönünde adımlar da var. Bence bunlar bir deneme. Bir anlamda Türkiye’ye de gözdağı içeriyor. Ama Fatih ve Barbaros Hayreddin Paşa gemisinin Doğu Akdeniz’de doğalgaz araması ve sismik araştırma yapmasının doğru olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu adımları atmasa gerçekten Türkiye, İskenderun sınırlarına sıkışmış durumda olacak. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın, Çavuşoğlu’nun adaya ziyaretinde yaptığı konuşma şu anlamda önemli. Sahada da masada da güçlü olacağız. Bu gücü bu dengeyi ben diplomatik kanallarla daha aktif hale getirebileceğini düşünüyorum. Bizim sadece gemilerin orada araştırma yapması değil bunun da altyapısı ile ilgili çalışmalar yapılması gerektiğini düşünüyorum. Adada da bir koalisyon krizi yaşanıyor. Yeni bir hükümetin kurulması veya mevcut hükümetin yıkılması da gündemde diyebiliriz. Ülkede yaşanan ekonomik kriz ve koalisyon ortakları arasındaki iletişimsizlik ve 2020’deki Cumhurbaşkanlığı seçimi hesapları.”

    Etiketler:
    Avrupa Birliği, Avrupa, ABD, Türkiye, KKTC, Gaz, Doğu Akdeniz, NATO, Kıbrıs
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın