01:14 23 Mayıs 2019
Canlı Yayın
    Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad Doğu Guta'da Suriyeli askerlerle buluştu

    ‘Türkiye, PYD ile ilgili şüpheleri giderilirse, Şam’ın Menbiç ve Fırat’ın doğusunu kontrolüne itiraz etmez’

    © Fotoğraf : SANA
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Elif Sudagezer
    21818

    ABD’nin Suriye’den çekilme kararının ardından bölgeyi hangi gelişmeler bekliyor? Türkiye Suriye’nin kuzeyinde hangi şartlar oluşursa, uzlaşmayı kabul eder? Konuyu, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü uzmanı Dr. Yasin Atlıoğlu ve Aydınlık gazetesi Ankara temsilcisi ve yazarı İsmet Özçelik Sputnik'e değerlendirdi.

    ABD'nin Suriye'den çekileceği yönündeki kararını açıklamasının ardından, Suriye'nin kuzeyine ilişkin hem sahada hem de diplomasideki hareketlilik sürüyor. Salı günü Anadolu Ajansı, Suriye'de Beşar Esad'a bağlı birliklerin Menbiç'in batısındaki Arimah bölgesine girdiğini ileri sürse de, ajansın iddiasını Milli Savunma Bakanlığı'nın açıklaması takip etti. Bakanlık, Esad'a bağlı güçlerin zaten 2017 yılından beri bölgede olduğu belirtti. Ancak Arimah bölgesine yönelik birbirini takip eden bu açıklamaları önemli kılan iddiaların, ABD'nin çekilmesinin ardından PYD'nin Suriye yönetimiyle anlaşıp anlaşmayacağı, eğer anlaşma sağlanırsa, bunun şartlarının neler olacağı ve Türkiye'nin oluşacak yeni bağlamda hem sahada hem de diplomatik olarak hangi adımları atacağı yönünde süren soru işaretlerinin bir tezahürü ve parçası olması.

    ABD ÇEKİLİNCE OLUŞACAK BOŞLUK NASIL DOLACAK?

    Zira, Suriye ve Türkiye başta olmak üzere, bölge ülkelerinin saha ve diplomasideki hamleleriyle ABD'nin desteğini çekeceğini söylediği PYD kontrolündeki bölgenin akıbeti birbiriyle doğrudan ilintili. Ankara bu sebeple, sınırlarının güneyinde PYD'nin dahil olduğu bir federal veya bağımsız yapının "kabul edilemez" olduğuna vurgu yapıyor. Hatta Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu "Suriye hükümetinin, YPG ile anlaşıp, Fırat'ın doğusuna girmesi durumunda, Türkiye'nin tavrının ne olacağı sorusunu "Sınırımızın öbür tarafında bir terör örgütü varsa, bize tehdit oluşturuyorsa ve yarın tehdit oluşturma ihtimali sürecekse, biz hiç tereddüt etmeden müdahale ederiz. İster rejim, ister ABD, kimin kontrolünde olursa olsun. Irak'ta PKK'ya ne yapıyorsak, Suriye'de de aynısını yaparız" diye yanıtladı.

    ŞAM DA BAĞIMSIZ VEYA FEDERATİF KÜRT YAPILANMASINA ‘KARŞI'

    Ancak son 10 gün içerisinde hem Suriye hem de Rusya'dan Türkiye'nin bu endişesini silecek nitelikte iki önemli açıklama geldi. 17 Aralık'ta Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim "Bağımsız ve federatif herhangi bir Kürt yapılanmasına müsaade etmeyiz" diye konuştu. 26 Aralık'taki açıklamasındaysa Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, Suriye'den çekilen ABD'li askerlerden boşalan toprakların Şam'ın kontrolüne bırakılması gerektiğini ifade etti.

    ‘PYD, SURİYE VEYA TÜRKİYE ORDUSUNU KARŞISINA ALMAYI GÖZE ALAMAZ'

    Söz konusu açıklama ve gelişmeler ışığında, Suriye'ye ilişkin olası senaryoları 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü uzmanı Dr. Yasin Atlıoğlu ve Aydınlık gazetesi Ankara temsilcisi ve yazarı İsmet Özçelik konuyu Sputnik'e değerlendirdi. Sputnik'e konuşan Dr. Yasin Atlıoğlu, ABD'nin Suriye'den çıkmasının PYD'yi yalnızlaştırdığını ve PYD için "en iyi yolun" Şam yönetimiyle anlaşmak olduğunu söyledi. PYD'nin yıllar boyunca ABD tarafından silahlanmış olmasına rağmen Türkiye veya Suriye ordularıyla karşı karşıya gelmeyi göze alamayacağına işaret eden Atlıoğlu "PYD için en iyi çözüm yolu Suriye yönetimiyle yapılacak bir işbirliği gibi görünüyor ama pazarlıkların nasıl sonuçlanacağını tahmin etmek mümkün değil. Çünkü daha önce de PYD'li yetkililer Şam'ı ziyaret edip bir takım tekliflerde bulunmuşlardı. Ancak Suriye yönetimi şimdiye dek mümkün olduğunca PYD'nin isteklerini en az seviyede tutarak bu işi çözmeye çalıştı. Tabii Amerika'nın çekilme kararı Suriye yönetimini şu an daha da güçlü kıldı" değerlendirmesinde bulundu.

    ‘TÜRKİYE, PYD İLE İLGİLİ ŞÜPHELERİ GİDERİLİRSE, MENBİÇ'İN TAMAMEN SURİYE KONTROLÜNE GEÇMESİNE İTİRAZ ETMEYEBİLİR'

    Türkiye'nin, ABD'nin bölgeden çekilmesinin hemen ardından PYD'ye yönelik operasyonu gündeme getireceğini söyleyen Atlıoğlu "Türkiye'nin Menbiç'in kuzeyinden Özgür Suriye Ordusu birlikleriyle birlikte PYD'ye askeri baskı yaptığını biliyoruz. Türkiye, Amerika'nın çıkmasından sonra PYD'nin Menbiç'te kalmasına izin vermek istemiyor ve bu rahatsızlığını zaten 2016'dan beri belirtiyor. Dolayısıyla Türkiye, Menbiç'te PYD varlığı durduğu sürece muhakkak ki bir askeri operasyonu gündeme getirecektir. Ancak PYD'nin Suriye yönetimiyle yapabileceği anlaşmaya Rusların da müdahil olması söz konusu, onlar da bu anlaşmayı yönlendirmeye çalışacaklardır. Rusların da araya girmesi sonrası Türkiye'nin, Menbiç'in tamamen Suriye ordusunun kontrolüne girmesine itiraz etmeyeceğini düşünüyorum. Fakat Türkiye'nin şüphelerinin tamamen giderilmesi lazım" dedi.

    ‘MENBİÇ'TEKİ ÖNEMLİ AŞİRETLER TÜRKİYE YERİNE SURİYE'Yİ TERCİH EDECEKTİR'

    Menbiç'teki yerel güç dengelerinin de süreçteki önemli rolünü hatırlatan Atlıoğlu "Menbiç'in içerisindeki yerel güç dengelerini de göz ardı etmemek lazım. Özellikle Menbiç'te bulunan ve şu an PYD ile birlikte hareket eden Faruk el Maşi gibi aşiretlerin rolü önemli. Bu aşiret liderleri 2011'de başlayan krizden önce Suriye yönetimiyle sıkı bağları olan aşiret liderleriydi. Türkiye'nin operasyonuyla Suriye ordusu veya milis birliklerinin Menbiç'e girişi arasında bir tercih yapmaya kalktıklarında muhtemelen Şam'ı tercih edecekleri düşünüyorum. Zaten Faruk el Maşi'nin daha önce de bu yönde açıklamaları vardı. Dolayısıyla yerel düzeyde de bu aşiretler, Türkiye yerine Suriye ordusunu tercih edeceklerdir. Ancak gelişmeleri beklemek lazım" ifadelerini kullandı.

    PYD'nin Menbiç'te yoğun bir Kürt nüfus olmamasına rağmen bölgede ısrarcı olmasının, Fırat'ın doğusunu koruma çabaların ileri geldiğine işaret eden Dr. Atlıoğlu "Normal şartlarda Menbiç'te bir Kürt varlığı yok. Menbiç, Arap nüfusu yoğunluklu bir yer ve Halep çevresinin önemli yerleşim yerlerinden biri. PYD'nin Menbiç konusundaki ısrarı sadece Fırat'ın batısında kendine bir dayanak noktası tutma konusunda. Geri çekildiği takdirde, Türkiye'nin Fırat'ın doğusuna bir operasyonu söz konusu olabilir. Ondan dolayı mümkün olduğunca geç geri adım atmak istiyor ve oradaki bir takım idari yerlerde varlığı korumak istiyor. Ama Menbiç'te doğrudan PYD'nin idari varlığının olması da çok zor. Dolaylı yoldan belki ittifak kurduğu aşiret liderleriyle bir idari varlık sürdürülebilir ama onlar da Şam'a yakın oldukları için onların da Şam'la işbirliği yapmaları olası" dedi.

    TÜRKİYE HANGİ ŞARTLARI KABUL EDER?

    Peki, Türkiye'nin Menbiç ve Fırat'ın doğusunda kabul edeceği senaryo hangisi? Atlıoğlu'na göre Türkiye'yi ikna etmek, PYD'nin askeri varlığını bölgeden tamamen temizlemek ve kurulacak idari mekanizmalar içerisinde de PYD'nin mümkün olduğunca rol oynaması engellemekten geçiyor. Atlıoğlu "Rusya-Suriye tarafı, PYD'yi buna ikna ettikten sonra Şam'daki yönetim gelip Menbiç'te idareyi tamamen kontrol altına alırsa, oluşacak yeni durum Türkiye açısından çok büyük sorun teşkil etmez" dedi ve devam etti:

    "Türkiye'deki askeri yetkililer ve hükümet bu konuda ne düşünüyor tam bilemiyoruz ama çok geniş bir bölgeden bahsediyoruz. Dolayısıyla, 550 kilometrelik sınırın içine doğru nereden bakarsanız 20-30 kilometre içeri gidebilecek bir tampon bölge kurmak veya birkaç bölgeden Suriye'ye giriş yapılarak yarma harekatı yapılması söz konusu olabilir. Ancak olası bir operasyonda Türkiye ne kadar Suriye'nin içine girerse sorunun o kadar artma ihtimali de fazla. Bu arada hava desteğinin sağlanması, Rusya'yla uzlaşma da sıkıntıya yol açabilir. Türkiye'de ‘her şeyi yaparız' havası esiyor ama bu riskleri de göz önünde bulundurmak gerekiyor. Rusya muhakkak bir yerde müdahil olacaktır. Suriye yönetimi, PYD'ye özerklik tanırsa, bunu en düşük düzeyde, kültürel özerklikle sınırlı tutacaktır. Çünkü Şam'ın şu an eli güçlü."

    ‘PYD'NİN DEVLETE DÖNÜŞMESİ ZOR, YAPI AMERİKAN DESTEĞİ KESİLİNCE DAĞILACAKTIR'

    PYD içerisinde ayrışma yaşanmasının kaçınılmaz olduğunu söyleyen ve kontrol ettiği alanın genişliğine rağmen PYD'nin devlete dönüşmesinin "zor olduğuna" işaret eden Atlıoğlu "PYD'nin durumu IŞİD'inkine benzetilebilir. Geniş bir bölgeyi kontrol ediyormuş gibi gözükmesine rağmen PYD'nin devlet işlevi yok ve bu yapının devlete dönüşmesi de zor görünüyor. Suriye'nin yönetiminde idari merkez olabilecek Halep, Şam gibi iki tane büyük kent varken Fırat'ın doğusunda bunu karşılayabilecek ciddi manada bir idari merkez haline gelebilecek bir kent de yok. Ellerine silah alan insanların idari tecrübeleri yok, belediye hizmeti vermekte bile yetersiz kalıyorlar. Öte yandan, Şam gibi bölgelerde hayat pahalılığı gibi sorunlara rağmen, güvenlik sorunu yok denecek kadar az. Devletin iyiliği kötülüğü tartışılır ama devlet deneyimi ve o tecrübe sayesinde bu tekrar sağlanabiliyor. PYD'nin böyle bir kapasitesi de yok. Özellikle de burada Kürtler dışındaki Hıristiyan gruplar, aşiretler Amerikan desteği kesildiği anda, dağılacaktır" diye ekledi.

    ‘ASTANA, ABD'NİN PLANLARINI BOZMASA, ABD ŞİMDİ ŞAM'DAYDI'

    Aydınlık yazarı İsmet Özçelik ise, ABD'nin Suriye denkleminden çekilmek zorunda kaldığını ve bu süreçte Astana görüşmelerinin kilit rol oynadığını söyledi. ABD'nin PYD'yi "kara gücü" haline getirme çabalarının boşa çıktığına değinen Özçelik "Türkiye'nin sınırında bulunan ve önemli bir kısmı çöl olan bir bölgede 60 bin PYD'linin olması pek hayra alamet değildi. O ordunun Suriye için kullanılacağını düşünmek bile hayaldi. Maksat başkaydı, hedefte Türkiye de vardı. Türkiye de, oradaki yapılanmaya izin vermeme noktasında kararlılık gösterdi. ABD neden çekilme kararı yapmak zorunda kaldı? Çünkü Amerika, eski Amerika değil ve sıkıştı. Çünkü onların kafalarında birkaç ay içerisinde Esad'ı devirip istediği yönetimi kurmak vardı ancak Esad belli bir dönem sarsıntı geçirse de, şimdi çok güçlü bir şekilde devam ediyor. Bunda Astana sürecinin kilit rolü var. Çünkü ABD'nin planını bozan Astana süreci oldu. Astana ve Putin'in devreye girmesi bütün dengeleri değiştirdi. Amerika'yı geri çekilmeye zorlayan kuvvet Astana sürecidir. Yoksa Amerika, şimdi Şam'daydı" dedi.

    ‘ESAD'IN 2012'DE FIRAT'IN DOĞUSUNUN TÜRKİYE İÇİN TEHDİT OLACAĞI ÖNGÖRÜSÜ MAALESEF GERÇEK OLDU'

    Bir dönem Dış Ticaret Müsteşarlığı'nda basın danışmanı olarak görev yapan Özçelik, Ekim 2012'de de Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'la bir araya geldiğini anlatarak "Kendisiyle bizzat Şam'da görüştüm. Esad bana o gün ‘Sizin Kuzey Irak deneyiminiz var. Orada oluşan otorite boşluğu nedeniyle Türkiye'de faaliyet gösteren terör örgütü çok büyüdü. Ve bunun Türkiye'ye bedeli ağır oldu. Ben güçlerimi, kalabalık şehirlere çekeceğim. Fırat'ın doğusunda Kuzey Irak'takine benzer şekilde bir otorite boşluğu oluşursa Türkiye çok zor durumda kalmaz mı? Türkiye, kendi ayağına kurşun sıkıyor, farkında değil mi?' demişti. O dönem, Esad ‘Ben orayı isteyerek boş bırakmayacağım ama önceliği nüfusun yoğun olduğu şehirlere vermeliyim' demişti. Ne yazık ki 2012'de Esad'ın öngörüleri, gerçek oldu. Fırat'ın doğusunda Türkiye'ye yönelik çok ciddi bir tehlike oluştu. Biz o hataları yapmasaydık, Fırat'ın doğusu şu an bizim için tehdit olmazdı. Çünkü otorite boşluğundan Türkiye değil, teröristler yararlanır" ifadelerini kullandı.

    ‘ŞAM, FIRAT'IN DOĞUSUNU KONTROL ALTINA ALIRSA ANKARA AÇISINDAN SORUN KALMAZ'

    Türkiye'nin Suriye yönetimiyle doğrudan görüşmesi gerektiğine değinen Özçelik "Türkiye'nin İran ve Rusya'yla olan ortaklığına, Moskova ve Tahran üzerinden Suriye yönetimi de dahil vaziyette. Bölge ülkelerinin işbirliği, Barzani'nin referandumuyla Irak'ın bölünmesinin önüne geçtiği gibi bir kez daha Amerika'nın planlarını bozuyor. Geçmişteki hatalarımızı telafi ediyoruz. Tek eksiğimiz Şam yönetimiyle doğrudan temas ve birlikte hareket etmek. Biz Fırat'ın doğusunda da Suriye devletini görmek isteriz. Fırat'ın doğusu, Suriye tarafından kontrol edilmeye başlanırsa, Türkiye açısından güvenlik sağlanmış olur" dedi ve devam etti:

    Özçelik "Suriye'nin PYD'yi koruma gibi bir düşüncesi yok. Zaten Şam'ın kendisinin yerine geçmeye çalışan bir örgütle işbirliği yapması söz konusu olabilir mi? Zaten Esad ‘Amerika'yla çalışan Kürtler bizim düşmanımızdır' dedi. Çok açık değil mi? Suriye'nin şartları belli. Suriye yönetiminin PYD'ye söylediği ‘silahlarını bırak, koşulsuz olarak teslim ol' diyor. Bunda bir sorun yok ki zaten olması gereken de bu. Fırat'ın doğusunda, silahlar temizlendikten ve Suriye yönetiminin otorite ve bayrağı kabul edildikten sonra çok fazla bir sorun kalmaz. Nitekim, Kamışlı'dan gelen bilgilere göre, Suriye ordusu ABD'nin çekilme kararının ardından, aşiretlere bıraktığı caddelerle dolaşmaya başlamış. Belli yerlerde yeniden Suriye bayrağı dalgalanıyor ve PYD'nin kontrolündeki okulların da bir kısmı devralınmış durumda. Yine geçtiğimiz günlerde, Şammar, Tay ve Şerabi gibi güçlü aşiretler Kamışlı'nın bir köyünde Arap aşiretler, toplantı yaparak PYD'ye ayrı bir statü verilmesini kabul etmeyeceklerini açıklamışlar. Yani Türkiye ve Suriye'nin bölgedeki çıkarları ortak. Ben Suriye ordusunun bölgeye hakim olmasının, Türkiye açısından sorun olacağını zannetmiyorum" diye ekledi.

    İlgili konular:

    AA: ABD askerlerinin Suriye'den çekilirken kullanması beklenen hava üssünde hareketlilik gözlendi
    ABD öncülüğündeki koalisyon: Suriye'de IŞİD'e yönelik operasyonlar devam ediyor
    Akar'dan 'Türkiye, ABD'ye S-400'leri inceleme teklifi sundu' iddiasına yanıt: Öyle bir şey yok, S-400 alımı planlandığı gibi devam ediyor
    Ryabkov: ABD'nin çekilme vaadini yerine getireceğinden şüphe duyuyorum
    Çavuşoğlu: ABD'nin Suriye'den çekilme sürecini değerlendirmek için Rusya'ya gideceğim
    'Türkiye, ABD'nin Suriye’den çekilme kararını memnuniyetle karşılıyor'
    Suriye Özel Temsilcisi Jeffrey'den Astana açıklaması: Fişini çekme vakti
    ‘ABD gittikten sonra PYD, Şam'a tavizde bulunmak zorunda kalacak'
    PYD yöneticisi: ABD'nin Suriye'de çıkma kararı alması bölgemizde büyük bir korku yarattı, çekilmesin
    ABD'nin PYD'liler ile Suriyeli Peşmergeleri buluşturduğu iddia edildi
    Etiketler:
    Suriye ordusu, askeri, aşiret, devlet, kontrol, özerklik, tehdit, operasyon, terör, Astana görüşmeleri, Milli Savunma Bakanlığı, PYD, Yasin Atlıoğlu, İsmet Özçelik, Beşar Esad, Mevlüt Çavuşoğlu, Mariya Zaharova, Vladimir Putin, Arimah, Fırat'ın doğusu, Menbiç, Kamışlı, Kuzey Irak, Şam, Halep, Astana, Irak, Suriye, Türkiye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın