11:59 22 Haziran 2021
Canlı Yayın
    Görüş
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 1614
    Abone ol

    ABD’nin Biden dönemindeki dış politikasının ana hatlarını ve özellikle Türkiye’yi de içine alan bölgeye nasıl müdahil olabileceğini Siyaset Bilimci Onur Erim, Sputnik’e anlattı. “Obama dönemi ABD’nin tarihinin en fazla ülkede çatışmaya girdiği dönemi oldu” diyen Erim yeniden benzer bir döneme girilebileceğine işaret ediyor.

    ABD’de başkanlığa seçilen Joe Biden'ın Dışişleri Bakanlığı’na getireceği Antony Blinken “Dünyanın tüm sorunlarını tek başımıza çözemeyiz. Diğer ülkelerle birlikte çalışmamız gerek, onların işbirliğine ve aynı zamanda güvenine ihtiyacımız var'' diyerek ülkenin yeni dönem dış politikasının ipuçlarını verir nitelikte bir açıklama yaptı. ABD’nin bu dönemde özellikle Türkiye’yi de kapsayan bölgedeki dış politikasının ne yöne evrileceğini Siyaset Bilimci Onur Erim, Sputnik’e değerlendirdi. 

    ‘Obama dönemi ABD tarihinin en fazla ülkede çatışmaya girilen dönemi oldu’

    Erim, Obama döneminin, her ne kadar İran ve Küba’ya pozitif açılımlarıyla anılsa da aslında ülkenin Amerikan tarihinin en fazla ülkede çatışmaya girdiği dönemi olduğunu anlattı:

    Obama, çok klişe diye söylüyorum, İran ve Küba’yla ilgili pozitif açılımları sebebiyle özgürlükçü, barışçıl gibi gözükse de onun 8 yılı Amerikan tarihinde en fazla ülkeyle çatışmaya girdiği 8 yıl oldu. Buna Birinci Dünya Savaşı dönemi de İkinci Dünya Savaşı dönemi de dahil. Resmi veriler, bu adamın dönemi kadar ülkenin çatışmaya girmediğini gösteriyor.”

    Ulusal İstihbarat Direktörlüğü görevine seçilen Avril Haines'ın Obama döneminde aynı görevde bulunan John Brennan ile birlikte silahlı insansız hava araçlarıyla suikast politikasının belirlenmesinde kilit rol oynadığını hatırlatan Erim “Yani değerlendirmeye başladığınızda, Obama çok mu dünya barışına katkı sağlayan birisiydi yoksa tam tersi miydi, her iki taraftan da ciddi argümanlar var” diye konuştu. 

    ‘4-5 kere iflasını vermiş Trump, ülkeyi şirketi gibi yönetti’ 

    Trump’ın başkanlığı döneminde öne çıkan ‘pragmatik’ tutumuna işaret eden Erim “Trump, ABD’yi şirketi gibi yönetmeye çalıştı. Başarılı olduğu noktalar oldu, çok başarısız olduğu yerler de oldu. Ancak Trump ‘ben bu ülkeyi şirketim gibi yöneteceğim’ dediği zaman korkmak lazımdı. Çünkü hayatında 4-5 kere iflasını vermiş bir iş adamı değerlendirmesinde bulundu.

    ‘Biden başkanlığındaki ABD, 3. Obama dönemi, 5. Clinton dönemi olacak’

    ABD’nin bu dönemdeki politikalarının gidişatını da değerlendiren Erim “Çok fazla söze gerek yok. Bu dönem, çok ciddi bir kısmın dediği gibi, üçüncü Obama dönemi, hatta, daha az bir kısmın söylediği gibi, beşinci Clinton dönemi olacak. Biden politikalarının Obama hatta daha geriye gidersek Clinton politikalarından farklı olacağını ben hiç beklemiyorum” dedi. 

    ‘PYD’yi kalkındıran Obama’ydı, Trump askerleri çekmek için çabaladı’ 

    ABD’nin bu dönemdeki politikalarının Türkiye’yi nasıl etkileyeceğini de anlatan Erim “Bizim son 10 yıldaki en büyük baş ağrımız, ne Mısır ne İsrail ne de Yunanistan… Bize en çok sıkıntı yaratan baş ağrımızı Suriye. Bunun da en önemli ayağı YPG/PYD. Bunları silahlandıran ve kalkındıran da Obama dönemiydi. Evet, Trump devam etti ancak birkaç sene evvel Trump askerlerini çekmek istedi. Hatta birkaç hafta önce, Suriye’deki gerçek asker sayılarının Trump’tan saklandığı ortaya çıktı. Sonuçta, Türkiye açısından Obama, Trump, Biden’ı kapsayan 3 döneme bakarsak, her şeye rağmen, bunlar arasında Türkiye için en ehvenişer olan Trump idi. Trump, her şeyini fazla açık oynadı. Trump, ülkeyi bir noktaya getirmeye çalıştı. Yapabildiğini yaptı, yapamadığı noktalar Biden’la geriye gidecek gibi gözüküyor” diye anlattı.

    ‘ABD, ülke dışındaki hareketlerini yeniden NATO, BM gibi uluslararası kuruluşlar üzerinden yönetmeye başlayacak’ 

    ABD’nin geleneksel politikasının pek çok ana hattının çok uzun süredir değişmediğine vurgu yapan Erim sözlerine şöyle devam etti: 

    “Değişmeyen hususlardan birisi de ABD’nin ülke dışındaki hareketlerini kendi kontrolündeki uluslararası kurumlar üzerinden yapması. Şimdi baktığınız zaman, güya Suriye’de 10-12 NATO ülkesinin dahil olduğu bir koalisyon gücü var. Ancak orada Amerikan varlığından başka bir şey gözükmüyor. Trump işte buna çok taraftar değildi. 

    Muhakkak ki Biden’ın dönemi çok daha fazla geleneksel Amerikan metotları ve söylemleriyle dolu olacağı ve müesses nizama geri dönüleceği düşünüldüğü için ABD, NATO, BM gibi kuruluşlar üzerinden dış ülkelerdeki hareketlerini yapmaya yeniden başlayacaklar. Türkiye’nin ABD tarafından Trump dönemine göre Biden döneminde bu kurumlar üzerinden biraz daha değerli görüleceği bir dönemin de önü böylece açılacaktır.

    Tarih tekerrür edecekse, yine bir ihtimalle ABD’nin, Obama döneminde olduğu gibi, dünya tarihinde ülkesi dışında en çok çatışmaya girdiği, rejimler değiştirmeye kalktığı bir döneme girebiliriz.

    Yazıda ifade edilen görüş ve düşünceler, Sputnik'in görüşlerini yansıtmayabilir.

    İlgili konular:

    Bild: Biden, Kuzey Akım 2'yi toprağa gömebilir
    Filistin'in Ankara Büyükelçisi: Normalleşme treni Biden döneminde de durmayacak
    Joe Biden kabinesini açıkladı
    Biden: Trump hakkında soruşturma açtırmayacağım
    ‘Türkiye için ‘Trump mı yoksa Biden mı daha iyi’ sorusunun cevabı ABD’nin küresel ve bölgesel çıkarlarına bağlı’
    Etiketler:
    Koalisyon güçleri, BM, NATO, dünya barışı, kabine, Avril Haines, Antony Blinken, İkinci Dünya Savaşı, Birinci Dünya Savaşı, Çatışma, Savaş, müdahale, Dış politika, Onur Erim, YPG/PYD, Küba, İran, Suriye, Donald Trump, Joe Biden, Barack Obama, Türkiye, ABD, Elif Sudagezer
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın