22:11 22 Ekim 2020
Canlı Yayın
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    Türkiye ve Avrupa arasında ipler kopar mı? (70)
    0 32
    Abone ol

    Almanya'daki genel seçimler öncesi başbakan adayları Angela Merkel ve Martin Schulz'un tartışmasıyla gündeme gelen Türkiye-AB sığınmacı anlaşmasını Sputnik'e değerlendiren Doç Dr. Barış Doster'e göre sığınmacı anlaşması süreci Türkiye'yi AB'den tamamen uzaklaştırdı ve sadece Avrupa'daki Türk karşıtlığını artırmaya yaradı.

    24 Eylül'de genel seçimlere gidecek olan Almanya'daki siyasi tartışmaların odağında yine Türkiye vardı. En büyük iki siyasi partinin başbakan adayları Angela Merkel ve Martin Schulz, televizyonda yayınlanan münazarada Avrupa Birliği (AB) ve Türkiye'nin 18 Mart 2016'da imzaladığı ve Ege Denizi üzerinden yasa dışı yollarla Yunanistan'a geçerek AB ülkelerine yaptığı sığınma başvurusu reddedilen göçmenlerin Türkiye'ye geri gönderilmesini kapsayan anlaşmayı ele aldı. Merkel, AB ülkelerinin sığınmacı anlaşmasıyla ilgili elinden geleni yapmadığını "Türkiye'de 3 milyon sığınmacı olduğu ve onlara destek verilmesi gerektiği ile yeterince ilgilenmedik" sözleriyle itiraf ederken; Schulz, anlaşmayı ‘hata' olarak niteledi. Türkiye'ye karşı daha sert bir politika yürütülmesi gerektiğini savunan Schulz, "Ben başbakan olursam Türkiye ile AB üyelik müzakerelerini sona erdiririm" ifadelerini kullandı.

    Peki Schulz'un ‘Almanya'ya zarar verdiğini' savunduğu bu anlaşmanın taraflara etkisi ne oldu? AB süreçten ne yönde çıkar sağladı? Anlaşma, Türkiye'ye AB üyeliği yolunda katkı sağladı mı? Sputnik'in sorularını yanıtlayan Doç. Dr. Barış Doster'e göre anlaşma Türkiye'ye AB üyeliği yolunda katkı sağlamak şöyle dursun, tam tersine ülkenin AB ile olan incelmiş bağını da tamamen kopardı:

    ‘TÜRKİYE VE AB ARASINDAKİ KÖPRÜLER TAMAMEN ATILDI'

    "Sığınmacılarla ilgili anlaşma söz konusu olduğunda Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne olabildiğince az sayıda sığınmacı göndermesine karşılık AB'nin de Türkiye'ye para vermesi söz konusu olmuştu. Hatta bu tartışma o kadar nahoş cereyan etmişti ki adeta bu amiyane tabirle Kayserili pazarlığına dönmüştü. Her iki taraf da birbirini anlaşmanın gereklilerine uymamakla suçladı. Türkiye, AB'ye kendisine söz verilen 3 milyar euroluk meblağın yalnızca 600 milyonluk kısmını vermiş olmakla suçladı. AB tarafı da Türkiye'yi birliğe şantaj yapmakla suçladı. Süreç, Türkiye ve AB'yi birbirinden tamamen uzaklaştırdı"

    ‘TÜRKİYE KARŞITLIĞI HER ZAMANKİNDEN ÇOK PRİM YAPMAYA BAŞLADI'

    Türkiye'nin anlaşmadan herhangi bir kazanç sağlamadığına işaret eden Doster "Suriye'nin emperyalizm tarafından 2011 yılında karıştırıldıktan sonra ülkesi dışına çıkan 5 milyon Suriyelinin 3,5 milyonu Türkiye'de Avrupa ülkeleri nitelikli, meslek ve uzmanlıklarına göre seçerek sığınmacı aldılar. Almanya en çok mülteci alan oldu. Merkel, kendi partisi tarafından bile çok fazla sayıda Suriyeli almakla ve Türkiye'nin ‘şantajlarına' boyun eğmekle suçlandı. Peki günün sonunda ne oldu? Türkiye'nin hiç bir kazancı olmadığı gibi, sadece Almanya değil, Hollanda, Belçika ve Avusturya seçimlerinde de iç siyaset malzemesi haline getirildi" dedi.

    Doster "Nasıl Türkiye'de AB karşıtlığı ve yandaşlığı, iç siyaset malzemesi oluyorsa, Türkiye'nin de özelde sığınmacılar politikası, genelde ise dış politikası, Suriye politikası ve referandum süreci gibi Türkiye'nin iç siyasal hayatını etkileyen gelişmeler Avrupa siyasetinin parçasına haline dönüştü. Türkiye hiç bir şey kazanmadığı gibi Türk karşıtlığı Avrupa'da her zamankinden çok prim yapmaya başladı" ifadelerini kullandı.

    ‘TÜRKİYE NE YAPARSA YAPSIN ZATEN AB'YE ÜYE YAPILMAYACAKTI'

    Sürecin asıl kazananının AB olduğuna işaret eden Doster "AB vaat ettiği parayı ödemediği ve vaat ettiği sayıda sığınmacıyı kabul etmeyerek kazançlı çıktı. Türkiye ise yalnızca kendine vaat edilen parayı veya vize muafiyeti gibi ayrıcalığını elde edemedi. Halbuki süreç başlarken yakında Avrupa'ya vizesiz seyahat edileceği ve üyelik sürecinde ilerleme kat edilmekte olduğu gibi yorumlar yapılıyordu. Bunlar tamamen hayal oldu. Türkiye-AB daha da uzaklaştı, makas daha da çok açıldı. Türkiye, Gümrük Birliği üyeliğinin yenilenmesi yönündeki talebine bile olumlu yanıt alamadı" diye konuştu ve ekledi:

    "Bu iş baştan olmayacaktı. Bu olmayacak duaya amin demekti. Türkiye ne yaparsa yapsın AB'ye yaklaşamaz. AB'nin Türkiye'yi birliğe tam üye yapmamak için kendince tarihi,siyasi, kültürel gerekçeleri var. Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği, AB'nin önüne koyduğu gereklilikleri yerine getirmesiyle ilgili bir mesele değil; AB'nin küresel ölçekte kendini nasıl tanımladığı ve nasıl bir güç olarak gördüğüyle ilgili."

    Yazıda ifade edilen görüş ve düşünceler, Sputnik'in görüşlerini yansıtmayabilir.

    Konu:
    Türkiye ve Avrupa arasında ipler kopar mı? (70)

    İlgili konular:

    Almanya: Türkiye ile müzakereler AB zirvesinde görüşülecek
    Almanya'da koalisyon ortağı CSU: Türkiye'ye parayı kesin
    Gabriel'den Schulz'a 'ABD desteği': Almanya'daki nükleer silahlardan kurtulmalıyız
    Almanya'da belediye başkanından Türk asıllı görevliye: Erdoğan karşıtı olduğunu açıkla
    Almanya, Türkiye'yi resmen veto edecek
    Almanya Dışişleri: İki vatandaşımız daha Türkiye'de gözaltına alındı
    Etiketler:
    Almanya'da seçim, popülizm, vizesiz seyahat, Gümrük Birliği, Alman Sosyal Demokrat Partisi (SPD), SPD, Demokratik Birlik Koalisyonu (CDU), AB, Elif Sudagezer, Barış Doster, Martin Schulz, Angela Merkel, Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Birliği, AB, Hollanda, Belçika, Almanya, Avrupa, Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın