02:20 23 Ekim 2019
Canlı Yayın
    Eksen

    'Rusya, Ankara'ya esnek yaklaştı ama artık İdlib sorunun çözümü gerekiyor'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 0 0
    Abone ol

    Hediye Levent’e göre İdlib’den sürekli saldırılarda bulunan el Kaide ve cihatçı gruplara karşı henüz büyük operasyona başlamadı, bölgenin Lazkiye, Hama ve Halep’e açılan yerlerinde güvenlik tesis ediyor. Türk hükümetinin Soçi’de yerine getirilmesi imkansız vaatlerde bulunduğunu söyleyen Levent, Rusya'nın İdlib’de Ankara’ya esnek yaklaştığını ancak Rusya açısından da sorunun çözümünün gerektiğini belirtti.

    Suriye’nin İdlib vilayetini elinde tutan El Kaide (HTŞ) ve cihatçı unsurların artan saldırıları karşısında Rusya Federasyonu ve Suriye ordusunun son hamleleri yeni bir operasyonun başladığı değerlendirmelerini getirdi. HTŞ lideri Ebu Colani İdlib’de boy gösterirken, HTŞ destekçilerine İdlib’i savunmak ve Suriye ordusuna saldırı çağrısı yaptı. Rusya İdlib’deki gelişmelerin Türkiye ile koordine edildiğini belirtirken, Ankara’dan İdlib operasyonunun durdurulması çağrıları geldi.

    Gelişmeleri uzun yıllar Suriye’de görev yapmış olan Evrensel Gazetesi yazarı ve Beyrut temsilcisi Hediye Levent ile konuştuk.

    ‘İDLİB MESELESİ HİÇBİR ZAMAN SAKİNLEŞMEDİ’

    Hediye Levent, Suriye’nin İdlib bölgesinde aslında suların hiç durulmadığını ve Suriye El Kaidesi’nin (HTŞ) gerek Suriye ordusuna gerekse gözlem noktaları ile ateşkesi tesise çalışırken diğer cihatçı gruplarla hareket eden Türk ordusuna saldırılarının bitmediğini belirtti. Suriye ordusunun ise zaman içinde bölge sınırlarında varlığını güçlendirdiğini belirten Levent, sözü edilen büyük operasyonun henüz başladığının söylenemeyeceğini, şu anda yapılanın Lazkiye, Hama ve Halep’e açılan kısımların güvenlik altına alınması olduğu görüşünü dile getirdi. Levent, “Ancak durum çok ciddi. Yakın dönemde bir operasyon başlayabilir” dedi:

    “Aslında İdlib uzun süredir hem Çin için, İran için hem Rusya için ve Türkiye için bir sorun teşkil ediyordu. İran, Şam ve aynı zamanda Rusya, İdlib’in siyasi düzeyde mümkün olduğunca çözülmesinden taraftı. Bu nedenle İdlib ile ilgili askeri süreçler ağırlıklı olarak siyasi gelişmelere bağımlı olarak şekillendi diyebiliriz. Bu nedenle İdlib konusu aslında hiçbir zaman sakinleşmedi. Ancak zaman zaman askıya alındı ya da dondurucuya konuldu diyebiliriz. Çünkü taraflar silahlı güçlere müdahale ediyorlardı. Bir şekilde çatışmalar ya da saldırılar çok büyümeden durduruluyordu. Aslında zaman zaman büyük ve tehlikeli boyutta çatışmalar da meydana geliyordu. Mesela İdlib’teki Heyet Tahrir Şam aslında Suriye’de el-Kaidesi diyebiliriz. Birkaç ay önce Türkiye’nin de desteklediği silahlı gruplara saldırdı, genişçe bir bölgeyi ele geçirdi. Yine mart başında İdlib merkezli bazı silahlı gruplar Suriye ordusuna saldırdılar, 25 kadar asker hayatını kaybetti. İdlib meselesi tekrar ısınmaya başladı. Ancak bu defa oldukça ciddi diyebiliriz durum için. Rusya zaman zaman İdlib’e yönelik hava saldırıları yapıyor. Ama bu defa yapılan hava saldırıları oldukça şiddetli ve yine sahadan gelen bilgilere göre oldukça kritik noktaları hedef alıyor. Suriye ordusunun da topçu ateşi var. İdlib’e açılan Lazkiye, Hama ve Halep kırsalında bazı noktalarda zaten askeri yığınaklar yapmıştı. O noktaları güçlendirmeye başladı Suriye ordusu. Bütün bunlar hem Rusya’nın stratejik noktaları vuruyor olması hem Suriye ordusunun askeri takviyesini artırması akla şu soruyu getiriyor: İdlib operasyonu başlıyor mu? Genel olarak Şam’dan yapılan değerlendirmelerden hem de sahadan gelen bilgilerden yola çıkarak şunu söyleyebiliriz. Henüz İdlib’e yönelik topyekûn veri alınması için operasyonun başladığı söylenemez. Şu anki durum daha çok İdlib’in Lazkiye, Hama ve Halep’e açılan kısımlarını güvenlik altına alma yönünde görünüyor. Ancak durum çok ciddi. Yakın dönemde bir operasyon başlayabilir.”

    ‘TÜRKİYE, YERİNE GETİRİLMESİ İMKANSIZ VAATLERDE BULUNDU

    Levent’e göre 15 Ekim’de Rusya ile Soçi mutabakatına imza koyan Türkiye ise İdlib’de yerine getirmesi imkansız vaatlerde bulundu. Ankara’nın kendisini İdlib’deki silahlı gruplar ve el Kaide uzantılı grupların sözcüsü, hamisi ve garantörü haline getirerek hata yaptığını belirten Levent, ‘terör örgütü’ olarak tanımlanan bu grupların karşısında Ankara’nın sözlerini tutmasının mümkün olamayacağını vurguladı. Levent’e göre, Suriye’de varlığını sürdürmek için İdlib’e ihtiyaç duyan Türk hükümeti için İdlib politikası artık sürdürülebilir olmaktan çıkıyor:

    “Saha giderek ısınıyor. İdlib’e yönelik operasyon sinyalleri gelmeye başladı. Aynı zamanda bir taraftan Türkiye, İdlib’de askeri operasyonun engellenmesi için yerine getirilmesi imkansız birtakım vaatlerde bulundu önceki Soçi anlaşmasında. Oradaki silahlı grupların yani El-kaide uzantılı grupların sözcüsü, hamisi ya da garantörü durumunda geldi neredeyse. Türkiye de mesela artık daha fazla İdlib politikasını sürdüremeyeceğinin farkında. Hiçbir şekilde İdlib’in elden çıkmasını ya da kontrolünden çıkmasını ya da oradaki gözlemci noktalarını boşaltmak istemiyor Türkiye. Türkiye’nin oradaki garantörlük pozisyonunu kaybetmesinde Suriye’deki varlığını tehdit edecek birtakım süreçleri başlatabilir. Batı ile Türkiye’nin ortak noktası ne bu noktada. İdlib’de çok sayıda on binlerce El kaide uzantılı ya da yıllardır El kaide ile işbirliği yapmış cihatçı aileleri ve yakınları var. Türkiye’nin de altına imza attığı Astana ve Soçi görüşmelerinde dile getirilen bir ifade söz konusu. Oradaki silahlı grupların zaten El kaide uzantılı oldukları, terör örgütü olarak tanımlandıkları ve bu örgütlere karşı mücadele edilmesi gerektiği açıkça belirtiliyor. Türkiye’yi de bağlıyor bu altında imza attığı için. Ancak bir kere oradaki silahlı grupların her şekilde El Kaide’den El Kaide işbirlikçisine kadar oradaki silahlı grupların hiçbir şekilde hiçbir ülke istemiyor. Orası bir ‘cihadistan’ olarak kalsın, mümkünse bir operasyon yapılmasın ve oradaki silahlı gruplar ve cihatçılar dünyaya yayılmasın şeklinde. Türkiye’nin Suriye’de varlığı sürdürmek için İdlib’e ihtiyacı var Türkiye’nin ama aynı zamanda Türkiye’yi de korkutan bir unsur bu. Oradaki silahlı gruplar Suriye’nin hiçbir kentinde şimdiye kadar bu profilde bir akımla karşılaşmamıştı dünya da Türkiye de. İdlib’e yönelik askeri operasyon sinyalleri ciddileşmeye başladıktan sonra Türkiye sınırına yığılmalar da başladı. Saha kaynakları 200 bine yakın insanın bunun içinde siviller de var Türkiye sınırına yığıldıklarını söylüyor. Bu insanları yarın operasyon başladığında cihatçılar da Türkiye sınırına yığılacak. Türkiye’nin bunları kontrol etmesi, Türkiye’ye geçişe izin verip vermeyecekleri ayrıca bir soru olarak Türkiye’nin önünde duruyor. Zaten yakın dönemde Avrupa ülkeleri, Suriye’den sivil göçmenlerin bile oraya gitmemesi için Türkiye’ye çeşitli taviz düzeyinden krediler açıyorlar siyasi düzeyde. Anlaşmalar da yapılıyor sadece mültecileri orada tutun diye. İdlib’den gerçekleşecek bir göç akını bütün ülkeleri Türkiye başta olmak üzere korkutuyor. Dolayısıyla önümüzdeki günlerde Avrupa ülkelerinden çok daha sert açıklamaların gelmesi mümkün. Operasyonların engellenmesi için BMGK düzeyinde birtakım girişimler de gerçekleşebilir.”

    ‘RUSYA, İDLİB KONUSUNDA TÜRKİYE’YE OLDUKÇA ESNEK YAKLAŞIYOR AMA…’

    Levent bu süreçte, Rusya’nın İdlib konusunda Türkiye’ye oldukça fazla müsamaha gösterdiğini ifade etti. Ancak Levent’e göre sürenin sürekli uzaması Şam ve Tahran’ın da sabrını taşırarak Rusya’ya harekete geçilmesi için baskı yapılmasını getiriyor. Ankara’nın Avrupa ile birlikte ‘insani durum’ temalarını kullandığını belirten Levent, İdlib sorununun artık Rusya açısından da çözülmesi gereken bir noktaya gelindiğinin altını çizdi:

    “Almanya, Fransa ve Türkiye’nin İstanbul’da bir zirvesi vardı geçen yıl. O zirvede yapılan açıklamalar hiçbir şekilde İdlib’deki El-kaide varlığına atıfta bulunmadan hatta böyle yarım ağız ‘Orada bazı terör unsurları var onlar çok önemli değiller, İdlib’e hiçbir şekilde operasyon yapılmamalı, insani durum’ vs. şeklinde makyajlanan, ambalajlanan birtakım açıklamalara da şahit olduk biz o 3’lü zirvede. Dolayısıyla batı açısından şöyle bir şey var: Benim ülkemden giden cihatçı geri gelmesin, Suriye’deki Iraklı olan cihatçılar zaten hiç gelmesin. Onlar bir şekilde İdlib’de toplandı, buradan dışarı çıkmasınlar. Bu zaten çok sürdürülebilir bir yaklaşım değil. Bu konuyla ilgili birkaç senaryo var, fakat en akla yatkını Türkiye’nin işbirliğinde yürütülüyor olması. Ancak Türkiye bu konuda gömülü bir işbirliği yapıyor diyemeyiz. İdlib konusunda Rusya, Türkiye’ye oldukça esnek yaklaşıyor zaten. Astana, Soçi süreçlerinde operasyonun tekrar tekrar ertelenmesi, Türkiye’nin oradaki gücünün artırılması. İdlib’den başlamak üzere Suriye’nin kuzeyindeki bazı bölgelerde çeşitli silahlı grupları ÖSO gibi çatılar altında toplama girişimleri, Rusya bütün bunlara yeşil ışık yaktı ya da göz yumdu. Rusya zaten NATO üyesi olan Türkiye’yi oyunda tutmaya çalışıyor. Rusya’nın orada Suriye’yi aşan bir planı var Türkiye ile ilgili. Zaten S-400’lerle ilgili birtakım tartışmalar da devam ediyor. Bütün bunlar birbiriyle ilintili. Rusya’nın Amerika ile de bir kapışması söz konusu. Türkiye de bir NATO ülkesi olarak Rusya’nın tamamen safında olmasa bile yanında duran bir ülke olarak Rusya’nın elini oldukça güçlendirecek bir faktör olarak yanında duruyor. Ancak diğer taraftan Rusya’dan Suriye’ye bütün bu askeri, siyasi ve finansal kaynakları akıtırken, bunu Suriyeliler için değil kendi çıkarı için yaptı. Bölgede varlığını güçlendirmek için şimdiye kadar çok zayıf olduğu noktalarda Lübnan, Ürdün hatta Suriye’nin kendisinde bile varlığını derinleştirmek için yaptı. Rusya, Suriye’yi Ortadoğu’ya açılış kapısı olarak değerlendirdiği için yaptı. Zaman zaman Türkiye’ye esnek yaklaşımı İran ve Şam’ın tepkisini çekiyor. Hatta geçtiğimiz aylarda Esad’ın Tahran’a sürpriz ziyareti vardı, ana gündem maddesi İdlib’di. O ziyarette de Rusya’ya doğrudan bir mesaj vardı, ‘Ne yapıyorsun, biz buradayız, aramızdaki makas açılmakta’ şeklinde bir mesaj vardı. O ziyaretin ardından Rusya bir kere bir profil düşürdü. Şam ve İran’ın İdlib konusundaki baskıları da gözetmek zorunda. Bir diğeri, İdlib’de Rusya’nın üslerine yönelik Suriye içindeki varlıklarına yönelik saldırılar ciddi şekilde arttı. Hatta silahlı drone ile bile saldırı geçekleşti. Türkiye’nin garantör olduğu noktalardan saldırılar yapılıyor. Suriye’de vekalet savaşı siyasi boyuta taşındı ve artık Rusya güvenli bir bölge istiyor. bu yüzden İdlib sorununun da artık Rusya açısından çözülmesi gerekiyor. Bütün bunlar göz önüne alındığı zaman Türkiye’nin Rusya ile işbirliği yaptığı çok olası görünmüyor mevcut operasyonlar konusunda. Daha çok Rusya’ya göz yumuyor ya da ses çıkarmıyor gibi görünüyor. Çünkü Türkiye ve Rusya arasında muhtemelen o gözlemci noktalarının bekası Türkiye’nin desteklediği silahlı grupların bekası gibi birçok konuda da pazarlıklar var. Türkiye de zaten askeri operasyon yapılmasın diye ısrar ederken kullanacağı argüman kalmadı. Uluslararası platformda her ne kadar basına yansımasa bile Türkiye’nin altına imza attığı deklarasyonlar var Soçi ve Astana’da. Oradaki silahlı gruplar El kaide uzantılı ve Türkiye’nin o grupları daha fazla savunabilmesi mümkün görünmüyor.”

    Etiketler:
    El Nusra, Recep Tayyip Erdoğan, Vladimir Putin, İdlib, Türkiye, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın