15:14 22 Nisan 2018
Ankara+ 19°C
İstanbul+ 15°C
Canlı Yayın
    Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Savunma Bakanı Muhammed bin Selman

    ‘Suudi Arabistan'ın ardından pek çok Arap ülkesi de İsrail'le ilişki kurmaya başlayacak'

    © AA / Bandar Algaloud / Suudi Kraliyet Divanı
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Elif Sudagezer
    0 011

    Son olarak Prens Muhammed'in ‘İsrail'in de kendi topraklarına sahip olma hakkı olduğu' sözleriyle tezahür eden Riyad-Tel Aviv yakınlaşmasını Sputnik'e değerlendiren Dış Politika Uzmanı Akbal "Yakınlaşmanın temeli 2012'de İran karşıtlığıyla atıldı. Suudi Arabistan'ın ardından başka ülkeler de İsrail'le ilişki kuracaktır" dedi.

    Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Amerikan dergisi Atlantic ile yaptığı söyleşide İsrail'le ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. Prens Muhammed "İsrail ile birçok ortak çıkarımız var. Barış sağlanırsa, İsrail ve Körfez İşbirliği Konseyi arasında birçok çıkar söz konusu olur" dedi. Prens "İsraillilerin atalarından kalma yurtlarında ulus devlet çatısı altında yaşama hakkı olduğuna inanıyor musunuz?" sorusuna ise "Kendi ülkelerine sahip olmak İsraillilerin ve Filistinlilerin hakkıdır. Fakat istikrar sağlamak ve ilişkileri normalleştirmek için bir barış anlaşmamız olmalı" sözleriyle yanıt verdi. Riyad ve Tel Aviv arasındaki yakınlaşmanın yeni bir işareti olarak yorumlanan bu sözler, Ortadoğu'da olası ne gibi değişikliklerin sinyalini veriyor? İsrail ile arasında resmi diplomatik ilişki olmayan Suudi Arabistan İsrail'i tanırsa, bu hamlenin ne gibi sonuçları olur?

    ‘ADI KONMAMIŞ İTTİFAK AÇIKÇA İLAN EDİLMİŞ OLDU'

    Suudi Veliaht Prensi Selman'ın açıklamalarını Sputnik'e değerlendiren Dış Politika Uzmanı Özdemir Akbal'a göre Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın bu açıklamaları "uzun zamandır adı konmamış bu ittifakı açık bir şekilde ilan etmek" anlamına geliyor.

    Akbal "İsrail'in bir ulus devlete sahip olma hakkı olduğunu ifade ederek aslında uzun bir dönemden beri adı konmamış ittifakı da daha açık bir şekilde ilan etmiş oldu. Suudi Arabistan da pek çok diğer Müslüman ülke gibi İsrail'in 1967 Savaşı öncesi sınırlarına dönmesini bir diplomatik ilişki kurulması için en temel şart sayarken, Riyad'ın Washington ile olan ittifakı ve Tahran karşısındaki tutumu ise İsrail ile olan ilişkilerinde belirleyici bir role sahip. Suudi Arap yetkililerin İsrail aleyhinde tüm söylemelerine rağmen 1948'den beri Mısır ya da Suriye'nin yaptığı şekilde bir askeri operasyona katılmayarak kınama seviyesindeki karşıt duruşları da ikili ilişkilerin göründüğü kadar ters olmadığının bir göstergesi" dedi.

    ‘2012'DE İRAN KARŞITLIĞIYLA YAKINLAŞTILAR'

    Riyad ve Tel Aviv arasında 2012'den bu yana farklı bir dönemece girdiğine işaret eden Akbal "İsrail'in bölgedeki 70 yıllık resmi devlet varlığını kınamalar ile geçiştiren Suudi Arabistan 2012 yılından itibaren de İran'ın uluslararası alandaki pozisyonuna istinaden İsrail ile daha yakın bir işbirliği içine girdi. Bu gelişmenin yaşanmasında İran ile P5+1 ülkeleri arasında yapılan nükleer anlaşma, Suriye'de IŞİD karşıtı mücadele ölçeğinde ABD ile İran arasında ortaya çıkan zımni ittifak gibi gelişmeler de etkili oldu. Bu çerçevede hem Suudi Arabistan hem de İsrail için bir tehdit unsuru olan İran ile geleneksel müttefikleri ABD'nin yakınlaşması Tel Aviv-Riyad ilişkilerinin de gelişmesini tetikledi" ifadelerini kullandı.

    ‘DİĞER ARAP ÜLKELERİ DE İSRAİL'LE İLİŞKİ KURMAYA BAŞLAYACAKTIR'

    Aralarında doğrudan bir diplomatik ilişki tesis edilmeden de iki ülkenin ABD'nin bölgedeki politikalarını etkilemeye devam edeceğine işaret eden Akbal şöyle devam etti:

    "Her ne kadar yakın bir gelecekte iki ülke arasında resmi diplomatik ilişkilerin tesis edilmesi durumu görülmese de, İsrail ve Suudi Arabistan ikilisi hem geleneksel müttefikleri ABD'nin bölgedeki politikalarını etkileyerek yönlendirmek hem de karşılıklı çıkarları için birlikte hareket etmeye devam edecekler. Bu açıdan bakıldığında Suudi Arabistan Veliaht Prensi Salman'ın yaptığı şey ise malumun ilamı olarak tanımlanmaktan başka bir durum değil. Zira İsrail-Suudi Arabistan ilişkileri özellikle Suriye olayı ile hayli yakın bir hale gelmişti. Her iki taraf da bölgesel güvenlik konularına dair ortak çıkarlara sahip olduklarını, istihbarat paylaşımı yaptıklarını çeşitli vesilelerle açıklamıştı. Bu durumda gelecek dönem için de bu faaliyetlerin giderek arttığı, İsrail'in diğer Arap Yarımadası ülkeleri ile de Suudi Arabistan üzerinden ilişki kurmaya başladığı bir döneme şahit olacağız.

    İlgili konular:

    İsrail ordusundan Filistinlilere: Suudi alimleri dinleyin, eylem yapmayın
    Suudi Veliahtı: ABD'li askerler en azından orta vadede Suriye'de kalmalı
    Suudi Veliahtı: İran'la 10-15 yıl içinde savaşabiliriz
    Suudi Arabistan’da dünyanın en büyük güneş enerjisi santrali kurulacak
    Suudi Veliahtı, ABD'yi 'fethetme' seferinde
    ABD'de 11 Eylül saldırıları mağdurları Suudi Arabistan'a dava açabilecek
    Suudi Veliahtı: Müttefikler istediği için Sovyetlere karşı Vahabiliği yaydık
    Suudi Arabistan’da Patriot füzesi, meskûn bölgeye düştü
    Yemen'den, Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'a balistik füze atıldı: 1 ölü, 2 yaralı
    Trump'tan Suudi Veliaht Prensi'ne çizelgeli muamele
    İran'dan yanıt: Suudi Veliahtı büyük yalancı
    Etiketler:
    barış anlaşması, 1967 savaşı, İran ile nükleer anlaşma, Atlantic, P5+1 Ülkeleri, P5+1, Körfez İşbirliği Konseyi, Elif Sudagezer, Özdemir Akbal, Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (MbS), Muhammed bin Selman, Mısır, Filistin, İran, ABD, Ortadoğu, Arap Yarımadası, Tel Aviv, Riyad, İsrail, Suudi Arabistan
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın