04:04 19 Ekim 2019
Canlı Yayın
    Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ankara'da gerçekleşen Suriye zirvesinde aile fotoğrafı çektirdi.

    ‘Yeni anayasayla Suriye’nin milli üniter yapısının korunması şart’

    © AA / Volkan Furuncu
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    Türkiye, Rusya ve İran arasında Suriye mutabakatı (45)
    0 34
    Abone ol

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin Ankara’da gerçekleştirdiği üçlü zirveyi Sputnik'e değerlendiren Prof. Hasan Ünal, “Yeni anayasa sürecindeki uzlaşmayla Suriye’nin milli üniter yapısının korunması şart” dedi.

    Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Astana üçlü zirvesi için Ankara’da bir araya geldi. Toplantıdan sonra yaptığı açıklamasında Erdoğan, Fırat'ın doğusunda ABD ile varılmaya çalışılan ancak sonuca varılamayan ‘güvenli bölge’ hususunda çarpıcı açıklamalarda bulundu. Fırat’ın doğusundaki durumun hem Suriye'nin bütünlüğü hem Türkiye'nin güvenliği açısından önem arz ettiğinin altını çizen Erdoğan “Terör örgütü maalesef halen o bölgenin 4'te 3'ünü kontrol ediyor.  PKK ve PYD orada varlık gösterdikçe güvenlik sağlanamaz. Terör oluşuma izin vermeyiz. Eğer 2 hafta içerisinde ABD'yle istenilen noktaya ulaşamazsak kendi hareket planımızı uygulayacağımızı dostlarımıza anlattım” diye konuştu. 

    RUHANİ: ADANA MUTABAKATI ENDİŞELERİ GİDERİR 

    İran Cumhurbaşkanı Ruhani de, zirve öncesi ve sonrası yaptığı açıklamalarında ‘davetsiz’ ve ‘istenmeyen’ diye nitelediği ABD’nin Suriye’den derhal çıkması gerektiğini “Suriye'ye yabancı ülkelerin müdahale etmesine, özellikle de orada devletin talebi dışında bulunanlara karşıyız” sözleriyle ifade etti. Ruhani ayrıca Türkiye ve Suriye'nin 1998 yılında imzaladığı Adana Mutabakatı ve 2010 yılında, bu anlaşmayı geliştirmeyi hedefleyen 'Terör ve Terör Örgütlerine Karşı Ortak İşbirliği Anlaşması'nın, bölgesel güvenlik için önemini "Adana mutabakatının hayata geçmesi endişeleri giderir" şeklinde ortaya koydu. 

    PUTİN: SURİYE’NİN KISITLI OPERASYONUNA DESTEK VERECEĞİZ 

    Rusya Lideri Putin de, Suriye krizine dair beşinci zirvenin başarılı bir şekilde geçtiğine işaret ederek “Suriye'nin toprak bütünlüğünü destekleyen üç ülkeyiz. Suriye'de kalıcı barış tesis edilmeli” dedi. Konuşmasında İdlib’e yönelik kısıtlı bir operasyona destek vereceklerini ancak sivil zayiata karşı tüm tedbirlerin alınacağına işaret ederek “İdlib, neredeyse tamamen El Kaide bağlantılı grupların elinde. Buna sessiz kalamayız. Biz Suriye'nin kısıtlı operasyon yapmasına destek vereceğiz. Mutabakat teröristleri kapsamıyor. Sivil halkın zarar görmemesi için her türlü adımı atmaya hazırız” diye konuştu. 

    ‘ANAYASA KOMİSYONU MESELESİ ÇÖZÜLDÜ’

    Zirveden çıkan önemli bir diğer gelişme ise Suriye’de Anayasa Komisyonu’yla ilgili oldu. Liderler, Suriye Anayasa Komitesi'nin üyeleri üzerinde nihai mutabakat sağlandığına da vurgu yaptı. Rusya Lideri Putin de konuya ilişkin “Bir zaman sınırlaması ortaya koymak istemiyorum ama bu süreci hızlandırmak lazım. Savaştan para kazanan aşırı gruplar, bu süreci bombalamak isteyebilirler. Ancak Suriyelilerin kendi sorunlarını çözmesi için doğru koşulları sağlamak, bizlere düşüyor” yorumunda bulundu. Üç liderin öne çıkan söz konusu açıklamaları ışığında, Astana ülkelerinin üçlü liderler zirvesini, Maltepe Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Hasan Ünal, Sputnik’e değerlendirdi. 

    ‘SURİYE’NİN DSG’Yİ TERÖR ÖRGÜTÜ KABUL ETTİĞİ DÖNEMDE TÜRKİYE, ABD’YE KARŞI ASTANA ORTAKLARINI YANINA ALDI’

    Prof. Hasan Ünal’a göre, Suriye yönetiminin Türkiye’nin “terör örgütü” kabul ettiği PKK'nın uzantısı PYD/YPG’nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri'ni (DSG) “terörist grup” olarak kabul ettiği bir dönemde Türkiye, ABD’ye karşı yanına Astana ülkeleri ve dolaylı olarak Suriye’yi almış durumda. Prof. Ünal “Tablodan anladığım kadarıyla, Türkiye bu zirveyi, ABD ile yapılan Fırat'ın doğusuna yönelik güvenli bölge mutakabatına yönelik baskı aracı olarak da kullanmış oldu, bence bu başarılı diplomasi yöntemidir. Türkiye’nin bu noktada ABD’ye mesajı ‘Sen benle Ağustos ayında bir mutabakat imzalamana rağmen, YPG’yi silahlandırmaya, onları eğitmeye devam ediyorsun. Hatta onların sözde flamasının olduğu araçlarla kara devriyesi yapıyorsun. Bunlar benim canımı sıkıyor, ben bunları kabul etmem’ mesajı veriyor. Üstelik Türkiye, ABD’ye bu mesajı verirken Rusya ve İran’ı dolayısıyla da Suriye’yi yanına almış oluyor. Türkiye’nin bu duruşunu, Suriye’nin bu önemli hamlesiyle birlikte düşünmek gerekir. Bu gelişmeler, gidişatı değiştirecek gelişmeler olarak düşünülebilir” değerlendirmesinde bulundu. 

    ‘İDLİB’DE ÇÖZÜME GİDİLİRSE, ABD FIRAT’IN DOĞUSUNDA KALMAYA VE TERÖR GRUPLARINI DESTEKLEMEYE DEVAM EDEMEZ’

    Rusya Lideri Putin’in Suriye’ye kısıtlı operasyona yeşil ışık yakan açıklamasını da değerlendiren Ünal “Putin, eğer bu açıklamayı 3 ülke adına yaptıysa o zaman bu Türkiye’nin İdlib politikasında da önemli değişiklik olduğuna da işaret ediyor. Sınırlı bir operasyon ihtimali gerçekleşirse o zaman bu, operasyonun Türk Silahlı Kuvvetleri’nin desteğiyle, parça parça ve oradaki sığınmacıların provoke edilerek Türk sınırına gönderilmesinin önüne geçilecek şekilde yapılacağı anlamına gelir. Böyle bir senaryo son derece olumlu karşılanır. O bölgede Suriye’nin toprak bütünlüğünü koruyan bir çözüm bulunursa, İdlib bölgesine yığılı Suriye güçleri de bir sonraki aşamada Fırat’ın doğusuna yönelir ve YPG üzerindeki baskı artar. ABD ile çatışmaya gerek yok. ABD’ye ‘senin oyunlarının sonuna geldik, Türkiye ve Suriye dolaylı olsa da uzlaştı’ mesajı verilirse bu yeterli olur. Böylece Batılıların artık Türk-Rus ilişkilerini bozmak için kullanmasının da önüne geçilir. Zira, Batılılar sözde kimyasal saldırılar dahil her yola başvurmakta” diye konuştu. 

    ‘TÜRKİYE-SURİYE MUTABAKATI, ÇATIŞMAYA BAŞVURMADAN PYD’NİN SONUNU GETİRİR’

    Prof. Ünal “Fırat’ın doğusuna gelince, burada Türkiye, Suriye, Rusya ve İran’ın ortak bir politika yürüterek Suriye’nin Deyr ez Zor üzerinden, Türkiye’nin ise kuzeyden baskı yapmasını sağlayacak gibi gözüküyor. Böyle olursa, çatışmaya belki gerek kalmayabilir. Zaten Türkiye’yle Suriye’nin uzlaşması demek, Fırat’ın doğusundaki PYD’den bıkmış olan Arap ve Kürt aşiretlerinin Suriye’ye doğru yönelmesi anlamına gelir. Oradaki PYD altyapısı yıkılır, zaten bir takım raporlarda PYD adına Amerika’nın orada yaptığı girişimlerin, devlet kurma çabalarının çökmek üzere olduğu, dikiş tutmadığı işaret ediliyor. Dolayısıyla, Putin İdlib’de uzlaşmaya işaret ederken 3 devlet adına konuşuyorsa bu çok önemli bir başlangıçtır” dedi. 

    ‘YENİ ANAYASAYLA SURİYE’NİN MİLLİ ÜNİTER YAPISININ KORUNMASI ŞART’

    Anayasa komisyonu sürecindeki uzlaşmanın Suriye’nin milli üniter yapısını koruyacak şekilde olmasının önemine işaret eden Ünal “Kötümser senaryoya göre, Türkiye eğer Suriye’de kontrol ettiği ve etmek İstediği toprakların, ÖSO otonom bölgesi olmasını istiyorsa bu Suriye’yi federasyona sürükleyebilir. ABD’nin PYD devleti kurmaya çalıştığı bu dönemde bu ihtimal pek parlak olmaz. Ancak olumlu ihtimale bakarsak, yeni anayasa Türkiye’nin geri adım atmadığını gösterecek şekilde kozmetik düzenlemeler içerir. Böylece Suriye’nin milli üniter yapısından da vazgeçilmez. Ruhani’nin bahsettiği Adana Mutabakatı da tam bu noktada önem kazanıyor. Çünkü olumlu tablo gerçek olursa, Adana Mutabakatı günlerine geri dönülmüş olur” diye konuştu. 

    ‘İRAN VE LÜBNAN’IN GÖZLEMCİLİĞİ BÖLGE ÜLKELERİNİN İŞBİRLİĞİNE EVRİLEBİLİR’

    Zirvenin ardından yayımlanan ortak açıklamadaki “Irak ve Lübnan’ın yeni gözlemciler olarak Astana formatına katılımı memnuniyetle karşılanmıştır” maddesini de değerlendiren Prof. Ünal “Irak merkezi hükümetinin Astana sürecine davet edilmesi, Suriye’nin toprak bütünlüğüne destek verici bir gelişme şeklinde düşünülmelidir. Lübnan’ın katılması da aynı şekilde olumlu sonuçlar verir. Zaten Lübnan’da da çok sayıda Suriyeli sığınmacı var. Bu, bir sonraki aşamada bölge ülkelerinin birlikteliğine gidebilir. Bölgedeki bütün ülkelerin toprak bütünlüğünün korunması ve birbirlerine güvenlik garantisi vermesiyle sonuçlanacak yeni bir dönemin başlangıcı olabilir” dedi.

    ‘GENEL AF ÇOK ÖNEMLİ, TÜRKİYE KONTROLÜNDEKİ SİLAHLI GRUPLAR SURİYE ORDUSUNA DESTEK VEREBİLİR’

    Ünal, Astana ülkelerinin Suriye’ye yönelik insani yardıma ve Suriyeli mültecilerin geri dönüşlerine dair uluslararası konferanslar düzenleme girişimlerinde eşgüdüm yapmada mutabık kaldıklarını açıklamaları üzerine ise “Bu harika bir şey. Türkiye, Suriye’nin toprak ve siyasi bütünlüğüne tam destek vermenin karşılığında da, Suriyeli sığınmacıların ülkelerine geri gönderilmesini isteyecektir. Karşılıklı olarak iki hükümetin Suriyeli sığınmacılarla ilgili isim listeleri değişimini beraberinde getirecektir. Suriye’nin tam bu dönemde genel af ilan etmesi de isabetli oldu. Genel af çerçevesinde Suriyeli sığınmacıların Türkiye tarafından isim listeleriyle Suriye devletine ve dolayısıyla eski evlerine, yurtlarına dönüşlerini temini yolunda önemli bir gelişme olabilir. Genel af öyle şekilde sonuçlar verebilir ki, örneğin İdlib'deki Türkiye’nin kontrolündeki silahlı gruplar, Suriye’nin yapacağı operasyonda Suriye ordusu tarafında katılabilirler. Bölgeyi ve oradaki durumu biliyorlar. Etkili olabilirler. İdlib’in temizlenmesinde onlar da Suriye hükümetine katılabilirler. Nitekim daha önceki Doğu Guta operasyonu ve İsrail sınırına doğru bölgelerdeki operasyonlarda benzeri bir trend vardı. ÖSO birlikleri Suriye ordusuna katılıyorlardı. Bu sürecin, Türkiye'yle koordineli olarak Rusya'nın planı dahilinde yürüdüğüne inanıyorum” diye ekledi. 

    Yazıda ifade edilen görüş ve düşünceler, Sputnik'in görüşlerini yansıtmayabilir.

    Konu:
    Türkiye, Rusya ve İran arasında Suriye mutabakatı (45)

    İlgili konular:

    Rus milletvekili, Erdoğan ve Johnson’un 'Suriye' çağrısını değerlendirdi
    ‘2020’de Suriye Anayasası kabul edilmezse 2021 seçimleri mevcut Anayasa’ya göre yapılacak’
    CHP'li Öztrak'tan 'güvenli bölge' açıklaması: Suriye sınırının Afganistan-Pakistan sınırı gibi olmaması meselesi bu ülkenin bekasıyla yakından ilgilidir
    Suriye lideri Esad, Rus heyetiyle Ankara’daki üçlü zirve ile ilgili hazırlıkları görüştü
    Ruhani: Suriye'nin geleceği Suriye halkına bağlıdır ve kararı onlar vermelidir
    Etiketler:
    Genel af, Deyr ez Zor, Doğu Guta, İsrail, ÖSO, İdlib, Fırat'ın doğusu, Hasan Ünal, Üçlü zirve, Ankara, Anayasa Komisyonu, Anayasa, Beşar Esad, Adana Mutabakatı, Güvenli bölge, ABD, PKK, YPG, Hasan Ruhani, Vladimir Putin, Recep Tayyip Erdoğan, Rusya, Astana, Türkiye, Suriye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın