02:22 17 Eylül 2019
Canlı Yayın
    Oyuna Devam

    Anayasa profesörü Teziç: Türkiye'de başkancı anlayışla otoriter bir rejim olacak

    Oyuna Devam
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 74
    Abone ol

    RS FM'de 'Enver Aysever'le Oyuna Devam' programının konuğu olan Anayasa Profesörü Erdoğan Teziç, anayasa değişikliği ile gündeme gelen başkanlık tartışmaları hakkında konuştu. Teziç, "Türkiye'de uygulanacak başkanlık sistemi başkancı anlayışla otoriter bir rejim olacak" dedi.

    Mecliste görüşülecek olan anayasa değişikliğiyle, rejim değişikliğine gidileceğinin altını çizen Teziç, klasik anlamda başkanlık rejiminin uygulanma alanının Amerika Birleşik Devletleri'nde olduğunu söyledi. Latin Amerika gibi ülkelerin oradan esinlenerek yaptığı kurumsal düzenlemeler sonunda rejimlerin otoriter rejime dönüştüğünü ya da darbe ile sonuçlandığına dikkat çeken Teziç, "Türkiye'nin demokratik eğilimleri dikkate alındığında sonucun 'Başkancı' rejim olacağını ekledi.

    'BAŞKANCI REJİM İSTER İSTEMEZ OTORİTERLİĞİ ÇAĞRIŞTIRIR'

    Başkanlık sistemi ile parlamenter sistemi karşılaştırmalı olarak anlatan Anayasa Profesörü Erdoğan Teziç, başkancı rejimin ister istemez otoriter rejimi çağrıştıracağını söyledi. "ABD anayasal planda sert kuvvetler ayrılığına ve kuvvetlerin bağımsızlığına dayanmaktadır ama bu ayrılık temelde kuvvetlerin eşitliğine bağlıdır. Başkanlık rejimindeki kuvvetlerin eşitliği, bunun altını çizerek söylüyorum, hukuki bir eşitliktir. Siyasi açıdan başkanlık rejimi yürütmenin yasamaya üstünlüğüne yol açmaktadır. Bu üstünlük nedeniyle rejim başkanlık olarak adlandırılmaktadır. Başkanlık rejimindeki kuvvetlerin bağımsızlığı organların yapısında, işlevinde ve ilişkisinde kendini gösterir. Her organın oluşması, ortaya çıkması birbirinden ayrıdır. Ayrı seçimlerle gelirler. Seçim mekanizması organların her biri için ayrı ayrı kullanılmaktadır. Yasama organı genel oyla halk tarafından seçilir. Yürütme yetkisini kullanan başkan da yine halk tarafından ayrı bir seçimle göreve gelmektedir. Başkanlık rejiminde yürütme parlamenter rejimden farklı olarak yasama organındaki çoğunluğun içinden çıkmamaktadır. Aradaki en önemli temel farklılık burada kendini gösteriyor. Organların işlevlerindeki bağımsızlığa gelince, her organ bir faaliyetle sınırlıdır. Parlamento kanun koyar ama uygulamasına katılmaz. Organların ilişkilerinde de bağımsızlık vardır. Birbirlerini etkilemezler" dedi.

    'TÜRKİYE'DE PARTİ REİSİ SİSTEMİ HÂKİM'

    Başkanlık tartışmalarında esas üzerinde durulması gerekenin yargı bağımsızlığının olduğunu söyleyen Teziç, Amerika Birleşik Devletleri'nde bunun gerçekleşmiş olduğunu vurguladı. "Amerika Birleşik Devletleri'nin sert kuvvetler ayrılığına dayalı olmasına rağmen siyasi partilerin yapısı serbest partiler olmalarıdır. Yani parti disiplini içerisinde hareket etmezler. Bu koşullar Türkiye'de mevcut değil. Herkes parti başkanını takip ediyor ister istemez. Partilerin serbest parti olması bizde işleyecek gibi değil. Amerika Birleşik Devletleri'nde katı bir disipline tabi olmuyor partiler. Anayasal planda yasama ve yürütmenin birbirinden bağımsız olmaları, uygulamada birbirine müdahale edememe olmalarını sağlayabiliyor. Bu durum Amerika Birleşik Devletleri'nin siyasi hayatının özelliklerinden kaynaklanıyor. Bu bakımdan da başkanlık rejiminin başka ülkelerde klasik biçimde uygulanması aynı sonuçları vermiyor." dedi.

    'BAŞKANLIK REJİMİ BİR ANAYASA MÜHENDİSLİĞİ GEREKTİRİR'

    Neden başkanlık rejimi arayışına girdiğimiz sorulduğunda tarihten bir örnekle yanıt veren Anayasa Profesörü Erdoğan Teziç, "Meşhur Fransız kamu hukukçusu Georges Vedel, ‘Parlamenter rejimler başarılı olduğu takdirde anayasayı gereksiz kılar. Başkanlık rejimi ise anayasanın ürünüdür' demiştir. Başkanlık rejimi bir anayasa mühendisliği gerektirir. Bu anayasa mühendisliği iki rejim arasındaki temel farklılıktır. Parlamenter rejimde, hükümet ve parlamento çoğunluğu aynı partiye aittir. Ve aynı görüşteki kişiler yer alır. Başkanlık rejiminde yürütme ve yasama ayrı partilerde olabilir. Kişilerin kurumsal ortaklığı mevcut olmayabilir. Başkanlık rejiminde bakanlar ve başkan parlamento üyesi değildirler. Başkanlık rejiminde yürütmenin üstün bir organ olmasına karşılık, parlamenter rejimde yürütmenin tabi, bağımlı bir organ olduğu söylenemez. Zira her iki halde de en önemli unsur yürütmedir. Şu farkla ki; parlamenter rejimde yürütmenin otoritesi parlamento içindeki çoğunluğun içinden çıkmasıyla sağlanmaktadır. Başkanlık rejiminde ise yürütmenin üstünlüğü anayasa hükümlerinden ve başkanın genel oy ile halk tarafından seçilmesinden kaynaklanmaktadır." dedi.

    'REFERANDUM DEMOKRASİNİN GEREĞİ DEĞİLDİR'

    Türkiye'nin demokratik altyapısından kaynaklı olarak yeni gelen başkanlık sistemiyle güçlü bir sisteme kavuşamayacağına dikkat çeken Teziç, yapılması planlanan referanduma ilişkin olarak, "Referanduma demokratik bir mekanizma olarak bakabilmek mümkün değildir. Referandum için kullandığınız araçlar çok önemli. Bunlar serbestçe kullanılabiliyor mu? Türkiye gibi bir ülkede böyle genel oya dayalı halk oylamalarıyla bir sonuca ulaşmaya sıcak bakılmaz. Cumhurbaşkanı daha önce ‘Bulun 330'u ben geri kalanını hallederim' demişti. Bu halk için daha hakaretamiz bir tabir olabilir mi?" dedi. Anayasa Profesörü Erdoğan Teziç, " Referandum için sivil toplum kuruluşlarının rolü çok büyük. Bu da bir kamuoyu meselesi. Kamuoyunun diri tutulması lazım. Bu tip oylamalar yapıldığı zaman konular üzerinde tartışmaların yapıldığı bir ortamın bulunması gerekiyor. Bizim bunu gerçekleştirebilmemiz mümkün değil. Halkın neye evet neye hayır diyeceğini bilmesi mümkün değil, sandıktan çıkan sonuç nasıl inandırıcı olabilir?" şeklinde konuştu.

    Etiketler:
    başkanlık rejimi, referandum, Erdoğan Teziç, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın